Ana sayfa Yazarlar Gökhan Esin Mükemmel farklılaşma

Mükemmel farklılaşma

0
Gökhan Esin
Merkez Bankası kendisinden beklenmeyen bir hamle ile bankalar arasında mükemmel farklılaşmayı yarattı. Atılan
bu adım ekonomiyi nasıl etkiler? Merkez kredi büyümesini arzuluyor ama krediye talep var mı?

Büyümenin öncü verileri olan sanayi endeksi ve perakende satış istatistikleri sonrasında Merkez Bankası’nın kredi hacmi ile ilişkili zorunlu karşılık adımı piyasayı şaşırtmadı desek yalan olur. Ne demek istiyorum? Ağustos sonuna yaklaşırken Merkez Bankası ani bir kararla eskiden yüzde 7 olan zorunlu karşılık (ZK) oranını, kredi büyümesi yüzde 10-20 arasında olan bankalar için yüzde 2’ye düşürdü. Merkezin ZK için ödediği faiz yüzde 13 iken kredi büyümesi olanlar için yüzde 15’e çıkartılırken, diğerleri yüzde 5’e düşüyor. Basit bir hamle gibi görünen bu yaklaşımın çokça etkisi olacak.

Merkez Bankası
“mükemmel farklılaşma”
yarattı!

Öncelikle bu yeni yaklaşım kredi hacmi yüksek banka ile diğerleri arasında paranın maliyeti bakımından mükemmel farklılaşmayı yarattı. Faiz oranının yüzde 19 olduğu varsayılarak yapılan hesaplamada yüzde 1’e yakın maliyet farkı oluşuyor. Yani kredi hacmi yüksek olan bankanın mevduat maliyetleri düşüyor. Piyasadaki oyuncular arasında koşula bağlı maliyet farkı yaratılırsa piyasanın dengesi bozulabilir.

Beklenmeyen bir hamle
yapıldı

Merkez Bankası’nın Temmuz sonundaki faiz indirimi sonrasında ZK oranlarında indirim yapması bekleniyordu ama bunun kredi büyümesi ile ilişkilendirilmesi tahmin edilmiyordu.
Merkez Bankası ZK oranları ile ilgili açıklamayı yaptığı gibi kamu bankalarının hisseleri yukarı tırmandı, çünkü 2 Ağustos 2019 itibarıyla; mevduat bankalarının (dövize endeksli hariç) kredi yıllık artış oranı kamu bankalarında yüzde 15,4, yabancı bankalarda yüzde -8,2, yerli özel bankalardaysa yüzde -4,4…
Merkez Bankası’nın adımı, kredi veren bankaları yani kamu bankalarını mükâfatlandırırken diğerlerini cezalandırdı.

Kredi büyümesini
kim sağlayacak?

Aslında böyle bir havuç-sopa oyunu oynanmadan evvel sorunlu krediler ile ilgili adım atılsa daha anlamlı olabilirdi. Çünkü bu teşvikle riskler artabilir. Bunu azaltabilmek için teminat değerlerinin artırılmasına yönelik olarak ilgili kuruluşun sözlü yönlendirme yapması sürpriz olmaz.
Merkez Bankası bu hamle ile kredi musluklarını açtırmak istiyor ama ne derece talep var!
Aslında krediler hem bankaların iştahı hem de talepteki azalma ile daralıyor. Şöyle ki; 2 Ağustos 2019 itibarıyla kredi yıllık artış hızı yüzde 2, kur etkisinden arındırırsak yüzde 0,8! Bireysel kredilerdeki yıllık daralma yüzde (-)0,9… KOBİ kredilerindeki daralma yüzde (-)7,6! İyi de kredi hacmini yüzde 2 yükselten kim? Kurumsal krediler, yüzde 8,2 yükseldi. Durum ortada, en fazla daralma KOBİ tarafında görülüyor.

2019’un ikinci çeyreğinde
yüzde 1,5-2 arasında
küçülme olabilir

KOBİ’lerdeki daralışı sanayi üretimi ve perakende satışlarından da anlayabiliyoruz. Perakende satışlar yıllık değişimi: Ocak-Mart aralığında yüzde 5,3 azalırken, Nisan-Haziran döneminde yüzde 4,1 düştü. Benzer şekilde, sanayi üretimi yıllık değişimi Ocak-Mart arasında yüzde 5,6 azaldı. Nisan-Haziran dönemindeyse yüzde 3,4 düştü.
Ocak-Mart yani ilk çeyrekte ekonomi yüzde 2,6 küçülmüştü. Yılın ikinci çeyreğindeki sanayi ve perakende değerlerine bakarsak yüzde 1,5-2 aralığında küçülme beklenebilir.

Ekonomik küçülmenin
tetiklediği iki önemli veri…

Bu daralmayı iki veriden daha görebiliyoruz. Ödemeler dengesi ve bankaların dış borç çevirme oranı… 2018 yılının ilk yarısında (Ocak-Haziran) cari açık 31 milyar dolar iken 2019’un aynı döneminde 3,3 milyar dolara indi. Bankalar dış borç çevirme oranı (6 ay hareketli toplam, tahvil dahil) ise, Haziran 2019’da yüzde 95, Ocak 2019’da yüzde 80, Şubat 2018’de yüzde 106 oldu. Bu değer Nisan 2009’da yüzde 76’ydı. Şöyle özetleyelim; dış borç çevirme oranı 100’ün altında kalıyorsa, bankaların dış piyasaya ödediği borçtan daha azını borçlandığını ve bu yolla dış piyasaya para bıraktığını söyleyebiliriz.

Ekonomik büyüme ile ilgili
endişeler Merkez
Bankası’nı etkilemiş mi?

Kanımca evet!! Aslına bakarsak Merkez Bankası’nın ödevi fiyat istikrarı, finansal istikrar, rezervlerini yönetmek vs… Yani ekonomik büyüme ile ilgili bir ödevi yok!
Neyse, “sadece kredi büyümesini destekliyor” diyelim. Merkezin bu adımından ortaya çıkan sonuç şu; Türkiye ekonomisi 2019 yılı sonunda kredi genişlemesi ile büyümeyi hedefliyor. 2018 öncesinde başlayarak 2018’de KOBİ’lere sağlanan kredi paketi ile artan kredi hacminin sonuçları pekte iyi olmadı.
Bu defa durum biraz daha farklı, doğal piyasa faiz oranından daha düşük oranlara inen faiz oranları ile mevduat maliyetinde farklılaşma görüyoruz. Bu durumda tüketici tercihini normalden önceye alarak tasarruf yerine yatırım tercih edecektir. Kaldı ki istenen de bu sanırım. Bu halde tüketim artar, o da hem ithalata olan talebi hem de enflasyonu tırmandırır.
Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi değildir.