Ana sayfa Dünya Koronavirüs biyolojik savaşların ayak sesleri mi? Salgının savunma ve güvenliğe etkileri

Koronavirüs biyolojik savaşların ayak sesleri mi? Salgının savunma ve güvenliğe etkileri

0

Koronavirüsün ekonomiye, sosyal yaşama, bilime, kültüre, eğitime olan etkilerine ilişkin birçok yazı yazıldı, araştırma yapıldı. Konunun uzmanları insanları aydınlatma telaşına girdi. Birbiri ile kavga eden, medyatik olma telaşına kapılan bilim insanlarını izliyoruz hemen her gün ekranlarda… Komplo teorilerine müsait bu ortamda zihinler de karışıyor haliyle

Savunma boyutunun süjesi: Asker

Bu süreçte salgının savunma ve güvenlik boyutuna olan etkileri fazla konuşulmuyor, gündemin gerisinde kalıyor. Neticede salgın, tedbir alınmadığı takdirde meslek grubu gözetmeksizin herkesi etkiliyor. Savunma boyutunun süjesi olan asker de doğal olarak risk altında. Şurası çok açık, yeterli tedbir alınmaz, asker izole edilmez ve salgın yayılırsa, savaşabilirliğinizi yitirebilirsiniz.

Silahlı Kuvvetler nasıl etkilendi?

Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre savunma ve güvenlik boyutunda salgından etkilenmeyen ülke neredeyse yok… ABD ordusu, koronavirüs vaka sayısının en fazla görüldüğü ülke. ABD Savunma Bakanlığı’nın nisan ayında açıkladığı verilere göre Covid-19’a yakalananların 2 bin 889’u asker, 817’si sivil personel, 336’sı sözleşmeli personel ve 653’ü askerlerin aile bireylerinden oluşuyor. Sayılar her geçen gün artıyor.

Öte yandan, İtalya’da çok sayıda asker ve general karantinaya alındı. İran, Mısır ve Yunanistan ordularında vakalar dikkat çekiyor. Ermenistan, Filipinler, Polonya Genelkurmay Başkanları’nın testleri pozitif çıktı. Fransa, Almanya, İngiltere, İspanya, Hollanda ve daha birçok Avrupa ülkesinin ordusu salgından etkilendi. Asya-Pasifik Bölgesi’nde ve Latin Amerika’da da durum farklı değil. Japonya, Filipinler, Şili, Kolombiya, Brezilya, Tayvan ve diğerleri… NATO’nun Belçika’daki karargâhı da virüse teslim oldu. Birçok NATO tatbikatı iptal edildi.

Olağan şüpheli: GKRY

Rusya’nın iki nükleer denizaltısında vakalar görüldü. Fransız Uçak Gemisi Charles De Gaulle, salgın nedeniyle Atlantik’teki konuşlanmasını sonlandırdı ve eve erken dönüş yaptı. Fransız Savunma Bakanlığı gemide karantina uygulamasına başlandığını açıkladı. 2 bin 900 personelin neredeyse yarısının enfekte olduğu ortaya çıkınca Fransa karıştı. Sorulan soru salgının gemiye nereden ve ne zaman bulaştığı? Olağan şüpheli De Gaulle uçak gemisinin Limasol-GKRY liman ziyareti…

ABD Donanması’ndaki durum da vahim ve vaka sayısı hızla artış gösteriyor. Şimdilik 26 savaş gemisinde vakalar olduğu açıklandı. USS Theodore Roosevelt, USS Ronald Reagan ve USS Nimitz’de salgınının görülmesi, ABD’nin deniz egemenliğinin ve hegemonik gücünün simgesi olan uçak gemilerini kağıttan kaplan haline getirdi.

USS Theodore Roosevelt uçak gemisinde yaşanan skandal

Son olarak Theodore Roosevelt uçak gemisi Guam Adası’nda karantinaya alındı ve 4 bin 59 asker karaya çıkarıldı. 20 Nisan itibari ile yüzde 94’üne test uygulanan personelin 655’inin testlerinin pozitif çıktığı ve 2 askerin hayatını kaybettiği açıklandı. Hadise bundan ibaret değil zira uçak gemisi özelinde yaşanan skandal olaylar küresel gündeme damgasını vurdu ve ABD Donanması’ndaki güç savaşlarını ortaya çıkardı.

