Ana sayfa Haberler Deniz Hukuku ve Sigorta ‘Montrö, Lozan’ın devamı ve tamamlayıcısıdır’

‘Montrö, Lozan’ın devamı ve tamamlayıcısıdır’

0
Montrö

Tuğgeneral (E) Dr. Cihangir Dumanlı İstanbul Kanalı Projesi’ni Montrö Boğazlar Sözleşmesi özelinde değerlendirdiği makalesinde, Kanal’ın stratejik ve askeri yönlerinin de dikkate alınması gerektiğinin altını çiziyor

 

2011 yılında ”çılgın proje” olarak tanıtılan ve sadece rant ve siyasi hesaplarla ortaya atılan İstanbul Kanalı Projesi bilimsel bir fayda/maliyet analizi yapılmaksızın ve tüm itirazlara karşın “inatla” yapılmaya çalışılmaktadır.

Proje ile ilgili fayda/maliyet analizi yapılırken konunun ekonomik, ekolojik, şehircilik, sismik yönlerinin yanında jeopolitik, jeostratejik ve askeri bakımdan da ne getirip ne götüreceği dikkate alınmalıdır.

Mevcut durum
Boğazlar’ın uluslararası hukuki statüsü halen yürürlükte olan 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tespit edilmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 1923 tarihli ve Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlayan, güvenliğini tehlikeye sokan Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin yerine, 1936’da değişen uluslararası güvenlik koşullarına göre ve Türkiye ile Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliğini artırmak maksadıyla yine Türkiye’nin talebi üzerine yapılmıştır.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi yapılış amacına uygun olarak iki konuda güvenlik sağlamaktadır:

  • Türkiye’nin güvenliği,
  • Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliği.

Bu güvenlik önlemlerinin neler olduğunu Şubat 2021 tarihli yazımda özetle açıklamıştım.

İstanbul Kanalı açılırsa
İstanbul Kanalı açılırsa önlem alınmadığı takdirde Montrö’nün söz konusu güvenlik önlemleri işlemez hale gelebilecektir. Şöyle ki;

  • Kanal’ın Türkiye’ye bir maliyeti olacağından gemi geçişlerinden ücret talep edilecektir. Gemiler Montrö’ye göre İstanbul Boğazı’ndan ücret ödemeksizin geçme hakkına sahipken Kanal’dan ücret ödeyerek geçmeye nasıl yönlendirileceklerdir?
  • Montrö’ye göre (md.3) “Bütün gemiler Boğazlar’a girmeden önce sağlık merkezlerinde duracaklar Türk kanunlarına uygun olarak sağlık kontrolünden geçeceklerdir. Bulaşıcı hastalığı olan veya bu riski taşıyanlar gemilerden indirilecektir”

Kanal’dan geçen gemilere bu konuda ne yapılacak?

  • Yakıt taşıyan gemiler Boğazlar’dan teker teker geçeceklerdir (Montrö md.9).

Bu gemiler Kanal’dan nasıl geçecekler?

  • Barışta savaş gemilerinin geçişi gündüz yapılacaktır (Montrö md.10).

Bu gemiler Kanal’dan gece geçebilecekler mi?

  • Denizaltılar yüzeyden, gündüz ve teker teker geçeceklerdir (Montrö md.12).

Denizaltılar Kanal’dan geçebilecekler mi? Nasıl?

  • Savaş gemilerinin geçişi 8 gün önce diplomatik yoldan Türk yetkililerine bildirilecektir (Montrö md.13).

Bu kural Kanal için de geçerli olacak mı?

  • Boğazlar’dan geçen savaş gemilerinin toplam tonajı 15,000 tonu geçemez ve aynı anda 9 gemiden fazla geçemez” (Montrö md.18)

Bu gemilerden bir kısmı Boğaz’dan geçerken bir kısmı Kanal’dan geçerse Türkiye’nin güvenliğini sağlayan bu sınırlama anlamsız hale gelmeyecek midir?

  • Boğazlar’dan geçen gemiler uçaklarını uçuramaz” (Montrö md.15) kuralına rağmen Kanal’dan geçen gemiler uçaklarını uçurabilecekler mi? (açık kaynaklardaki bilgilere göre Kanal uçak gemilerinin geçişine uygun olacak).
  • Kıyıdaş ülkelerin güvenliğini sağlamak maksadıyla Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin bu denizdeki tonajları (30 ton) ve kalış süreleri (21 gün) sınırlandırılmıştır. (Montrö md.18) Bu gemiler “biz Boğaz’dan geçmedik, Kanal’dan geçtik, bu sınırlamaya tâbi değiliz” derlerse Karadeniz ülkelerinin güvenliği nasıl sağlanacak?
  • Savaş zamanında Türkiye muharip ise yabancı gemiler düşmana yardım etmemek koşulu ile Boğazlar’dan gündüz geçebilirler”(Montrö md.5).

Düşmana yardım eden gemiler Kanal’dan geçebilecekler mi?

  • “Savaşta muharip devletlerin savaş gemileri Boğaz’dan geçemez (Montrö md.19). “

Bu gemiler Kanal’dan geçebilecekler mi?

  • “Savaşta Türkiye muharip ise geçişler Türkiye’nin takdirine bırakılmıştır (Montrö md.21).”

Bu kural Kanal için de geçerli olacak mı?

