Murat Bener: Dünyada Türk tersaneciliği diye bir gerçek var

Yeşim Yeliz Egeli

Beşiktaş Grup bünyesinde yer alan Beşiktaş Tersanesi Genel Müdürü ve şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Murat Bener ile şirketin gelişim süreci, yeni tersane yatırımları, rekabet koşulları ve denizci gençlerin sektördeki yerleri hakkında bir söyleşi yaptık

Kendinizi kısaca okuyucularımıza tanıtabilir misiniz?

Üniversitede Finans Bankacılık bölümünde okuduktan sonra ilk olarak 1996 yılında Beşiktaş Denizcilik’te işe başladım. Daha sonrasında firmanın farklı gemi inşa projelerinde sorumluluklar aldım ve 2000 senesinden sonra çok aktif inşa yatırımlarına giren denizcilik tarafının yeni inşa müdürü olarak tersaneyle ilintili konulara girdim. Daha sonra tersane yatırımına başlandı ve Yalova’ya geçtik. Beşiktaş Tersane kurulduğundan beri de buradayım. Şu ânda hem yönetim kurulu üyesiyim hem de genel müdürlük görevini yürütüyorum. Diğer iştiraklerde de yönetim kurulu üyeliklerim var. 

Beşiktaş Grup’un kuruluşu, gelişimi ve işleyişini kurumsal açıdan açıklar mısınız?

Beşiktaş Grup hâlihazırda iki ana alanda faaliyet gösteren bir kuruluş. Kurumun temeli olan denizcilik şirketi, geçmişi ve bugünüyle kendi sektöründe saygın ve bilinen bir marka hâline gelmiş durumda. Diğer ana faaliyet alanı ise tersane sektörü. Bu iki ana faaliyet alanı haricinde, farklı zamanlarda alınan stratejik kararlar doğrultusunda çeşitli iştirak yatırımları da mevcut.

İki ana faaliyet kolundaki işletmelerde operasyonlar birbirinden bağımsız olsa da yönetimi ortak. Bu nedenle kurumsal kültür ve stratejik planlama ortak bir çerçevede yürütülüyor. Grup şirketleri arasındaki dayanışma ve fikir alışverişi ise şeffaf bir şekilde sürdürülüyor. 

Tersane faaliyetlerindeyse Beşiktaş Tersanesi ile başlayan ve sonrasında Art Tersanesi ile Park Tersanesi’nin de eklenmesiyle büyüyen organizasyonumuzda, süreçler, değerlendirmeler ve personel politikaları gibi operasyonel konular büyük ölçüde birbiriyle uyumlu.  Beşiktaş Tersanesi ve iştirak tersanelerinde toplam çalışan sayısı 900 kişi. Düzenli olarak çalışan alt yüklenici sayısı ise ortalama 2200 kişi.

Beşiktaş Tersanesi, kurulduğu dönemde faaliyetlerinin yarısını gemi inşası, diğer yarısını ise gemi tamiri olarak planlamıştı. Bu süreçte, gemi inşa tarafında yedi adet gemi teslim ederken, gemi tamir tarafında ise 150 adet gemi tamiri gerçekleştirdiğimiz bir dönem yaşadık. Ancak kaynak planlaması tersane yönetimi ve iş emniyeti süreçleri açısından oldukça zorlu bir dönemden geçtiğimizi göz önünde bulundurarak, 2015 yılından itibaren yeni inşa faaliyetlerimizi kademeli olarak azalttık ve bu alandaki çalışmalarımıza tamamen son verdik.

Türk gemi-yat inşa endüstrisinin gemi bakım onarım faaliyetlerinde gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Beşiktaş Grup tersaneleri bu anlamda nasıl bir katkı sunuyor?

Türk gemi ve yat inşa endüstrisinin gelişimi ile ilgili bir soruya yanıt verebilmek için öncelikle bu iki alanı birbirinden ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Türk gemi inşa endüstrisi, özel maksatlı gemiler ve römorkörler söz konusu olduğunda hâlâ uluslararası pazarda teklif aşamasında değerlendirilen önemli bir oyuncu konumunda. Ancak, döviz kuru dalgalanmaları ve verimlilik baskısı nedeniyle rekabetçi fiyatlandırma konusunda yaşanan zorluklar, yeni kontrat sayılarında bir düşüşe neden oluyor.