Olayı hatırlayalım. Vakaların artması üzerine gemi Komutanı Brett Crozier, ABD Donanması’na bir mektup gönderdi ve tüm personelin karaya çıkarılıp karantinaya alınması için yardım talebinde bulundu. Tartışma yaratan 4 sayfalık mektubunda Crozier, askerlerin 14 günlük karantina ve sosyal mesafe kurallarını gemide uygulamasının mümkün olmadığını belirtti. Mektupta dikkat çeken konu ise Crozier’in “Savaşta değiliz. Denizcilerin ölmesine gerek yok” ifadelerini kullanması oldu. Başkan Trump’ın dahi virüsle savaş halinde olduklarını ifade etmesine karşın gemi komutanının çıkışı yadırgandı.

Alt tarafı bir mektup, gemi komutanı duygusal davranmış ve personelini gözetmiş diyebilirsiniz. Lâkin kazın ayağı öyle değil… Mektup kamuoyuna sızınca ABD’de kızılca kıyamet koptu. ABD Deniz Kuvvetleri Genel Sekreter Vekili Thomas Modly, uçak gemisi komutanı Crozier’in görevinden alındığını açıkladı.

Gemi komutanının gönderdiği mektuptaki bilgileri tasvip etmenin mümkün olmadığını belirten Modly, “Gemide çok karmaşık ve güvenli iletişim kanalları olmasına rağmen mektup, güvenli olmayan bir e-mail ile gönderilmiş. Üstelik sadece komuta zincirindeki kişilere değil, aynı zamanda ilgisiz 20’ye yakın kişiye de iletilmiş. Komutanlık, kutsal bir güvene dayanır ve bu güven sürekli olarak sürdürülmesi gereken bir durumdur.” İfadelerini kullandı.

Gemi komutanı ihanet etti, ABD düşmanlarını cesaretlendirdi

Gemi komutanını ihanetle suçlayan Modly’nin kullandığı “Yaşadığımız bilgi çağında gönderdiği bu e-mailin kamuoyuna sızdırılacağını düşünmemişse bana göre bu gemiye komutanlık yapmak için ya çok naif ya da çok aptal. Başka bir alternatif daha var, bunu kasıtlı olarak yaptı ve ABD’nin düşmanlarını cesaretlendirdi,” argümanları çok ağır. Esasen yaşanan hadise arka planında başka olguların olduğuna işaret ediyor.

Masum bir yaklaşımla, mektubun denizcilerin ailelerini korkuttuğu, ABD Donanması’nın operasyonel yeterliliğini ve güvenilirliğini sorgulamaya açtığı sonuçlarına varılabilir. Ancak, yaşanan mektup krizi aslında ABD hegemonyasını dünya denizlerinde etkisizleştirmeye yönelik bir girişim olarak da yorumlanabilir.

Tuhaflıklar bununla bitmiyor. Olaydan bir süre sonra ABD kamuoyunda komutan Crozier’in göreve dönmesi için kampanyalar başlatıldı. Bunun üzerine Modly istifa etti. Daha doğrusu istifaya zorlandı. Sonuçta bu hadise ABD’deki karşıt ve derin güçlerin bilek güreşinin Deniz Kuvvetleri özelinde sürdürüldüğünü gösterdi. Yakın gelecekte Crozier’in ABD Donanması’nda önemli mevkilere gelebileceğini söylemek kehanet olmasa gerek.

TSK’da koronavirüse karşı alınan tedbirler

Gelelim TSK’daki duruma ve alınan tedbirlere. Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı resmî açıklamaya göre TSK, salgını alınan tedbirlerle minimum düzeyde vaka ile karşılaşarak atlatıyor. Bakanlık’ta kurulan Koronavirüs ile Mücadele Merkezi (KOMMER) ile TSK’da alınan tedbirlerin uygulanma seviyeleri takip ediliyor ve tıbbi planlamalar ile muhtemel hareket tarzları geliştirilip tüm bu süreçler yönetiliyor.

Burada dikkat çekici nokta ise Deniz Kuvvetleri’nin izlediği strateji. Deniz Kuvvetleri koronavirüs salgınına karşı, belli sayıda fırkateyn, hücumbot, korvet ve denizaltıyı seyre çıkararak kara ile bağlantılarını kestiğini ve bu unsurlarının salgından etkilenme ihtimâlini minimize ettiğini açıkladı.

Bu yaklaşım sonucu halen NATO Deniz Kuvvetleri’nde faaliyetlerini sorunsuz olarak yürüten tek ülkenin Türkiye olduğu görülüyor.

Nitekim açık kaynaklarda yer alan haberlere göre Deniz Kuvvetleri; Doğu Akdeniz’de, Libya açıklarında ve Girit’in güneyinde faaliyetlerini aralıksız sürdürerek operasyonel temposunu idame ediyor. Aslında bu durum Türkiye’nin Doğu Akdeniz stratejisinin salgından etkilenmediğini de ispat ediyor.

