Ana sayfa Görüş Marine Money’ye “private equity fonları” damgasını vurdu

Marine Money’ye “private equity fonları” damgasını vurdu

0
Bu yıl 29 Şubat’ta Hamburg’da yedincisi düzenlenen Marine Money Konferansı Türkiye dahil dünyanın çeşitli ülkelerinden yaklaşık 500 delegeye ev sahipliği yaptı

Konferansın ana teması, 2007’nin son aylarında kredileri durma noktasına gelen çoğu Alman bankasının 2008 yılının ilk çeyreğinde yeniden faaliyete geçeceği umudunun yılın ikinci çeyreğine ertelenmesiydi. Gözler ise, diğer tüm yerel bankaların yakından takip ettiği Almanya’nın en büyük denizcilik portföyüne sahip bankasının denizcilik finansmanı başkanınındaydı. Başkanın, yatırımların piyasadaki dalgalanmalardan değil, ağırlıklı olarak likit sıkışıklığından kaynaklanacağını ifade etmesi ise endişeleri pekiştirdi. Bu nedenle bu sene ilk defa konferanstan bir gün önce alternatif finansman modellerinin tartışıldığı ayrı bir seminerde “geleneksel banka finansmanına alternatif “private equity” fonları” ele alındı.
Tüm bu fonların geleneksel banka finansmanına alternatif olması ve çoğu zaman yüzde 90’a, hatta yatırımcı profiline göre yüzde 100’e varan finansman oluşturmaları cazibelerini artırıyor elbette. Bir diğer önemli unsur ise gemi fiyatlarının arttığı bir ortamda bir bankanın yatırım için talep edebileceği yüzde 30’a kadar varan özkaynak miktarını aynı oranda artırmasının yatırımcının özkaynağının erimesine neden olurken, bu fonlar kullanıldığında serbest kalan özkaynağın planlanan yatırımların büyümesine yardımcı olacağı gibi,  yatırımcının başka alanlarda yatırım yapmasının da önünü açması. Sohbet esnasında bir fon yöneticisinin iki handymax’ini aldıkları İtalyan bir armatörün yatırım için kullanacağı özkaynağı Avusturalya’da bir maden yatırımına yönlendirmesi sonucunda elde ettiği muazzam kârdan söz etmesi ise buna güzel bir örnek oldu
Tüm likit sıkışıklığına rağmen uluslararası bu fonların KG ve KS’lerin fon toplamakta hiçbir sıkıntıları olmadığını not etmekte fayda var. Özellikle bireysel yatırımcı, vergiden düştüğü birikimlerini kendi devlet bonosundan yüzde 4 almak yerine yüzde 7-8 temettü dağıtan bu kuruluşlara yatırmaya devam ediyor. Bu noktada Almanya Parlamentosu üyesi Dr. Ole Schröder’in konferansın ikinci bölümünün açılış konuşmasında Almanya’daki yabancı KG yatırımlarını sayarken Turkon ve Furtrans firmalarından da bahsetmesi, benim kadar diğer tüm Türk katılımcıların da çok hoşuna gittiğini ve gururlandığımızı özellikle paylaşmak isterim.
Özetle 2012 yılı itibariyle 500 milyar doları bulan dünya yeni inşa sipariş defteri için gereken 325 milyar dolar finansman, yani senelik 81 milyar dolar banka kredisi ihtiyacı tüm katılımcıları düşünceye sevk etmedi değil.
2008 yılı için beklentilerin nispeten olumlu olduğu konferansta, ABD’nin olası ve aslında şimdiden etkilerini hissettiğimiz bir resesyonu ötelediği, doların sene sonunu değer kazanarak kapatacağı ama 2009 başından itibaren tekrar değer kaybına uğrayacağı, banka kredi maliyetlerinin artmaya başladığı ama LIBOR’daki düşüş dolayısıyla yatırımcıyı hemen baskı altına almayarak denge sağlanacağı gibi konular da konuşulanlar arasındaydı.
Marine Money Konferansı’nda ayrıca senenin ikinci yarısında petrol ve tarımsal ürünlerin fiyatlarının daha da artacağı vurgulanırken uluslararası ticaret önündeki en büyük tehlikenin gelişmekte olan ülkelerin iç enflasyonlarını baskı altında tutmak amacıyla ihracat ürünlerine koymaya devam ettikleri gümrük zamları olduğunun altı çizildi.