Uygulamada benzer diğer sorunlarla karşılaşılacağı olasıdır.

Karadeniz, Rusya’nın hassas karnıdır.  Buradan atılacak bir cruise füzesi Moskova dâhil Rusya’nın maden ve enerji kaynakları ile sanayisinin yoğunlaştığı Avrasya’nın kalpgâhı (heartland) olan bölgeyi vurabilir. Bu nedenle Karadeniz’in güvenliği Rusya’nın hayati ulusal çıkarıdır. Türk Boğazları, Karadeniz’in tek kapısıdır ve Montrö ile emniyete alınmıştır. Bu kapının ikiye çıkartılması ve ikinci kapının statüsünün belirlenmemesi veya Montrö’den daha geri koşullarda belirlenmesi Rusya’yı ve diğer kıyıdaş ülkeleri tedirgin eder.

Kara harekâtı açısından
Projenin kara harekâtı açısından da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Trakya’dan İstanbul’a yönelik taarruzi bir harekâtta İstanbul’un savunulması için Çatalca mevzileri ile Kanal güzergâhının koordine edilmesi, savunma planlarının buna göre güncelleştirilmesi gerekir.

Trakya’dan batıya karşı yapılacak taarruzi harekâtın lojistik desteği ve ihtiyatların intikali İstanbul ve Marmara Bölgesi’nden sağlanacaktır. Lojistik akışın ve ihtiyat birliklerinin intikalleri için Kanal üzerindeki köprülerin açık bulundurulması, bu maksatla hava savunmalarının sağlanması önemlidir.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin ve Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliğini sağlamaktadır. Kanal açıldığı takdirde önlem alınmazsa bu güvenlik önlemleri tehlikeye girebilecektir.

Bu durum özellikle Rusya için geçerlidir. Karadeniz’in ABD/NATO’ya açık hale getirilmesi Rusya’nın güvenliğini doğrudan tehdit eder. Bu durum ABD-Rusya stratejik rekabetinde ABD’ye önemli avantaj sağlar. Kanal, ABD’nin Montrö kısıtlamalarına tâbi olmadan Karadeniz’e girişini kolaylaştırır. Son zamanlarda ABD’nin Batı Trakya’da  (Dedeağaç’ta) üslenmesi bu ülkenin Karadeniz’e ilgisinin arttığını göstermektedir. ABD, Avrupa Kara Kuvveleri eski komutanı Korgeneral (E) Ben Hodges, ‘‘Kara deniz mi kara delik mi” (black sea or black hole?) başlıklı yazısında Karadeniz’de Montrö nedeniyle Rus Deniz Kuvvetleri’nin üstün olduğunu, bunu delecek başka yollar aranması gerektiğini yazmıştır.1 Kanal konusunun ABD’de yeni yönetimin seçilmesi sonrası yoğun olarak gündeme getirilmesi bu açıdan anlamlıdır.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 85 yıldır sorunsuz olarak uygulanan nadir sözleşmelerden biridir. Türkiye bu güne kadar Sözleşme’nin delinmemesi konusunda hassas davranmıştır. İstanbul Kanalı Projesi Türkiye’nin bu geleneksel politikasından sapma anlamına gelecektir.

Montrö, Lozan’ın devamı ve tamamlayıcısıdır. Montrö’yü delmek Lozan’ı delmektir.

Kanal’ın ekolojik, ekonomik, sismik, şehircilik yönünden sakıncaları ilgili bilim insanlarınca dile getirilmektedir. Bu konu da dikkate alındığında iktidar duygusal yaklaşımlara son verip hatalı kararından dönmelidir. Devlet duygularla değil, akıl ve bilimle yönetilir. “Çılgın proje” değil, akıl ve bilime dayalı projeler gereklidir.

Kanal’ın tüm sakıncaları dikkate alınarak demokratik kitle örgütleri, üniversiteler ve siyasi partilerce projeye demokratik yollardan şiddetle karşı çıkılmalı, kamuoyu aydınlatılmalıdır.

Sonuç

  • Böyle bir stratejik yatırıma sadece rant açısından bakmak yanlıştır. Kanal uluslararası hukuku ilgilendiren çok boyutlu stratejik bir konudur.
  • İstanbul Kanalı Projesi’nin başlangıcında ekonomik, ekolojik, şehircilik yönlerinin yanında yukarıda değinilen stratejik ve askeri yönleri de dikkate alınmalıdır.
  • Konu, Karadeniz ülkelerinin güvenliğini yakından ilgilendirdiğinden inşaata başlanmadan Kanal’ın uluslararası statüsü başta Rusya olmak üzere Karadeniz’e kıyıdaş devletlerle yakın işbirliği ile ve Montrö’nün sağladığı güvenlik önlemlerinden ödün verilmeden saptanmış olmalıdır. Aksi halde Rusya ile aramızda yeni bir anlaşmazlık konusu oluşabilir.
  • Kanal’ın yeri, fiziki özellikleri ve statüsü askeri makamlarla koordine edilmelidir.
  • Kanal’ın diğer sakıncaları da dikkate alınarak demokratik kitle örgütleri, üniversiteler ve siyasi partilerce demokratik yollardan şiddetle karşı çıkılmalı, kamuoyu aydınlatılmalıdır.

Kaynakça
1https://cepa.org/the-black-sea-or-a-black-hole erişim, 1 mart 2021

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.