Mıgırdiç Aret Taşcıyan’ın açtığı dava reddedildi!

MDN İstanbul
  • |

Mıgırdiç Aret Taşcıyan (MAT)’ın MarineDeal News Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Yeşim Yeliz Egeli’ye karşı açtığı “manevi tazminat davası” da Mahkemece reddedildi. Mahkeme “Gerekçeli Karar”ı 9 Ocak 2026 tarihinde açıkladı

Türk P ve I Sigorta A.Ş. önceki Yönetim Kurulu Başkanı, şimdi Lockton Omni Başkanı Mıgırdiç Aret Taşcıyan’ın, 2008 yılında Türk denizcilik sektörünün ulusal ve uluslararası sesi olmak için kurulan MarineDeal News’un Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Yeşim Yeliz Egeli’ye karşı açmış olduğu manevi tazminat davası reddedildi. Bu Mıgırdiç Aret Taşcıyan’ın Yeşim Yeliz Egeli’ye karşı kaybettiği ikinci dava oldu.

MarineDeal News Genel Yayın Yönetmeni Yeşim Yeliz Egeli, Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin kurumsal bütünlüğü ile Türk Deniz Kuvvetleri’nin denizaltıcı personelini savunduğu “Yakamoz S245, Tolga Karaçelik ve Aret Taşcıyan üzerine” başlıklı bir yazıyı gazetenin Mayıs 2022 sayısı için kaleme almış ve yazı 28 Nisan 2022’de www.marinedealnews.com’da yayına alınmıştı. Mıgırdiç Aret Taşcıyan, bu yazı nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılık iddia edilen suçlardan ikisine ciddi bir mütalaa yazarak reddedip sadece “hakaret” iddiasını ayırmıştı. Mıgırdiç Aret Taşcyan, Egeli’ye bu yazıda kendisiyle ilgili ifşalar nedeniyle açtığı “hakaret davasını”, 21 Mayıs 2024’te Şişli, Çağlayan Adliyesi, T.C. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, 5’inci Celse olarak görülen karar duruşmasında kaybetti. 

Kaybettiği bu dava ardından Taşcıyan, 28 Nisan 2022 tarihinde MarineDeal News web sitesinde yayımlanan “Yakamoz S 245, Tolga Karaçelik, Aret Taşcıyan üzerine” başlıklı yazıda yer alan ifadeler sebebiyle Yeşim Yeliz Egeli’ye karşı 10 bin TL manevi tazminat davası açtı. Dava İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü.

Davaya konu yazıda, Mıgırdiç Aret Taşçıyan’ın, “Ben Bizansım” ile Yeşim Yeliz Egeli ve Ekrem Şerif Egeli’nin yüzüne söylediği “Türkler soykırım yaptı…” şeklindeki ifadelerine vurgu yapılmıştı. Taşcıyan, “kendisi hakkında asılsız beyanlarda bulunulduğunu, halkı kin ve düşmanlığa sevk edip kendisine iftira ve hakaret edildiğini, ifade hürriyeti ve basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, kişilik haklarının açıkça ihlal edildiğini ve büyük manevi üzüntü yaşadığını” belirterek ortaya çıkan sosyal ve ruhsal yıpranma ve tahrip dolayısı ile açtığı 10 bin TL manevi tazminat davası İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11 Aralık 2025 tarihli kararıyla reddedildi.

Mıgırdiç Aret Taşçıyan’ın Türkler hakkında asrın iftirasını içeren “Türkler soykırım yaptı” şeklindeki sözde iddiasını, 1997-1998 yıllarında Deniz Ticaret Odası önceki Başkanı Metin Kalkavan’ın yüzüne karşı da söylediği; Metin Kalkavan’ın bu yaşanılanı Mahkeme huzurunda Yeşim Yeliz Egeli lehine şahit olup paylaşmasıyla kamuoyuna yansımıştı. Mahkeme 9 Ocak 2026 tarihli Gerekçeli Kararı’nda bu ifadeye de yer verdi.

İlginizi çekebilir:

Sözde soykırım iddiası ifşalanan MAT’tan mağduriyet iddiası

Mıgırdiç Aret Taşcıyan MAT

İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi Aret Taşcıyan’ı haksız buldu

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk dava sonucunda Yeşim Yeliz Egeli, atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı için beraat etmişti. Duruşmada tanık olarak dinlenen Ekrem Şeref Egeli ve Deniz Ticaret Odası önceki Başkanı Metin Kalkavan, Yeşim Yeliz Egeli lehine şahitlik yaparak ifade vermişti. Davacı Mıgırdiç Aret Taşçıyan’ın Vekili Selçuk Sencer Esenyel aracılığıyla 13 Haziran 2024 tarihinde Yeşim Yeliz Egeli’ye karşı açtığı “manevi tazminat davası” İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildi.

Taşcıyan’ın ileri sürmüş olduğu iftira ve hakaret suçlamalarının oluşmadığına hükmeden T.C. İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi, ayrıca söz konusu hadisenin haber şeklinde verildiğini vurgulayarak bu hâliyle yazının ifade ve basın özgürlüğü kapsamında bulunduğuna hükmedip; yazıda davacıya atfedilen sözlerin “tanıklarca doğrulandığını” vurgulayarak, sözlerin hakaret ya da kişilik haklarına saldırı niteliğinde değil “eleştiri niteliğinde” olduğunu ve yazıda davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığını ve manevi tazminatın yasal koşullarının oluştuğunun “davacı tarafından ispatlanamadığı” dikkate alınarak davanın reddedilmesi şeklinde karar verdi.

