Ana sayfa Yazarlar Levent Akson Bir peri masalı

Bir peri masalı

0

Bu yazı, küresel deniz gücü ve denizcilik gücü üzerine yazılan bir yazı değildir, bu yazı kuru yük marketinde denizcilerin yaşadığı ve yaşamaya devam ettiği kriz üzerine bir yazı hiç değildir. Bu yazı vahşi kapitalizmin kaybettiği bir futbol oyunu üzerinedir ki adı da “Leicester City” dir.

Bir takım düşünün ki; İngiltere Premier Ligi’nde 23 milyon pound oyuncu değeri ile ligin 14. sırasında olsun, bir takım düşünün ki; geçen sezon düşme hattından kurtulmak için mücadele versin ve bir takım düşünün ki; en değerli futbolcusunu 4 sene önce sadece  400 bin pounda transfer etmiş olsun… ve bu yıl İngiltere Premier Ligi’ni şampiyon olarak bitirsin. Bu tam bir peri masalı değil de nedir ?

Eğer Leicester (lester okunur) yapabildi ise herkes yapabilir. Alınacak ders budur, bu yüzden Claudio Renieri’nin takımı herkese ilham kaynağı oldu. Leceister’in lig şampiyonu olması evrensel bir zaferdir, sporda paranın ötesinde bir birleştirici güç olmuştur. ‘Takım ruhu, kişisel gelişim ve averaj takım pozitifliği’ diyor Telegraph gazetesi ve ilave ediyor; Kupa, kendini daha çok kasaba gibi hisseden bir East Midland şehrinde. Orada insanlar gerçekten birbirini tanır, birbirlerinin yanından koşar adım geçmezler, gözle görülür bir bilinç vardır, futbol klüpleri de daha evvel kendilerini hiç bu kadar yukarda bulmamıştır.

1992-1993 senesi İngiltere’de Premier Ligin kuruluş tarihidir ve Manchester United müzesine tam 13 kupa götürmüştür bu sürede. Ancak, hiç şüphe yok ki Leicester’in şampiyonluğu Premier Lig tarihindeki en büyük bireysel futbol hikayesidir, yönetmeni de Claudio Ranieri’dir (kendisini en son, evlerinde Faroe adalarına yenildikleri için Yunanistan’dan sepetlenirken görmüştük) ve hikayesi tam bir melodramdır. Nisan 2015 de ligin dibinde olan bir takımın Nisan 2016’da zirveye çıkması asla mümkün görünmüyordu. Öylesine mümkün değildi ki; sene başında bahislerde 1 pounda tam 5000 pound veriyordu.

Hasret çekmeyen için vuslat bir anlam ifade eder mi? Peki, daha ne kadar hasret çekecek gemi yatırımcıları? Çalışmak mı? İnanıyorum ki para kazanılan dönemin çok üzerinde çalışılıyor. İnanç mı? İnançlarını hiç yitirmediler, biliyorlar ki inançları kaybolduğu zaman tamamen bitecekler. İşletme zaafımı? Hayır, devam edebilmek, masada kalabilmek adına her türlü önlemler alınıyor, ama olmuyor, olmuyor, olmuyor. Vahşi kapitalizmin yumruğu her gün suratlarında patlıyor, düşüyorlar ama pes etmiyorlar, tekrar ayağa kalkıyorlar. Pes etmeyecekler. Hayatta kapitalizmin kaybettiği de oluyor. İşte Leicester, kapitalizmin göbeğinde zafer kazanıyor, yumruk bu sefer kapitalizmin suratında patlıyor hem de yerden kaldırmamacasına.

Takımın sadece klüp armaları yanlıştı. Tilki evet bildiğimiz avlanan tilki. Ancak Leicester avcıdır, İngiltere’nin her yerinde koşturup havasını da attı.

Tesadüfe bakın ki Leicester’de bir Hint Restoranı var; Masalas. Kurulduktan 12 ay sonra ulusal paket servis ödülünü kazandı. İnsanlar orada bir masa kapmak için ülkenin her yerinden koşup geliyorlar. Ödülden sonra öyle bir sipariş yağmuruna tutuldular ki, mekan sahipleri çareyi telefon hattını bir süreliğine sökmekte buldu.

Masalas ya da Leicester City. Bir gecede zafer. Herkes ondan bir parça istiyor. Zafer mutluluğu ve mükemmel bir ürün.

İngiliz gazeteleri şampiyonluk sonrası şu ortak dili kullandı; ” İngiliz Kupası şehirlere geri döndü, şehirlere, kasabalara. Londra ve Manchester’den kaçtı. Hepimiz ona dokunabiliriz ve o da bize.

Dünya armatörlük liginde ayakta kalabilmek, büyüklerin yanında var olabilmek savaşı veriyor ülkemizin gemi yatırımcıları. Yine de gülümsemeye çalışıyorlar. ‘Hayatta örnekleri var’ diyorlar yeniden doğuşun, öldü denildiği anda dirilmenin ve şu örneği veriyorlar; Leicester City yapabildi ise herkes yapabilir.

Hayatımıza ne de güzel girdi bu küçük kasaba takımı. Şampiyon olduğu hafta Chelsea’nin Tottenham’ı yenmesi ya da berabere kalması için ne çok dua etmiştik. İlk devre Tottenham 2-0 önde, umutlar tükeniyor sandık ama o da ne?  İkinci yarı müthiş bir dönüş ve maç 2-2 sona eriyor. Ülkemiz de bile çoğu insan kendisini sokağa attı, kazanan Leicester City değildi, kaybeden Kapitalizm idi.

Demek ki kapitalizm kaybedebiliyor hem de en güçlü ülkesinde, o halde neden olmasın gemi yatırımcıları, biraz daha gayret, ayakta kalalım ve inancımızı hiç yitirmeyelim, Leceister City yaptı ise bizler de yapabiliriz. Suratımız darmadağan olsa da unutmayalım; hasret çekmeyen biri için vuslat bir anlam ifade etmez.

Gelin, bu futbol yazısını Can Baba’nın (Yücel) bir şiiri ile noktalayalım;

Cahit ki bu hasta düzende sağlıklı bir kanserdi

Cahit ki haksızlığa karşı üreyen höcrelerdi.

Yorgun develer gibi çöktüğü Dormen şölenlerinde bile

“Siz paranızı ben kendimi yerim” derdi.

Cahit zaten azalarak yaşayanlardan değil

Çoğalarak ölenlerdendi.

Tüm gemi yatırımcılarına adına çoğalarak hayatta kalabilmek inancıyla.