Virüsler biyolojik silah olarak kullanılabilir mi?

Koronavirüs salgını sonrası üzerinde düşünülmesi gereken konu, virüslerin biyolojik silah ya da biyolojik terör aparatı olarak kullanılma ihtimâli… Aslında insanoğlu tarih boyunca biyolojik savaşa sıklıkla başvurdu. Dolayısıyla bu kavram yeni değil. Ancak hukuk ve etik dışı bulunan biyolojik savaşın, salgın sonrası dönemi meşgul edeceği aşikâr.

Virüs karşısında silahlı kuvvetlerin de çaresiz kalabildiği görüldü. Örneğin uçak gemileri kağıttan kaplana dönüştü, büyük ve kudretli ordular karantinaya alındı ve caydırıcılıkları örselendi. Öte yandan biyolojik savaşın “maliyet etkin-cost effective” olduğu da görüldü. Virüs karşısında yaşanan çaresizlik, virüslere bir silah olarak sahip olma iştahını kabarttı.

Salgın sonrası dönemde şu iki tutum öne çıkacak. İlki virüse, yani biyolojik silaha sahip olma çabalarının ivmelenmesi, yani saldırı boyutlu yaklaşım. Diğeri ise salgınların yaşanma olasılığına karşı eylem planları üzerinde çalışılmaya başlanması, yani savunma boyutlu yaklaşım.

Salgının küresel güvenlik anlayışına yansımaları

Salgın sonrası dönemde küresel güvenlik anlayışında radikal değişiklikler beklenmiyor. Buna karşın ülkelerin tehdit değerlendirmesi kapsamına biyolojik savaşın önemli bir başlık olarak gireceği kesin. Askerin biyolojik savaştan etkilenmesini minimize edecek tedbirlerin alınması gerekecek, nitekim silahlı kuvvetlerin caydırıcılığının idame edilebilmesi için bu şart.

İnsanoğlu virüse karşı hassas. İyi eğitimli ve donanımlı bir askerin virüs karşısında etkisiz kalabildiği görüldü. Bu riski azaltmak için yakın gelecekte otonom ve insansız sistemlere daha fazla önem verilecek. Bu sistemlerin geliştirilmesine ayrılan kaynaklar artırılacak. İnsansız uçak, gemi, denizaltı, tank vb. bir hayâl olmaktan çıkacak. Belki hemen değil ama savaş sahnesinde robotları göreceğimiz günler yakın.

Biyolojik savaş ve biyolojik terör

Savunma ve güvenlik boyutunda biyolojik savaşın yanı sıra biyolojik terör kavramı da öne çıkacak. Terör örgütleri biyolojik silahlara ulaşmak isteyecek. Hibrit savaş ve siber güvenlik gibi yeni nesil tehditlerle birlikte biyolojik savaş bütüncül olarak ele alındığında, konvansiyonel harbin her geçen gün önemini yitireceğini göreceğiz. Salgın sonrası dönemde asimetrik etki önem kazanacak.

Biyolojik savaşta bilim insanları askerle birlikte ön cephede savaşıyor. Askeri doktorlara ve askeri sağlık sistemine duyulan gereksinim salgın döneminde açıkça görüldü. 15 Temmuz sonrası askeri hastaneleri kapatan ve askeri doktor kavramını yok eden devlet aklının, yaşanan salgın sonrası gerekli dersleri çıkarması ve düzeltici tedbirler alması isabetli olacaktır.

Salgınla mücadele askeri optikten bakıldığında bir savaş. Düşman ise bir virüs. Yani asker alışık olmadığı bir savaşa hazır olmak durumunda. Askerin eğitiminde ve hazırlanmasında bu konu dikkate alınmalı. Koronavirüsün bize öğrettiği bir diğer olgu ise insan psikolojisinin naifliği. Zira salgınla mücadelede kas gücü bir noktaya kadar etkili. Askerin psikolojik altyapısı salgın ve benzeri tehditlere karşı hazırlanmalı.

Aksi takdirde Theodore Roosevelt uçak gemisi komutanının yazdığı mektupta görüldüğü üzere askerin verilen emirleri sorgulaması gündeme gelebilir ve emir komuta zincirinin (chain of command) sorunsuz ve aksaksız işletilmesi kısıtlanabilir. Bu durumda, savunma ve güvenliğe yapılan devasa harcamalar eleştirilebilir, nihayetinde askeri motive etmek sorun haline gelebilir.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.