Küresel borsalarda dikkatler petrol ve ABD enflasyonunda

MDN İstanbul
  • |

Küresel piyasalar yeni haftaya Wall Street’teki güçlü yükselişin desteğiyle başladı. Zayıf ABD istihdam verisinin Fed’in faiz artırımı ihtimalini azaltması ve teknoloji hisselerine gelen alımlar, S&P 500’ü rekor seviyeye taşıdı.

Asya borsalarında da benzer bir iyimserlik görülürken, yükselen petrol fiyatları ve çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisi rallinin önündeki en önemli riskler olarak öne çıkıyor.

Wall Street haftayı rekorla tamamladı

ABD’de temmuz ayı tarım dışı istihdamın 23 bin kişi azalması, ekonomik aktiviteye ilişkin endişeleri artırsa da piyasalar veriyi ağırlıklı olarak Fed’in para politikası açısından değerlendirdi.

Zayıf istihdam verisi, eylül ayında faiz artırımı yapılacağı beklentisini aşağı çekerek özellikle teknoloji hisselerine destek verdi.

S&P 500 cuma günü yüzde 0,62 yükselerek 7 bin 757 puanla rekor seviyede kapanırken, Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,30 artışla 26 bin 691 puana çıktı. Dow Jones Sanayi Endeksi de yüzde 0,28 yükselerek 54 bin 37 puana ulaştı.

Endekslerin haftalık performansı daha güçlü oldu. Nasdaq yüzde 5,19, S&P 500 yüzde 3,58 ve Dow Jones yüzde 2,96 değer kazandı.

İlginizi çekebilir:

Sanayi üretimi Haziran ayında geriledi

TÜİK enflasyon

Asya piyasalarında da pozitif hava

Wall Street’teki yükseliş yeni haftanın ilk işlemlerinde Asya piyasalarına da yansıdı.

Japonya’da Nikkei 225 Endeksi yüzde 0,6 yükselirken Güney Kore’de Kospi yaklaşık yüzde 0,5 değer kazandı. Japonya hariç Asya-Pasifik bölgesindeki hisseleri izleyen MSCI endeksi ise yüzde 0,3 yükseldi. Hong Kong ve Çin borsalarında da pozitif seyir öne çıktı.

Piyasalardaki iyimserliğin temelinde, ABD’de zayıflayan istihdamın Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentileri değiştirmesi bulunuyor. Daha yüksek faizlerin özellikle teknoloji ve büyüme şirketleri üzerindeki baskıyı artıracağı endişesinin azalması, geçen hafta bu hisselere yönelik alımları güçlendirdi.

Yapay zekâ şirketleri kâr büyümesinde öne çıkıyor

Borsalardaki yükselişi yalnızca faiz beklentileri desteklemiyor. ABD’de devam eden bilanço sezonu da yatırımcıların risk iştahını artırıyor.

S&P 500 şirketlerinin yaklaşık yüzde 90'ı finansal sonuçlarını açıklarken, özel yatırım kazançları hariç tutulduğunda hisse başına kâr büyümesi yıllık bazda yaklaşık yüzde 30 seviyesine ulaştı. Şirketlerin yüzde 76’sı kâr beklentilerini aştı.

Yapay zekâ bağlantılı şirketlerle diğer şirketler arasındaki fark ise dikkat çekici. Yapay zekâ bağlantılı şirketlerde medyan hisse başına kâr büyümesi yüzde 28 olurken, diğer şirketlerde bu oran yüzde 12’de kaldı.

Bu tablo, yapay zekâ yatırımlarının maliyetine ilişkin tartışmalara rağmen teknoloji şirketlerinin güçlü finansal sonuçlarının borsa rallisini desteklemeye devam ettiğine işaret ediyor.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş yeni risk oluşturuyor

Ancak küresel piyasalardaki iyimserlik yeni haftaya temkinli başladı. ABD ve Avrupa vadeli piyasalarında cuma günkü yükselişin ardından daha sınırlı bir görünüm hakim.

S&P 500 vadeli kontratları yüzde 0,1 gerilerken Nasdaq vadeli kontratları yatay seyretti. Euro Stoxx 50 ve Almanya DAX vadeli kontratları yaklaşık yüzde 0,1 düşerken İngiltere FTSE 100 vadeli kontratlarında kayıp yüzde 0,4’e yaklaştı.

Piyasalardaki temkinli görünümün önemli nedenlerinden biri petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi oldu.

Hürmüz Boğazı’nın kısa sürede tamamen açılacağına ilişkin beklentilerin zayıflamasıyla Brent petrol yüzde 1’e yakın yükselerek varil başına 84 doların üzerine çıktı. Batı Teksas türü ham petrolün fiyatı da 79 dolar sınırına yaklaştı.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş, şirketlerin enerji ve ulaşım maliyetlerini artırmasının yanı sıra ABD enflasyonu üzerinde de baskı oluşturabileceği için piyasalar açısından önem taşıyor.

Petrolün yüksek seviyelerde kalması, Fed’in enflasyonla mücadelesinin uzayabileceği ve faizlerin daha uzun süre yüksek tutulabileceği beklentisini güçlendirebilir.

Faiz beklentileri değişti

Geçen haftaki istihdam verisi, Fed’in eylül ayında faiz artıracağı beklentisinde de belirgin bir değişime yol açtı.

Vadeli piyasalarda bir hafta önce yaklaşık yüzde 67 olarak fiyatlanan faiz artırımı ihtimali, zayıf istihdam verisinin ardından yüzde 44 civarına geriledi.

ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,64 seviyesine çekilirken dolar endeksi 99,6 ile yaklaşık iki ayın en düşük seviyelerine yakın seyretti. Euro ise 1,155 dolar civarında işlem gördü.

Tahvil faizleri ve doların gerilemesi, özellikle büyüme ve teknoloji hisseleri açısından destekleyici bir görünüm oluşturuyor. Ancak piyasaların bu iyimserliği sürdürebilmesi büyük ölçüde çarşamba günü açıklanacak enflasyon verisine bağlı.

Gözler çarşamba günü açıklanacak TÜFE’de

Piyasaların bu haftaki en önemli gündem maddesi, 12 Ağustos Çarşamba günü açıklanacak ABD’nin temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi olacak.

Beklentiler manşet enflasyonun yıllık yüzde 3,4 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde. Çekirdek TÜFE için ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 artış öngörülüyor.

Enflasyonun beklentilerin altında kalması, Fed’in faiz politikasında daha fazla sıkılaşmaya ihtiyaç olmadığı görüşünü güçlendirebilir. Böyle bir senaryoda tahvil faizlerindeki düşüşün sürmesi ve teknoloji hisselerine yönelik talebin artması, Wall Street’teki rekorların yeni haftada da desteklenmesini sağlayabilir.

Buna karşılık beklentilerin üzerinde bir TÜFE verisi, özellikle petrol fiyatlarının da yükseldiği bir ortamda faiz artırım ihtimalinin yeniden güçlenmesine yol açabilir. Bu durumda tahvil faizleri ve dolar yükselirken, rekor seviyelerde bulunan ABD borsalarında kâr satışları görülebilir.

Küresel piyasalar böylece haftaya güçlü şirket kârları ve azalan faiz endişelerinin desteğiyle girerken, rallinin yönünü belirleyecek en kritik sınavı çarşamba günü verecek.

Bunu Paylaşın