Yat inşa endüstrisi ise özellikle pandemi sonrası aldığı siparişler ve inşa edilen teknelerle, dünyadaki en önemli inşa merkezlerinden biri olduğu konumunu da pekiştirmiş durumda.

Gemi bakım ve onarım faaliyetlerinde ise Türkiye, Çin’den sonra tartışmasız en aktif ikinci ülke konumuna yükseldi ve pazar payını artırarak bu durumunu net hâle getirdi. Beşiktaş Tersane A.Ş., Art Tersane A.Ş. ve Park Tersane A.Ş. de sahip oldukları toplam yedi adet havuz ile bu anlamda Türkiye’nin gelişen tersanecilik pazarında önemli bir paya sahip.

Murat Bener

Beşiktaş, tersane faaliyetlerinde pandemi sonrasına denk gelen geçtiğimiz 3 yılı nasıl geçirdi? Bu dönemi artıları ve eksileriyle değerlendirebilir misiniz?

Tamir faaliyetlerinin ana fonksiyonu gelen armatör firmanın öngördüğü ve tariflediği işlere iş gücünü sağlamak. Gerekli durumlarda mühendislik katkısını yapmak ve işi mümkün olan en çabuk ve en kaliteli şekilde bitirmek. Nihayetinde piyasadan çok farklı işler yapmıyoruz.  Beşiktaş Tersanesi, altyapısıyla, mühendislik çözümlerini sunabilecek kadrosuyla, yaptığı işlerdeki kalitesiyle ve teslimat sürelerine uymasıyla dönem içerisinde ayrışarak bir noktaya ilerlemiş bir kurum.

2022 ve sonrasında süregelen güçlü Türk Lirası politikası, satış ve fiyatlandırmanın Amerikan Doları bazlı olması ancak ana maliyet kalemi olan işçiliklerin Türk Lirası bazlı ödenmesi, sektördeki tüm kurumları verimlilik ve maliyet azaltma konusunda daha planlı ve akılcı süreçler izlemeye yönlendirdi. Bir yandan müşterilere yapılan fiyatlamalarda zorunlu artışlar gerçekleştirildi. Ancak bu artışlar, rekabet koşulları nedeniyle belirli tavan seviyelerinde sınırlı kaldı.

Diğer yandan, maliyet yapısındaki verimsizlikler üzerine yoğunlaşıldı. Bu çalışmalar, hemen hemen tüm tersanelerde gerçekleştirildi ve bazı durumlarda, tersane departmanları arasında bu verimsizliklerin giderilmesine yönelik ortak çalışmalar düzenlendi. Süreç standartları belirlendi ve sektörün kendi problemlerine çözüm bulması amacıyla gerçekleştirilen bu tür iş birlikleri, firmaların birbirini daha iyi anlamasını sağladı.

2023 ve 2024 yılları, Beşiktaş Tersanesi için oldukça önemli iki büyük projenin hayata geçirildiği dönemler oldu.

Öncelikle, iştirakimiz olan Park Tersanesi, modern altyapısı ve bir adet panamax yüzer havuzu ile faaliyete başladı. Dünyada gemi boyları büyüdüğü için bu tip büyük havuz boylarına olan ihtiyaç da giderek artıyor. İkinci ve benim bugüne kadar en heyecan verici bulduğum proje ise Singapur’dan satın alınan, iç genişliği 70 metre, boyu 345 metre olan yüzer havuzun tersane bünyesine katılması, Türkiye’ye getirilmesi ve operasyona alınmasıdır. Nisan ayı içinde tamamlanarak yerine yerleştirilecek olan bu havuz, ülkemiz için de stratejik öneme sahip bir mega yapı niteliğinde. Havuzumuz; petrol platformları, Türkiye’nin sahip olduğu sondaj gemileri, FSRU üniteleri ve yolcu gemileri gibi ağır kaldırma kapasitesi gerektiren her türlü yapıyı içine alabilecek teknik kapasiteye sahip.

Bu projeyi nisan ayında tamamladığımızda, Beşiktaş Tersanesi, mevcut 58×382 metrelik yüzer havuzunun yanına, 70×345 metrelik bu yeni havuzu konumlandırmış olacak. Ayrıca, 85 bin ton kapasiteli bu havuzun tersaneye katılmasıyla birlikte, Beşiktaş Tersanesi'nde bulunan 285 metrelik yüzer havuz, Park Tersanesi’ne transfer edildi. Bu projeler tamamlandığındaysa gemi tamir grupları arasında ilk 5 içerisinde olacağımızı tahmin ediyorum.

