Adalet mülkün temelidir.
Yeni yılın bu ilk yazısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yani devletimize özden bağlı yurtseverleri sevindirecek iki haberle başlamak istedim. İlki, MarineDeal News dolu dolu 18 yaşında. Gururluyum. Bugünlere gelmesinde emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederim. İkincisi, MAT yine mat oldu. Devletimizin temeli ve teminatı olan Türk adaletine, Yüce Türk yargısına önemi haiz bu davada güvenim tamdı. Yürekten teşekkür ederim.
Hadise ilk cereyan ettiğinde… Sevgili Avukatım Selda Uğur Akyazan’a ilk sorduğu soru üzerine şunu söylemiştim. “Gerçek bu ve geri adım atmam. ‘Yakamoz S245, Tolga Karaçelik ve Aret Taşcıyan üzerine’ başlıklı yazımı kaldırmıyorum.”
Mıgırdiç Aret Taşçıyan (MAT), Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal bütünlüğü ile Türk Deniz Kuvvetleri’nin denizaltıcı personelini savunduğum “Yakamoz S245, Tolga Karaçelik ve Aret Taşcıyan üzerine” başlıklı yazım nedeniyle açtığı “hakaret davasını”, 21 Mayıs 2024 tarihinde Şişli, Çağlayan Adliyesi, T.C. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, 5’inci Celse olarak görülen karar duruşmasında kaybetmişti. Karar duruşması tutanağında özetle, “Gereği Düşünüldü: (…) mahkememizde kamu davası açılmış ise de sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE (…), vekalet ücretinin sanığa verilmesine…”ifadeleri yer aldı.
Yüzümüze, “Türkler soykırım yaptı” diyerek asrın iftirasını savunan Türk P ve I Sigorta Yönetim Kurulu eski Başkanı Mıgırdiç Aret Taşcıyan, ilk açtığı davayı kaybetmesiyle hızını alamamış olacak tarafıma 10 Haziran 2024 tarihinde “ruhsal yıpranma ve tahrip” gerekçesiyle bir dava daha açmıştı. Bu açılan dava için Mahkeme celbi 1 Temmuz 2024 tarihi akşam saatlerinde PTT pusulası ile tarafıma ulaştırıldı.
İlk açtığı hakaret davası ile 2 yıl süren Mahkeme süresince (sözde) soykırım iddiasında bulunduğunu hiçbir şekilde “yalanlamayan” Taşcıyan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletine atılı en büyük iftiralardan birisini savunduğunun ifşalanması nedeniyle “ruhsal yıpranma” yaşayıp “incinmiş”. Bu nedenle yeni açtığı Manevi Tazminat Davası’nda da benden 10 bin TL manevi tazminat talebinde bulunmuştu. Taşcıyan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletine atılı en büyük iftiralardan birisini hangi saikle veya belgeyle savunduğunu ne mahkemede ne başka bir yerde açıkladı. Köşemden röportaj teklif ettim, çıtı çıkmadı. Özetle ne “dedim” dedi, ne de “demedim” dedi.
Türk denizcilerinin kendisini yetiştirmek için yaptıkları ortada olan Mıgırdiç Aret Taşcıyan’ın, ülkesi ve Türk milleti için bulunduğu sözde “soykırım iddiası”nın kendisine nasıl bir mağduriyet yaşattığı, denizcilik sektörü paydaşları tarafından da bir hayli yadırganmıştı.
Esas mevzu bu iken, peki ne yaptı? Şahsımı ve şirketimi hedef alan iftiralarla kahvehane kültürünü ortaya koydu. Konuştukları, güvendiği kişilerce tarafıma iletildi. Beyefendiliğe yakışmayan bu davranışlarına şaşırmadık ama kendine yakıştırdık. Bir tavsiye: Sağa sola çamur atma. Biyografi kitabında itiraz etmemize karşın yayınlamamızı ısrarla istediği kırmızı kalp şeklinde bir nesnenin fotoğrafı var… Ona iyi bakıp kim olduğunu hatırlayabilir!
İlaveten, icra ettiği meslek uluslararası arenada “etik ve güven” gerektirdiği hâlde, 3 Pulitzer ödüllü Gazeteci Thomas L. Friedman’ın NewYork Times için kaleme aldığı bir köşe yazısını kaynak göstermeden kendi yazısı gibi yayımlatan, gelen övgüleri de kabul eden; Türk P ve I Sigorta A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı iken 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nu “fiili çiğneyen” birisinden bahsediyoruz. Bunlar gerçekken bu kişinin sözünün güvenirliği, itibarı kalmış mıdır? Takdiri sizlere bırakıyorum.
