Manevra yetmez: Ukrayna – Rusya Savaşı’ndan ateş desteği dersleri

MDN İstanbul
  • |

Dr. Özkan Kantemir

Bir önceki yazıda incelediğimiz tecrübeler, Ukrayna–Rusya Savaşı’nda hareket ve manevranın tek başına sonuç üretmeye yetmediğini göstermiştir. Muharebe sahasında belirleyici olan bir diğer unsur ise ateş desteğidir. Ateş gücü sadece düşmanı imha etmeye yönelik bir araç değil; harekâtın temposunu sürdürmek, inisiyatifi ele geçirmek ve muhafaza etmek maksadıyla etkin biçimde kullanılması gereken kritik bir kaldıraç hâline gelmiştir.

Ateş desteği, topçu, roket, füze, havan, havadan açılan ateş, deniz topçu ateşi gibi unsurların yanı sıra, bu unsurların etkin kullanılmasını sağlayan algılayıcı ve komuta-kontrol sistemlerini de kapsar. Ateş desteği ile yalnızca düşman kuvvetlerinin etkisiz hale getirilmesi, savaşma azim ve yeteneğinin kırılması ve manevranın kolaylaştırılması değil, düşmanın henüz muharebeye sokulmamış kuvvetlerinin imha edilmesi, geciktirilmesi veya dağıtılması da hedeflenir.

Bu yazıda, Ukrayna–Rusya Savaşı, “ateş desteği” muharebe fonksiyon alanı açısından ele alınacak; alınan dersler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin muhtemel harekâtları açısından değerlendirilecektir.

Çatışmalar başlamadan önce Rus ateş destek silah sistemlerinin sınır bölgelerine yakın konuşlandırılmaları Ukrayna tarafına erken ikaz fırsatı sunmuştur. Ateş destek sistemlerinin intikal ve konuşlandırılmaları gizleme ve aldatma prensiplerine uygun olarak yapılmalıdır.

Savaşın farklı safhalarında, ateş üstünlüğünü geçici olarak bile kaybeden Rus taarruzlarının durduğu görülmüştür. Ateş baskısının zayıfladığı bu anlarda, ileri uçtaki Rus birliklerinin Ukrayna’nın karşı ateşleri altında ağır kayıplar verdiği tespit edilmiştir. Bu durum bir kez daha, ateş desteğinin manevrayı sadece “başlatan” değil, “sürekli kılan” unsur olduğunu göstermektedir.

Ateş desteğinin başarısı hedefin tespit süresi ile ateş altına alınması arasındaki süreye bağlıdır. İnsansız hava araçları, ileri gözetleyiciler ve elektronik istihbarat vasıtaları ile desteklenen birlikler hedefleri daha hızlı ve isabetli etki altına almışlardır. Ateş desteğinin anlık istihbarata dayanarak başlatılması gerekliliği ve hedefteki etkisinin değerlendirilme ihtiyacı, ateş desteğinin algılayıcılara olan bağımlılığını artırmıştır. Bu nedenle, ateş desteği platform odaklı değil, süreç odaklı olarak ele alınmalıdır.

Savaşta Ukrayna tarafından köprü, karargâh ve ikmal merkezi hedeflerine karşın etkin olarak kullanılan HIMARS benzeri sistemlerin etkisi, ateş gücünün hacimden ziyade hedef seçimi meselesine dönüştüğünü göstermektedir. Hassas ateşlerin sınırlı olsa da klasik baskı ateşine göre daha yüksek etki sağladığı görülmüştür.

Ateş destek unsurlarının muharebe sahasında uzun süre aynı mevziiyi işgal edemeyecekleri Ukrayna–Rusya Savaşı’nda yeniden öğrenilen bir başka derstir. Ateş destek unsurları artık en hassas hedeflerdir. Ateş destek unsurları ateş et-yer değiştir prensibini çok daha katı şekilde uygulasalar da yerleri çok kısa sürelerde tespit edilip karşı ateşlere ve insansız hava aracı saldırılarına maruz kalmışlardır. Bu unsurlar için hızlı manevra kabiliyeti, gizleme ve kamuflaj artık bir lüks değil, hayatta kalmaları için şarttır. Ateş destek birlikleri için sabit kalmak, intihardır.

Savaşın ilk dönemlerinde Rusya’nın üstün topçu ve roket unsurları muharebe sahasında oldukça etkili olsa da bu etkiler beklenen stratejik kazanımları sağlamamıştır. Ukrayna’nın iyi hazırlanmış ve moral seviyesi yüksek birliklerine karşı kullanılan yoğun ateş baskısı ancak kısıtlı bölgelerde arazi kazanımları sağlayabilmiştir. Bu kazanımların lojistik ve personel açısından maliyetleri ise Rusya’yı zorlamıştır. Bu nedenle, ateş desteği tek başına zaferi getiremeyecek; manevra ve komuta-kontrol ile entegre edilmediğinde dirençli savunmalar karşısında etkili olamayacaktır.

Ukrayna–Rusya Savaşı’nda şehirlere yapılan taarruz harekâtlarında ateş desteğinin meskûn mahallerde beklenen etkiyi yaratamadığı görülmüştür. Öte yandan, şehirlerde kullanılan ateş desteği, sivil kayıplara ve altyapının yıkımına yol açtığı için Rusya’yı dünya kamuoyunda  stratejik açıdan zor duruma sokmuştur. Umduğu faydayı alamayan Rusya, Kiev gibi iyi savunulan şehirleri ele geçirme hedefinden vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Ukrayna harp alanında ateş desteği, muharebenin her safhasında yoğun biçimde kullanılmıştır. Ancak bu yoğunluk, beklendiği gibi hızlı bir çözülme yaratmamış; aksine savaş, uzun süreli bir yıpratma mücadelesine dönüşmüştür. Günlerce süren topçu düelloları ile taraflar, arazi kazanımı yerine karşı tarafın personel, malzeme, mühimmat ve moral seviyesini azaltmaya çalışmışlardır. Bu bakımdan ateş desteği, yıpratma harbinin başlıca enstrümanı olmuştur.