T.C. İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 11 Aralık 2025 tarihinde görülen 5’inci celsede Mahkeme “Dosya incelendi. Duruşmaya son verildi. İspatlanamayan davanın reddine” şeklinde hükmetmişti. Gerekçeli Karar 9 Ocak 2026 tarihinde Mahkemece açıklandı. Değerlendirme ve Gerekçeli Karar’da şu ifadelere yer verildi.

(…) DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dosya kapsamı ve toplanan tüm delillere göre; davacının

deniz ticareti ve deniz sigortası sektöründe tanınan bir iş insanı , davalının ise Marine Deal News adlı dergi ve internet sitesinin sahibi ve yöneticisi olup aynı zamanda gazeteci – yazar olarak mesleğini sürdürdüğü , davalının bu gazetenin 2024-Nisan sayısı ve www.marinedealnews.com adlı internet sitesinde 28.04.2022 tarihinde “Yakamoz S 245, Tolga Karaçelik, Aret Tasıyan Üzerine” başlıklı yazı yayınladığı ve bu yazıda davacının Ermeni soykırımını savunarak “Türkler soykırım yaptı….Ben Bizansım” şeklinde sözler sarf ettiğini yazdığı, davacının bu yazıdaki sözlerin kendisine ait olmadığını, kendisine iftira ve hakaret edildiğini ileri sürerek eldeki manevi tazminat davasını açtığı anlaşılmaktadır.

Davacının bu yazıyla ilgili olarak davalı hakkında şikayetçi olması üzerine İstanbul 2. Asliye

Ceza Mahkemesi'nin 2022/350 Esas sayılı hakaret davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda 2024/355 Karar sayılı ilamla davalının atılı suçun yasal unsurları oluşmadğından beraatine karar verildiği , davacının bu hükmü istinafa taşıdığı , henüz kesinleşmediği belirlenmiştir. Bilindiği üzere , ceza mahkemeleri dava konusu yazıda hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı konusun araştırırken hukuk mahkemeleri daha geniş anlamda hukuka aykırılık , haksız fiil ve kişilik haklarına saldırı olup olmadığı konusunu araştırmaktadır. Bu nedenle ceza mahkemesinin verdiği beraat ya da mahkumiyet kararı hukuk hakimi açısından bağlayıcı değildir. Dava konusu yazı metni dosyaya delil olarak sunulmuş olup bunun haksız fiil oluşturup oluşturmadığı hakim tarafından yapılacak hukuksal yorumla netleşecektir. Ceza hükmünün kesinleşmesi uzun zaman alabilmektedir. Makul yargılama süresinin aşılmaması ilkesi de dikkate alınarak ceza mahkemesi hükmünün kesinleşmesi bu dava açısından bekletici mesele yapılmamıştır.

Davalı vekili zamanaşımı defi ileri sürmüş ise de; dava konusu yazıyla ilgili ceza davası açıldığı, TBK 72. Maddesine göre uzayan ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olup yazının paylaşıldığı tarih ile davanın açılış tarihi arasında bu sürenin geçmediği dikkate alınarak bu definin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Dava konusu yazı metni incelendiğinde; yazının ikici kısmında davalı ile davacı arasında geçtiği iddia edilen konuşma ve o konuşmada davacının “Türkler soykırım yaptı” şeklinde söz sarfettiği, davalının bu söze karşı davacıdan soykırım konusunda yazılı belge istediği şeklinde ifadeler bulunmaktadır. Davalı bu yazıdaki fikirlerin davacıya ait olduğunu, bu konuşmalardan birine tanık olan Ekrem Şeref Egeli'nin de bulunduğu bir sofrada davacının “Türklerin soykırım yaptığını” iddia ettigini savunmaktadır. Ceza mahkemesindeki yargılamada tanık olarak dinlenen Ekrem Şeref Egeli davalının savunmasını doğrulamıştır. Daha önce Deniz Ticaret Odası Başkanlığı yapan Metin Kalkavan da davacının 1997-1998 yıllarında Amerika'da bulundukları bir yemekte davacının “Türklerin Ermenilere soykırım yaptı” şeklinde beyanda bulunduğunu açıklamıştır. Bu durumda davalının davacı hakkında iftira attığını söylemek mümkün değildir.

Sonuç olarak; dava konusu yazıda yazarın kişisel göşünü bildirmediği ve yorum yapmadığı,

özle biçim arasında denge kurulmak suretiyle aralarında geçtiği ileri sürülen bir konuşmanın haber şeklinde verildiği, bu haliyle yazının ifade ve basın özgürlüğü kapsamında bulunduğu, yazıda davacıya

atfedilen sözlerin tanıklarca doğrulandığı, sözlerin hakaret ya da kişilik haklarına saldırı niteliğinde değil elşstiri niteliğinde oldugu, böyle eleştirilere tolerans gösterilmesi gerektiği, yazıda davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı ve manevi tazminatın yasal koşullarının olustuğunun davacı tarafından ispatlanamadığı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm olusturulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandıgı üzere:

1- İspatlanamayan davanın reddine,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan pesin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT

gereğince 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar kesinleştiğinde artan gider avansı var ise davacıya iadesine,

Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025

Bunu Paylaşın