Değerlerimden taviz vermeden kararlı bir şekilde sadece gazetecilik yaparak ilerledim. Mesleki etik ve gazetecilik ilkelerinden sapmadan her aşamayı belgeleriyle sizlerle paylaştım.
Ne olmuştu?
İlkin, MAT’ın vekilinden, “Av. Selçuk Esenyel Hukuk Bürosu antetli” bir tekzip metni şirket e-postamıza iletilmiş. Personelimiz e-postayı görmemiş. İlgili bürodan aradılar ve uyardılar. Okuduk. Yazıyı yine kaldırmadık. Yakın dostlarımdan, sevgili büyüklerimden “boşver, yayımla, geç, takılma” diyenler de oldu. Sevgili dostlarıma ve büyüklerime, sonradan da Sayın Savcıya Mayıs 2022 sayısındaki köşe yazımın sonuna kadar arkasında olduğumu kararlılıkla belirttim. Yazım, hepimizin ikâmeti İstanbul olmasına karşın; Bursa, “YENİŞEHİR SULH CEZA HAKİMLİĞİ’nin 21.06.2022 Tarih ve 2022/392 D. İş sayılı kararı uyarınca” kaldırıldı. Başka bir yazımda bu gerçeği sorgulamam üzerine MAT, ikâmetini İstanbul’dan Bursa, Yenişehir’e aldırmak zorunda kaldı.
Gazeteci Recep Canpolat, İbrahim Kocamış, Gökhan Karakaş ben yargılanırken, MAT’ın yüzümüze söylediği sözde “soykırım iddiaları”nı Sayın Metin Kalkavan’a da söylediği gerçekken, neden alelacele, “Aret Abi” güzellemeleri içeren haberler yaptılar? Beni aramadılar ve tek bir soru dahi sormadılar. Sonra bir de ne görelim, MAT’ın organik bağı olduğu şirketlerin reklamları sitelerde fıldır fıldır dönüyor. Anladık mevzuyu… Neyse… Takdir sizin…
KÜDENFOR Kurucusu Sayın Cem Gürdeniz, bu hadise üzerine üzüntümü, hayâl kırıklığımı biliyordu. MAT’ın dava açmasına neden olan TSK’yı savunduğum yazımı “çok beğendiğini” bir tanıdık vasıtasıyla iletmişti ama MAT’ı kastederek şunu da eklemişti, “keşke o son kısmı yazmasaydı”. Sayın Cem Gürdeniz, asrın iftirasına inanıp, savunan MAT ile teması kesti mi? Kesmedi.
Şadan Kaptanoğlu, MAT ile vatan, ordu içerikli tartışlarımıza tanıktı. Ancak Kaptanoğlu, Korkut Omur, Ufuk Teker manevi tazminat davası sürecinde ve hukuken ilginç bir şekilde, MAT’ı savunma amaçlı tanığı oldular. Ona bir nev-i ahde vefalarını gösterdiler.
İşte bütün süreç özetle böyle başladı ve 11 Aralık’a kadar devam etti.
Sonuç
T.C. İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 11 Aralık 2025 tarihinde görülen 5’inci celsede Sayın Hâkim, “Dosya incelendi. Duruşmaya son verildi. İspatlanamayan davanın reddine,” dedi.
Bu durumda MAT, ‘yine’ mat oldu.
Gerekçeli karar açıklandığında bunu da sizlerle ayrıca paylaşacağım. Süreç burada biter mi, inanın bilmiyorum. Tek bildiğim mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır.
Sevgili Abim Ekrem Şerif Egeli’ye ve Sayın Metin Kalkavan’a duruşma saati saatlerce sarktığı hâlde bekledikleri ve MAT ile yaşadıkları gerçekleri Yüce Mahkeme’ye sundukları için yürekten teşekkür ederim. Önemi haiz bu davayı kabul ettikleri ve kazandıkları için Avukatlarım Sayın Selda Uğur Akyazan ve Sayın Onat Doğu Akoluk’u başarılarından dolayı tekrar tebrik eder, içtenlikle teşekkür ederim.
Hepinize mutlu yıllar dilerim.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






