Kara Harp Okulu’nda gerçekleşen mezuniyet töreni sonrasında subay andını okudukları ve Mustafa Kemal’in Askerleriyiz! dedikleri için haklarında disiplinsizlik suçlamasıyla ihraçları istenen teğmenler kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya ve tepki çekmeye devam ediyor.
Teğmenlere destek çıkmak amacıyla Ankara’daki Anıtkapark’ta toplanan emekli askerler de yaşananlara tepki göstermek ve görüşlerini bildirmek amacıyla bir basın toplantısı düzenlediler. Düzenlenen toplantıda konuşma yapan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu da genç teğmenler hakkında açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına “Bugün burada, Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne karşı yapılan haksızlıkları protesto etmek için toplandık. Bu, sadece birkaç genç teğmenin meslek hayatını etkilemekle kalmaz; Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, Atatürk’ün mirasına ve Türk milletinin vicdanına da ağır bir saldırıdır,” açıklamalarıyla başlayan Bağcıoğlu, Türk Silâhlı Kuvvetleri’ndeki son yapısal değişikliklerin, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başladığını belirterek, FETÖ yapılanmasından zarar gören Atatürkçü subayların ve askerî personelin tasfiye edilmesiyle, Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin komuta yapısının bozulduğuna dikkat çekti. 2017’de yürürlüğe giren resen emeklilik sisteminin, Atatürkçü kimliklere sahip albayların siyasi baskılarla görevden alınmasına yol açtığını belirtti.
Bağcıoğlu, özellikle 2023 Kasım ayında Tuzla Piyade Okulu’nda Atatürk’e saygısızlık yapanlara müdahale eden genç teğmenlerin yaşadığı süreci örnek göstererek, “Genç teğmenlerimizin sadece askerî yemini değil, vatanseverlik ve millî değerlere bağlılık ifadeleri de bazı kesimlerce rahatsız edilmiştir,” dedi.
Bunun yanı sıra, sosyal medyada ve basında genç teğmenlere yönelik yapılan saldırılara değinen Bağcıoğlu, bu saldırıların Türk milletinin sinir uçlarıyla oynadığını ve toplumda büyük bir tepki oluşturduğunu ifade etti. Bağcıoğlu, Millî Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamanın, adil yargılamayı etkilemeye yönelik siyasi baskıları gösterdiğini ve bu sürecin Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin itibarına zarar verdiğini vurguladı.

Bağcıoğlu ayrıca, genç teğmenlerin okuduğu yeminin daha önce de birçok kez resmî törenlerde okunduğunu belirterek, yemin metnindeki ifadelerin herhangi bir suç unsuru taşımadığını, aksine vatanseverlik duygularını pekiştirdiğini söyledi. “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” sloganının da Türk milletinin ezici çoğunluğu tarafından benimsenen bir ifade olduğunu dile getiren Bağcıoğlu, bu söylemi suç unsuru olarak değerlendirenlerin, tarihi gerçeklerden habersiz olduklarını belirtti.
Toplantı sonunda, Bağcıoğlu ve diğer katılımcılar, genç teğmenlere yönelik suçlamaların ve disiplin cezalarının kaldırılmasını talep ederek, Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin itibarının zedelenmesine neden olan tüm siyasi baskıların son bulması gerektiğini vurguladılar. Emekli askerler ve beraberindeki kalabalık toplantı sonrasında Anıtkabir'e de bir ziyarette bulunup birlik mesajı verdi.

Bağcıoğlu’nun açıklamalarının tamamı
Bu konuşmayı siyasetçi kimliğimle yapmıyorum. Yıllarca onurla hizmet ettiğim Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin bir mensubu, emekli subay ve aynı zamanda bu ülkenin geleceğinden endişe duyan bir yurttaş olarak karşınızdayım.
Bugün burada haksızlığa karşı tepkimizi vurgulamak ve göstermek için siyaset dışı bir duruşla toplandık. Hepinizi en içten duygularımla selamlıyor ve hoşgeldiniz diyorum.
Mesele, yalnızca bir grup genç teğmenin yaşadığı haksızlık değil; Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, Atatürk’ün mirasına ve Türk milletinin ortak vicdanına yönelik ağır bir saldırıdır.