Yapay zekâ teknolojilerinin işinize yansımalarını insan ve iş temelli olarak değerlendirebilir misiniz?

Yapay zekâ ile ilgili soruların her sektörde ve her kademedeki yöneticilere yöneltildiği bir dönemde olduğumuz aşikâr. Bu, günümüzün popüler sorularından biri hâline gelmiş durumda. Açıkçası, bu konuyu teknik anlamda derinlemesine değerlendirebilecek bilgi birikimine sahip olmadığımı düşünüyorum. Elbette, alt süreçlerde yapay zekâdan faydalandığımız ya da gelecekte sağlayacağımız bazı örnekler mevcut. Ancak, büyük ölçüde emek yoğun ve karmaşık süreçleri içeren gemi onarım faaliyetlerinde otomasyon, yapay zekâ ve robotik gelişmelerin biraz daha geriden geleceğini varsayıyorum.

Raporlama ve süreç kontrollerinde yazılım tabanlı gelişmeler elbette mümkün ve gerekli. Ancak, bunların yapay zekâ uygulamalarının dışında bir konu olduğunu düşünüyorum.

Yalın üretim ve verimliliği artırıcı teknikler üzerine çalışmalar yürütüyor musunuz?

Sanayi ve mühendislik içerikli, çok bileşenli uygulamalarda yalın üretim tekniklerinin verimliliği artırıcı ve standartları yükseltici bir etki sağlayacağını düşünüyorum. Ancak, bu konsantrasyonun, tersane içindeki lojistik ve hizmetlere odaklanarak, ara iş kademelerini ve süreçlerini yönetmeyi hedefleyen bir yapıda gerçekleştirilmesi gerektiğini değerlendiriyorum. Yani bütünden detaya değil, detaydan bütüne giden bir yaklaşımla ilerlenmelidir.

Bu konuda dışarıdan alınan danışmanlık hizmetleri formatında bir çalışma yürütmesek de kendi iç işleyişimizde süreç iyileştirmeleri ile ilgili somut ilerlemeler kaydettik. Bu çalışmaların daha üst düzeyde yoğunlaştırılmasının fayda sağlayacağını düşünüyoruz.

Üretim süreçlerinde standart sağlanması ve kalite açısından işletmenizi nerede konumlandırıyorsunuz?

Gemi tamir alanında tercih edilen önemli tersanelerden biri olmak sadece lokasyon, altyapı ve rekabetçi fiyatlandırma ile mümkün değildir. Dünyanın önde gelen firmalarının bizleri tercih etme sebepleri arasında en önemli unsurlardan biri kalite, diğeri ise süreç standardizasyonudur.

Üretim süreçlerinizde standartlaştırabildiğiniz her adım, beklenmedik sürprizleri ortadan kaldırır. Sürekli tekrar ettiğiniz süreçlerin içinde kontrol edebildiğiniz detaylar ise kaliteyi artırır. Her iki alanda da belirli bir standardı yakaladığımızı düşünüyoruz. En azından, tekrar eden müşteri profilimiz dikkate alındığında bu durum açıkça görülüyor. Ancak, sektör olarak hep birlikte bu seviyeleri daha da yukarı taşımamız gerektiği de aşikâr.

Özetle, bu sektörde faaliyet gösteren tüm kurumlar, Tuzla ve Yalova’daki toplam 60 bin kişilik iş gücünü paylaşarak ve döndürerek kullanmakta. Bizi güçlü kılan ve Batı Yarımküre’de gemi tamiri için en önemli merkezlerden biri hâline getiren unsur, bu ortak iş gücü. Sektörün tüm paydaşlarının hem iş emniyeti hem de kalite anlamında kendilerini daha da geliştirmesi, hepimiz adına ortak bir fayda sağlıyor.

Altınova ve Tuzla Tersaneler Bölgelerini bölgesel gelişme ve kümelenme açısından kıyaslarsanız nelerden bahsedebilirsiniz?

Altınova Tersaneler Bölgesi'nin göreceli olarak yeni kurulmuş olması hem avataj hem de dezavantaj sağlıyor. 

