Süreç yasaları kapalı kapılar ardında hazırlanmış, milletin görüşüne açılmadan Meclise getirilmek için son koordinasyonları yapılıyor. Gazilerimiz ise insanca yaşam hakları için Ankara’da günlerdir Güvenpark’ta yatıp Güvenpark’ta kalkıyor.
AKP ve MHP’liler görmezden ve duymazdan geliyorlar; PKK’lıları ya da af yasalarını değil, tabii ki gazilerimizi. Vatan için canını ortaya koymuş gazilerimizi ziyarete gitmeyi bırakın, yanlarından geçmemek için bile yollarını değiştiriyorlar. İYİ Parti başta olmak üzere Zafer Partisi ve Yeni Parti gazilerimize destek vermeye devam ediyor. Gaziler ve şehit aileleri bizim milletimiz için kutsallarımızdır. Sayelerinde vatan ve milletin bekası devam etmektedir. Gazilerimiz ve şehit ailelerimizin böyle bir durumu akıllarından dahi geçirmemeleri için tedbirler çoktan alınmış olması gerekir.
Süreç içinde haberleşmede gizlilik içinde yürütülüyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş partiler arası posta güvercini gibi hareket ediyor. İletişim çarkı; AKP’den kurtulmuş’a, Kurtulmuş’tan DEM’e, DEM’den alçak teröristbaşı Öcalan’a, Öcalan’dan DEM’e, DEM’den Kurtulmuş’a, Kurtulmuş’tan AKP’ye…
PKK dağ kadrosu, DEM tarafından çok umursanmadığı, önemsenmediği ve hatta istenmediği için onlar da duyumlar üzerinden açıklamalar yapıyor. DEM, “Nasıl olsa teröristbaşı Öcalan ne derse PKK buna uyar” öngörüsüyle hareket ediyor. Gerçekte de DEM, PKK’nın bütün kadrolarıyla dağdan gelip siyasete girmesini de istemez. Çocukları Avrupa’da okuyan, Batı kıyılarının en güzel yerlerinde yazlıkları olan, Avrupa’dan giyinen vekilleri olan DEM’liler bu yaşantılarından vazgeçmek isterler mi? Kendilerine göre yeni bir feodal düzenin temsilcileri olmuşlar aslında. Kürt kökenli vatandaşlar ile aralarında dağlar var. O dağları aşıp da onlara dokunmaları mümkün değil. Ama belagat ile bölge insanını kullanmakta üstlerine yok.
Denemekten vazgeçmedi AKP. Daha önce “Eve Dönüş Yasası” ile 2003 yılında denendi. Sonra birinci çözüm süreci ile 2008-2015 arası tekrar denendi. Şimdi üçüncü deneme. AKP, “PKK’ya af” dışında bu konuda bir çözüm üretemedi, belki de misyonu af. Bu konuda göstermiş olduğu çabayı bölgeyi kalkındırma ve ulus devleti bölgede güçlendirme üzerine kurmuş olsaydı, bugün çok daha farklı şeyleri konuşuyor olurduk.
Türk milletinden “sır” gibi saklanan, konuşulması, tartışılması istenmeyen, emrivaki ile millete dayatılacak yasa çözüm olarak sunulacak. Peki, “Çerçeve Yasa” neyi değiştirir, neyi değiştirmez? Yasa, hâlen hapishanelerde bulunan PKK’lılar için bir affı gündeme getirebilir. Özellikle nasıl tespit edileceği bilinmeyen “teröre bulaşmamış teröristlerin” bu aftan yararlanması muhtemel. Böyle bir deyimi Türk hukuk sistemine kazandıran o “büyük aklı” da tebrik etmek isterim. Herhalde dünyada eşi benzeri yoktur. Suça karışmamış terörist…
Benzer hamleler, benzer karşı hamlelerin olmasına neden oluyor. İlk denemede, yani Eve Dönüş Yasası’nda PKK hasta, yaralı veya sakat olan elemanlarını göndermişti. İkinci denemede, yani birinci çözüm sürecinde “Habur Çadır Tiyatrosu” Türkiye Cumhuriyeti tarihine geçmişti.
PKK sempatizanlarının organizasyonu ile davul, zurna ve sloganlar eşliğinde karşılandılar. PKK paçavraları ve Apo teröristini öven sloganlarla yeri göğü inlettiler. Türk askerinin katilleri kahramanlar gibi karşılandı. Mahmur ve Kandil’den gelen grupları savunmak ve serbest bırakılmalarını sağlamak için Diyarbakır, Şırnak, Mardin ve Van Barosuna kayıtlı 45 avukat Habur Sınır Kapısı’na alındı. Sonradan anlaşılacağı üzere aslında avukatlara çok da ihtiyaçları yoktu, çünkü hazırlıklı gelmişlerdi. Yanlarında Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa ve TBMM Başkanlığına hitaben Kandil’de yazılmış, örgütün “Kürt sorununun çözümü” için isteklerinin yer aldığı mektuplar vardı. Çadırlarda kurulan mahkemelerde 34 terörist pişman olmadıklarını beyan etmelerine rağmen serbest bırakıldılar.
Şimdi üçüncü hamle. Nedir bu inat, PKK’yı affetmek için çaba? Anlaşılır ve açıklanır da zamanı değil. Milletten saklanan yasalar ile emrivaki yapılarak topluma dayatılan PKK’lılar.
Dağdaki PKK’lılar nasıl bir yol izler? Bu konuda PKK’da farklı düşünceler olduğunu görüyoruz. Ortak söylem olarak bebek katili “Öcalan’ın özgür çalışma ortamının sağlanması, statüsünün yasada yer alması ve en kısa sürede özgür olması” şart olarak öne sürülüyor.
PKK, bu konuda kafa karışıklığı ve bölünme yaşayabilir. Dağ kadrosundan olan Bese Hozat, Bahoz Erdal ve belki de Karayılan gibilerin mevcut gelişmelere karşı duracağı kesin. Sabri Ok, Mustafa Karasu, Sozdar Avaste, Duran Kalkan, Zübeyir Aydar Avrupa’da yaşama alışkanlığı olan teröristler. Bunlar Avrupa güvencesi verildiğinde kabul edebilirler.
Bizdeki gibi düşünün. Bizde de Avrupa-Amerika görmüş, binalarda yaşayanlar iskarpin-takım elbise giyenler sürece evet diyerek siyasi ikballeri için çaba gösterirken; terörle mücadelede bizzat yer almış, bot ile çelik başlık arasında kalmış olanlar ile bir şekilde devleti temsil adına oranın tozunu yutmuş olanların her şeye rağmen sürece nasıl şiddetle karşı durduklarını görüyoruz.
Türk Milletinin bünyesi bu teröristleri kabul etmeyeceği gibi uygulanması halinde söylendiği gibi PKK’lılara af çıkarda halkın arasına katılırlarsa yeni problemlere de hazırlıklı olunmalı. Çocukları katleden hainlerin her biri ayrı bir tehdit olmayacak mı? Çocukları yakan teröristi çıkarttınız. Ne dedi mitingde; “pişman değiliz!”.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