Son dönemde Türk Silâhlı Kuvvetleri bünyesinde siyasi baskılarla yaşanan ve tasfiye özelliği taşıyan gelişmeler Türk milletinde büyük endişe yaratmıştır.
Esasında bu sürecin mihenk taşları 15 Temmuz hain darbe girişimi gerekçe gösterilerek Türk Silâhlı Kuvvetleri’nde yapılan yapısal değişiklikler ile döşenmiştir.
Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne sızan hain FETÖcülerin verdikleri zararın bedelini laik demokratik Cumhuriyet’e bağlı Atatürkçü askerî personel ödemiştir.
Yapılan yapısal değişiklikler ile askerî sağlık ve askerî yargı sistemi kaldırılmış, askerî eğitim sistemi bozulmuş, Türk Silâhlı Kuvvetleri komuta yapısı hiçbir komuta prensibine uymayacak şekilde revize edilmiştir. Ayrıca personel temin atama ve terfi işlemleri siyasi müdahaleye açık hale getirilmiştir.
2017’den itibaren yürürlüğe konan resen emeklilik sistemi ile Atatürkçü kimlikleri ile öne çıkan albaylar siyasi etkilerle tasfiye edilmiştir. Benzer şekilde; düşük rütbeli subayların ve astsubaylarımızın değişik mobbing uygulamaları ile meslekten soğutulduğu ve adeta ayrılmaya teşvik edildiği de bilinmektedir.
Orduya siyaset sokulması ve tarikatların sızması acı örneklerle dolu
2023 yılı kasım ayında Tuzla Piyade Okulu’nda Atatürk’e saygısızlık yapanlara müdahale eden Atatürkçü teğmenlerin idare mahkemesinde itiraz süreci devam etmekte, Kara Harp Okulu’nda yıllardır devam eden yemin seremonisini uygulayan teğmenler ise Yüksek Disiplin Kurulu sürecini beklemektedir.
Orduya siyasetin sokulmasının ve tarikat veya benzeri yasa dışı oluşumların sızmasına izin verilmesinin, acı örneklerini Balkan Harbi ve 15 Temmuz gecesi yaşadık.
Yaklaşık 2 ay önce; 30 Ağustos Zafer Bayramı coşkusuyla kutlanırken, gözler yeni mezun genç teğmenlerimizin üzerindeydi. Beş yıllık zorlu eğitimlerini tamamlayarak Atatürk'ün ordusuna katılan bu gençler, geleceğimizin güvencesi olarak büyük bir gururla yemin ettiler.
Ancak tören sonrası yaşananların yandaş basın tarafından FETÖ kumpaslarını hatırlatacak şekilde iftiralarla manipüle edilmesi ve sonrasında değişik kademelerdeki birçok siyasetçi tarafından teğmenlerimizin hedef haline getirilmeleri Türk milletini rahatsız etti, kamuoyunda büyük tepki oluştu.
Sosyal medya trolleri ile basındaki bir kısım tetikçilerin teğmenlerimize yönelik ahlaksız saldırıları toplumun sinir uçları ile oynadı. Bu saldırılara yönelik suç duyuruları önce işleme konulmadı daha sonra tepkiler üzerine Adalet Bakanlığının girişimleri ile kovuşturma başlatıldı.
Genç teğmenlerin özellikle vurguluyorum, resmî tören sonrası, törenin düzeni ve insicamını bozmadan kendi aralarında tekrarladıkları, Mustafa Kemal Atatürk ile laik demokratik cumhuriyete ve Türk Milletine bağlılık vurgusu içeren yemin, bazı kesimleri oldukça rahatsız etti.
Kılıç çatma geleneği, tarihi milattan önce 209 yılına kadar uzanan Türk Silâhlı Kuvvetleri’nde tören üniformalarının ayrılmaz bir parçası olan kılıcın kullanıldığı köklü bir gelenektir.
Resmî törenlerde ve tören dışında, hatta subayların düğünlerinde bile uygulanan bu geleneğin yeni bir uygulama olmadığı, örneğin 2021 yılında Hava Harp Okulu ve Deniz Harp Okulu'nun ortak töreninde de kılıç çatma geleneğinin yaşatıldığı görüntüler ile kanıtlanmıştır.