Yeni olması nedeniyle, tersaneler daha geniş alanlara yayılmış, daha uzun deniz cephelerine sahip olmuş ve ağır sanayinin gereksinimleri doğrultusunda lojistik ve teknik alanların yeterliliği açısından Tuzla tersanelerine göre daha avantajlı bir konum kazanmış durumda.

Ancak, bölgenin yeni olması nedeniyle bazı altyapı problemlerine de çözüm üretilememiş durumda. Özellikle Yalova’nın büyükşehir belediyesi statüsünde olmaması, ilçe belediyesinin altyapı bütçesinin tersanelerin ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırmaktadır. Tuzla ise oturmuş altyapısı ve güçlü büyükşehir belediyesi desteği sayesinde bazı hizmetleri daha kolay alabilmekte.

Öte yandan, Tuzla Körfezi içinde kapasite artırım imkânları oldukça sınırlı. Yıllar içinde bölgede yapılan yatırımlar artık doyma noktasına ulaştı. Yalova ise içbükey (konkav) deniz cephesi uzunluğu sayesinde yeni yatırım imkânları sunuyor. Ayrıca, gemi inşa ve tamir sektörünün kurucu merkezi olan Tuzla’ya yakın bir konumda olması, her iki bölgenin ortak hareket etmesine olanak da sağlıyor.

Her iki bölgede yerleşik tersaneler, günümüzün gerekliliği olan temiz üretim teknikleri konusunda farklı çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar hem bağımsız olarak hem de bilgi paylaşımı yoluyla sürdürülüyor. Ağır sanayinin ve gemi inşa-tamir sektörünün gerçeklerini yok sayarak sunulan teorik ve gerçekçi olmayan yaklaşımlar yerine, doğaya saygılı üretim metotlarını uygulama çabalarıyla somut adımlar atılıyor. Özellikle gemi tamir alanında, raspa uygulamalarında maksimum tedbirleri alarak ilerlemek hepimizin önceliği. Kademeli şekilde su raspasına geçiş, yağmur ve yıkama sularının kontrollü ayrıştırılması gibi konularda aktif çalışmalar yürütüyoruz.

Sanayi bölgelerindeki altyapı yatırımlarını yeterli buluyor musunuz? Bu konudaki beklentileriniz nelerdir? Beşiktaş Grup olarak bu konuda çalışmalar yürütüyor, yatırımlarda bulunuyor musunuz?

İstihdam, ihracat ve ciro açısından niş bir sektörün paydaşı olsak da ekonomik katkının yalnızca mali değerlerle ölçülemeyeceğini belirtmek isterim. Gemi inşa ve bakım sanayi, sağladığı istihdam ve diğer sektörlere sunduğu katkılar açısından büyük bir öneme sahip. Türkiye'nin son dönemde gerçekleştirdiği, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, Marmaray ve Avrasya Tüneli gibi önemli altyapı yatırımlarında tersanelerin katkısı büyük. Savunma sanayii projeleri kapsamında geliştirilen yüzer platformlar ise Mavi Vatan doktrini açısından stratejik öneme sahip. Kaynak, konstrüksiyon ve çelik işleme gibi büyük ölçekli projelerde, sektörümüzde istihdam edilen uzmanlardan faydalanılıyor.

Bugün itibarıyla, üç ayrı marka altında yürüttüğümüz operasyonlarımızda verimlilik odaklı adımlar atmayı planlıyoruz.

Mesleki eğitim sağlayan teknik okulların çıkardıkları mezunlar sektörünüz için gerekli iş gücünü karşılıyor mu? İş başı eğitim konusunda nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?

Meslek liseleri ve teknik okullar, yalnızca bizim sektörümüzde değil, genel olarak tüm sektörlerde önemli bir sosyal sorun. Üretim ve hizmet sektörlerinde en büyük ihtiyaç olan ara eleman ihtiyacını karşılayan bu kurumlar, her şehirde açılan üniversiteler nedeniyle zayıflamış durumda. Birçok mühendis var etrafta belki de aslında mühendis olmaması gereken gençler. Belki de bazılarının tekniker olmaları gerekiyor. Ancak, aile baskılarından sosyal statü gereği mühendis olmayı seçiyorlar. Yeni nesil ayrıca çok doğal olarak bu ağır sanayide çalışmak da istemiyor. Belki masa başı bir iş istiyor. Saygı duyuyorum. Kötü hava şartlarında sahada, fiziki olarak çalışacağı bir iş istemiyor. Özellikle ara kademede insan bulmak zor. Ancak bu durumun, öğrencilerin kapasiteleriyle ilgili olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu kapasiteyi artırmak, sektör temsilcileri olarak bizlerin sorumluluğunda. Eğer teknik eğitimin yetersiz olduğunu söylüyorsak, öncelikle bizlerin bu konuda ne yaptığını sorgulamamız gerekir.

