Genel olarak siyasi yazılar yazmaktan kaçınmakla birlikte, ülke içerisindeki gelişmeler beni doğrudan bir siyasi analiz yapmaya ve öngörülerimi ortaya koymaya zorladı. Türk Milleti’nin bir ferdi olarak, gördüğüm manzarayı ve sonuçlarının neler olabileceğini paylaşmak istiyorum.
Sayın Mansur Yavaş’ın, kendi partisinin kuruluş yıldönümünde Sayın Cumhurbaşkanı ile sarayda yaptığı görüşmeyi sıradan bir görüşme olarak değerlendirmiyorum. Ankara’nın yolu suyu cumhurbaşkanına mı kaldı? Bu görüşme, uzun süredir iddia ettiğim “Parlamenter sisteme en iyi geçiş yöntemi, Mansur Yavaş’ın başbakanlığı ile olur.” tezimi daha da güçlendirmiştir.
Sayın Yavaş, herkesin bildiği gibi milliyetçi kökenden gelen bir kişilik. Ülkü Ocakları’nda görev almış, Milliyetçi Çalışma Partisi’nin (şimdiki MHP) ilçe başkanlığını yapmış, ki devamında da MHP saflarından seçime girip Beypazarı Belediye Başkanlığı’nı 10 yıl gibi uzun bir süre yürütmüş bir siyasetçidir. Yani geldiği kültür ve siyasi altyapısı besbelli.
Bu altyapıya sahip bir kişinin, CHP’ye geçtiği için sosyal demokrat olmasını beklemek yanlış olur.
Peki bugüne kadar sergilediği tavır, davranış ve konuşmalarda, siyasi yönelimini bir kenara bırakırsak nasıl bir portre görüyoruz? Genelde her topa girmeyen, muğlak ifadelerle konuşan, liderlik vasıfları ve karizmatik yetenekleri sınırlı, zorunlu olmadıkça en önemli konularda dahi görüş açıklamaktan uzak duran, entelektüel birikimi ve siyasi yetenekleri ile kitleleri arkasına takma yetisi sınırlı bir profil var önümüzde.
Benim böyle gördüğüm bir siyasetçi, “Umut arayan kitlelere” hangi vasıflarıyla lider olarak pompalanıyor bunu da bir türlü anlamlandıramıyorum. Ki ortaya koyduğu hangi özelliği nedeniyle cumhurbaşkanı adayı olarak gösteriliyor, onu da bilmiyorum. Sakin fıtratı, uzlaşmacı ölçülü dili ve beyefendi yapısı ile olabilir belki de.
Ancak bu yeterli midir acaba?
Sayın Cumhurbaşkanı liderliğindeki AKP, muhalefeti şekillendirmek için çok önceden harekete geçti. Ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın, “Türk demokrasisinin, inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz.” açıklaması da buna işaret oldu. Ardından gelen “butlan” hamlesiyle de CHP kaçınılmaz bir şekilde bölünmeye gitmek zorunda kaldı. Sayın Özgür Özel Yeni Parti’yi kurarken, Kılıçdaroğlu eski koltuğuna kavuştu.
Anketlerin ortalamasına bakılırsa;
Sayın Özel, CHP oylarının beşte üçünü almış gözüküyor. Beşte biri Kılıçdaroğlu CHP’sinde kalırken, son dilim ise diğer partilere savrulmuş durumda. Eğer Sayın Özel “Kürtçü” söylem ve yaklaşımlarına devam etmeseydi bu tablo çok daha farklı olabilirdi.
Hükûmet bu paylaşımdan da memnun olmadı tabiî. Kılıçdaroğlu, beklenen etkiyi gösteremedi. Hâtta; Alevi kesimler, çeşitli yöntemlerle Kılıçdaroğlu CHP’sine yönlendirilmeye çalışılsa dahi hükûmet umduğunu bulamadı.
Çözüm süreci “Çerçeve Yasa” ile belirli bir seviyeye gelince, altındaki büyük hedef hemen gün yüzüne çıkmaya başladı, Yeni Anayasa.
Yeni anayasanın halk tarafından kabul görmesi için de; halkın hoşuna gidebilecek olan “parlamenter sistem” gündeme getirilmeye başlandı. “Yetmez ama evetçi” olarak bilinen tayfa, buna da hemen atladı tabii. Cumhurbaşkanı ve başbakana işaret eden bu sistem, “En güçlü şekilde kimin başbakanlığı ile geniş kitleler tarafından kolaylıkla kabul görür?” sorusunun cevaplarından birinin adıdır işte Mansur Yavaş.
Sayın Yavaş’ın AKP’ye katılacağı veya parti değiştireceği gibi varsayımları çok muhtemel görmüyorum. Ancak bana göre çok muhtemel olan; Mansur Yavaş’ın, Kılıçdaroğlu’nun yerine CHP’nin başına geçmesi olacaktır. Kılıçdaroğlu, kendisine bağlı bir delege sistemiyle bunun önüne geçmek isteyebilir fakat onu oraya getiren el, bu gücü ve kendisini, bulunduğu yerden kolaylıkla alabilir. Ve Mansur Yavaş’lı bir CHP ile de partide gerçek bir bölünme gerçekleşmiş olur artık.
Yeni anayasaya göre böyle girilen bir seçimde sonuç, mevcut Cumhurbaşkanı'nın göreve devamı ve başbakanın da Mansur Yavaş olduğu bir sağ koalisyon ile oluşursa şaşırır mıyız? Ben şaşırmam.
Peki açılım sürecinde AKP-MHP’nin koalisyon ortağı olan DEM’in tavrı nasıl olur? Cevabını Sayın Bahçeli versin: “Cumhurbaşkanının iki yardımcısı olsun, biri Kürt, diğeri Alevi olsun.”
Yeni anayasa ile birlikte siyasette yeniden bir yapılanma olacağı çok açıktır. Koşullar değişince yapılar da değişmek zorundadır. Anlaşılmalıdır ki; Sayın Cumhurbaşkanı’nın en büyük önceliği iktidara sahip olmaktır. Bunun için de hamlelerini her zaman bu minvalde yapmıştır.
Kanaatimce; Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir teklifle gelirse, Sayın Mansur da yavaş yavaş kabul edebilir. Şaşırmayın diye şimdiden tarihe not düşmek istedim…
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