Genç teğmenlerin tören sonrası okudukları metin de 1995-2023 yılları arasında törenlerde yemin metni olarak kullanılmış ve 2023 yılında Millî Savunma Üniversitesi Rektörü tarafından sebepsiz yere ve nedeni anlaşılmaz şekilde kaldırılmıştır.
Bu yeminin yerine Harbiyeliler’in intibak eğitimleri sonunda askerî kimlik kazandıklarında ettikleri askerlik yemini konmuştur. Yani Harp Okuluna hem girişte hem de mezun olurken aynı yeminin iki defa okunması gibi garip bir durum ortaya çıkmıştır.
Yemin metni, resmî törenin bitişinin ve devlet protokolünün ayrılışının ardından okunmuştur. Metnin içeriğinde, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlılık, vatanın bölünmez bütünlüğü ve Türk milletinin namus ve şerefine sahip çıkma gibi herhangi bir suç unsuru bulunmayan, tam tersine vatanseverlik ve millî değerlere bağlılık içeren ifadeler yer almaktadır.
Aynı yemin 16 Ağustos 2024 tarihinde Özel Kuvvetler Komutanlığı kursu mezuniyet töreninde sayın bakan ve genelkurmay başkanı huzurunda yapılmış, büyük beğeni kazanmıştır. Millî Savunma bakanlığı açıklamasından yeminin Özel Kuvvetler Komutanlığı mevzuatında halen yer aldığı anlaşılmıştır
Hâl böyleyken her ne kadar aksi açıklansa da esas rahatsızlığın edilen yemin değil yemin öncesi ifade edilen Mustafa Kemal’in askerleriyiz sloganından olduğu anlaşılmaktadır. Zaten kimi yandaş basın organları Mustafa Kemal’in askerleriyiz ifadesini bir ideolojik slogan olarak değerlendirme cüretini de göstermiştir.
Mustafa Kemal’in askerleriyiz ifadesinin nereden doğduğunu ve nasıl geliştiğini bilmeyen bu kişiler bu ifadeyi adeta bir suç unsuru olarak göstermektedir.
Mustafa Kemal’in Askerleriyiz ifadesinin doğuşu 100 yıl öncesine dayanır. 1922’de; Kurtuluş Savaşı’nda Türk Süvarilerini gören köylülerin “Kemal’in Askerleri” geldiler diye sevinçten ağladığı tarihi vesikalarda yer almaktadır.
1994’te; Ebulfelz Elçibey Ankara’da Tören Kıtasını, “Merhaba Atatürk’ün kahraman askerleri,” diye selamlamıştır.
Her millî günde meydanlar, statlar, okullar “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” ifadesi ile adeta yıkılmaktadır.
Türk milletinin ezici çoğunluğunun sesi olan bu teğmenlere; 6413 sayılı kanunun 20’nci maddesi kapsamında, ‘hizmete engel davranışta bulunmak’, ‘devletin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin itibarına zarar vermek’ ve ‘ağır suç ve disiplinsizlik teşkil edecek fiil ve davranışlarda bulunmak’ gibi suçlamalar yöneltilmiştir.
Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin itibarı hangi davranışla zedelenmiştir?
Kara Harp Okulu devre birincisi Teğmen Ebru Eroğlu ile teğmenler Talip İzzet Akarsu, Deniz Demirtaş, Serhat Gündar, Batuhan Gazi Kılıç ve idareci subaylar Alay Komutan Vekili Alper Topsakal, Tabur Komutanı Hâlit Türkoğlu, Bölük Komutanı Murat Öztürk Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilmiştir.
Soruyoruz: devletin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin itibarı hangi davranışla zedelenmiştir? Ağır suç ve disiplinsizlik teşkil edecek fiil ve davranış nedir? Türk milleti bu sorulara yanıt beklemektedir.
Şerefli Deniz Kuvvetleri üniforması üstüne dini giysiler giyen bir amiral hakkında, devletin ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinin itibarının zedelenmediği kabul edilip hiçbir işlem yapılmazken bu teğmenler itibarı nasıl zedelemiştir.
