Maersk, konteyner gemilerinde rüzgâr yelkenlerine yöneliyor

MDN İstanbul
  • |

Maersk, konteyner gemilerinde yakıt tüketimini azaltmak ve daha sıkı çevre düzenlemelerine uyum sağlamak amacıyla denizcilik sektörünün köklü bir teknolojiye yeniden yöneldiği bir dönemde, ilk rüzgâr yelkeninin bir konteyner gemisine kurulması için anlaşma imzaladı.

İngiliz şirketi Anemoi tarafından tasarlanan ve 35 metre yüksekliğinde olan rotor yelkeni, bir pilot proje kapsamında orta büyüklükteki bir konteyner gemisine sonradan monte edilecek. Projenin amacı, bu teknolojinin yakıt maliyetlerini ve emisyon izinleri için yapılan harcamaları anlamlı ölçüde azaltıp azaltamayacağını göstermek. Anemoi Ticari Direktörü Nick Contopoulos, konteyner gemilerinde rüzgâr enerjisinin kullanılması konusunda özellikle büyük bir zorluk bulunduğunu, çünkü güverte alanının neredeyse tamamının yük taşımak için kullanıldığını söyledi.

Contopoulos, “Güverte alanı meselesi nedeniyle konteyner gemileri [kurulumlar açısından] şimdiye kadar ana odak noktası olmadı” dedi. Ancak modern yelkenlerin konteyner gemilerinde kullanılmasının önemli avantajları bulunduğunu da belirtti.

“Bu gemiler çok belirli rotalarda çalışıyor. Rüzgârın öngörülebilirliğini ve geminin seyir hızını bildiğiniz için, rüzgâr profilinin yüksek olduğu rotaları hedefleyebilirsiniz. Bu da yatırımın ticari gerekçesini ve yatırım getirisini iyileştiriyor” diye konuştu.

İlginizi çekebilir:

Türkiye dünyanın 7’nci büyük tarımsal üreticisi

Anemoi'nin geliştirdiği rotor yelkenleri ile antik çağlardan bu yana kullanılan, direklere asılan geleneksel beyaz yelkenler arasında görünüş açısından çok az benzerlik bulunuyor. Geleneksel yelkenlerin kullanımının tarihi Antik Mısır'a kadar uzanıyor.

Rotor teknolojisi, rüzgârın etkisiyle dönüyor. Dönmekte olan cisimlerin itki oluşturmasını sağlayan ve “Magnus etkisi” olarak bilinen fiziksel olgudan yararlanan sistem, gemiyi ileri doğru hareket ettiriyor. Anemoi'ye göre rotor yelkenleri, zorlu deniz koşullarında ve saniyede 35 metreye varan rüzgâr hızlarında çalışabiliyor.

Maersk gemisine kurulacak rotor yelkeni, geminin ön kısmına yerleştirilecek ve dik konumda sabitlenecek. Anemoi'nin geliştirdiği diğer bazı sistemler ise gemi limana yanaştığında aşağı katlanabiliyor.

Maersk Filo Teknolojileri Başkanı Ole Graa Jakobsen, dünyanın en büyük ikinci konteyner taşımacılığı şirketinin projeyi “pratik deneyim kazanmak ve bunun filomuz ile genel olarak konteyner taşımacılığı açısından ne kadar anlamlı olduğunu değerlendirmek için değerli bir fırsat” olarak gördüğünü söyledi.

Uluslararası Yelkenli Gemiler Birliği (International Windship Association) Genel Sekreteri Gavin Allwright, deniz taşımacılığına yönelik çevre düzenlemelerinin sıkılaşmasıyla birlikte rüzgâr destekli itki teknolojilerine yönelik ilginin istikrarlı biçimde arttığını belirtti.

Geri çekilebilir ve katlanabilir yelkenler ile emiş kanatları da dâhil olmak üzere çeşitli başka rüzgâr destekli itki teknolojileri de geliştiriliyor.

Avrupa Birliği, 2024'ten bu yana denizcilik sektörünü emisyon ticaret sistemine dâhil etmiş durumda. Ayrıca gemi sahiplerinin kullandıkları yakıtların emisyon yoğunluğunu azaltmasını zorunlu kılan yeni kurallar da yürürlüğe koydu.

Bu arada Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), sektöre yönelik yeni emisyon kuralları üzerinde müzakerelerini sürdürüyor. Ancak hedeflerin ne kadar iddialı olması gerektiği konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. ABD'nin de karbonsuzlaştırma çabalarına güçlü şekilde karşı çıkması süreci daha da zorlaştırıyor.

Denizcilik sektörü, küresel yıllık karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 3'ünden sorumlu.

Allwright'ın verdiği bilgilere göre, 400 gros tonun üzerindeki ticari gemilerde hâlihazırda yaklaşık 110 ticari rüzgâr sistemi kurulmuş durumda. Buna ek olarak 80 ila 90 sistem için sipariş verilmiş, yaklaşık 50 sistemin kurulumu için de hazırlık yapılıyor.

Allwright, “Son birkaç yılda [kurulumların] her yıl iki katına çıktığını gördük” dedi. Orta Doğu'daki savaşın ardından yükselen yakıt maliyetlerinin de bu teknolojiye olan ilgiyi artırdığını söyledi.

Geniş miktarda boş güverte alanına sahip olmaları nedeniyle yelken sistemleri şimdiye kadar çoğunlukla tanker gemilerine kurulmuş durumda. Bununla birlikte dökme yük gemileri ve otomobil taşıyıcıları için de bu tür sistemler geliştirildi.

Boston Consulting Group Genel Müdürü Peter Jameson, rüzgâr teknolojisinden elde edilebilecek yakıt tasarrufunun “gemiye ve rotaya bağlı olarak yüzde 5 ila 25 arasında, uygun koşullarda ise potansiyel olarak daha yüksek” olabileceğini söyledi.

Jameson, “Artık en büyük engel teknik olmaktan çok ticari. Bu sistemlerin kurulumu birkaç milyon dolara mal olabiliyor ve yatırımın geri dönüş süresi, tipik bir kiralama sözleşmesinin süresinin çok ötesine uzayabiliyor. Çoğu zaman ilk yatırım maliyetini gemi sahibi üstlenirken, daha düşük yakıt faturasından kiracı yararlanıyor. Dolayısıyla tarafların teşvikleri doğal olarak aynı doğrultuda değil” dedi.

Anemoi'nin tahminlerine göre, genellikle üç ila beşli gruplar halinde kurulan rotor yelkenlerinin her biri günde yaklaşık 1 ton yakıt tasarrufu ve her bir yelken başına yaklaşık 3 ton CO₂ emisyonu azaltımı sağlıyor.

Contopoulos'un verdiği bilgiye göre, kurulum maliyetleri hariç olmak üzere her bir rotor yelkeninin fiyatı 600 bin ila 1,2 milyon dolar arasında değişiyor.

ETİKETLER:
Bunu Paylaşın