Mesleki okullarla sürekli iletişim hâlindeyiz. Stajlarda devamlılık sağlamak istiyoruz. Bu doğrultuda insan kaynakları politikalarımız var. Bu anlamda mezun olan öğrenciler de genellikle bizde kalmayı tercih ediyor.

İş başı eğitim programları düzenlemek ise bizim için kolay değil. Çünkü çok tehlikeli iş sınıfında faaliyet gösteriyoruz ve 18 yaş altındaki bireylerin tersane sahasında çalışması yasak. Bu nedenle, ilgili bakanlıklarla yapılan yazışmalarda sürecin izin ve sorumlulukları konusunda kesin bir muhatap bulunamıyor, tüm sorumluluk işletmelere bırakılmaktadır. Bu sorumluluğu üstlenmek ise bir tercih meselesi olmaktadır.

Kadın istihdamına yönelik ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Bizde kadın çalışanlara yönelik pozitif bir ayrımcılık var ancak saha tarafından çalışan kadın çalışanımız çok yok. Özellikle stajyer seçiminde yüzde 30 kadın öğrenci seçmek bir gereklilik. 

Gemi bakım onarım süreçlerinde gemilerin görev yaptıkları ülkelerin coğrafi şartlara göre hareket ediyor musunuz?

Elbette her ülkede hava şartları, açık havada yapılması zorunlu olan gemi tamir faaliyetlerini etkiler. Süreçleri esnek kararlarla yönetmek ve hava koşullarına uyum sağlamak dışında uygulanabilir bir önlem seti ise mevcut değil. Bazı durumlarda, özel boya uygulamalarının olduğu projeleri kış aylarında almamaya çalışmak gibi stratejiler geliştirilebilir. Ancak, bu durum her zaman yönetilebilir bir konu değil.

Denizciliğin yeşil dönüşümünde öne çıkan alternatif yakıtların gemi inşa sanayisinin geleceğini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

Gemi tamir hizmetlerinde esas olan, armatörün yapılmasına karar verdiği işlerin ve uygulanmasını istediği teknolojilerin, kaliteli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesidir. Yeni teknolojileri takip etmekle birlikte, bizim sorumluluğumuz daha çok uygulama aşamasına odaklanmak. Gemi inşa tarafında ise uzun süredir aktif değiliz. Ancak Türkiye'de bu konuda çok ileri teknolojiler ve yenilikçi yaklaşımlar geliştiriliyor. Projeleri başarıyla tamamlamış ve gurur kaynağımız olan tersaneler mevcut.

Türk tersanelerini dünya genelindeki sektör temsilcileri açısından önde gelen tercih merkezlerinden birisi olarak görüyor musunuz? Beşiktaş Grup bu alanda hangi konumda yer alıyor?

Süveyş Kanalı'nın batısında bir tamir istasyonu konusu gündeme geldiğinde, Türkiye bu alanda önemli bir konumda yer alıyor. Tuzla ve Yalova'da yerleşik tersanelerin belirli bir kültüre, tecrübeye ve kapasiteye sahip olması, ayrıca ortak kullanılan büyük ölçekli iş gücü sayesinde oluşmuş bir durum söz konusu.

Dünyada Türk tersanecilik geleneği kavramından bahsetmek mümkün müdür bilemem, ancak Türk tersanecilik gerçeği kesinlikle var. Türkiye; küçük tonajlı özel amaçlı gemi inşasında, gemi tamirinde ve yat inşa sektöründe kendini kanıtlamış bir ülke. Beşiktaş Tersanesi ve iştirakleri de bu pazarın önemli paydaşları arasında. Bünyesindeki yedi havuz ile yılda yaklaşık 300 gemi tamiri gerçekleştiren organizasyon, dünyanın önde gelen gemi tamir merkezlerinden biri.