Dün Millî Savunma Bakanlığı tarafından “İsnat edilen suç, kılıç çatmak veya ‘Mustafa Kemal'in Askerleriyiz' demek değil, amirlerin ikazlarına rağmen kasıtlı, organize ve planlı bir disiplinsizlik yapmaktır. Yemin metnini okuyan onlarca teğmenden sadece eylemi organize edenlerin Yüksek Disiplin Kurulu’na sevklerine yönelik sürecin başlatılması bunun en büyük göstergesidir,” şeklinde bir açıklama yapılmıştır.
Bu kararda siyasi baskıların etkin olduğu açıktır. Gençlik heyecanı ve subay çıkmanın coşkusu ile yapılan çok masum bir hareket; bazı siyasiler, haysiyet celladı troller ve bir kısım tetikçi medya tarafından köpürtülmüş, cuntacı teğmenler, FETÖ’cü teğmenler gibi açıklamalar ile teğmenler hedef tahtasına konmuştur. Esasen bu tip açıklamalar, haberler ve mesajlar ile Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin itibarına zarar verilmiştir.
Henüz tahkikat başlamamışken, bazı gazeteciler tarafından yapılan “20-30 teğmen atılacak, darbecilerin kökü kazınacak, istihbarat raporunu gördüm,” gibi açıklamalarla olaydaki siyasi etki ve müdahale daha eylül ayında teyit edilmiş, adil yargılama etkilenmiş, hedefin “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” ifadesi olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca; Millî Savunma Bakanlığı’nın adil yargılamayı etkileyebilecek, Yüksek Disiplin Kurulu’nu etki altında bırakabilecek açıklamasında belirtilen ve eksik bilgiler içeren hususlara ilişkin detaylı bilgilendirme, teğmenlerimizin şu anda aramızda bulunan değerli avukatları tarafından dün akşam yapılmıştır.
Millî Savunma Üniversitesi Rektörü yemini neden kaldırdı?
Şimdi yeri gelmişken bazı önemli soruları gündeme getirelim;
Özel Kuvvetler Komutanlığı mevzuatında yer almasına ve törenlerde okunmasına rağmen, Millî Savunma Üniversitesi Rektörü, “yemini” 2023 yılında neden ve hangi gerekçeyle yönergeden çıkarmıştır? Yaşadığımız sorunun kaynağı olan ve esasen Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin itibarının zedelenmesine sebep olan bu kararı neden almıştır?
Sosyal medyada ve basında Adil yargılamanın etkilenmesine yönelik haberlere ve teğmenlere yapılan aşağılık saldırılara devletin ilgili makamları neden sessiz kalmaktadır?
Henüz 14 gün önce göreve başlamış Alay Komutanı Vekili sözde yemin etme suçunu engelleyememesi nedeniyle yüksek disiplin kuruluna sevk edilirken, teğmenlere intibak sınıfından itibaren mezun oldukları seneye kadar beş yıl süresince komuta eden ve törenden 25 gün önce başarılı hizmetleri nedeniyle takdir edilerek bir üst rütbeye terfi ettirilen okul komutanına neden hiçbir sorumluluk yüklenmemektedir?
Atatürk'ün ilkelerine bağlılık, bu ülkeyi savunacak her askerin taşıması gereken temel bir değerdir. Genç teğmenlerin Atatürk'e olan bağlılıklarını ifade etmeleri suç değil, vatanseverlik göstergesidir.
Bu bağlılığı silâhlı kuvvetlerden ihraç ederek cezalandırmaya çalışmak, sadece teğmenlere değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine ve milletimizin ortak vicdanına yapılmış bir saldırıdır.
Atatürk ve TSK her zaman siyaset dışıdır
Atatürk, TSK’nın ebedi başkomutanıdır ve Anayasa'da Atatürkçülük ilke olarak benimsenmiştir. Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları Yönetmeliği'nde de eğitim sisteminin Atatürkçü değerlere dayandırılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Bir taraftan Atatürk ortak değerimizdir diyerek tepkileri azaltmaya çalışmak, diğer taraftan Atatürk’e bağlılıklarını bildiren teğmenlere suç uydurmak büyük bir ikilemdir.
Türk Silâhlı Kuvvetleri’ni siyasi tartışmaların içine çekmek yanlıştır. Bu meseleye asla siyasi olarak yaklaşmadık. Bu bir siyasi partinin değil tüm Türk milletinin ortak meselesidir. Ebedi başkomutan Atatürk ve Türk Silâhlı Kuvvetleri her zaman siyaset dışıdır.
