MSC’ye çevre ve işçi hakları tepkisi

MDN Editör
  • |

Dünyanın en büyük konteyner taşımacılığı şirketlerinden biri olan İsviçre merkezli Mediterranean Shipping Company (MSC), eski gemilerini Güney Asya’daki gelgit sahillerinde “standart altı ve tehlikeli” koşullarda sökmesi nedeniyle eleştirilerin odağına yerleşti. Belçika merkezli sivil toplum kuruluşu NGO Shipbreaking Platform, MSC’nin bu konuda uluslararası çevre ve işçi hakları standartlarını ihlal ettiğini belirterek, şirketin bu uygulamalarını iyileştirmek için yeterli adımları atmadığını ifade etti.

İsviçre'nin artan tonajı ve tartışmalı gemisöküm uygulamaları

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, İsviçre 2022 yılında, en büyük 25 gemi sahibi ülke arasında yüzde 17’lik tonaj artışıyla birinci sırada yer aldı. Ancak aynı zamanda, tehlikeli koşullarda Güney Asya’daki sahillerde sökülen gemi sayısı bakımından da lider durumda.

2023 yılı rakamları, durumu daha da kaygı verici hale getiriyor. NGO Shipbreaking Platform’un analizine göre, o yıl sökülen 446 okyanus aşırı ticari gemi ve açık deniz ünitelerinin yüzde 85’i (325 gemi), Bangladeş, Hindistan veya Pakistan sahillerinde parçalandı. İsviçre’ye ait son dokuz yılda Güney Asya kıyılarında sökülen 90 gemiden 80’inin MSC’ye ait olduğu belirtiliyor. Daha da geniş bir perspektifle bakıldığında, MSC’nin son 15 yılda bu bölgede söküm için 100’den fazla eski gemi sattığı anlaşılıyor.

Son altı ayda MSC’nin Hindistan’ın Alang plajında dokuz gemiyi söktürdüğü, son iki yılda ise bu sayının 27’ye ulaştığı iddia ediliyor. Bu gemiler arasında MSC Floriana ve MSC Giovanna, İspanyol ve Türk sularından çıkarılarak Avrupa ve uluslararası yasaları ihlal etmiş durumda. Bu yasalar, tehlikeli atıkların OECD ülkelerinden OECD dışı ülkelere ihracını yasaklıyor. Ayrıca, bazı MSC gemilerinin Bangladeş’in Chittagong kentine gönderildiği ve buradaki işçi ve çevre koşullarının Alang’dan daha kötü olduğu ifade ediliyor.

Bangladeş’teki gemisöküm trajedileri

Bangladeş, tehlikeli gemisöküm uygulamaları nedeniyle trajik kazalarla sıkça gündeme geliyor. Örneğin, MT Suvarna Swarajya isimli bir tankerde meydana gelen patlama sonucu altı işçi hayatını kaybetmiş, çok sayıda işçi ise ağır yaralanmıştır.

MSC’nin geçmiş uygulamaları da benzer şekilde eleştirilmektedir. 2009 yılında MSC Jessica isimli geminin Alang’da sökümü sırasında makine dairesinde çıkan yangında altı işçi hayatını kaybetmişti. Daha yakın tarihlerde ise, 2017 yılında MSC Alice, Hindistan’daki bir tersanede sökülürken çevresel zararlar ve güvenlik sorunları gündeme gelmişti.

MSC’nin çevresel girişimleri ve çelişkiler

MSC, gemilerdeki yasa dışı atık ticaretini engellemek için İngiltere Çevre Ajansı ile birlikte Waste Shipment Intelligence Service gibi girişimlere öncülük etse de, NGO Shipbreaking Platform, şirketin bu çabalarının Güney Asya’daki uygulamalarıyla çeliştiğini ifade etti. NGO temsilcisi Jenssen, “MSC’nin yasa dışı atık ticaretiyle mücadele taahhüdünü memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak, MSC’nin aynı zamanda kendi toksik atıklarını Güney Asya sahillerine dökmeye devam etmesi ironik, hatta ikiyüzlü bir yaklaşım” dedi.

MSC’nin geri dönüşüm politikası şu anda yalnızca Hong Kong Sözleşmesi’ne (HKC) dayanıyor. Ancak bu sözleşme, plajda sökümü yasaklamadığı ve tehlikeli atıkların doğru şekilde yönetilmesini sağlamadığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Şirket, kullandığı tersaneleri denetlediğini iddia etse de NGO Shipbreaking Platform bu süreçte “şeffaflık eksikliği” olduğunu savunuyor.

MSC’nin vergi tartışmaları ve sektöre çağrı

Belçikalı STK, MSC’nin İsviçre Federal Vergi İdaresi’ne (FTA) yönelik lobi faaliyetlerini de eleştirdi. Şirketin, İsviçre’de avantajlı bir tonaj vergisi rejimi getirilmesi için baskı yaptığı, bu sayede neredeyse hiç vergi ödememeyi hedeflediği belirtiliyor. Ancak, İsviçre Ulusal Konseyi bu teklifi Mayıs 2024’te reddetti.

NGO Shipbreaking Platform, MSC ve tüm denizcilik sektörüne yönelik çağrısında, operasyonlarını uluslararası çevre ve işçi hakları standartlarına uygun şekilde yeniden düzenlemeleri gerektiğini belirtti. Özellikle, 2050 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, çevresel ve sosyal standartlarda reformun acil bir gereklilik olduğunu vurguladı.

ETİKETLER: , ,
Bunu Paylaşın