Murat Bener

Arktik bölgelerde görev alabilen buz kırıcı özellikli gemiler gibi aşırı iklim koşullarına dayanıklı gemilerin inşası konusunda Türk tersanelerini yeterli buluyor musunuz?

Doğru dizayn edilmiş ve tüm detayları düşünülmüş her türlü gemi, Türkiye'deki tersanelerde inşa edilebilir. Boyutlar büyüdükçe ne kadar rekabetçi fiyatlarla üretilebileceği ayrı bir soru işareti olsa da kapasite açısından herhangi bir sorun bulunmuyor. Teknik kapasite ve tasarım kabiliyeti açısından Türkiye yeterli altyapıya sahip. Dört adet Polar Ice Class gemisini inşa eden ekibin bir parçası olarak, bu tecrübenin Türkiye'de bulunduğunu net bir şekilde söyleyebilirim.

Yüksek mühendislik gerektiren LNG ve gaz taşıyıcıları, açık deniz destek gemileri ve petrol platformları montaj gemileri gibi projeleri yürütürken karşılaştığınız en büyük teknik zorluklar nelerdir?

Operasyonel ihtiyaçları tam olarak anlaşılmadan başlanan gemi inşa projelerinde, belirli bir aşamaya kadar bazı süreçler ezbere ve talimatlara bağlı şekilde yürütülüyor. Bu noktada, tarafımıza iletilen tasarımın doğrudan uygulamaya alınması gibi bir durum söz konusu oluyor. Ancak armatör ekipleriyle birlikte geçirilen zaman arttıkça, ilk tecrübesizlikler aşıldıkça ve operasyonel ihtiyaçlar daha net kavrandıkça, proje daha rahat ilerleyebiliyor.

Özetle, her projede en zor olan konu projeyi anlamaktır. Diğer teknik detaylar ise süreç içerisinde yönetilmekte ve çözüme kavuşturuluyor.

Beşiktaş Tersanesi’nin gelecek hedefleri nelerdir? Yakın zamanda yeni projeler ya da işbirlikleri görecek miyiz?

Beşiktaş Tersanesi, Art Tersanesi ve Park Tersanesi'nin en önemli hedefi, güçlü altyapılarını ve insan kaynaklarını sürekli geliştirerek mevcut operasyonlarını en verimli şekilde sürdürülebilir kılmak. Bunu yaparken, iş sağlığı ve güvenliği standartlarını en üst seviyeye çıkarmak ve çevresel etkileri en aza indiren bir operasyon yürütmek temel prensibimiz.

Güncel gelişmeler kapsamında, Beşiktaş Tersanesi'nin elektrik tüketimini karşılayan Güneş Enerji Santrali devreye alındı. Art Tersanesi ve Park Tersanesi için de bu yöndeki çalışmalara devam ediyoruz.

Murat Bener için en denizci ülke hangisidir?

Denizcilik ruhu anlamında soruyorsanız benim gözümde bu ülke Danimarka’dır. Armatörlük anlamında soruyorsanız Yunanistan. 

Son olarak denizcilik alanında eğitim gören gençlere ne tavsiye edersiniz?

Emek ve yürek en önemli şey. Bunları ortaya koyduktan sonra mesleğinizi de öğrenirsiniz ve çabuk ilerlersiniz. Çok geniş yelpazeli bir konu gemi inşa. Statiğinden elektroniğine her şeyini öğrendiğin bir dal. Pek çok mühendislik fakültesine göre opsiyonu daha geniş bir alan. Çok emek yoğun bir iş. Son dönemde yat endüstrisinin de gelişmesiyle birlikte tercihler daha çok bu alanda. Daha rahat bir iş olsun istiyorlar. Temiz bir iş ortamı olsun istiyorlar. Gemi inşadan mezun olan birisinin ilk 5 senesinde emeğini vermeye hazır olması gerekiyor.  Ondan sonra rahatlıyor. İddialı bir yorum olabilir ancak ben 5 senelik bir mekanik mühendisiyle 5 senelik bir gemi inşa mühendisinin elde edeceği birikimin, hayat görüşü ve sosyalleşmenin çok daha farklı seviyelerde olacağını düşünüyorum. Çok uluslararası bir meslek. Opsiyonu çok fazla. O nedenle işten kaçmamaları lâzım.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Bunu Paylaşın