Son dönemde teğmenlerin yemin olayına ilişkin yapılan anketler hangi siyasi görüşten olursa olsun Türk milletinin büyük çoğunluğunun bu haksızlığa karşı olduğunu göstermektedir.
Esas millî güvenlik sorununun; FETÖ dönemindeki kumpas davalar ve askerî personelin tasfiye edilmesi olduğunu asla unutmayalım. Kumpaslarla Türk Silâhlı kuvvetlerinden tasfiye edilen Atatürkçü personelin yerine FETÖ militanlarının doldurulduğunu ve bu vahim hatanın bedelinin 15 Temmuz gecesi hain darbe girişimi ile ödendiğini unutmayalım.
15 Temmuz gecesi 253 vatandaşımız hain darbe girişimini engellerken şehit olmuştur.
Derhal sonlandırılmalı
Ayrıca; TSK personelinin ezici çoğunluğu, kışlalarından çıkmayarak ve FETÖ'cülerin bir kısmını kışlalarından çıkarmayarak darbeye karşı durmuştur. Bu askerler, Atatürk ilke ve devrimlerine, laik ve demokratik cumhuriyete bağlı subay, astsubay ve uzman erbaşlardır.
Genç teğmenlerimize yönelik başlatılan disiplin sürecinin haksız ve siyasi amaçlı olduğunu düşünüyor ve derhal sonlandırılmasını talep ediyoruz.
Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin moralini bozacak girişimlerden kaçınılması gerekmektedir. Kahraman askerlerimiz mevcut durumda birçok tehditle fedakârca mücadele etmektedir. Teğmenlerimiz müteakip dönemde belki Irak ve Suriye'de, şehadeti göze alarak görev yapacaklardır.
Ayrıca; Tuzla Piyade Okulu’nda Atatürk resmine saygısızlık yapan subaylara müdahale eden teğmenlerin idare mahkemesindeki davalarına ilişkin karar önümüzdeki haftalarda verilecektir. Bu davalarda da beklentimiz hukukun üstünlüğüdür.
Teğmenlere yönelik karar, siyasi baskı ve yönlendirmelerle değil yürürlükteki mevzuata göre adil ve tarafsız olarak verilmelidir.
Yargı denetimine açık olan Yüksek Disiplin Kurulu’nda olumsuz bir karar çıkması durumunda; teğmenlerimiz yetkili idare mahkemeleri, İstinaf, Danıştay ve gerekirse Anayasa Mahkemesi nezdinde yasal haklarını arayacaklardır.
Ancak durumun teğmenlerimizin aleyhine neticelenmesi, yetkili idari ve adli makamların siyasi etki altında kalarak olumsuz bir karara varmaları halinde dahi haksızlığa ve adaletsizliğe maruz kalan bu genç subaylarımızın rütbelerine ve üniformalarına kavuşmaları ve kaybetmiş oldukları tüm özlük haklarını eksiksiz olarak almaları için gerekli hukuki yollara başvurulacak ve yasal düzenlemelerle kayıpların geri kazanımı sağlanacaktır.
“Mesuliyet yükü her şeyden ağırdır hatta ölümden bile”
Son sözüm yüksek disiplin kurulunda görev yapan Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin değerli mensupları ve silâh arkadaşlarıma; onlara Atatürk’ün mesuliyet yükü her şeyden ağırdır hatta ölümden bile sözünü hatırlatıyorum.
Bu teğmenler yüksek disiplin kuruluna sevk edildikleri andan itibaren sizlere emanettir. Bu mesuliyet duygusu içerisinde sizlerin de geçmişte birer Harbiye mezunu olduğunuzu unutmadan hukuka uygun adaletli ve hakkaniyetli karar vermenizi bekliyoruz.
Cumhuriyetimizi, ordumuzu ve Atatürk’ün mirasını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü bu mücadele, sadece bugünün değil, gelecekteki nesillerin de hak ettiği bağımsız bir Türkiye’nin teminatıdır. Atatürk bu topraklarda asla kaybetmez.
Atatürk'ün “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” sözünü hatırlatıyor ve genç teğmenlerimize güvenimizi bir kez daha vurguluyoruz. Teğmenlerimiz Türk milletine emanettir.