Savaşın ilerleyen safhalarında taraflar hazırlıklı savunma mevzilerini görmeyerek ateş eden silah sistemleri ile desteklemişlerdir. Savunmadaki birlikler topçu, roket ve havan ateşleri ile bölgesini emniyet altında bulundurma, karşı tarafın manevrasını engelleme ve zaman kazanma fırsatı bulmuştur. Ateş desteğinin tıpkı taarruzda olduğu gibi savunmada da sürekliliği sağlamak için çok önemli bir rol oynadığı görülmüştür.

Muharebe sahasındaki profesyonellerin lojistikçiler olduğu Ukrayna–Rusya Savaşı’nda yeniden öğrenilmiştir. Tarafların yoğun ateşleri mühimmat stoklarını eritmiştir. Günlük binlerce top mühimmatı atılması nedeni ile Ukrayna’nın ateş gücü batı menşeli mühimmat tedarik zincirlerinin iyi işletilip işlemediğine göre şekillenmiştir. Ateşin sürekliliğinin, lojistik kapasiteyle doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Bu bakımdan, ateş desteğinin “varlığı” önemlidir ama “ne kadar sürdürülebilir olduğu” daha önemlidir.

Ukrayna–Rusya Savaşı, ateş desteğinin ne kadar yoğun olsa da düşman üzerinde ancak anlık bir baskı yaratabileceğini; ateş altında bile olsa iyi sevk ve idare edilen, moralli küçük birliklerin savaşma azim ve iradesinin tek başına ateş desteği ile kırılamayacağını yeniden kanıtlamıştır. Buna karşın; rastgele olmayan, zamanca iyi planlanmış ve algı yönetimi ile uyumlu ateşler sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da karşı tarafın savaşma azim ve iradesini azaltacak etki yaratmıştır. Özellikle First Person View (FPV) dronlarla desteklenen ateş gücü her iki taraftan da askerlerin teslim olmalarında büyük rol oynamıştır.

Ukrayna–Rusya Savaşı’ndan çıkarılabilecek en temel derslerden biri şudur: Ateş desteği vazgeçilmezdir, ancak tek başına etkili değildir. Muharebe sahasında etkili ateş lazımdır. Peki, etkili ateş nasıl olmalıdır? Ateş sadece hızlı değil, sürekli; sadece yoğun değil, isabetli; diğer muharebe sahası fonksiyonları ile entegre ve uyumlu olmalıdır.

Şimdi, savaştan çıkarılan dersleri Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin muhtemel operasyonları açısından yeniden yorumlayalım.

Sınır ötesi harekâtlarda ateş desteğinin manevra ile gerçek zamanlı entegre edilmesi, algılayıcı-komutan-silah bağlantısının sağlamlaştırılması, çok kısa sürede ve hassas etki ile hedeflerin ateş altına alınması TSK açısından hayatîdir. Zira ateş desteği, TSK’nın sınır ötesi operasyonlarının temposunu belirleyecek ana mekanizma olacaktır.

Suriye gibi hibrit ortamlarda ateş desteğinin sadece kinetik bir araç olarak değil; psikolojik harekât, bilgi ve algı operasyonları ile uluslararası hukuka uygun biçimde kullanılması zorunludur. Özellikle meskûn mahal muharebelerinde ateş desteğinin taktik faydası ile politik maliyeti arasında iyi bir denge kurulması, bu dengeyi gözetecek angajman kuralları geliştirilmesi önemlidir.

TSK’da ateş desteğinin etkinliği müşterek birlikte çalışabilirliğe, algılayıcılarla komuta kontrol sistemlerinin entegrasyonuna, sürdürülebilir mühimmat ikmaline ve eğitim seviyesine bağlıdır.

Türkiye için kendi kaynakları ile mühimmat üretimi ve tedarik zincirinin yönetimi ateş desteğinin sürdürülebilirliği açısından zorunluluktur. TSK’nın müteakip harekâtlarında harekâtı uzun süre destekleyebilecek, dengeli ve kontrollü bir ateş destek kullanım konsepti geliştirmesi gerekmektedir.

TSK’ya ait ateş destek unsurlarının hayatta kalma kabiliyetleri, en az ateş gücü kadar önemli olacaktır. Yoğun dron ve karşı ateş tehdidi altında, sabit ve öngörülebilir mevzilenmeden kaçınılmalıdır. Bu kapsamda, ateş destek vasıtaları yüksek hareket, kısa sürede konuşlanma ve hızla yer değiştirme esasına göre kullanılmalıdır. Bu kullanım tarzına yönelik doktrin, eğitim ve taktiklerin geliştirilmesi son derece önemlidir.

Özetle, Ukrayna–Rusya Savaşı, ateş desteğinin önemini azaltmamış; aksine onu daha karmaşık ve daha entegre bir muharebe sahası fonksiyon alanı hâline getirmiştir. TSK açısından ateş desteği artık yalnızca “çok ve güçlü ateş” anlamına gelmemekte; doğru zamanda, doğru hedefe, doğru maksatla ve sürdürülebilir biçimde uygulanan ateş olarak yeniden tanımlanmalıdır. Bu değişimi doktrin, eğitim ve planlamalara yansıtmak, müteakip harekâtlarda ateş desteğinin etkinliği açısından belirleyici olacaktır.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Bunu Paylaşın