2025 yılı acısıyla tatlısıyla tarihte yerini aldı. Yeni yılın bu ilk sayısında iki (Rusya ve Yunanistan) komşumuz hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Yan dairede oturan, devamlı tadilatlar yapan, bitmeyen hayâller içinde yaşayan huzursuz komşum Yunanistan ve üst dairede oturan illaki sıcak denizlere ineceğim diye tutturan Rusya. Merkezde biz olunca böyle bir yerleştirme çıkıyor.
Yunanistan ile başlayalım. Bilindiği gibi Fransızların nereden buldukları bilinmeyen sav ile demokrasinin ve medeniyetin beşiği ilan edilen ve fakat gerçek Helen ırkından olmayıp Slav ve İskit ağırlıklı bir karışım olan bu topluluk Türk İmparatorluğu içinde refah içinde yaşarken isyan etti. Mora Yarımadası’nda Türklere karşı tam bir soykırıma giden katliamlar yaptı. Sırf bu çakma Helen topluluğuna bağımsızlık almak için Rusya dâhil, İngiliz ve Fransız Donanmaları -tıpkı Pearl Harbour baskını gibi- barış zamanında Donanmamızı Navarin’de yaktılar.
1827’den beri arkasına aldatmalarla inandırdığı batı ülkelerini alarak bitmez tükenmez bir sabırla kendi kendine yeni bir tarih yaratarak eski Doğu Roma İmparatorluğu’nun, eski sınırlarına erişmek için mücadele verdi. Ortodoks mezhebinde olması ve biraz da dil birliği ile birden Doğu Roma Helen ulusu oldu. Şimdi bu zaman sürecinde iki nokta çok önemlidir. Birincisi “Megali idea” sosyal yaşantılarının bir parçası olmuştur. Diğeri ise siyaset dini kullanmamış bilakis din siyaseti kullanmış ve yön vermiştir. Tüm din adamları “Megali idea”yı hep desteklemiş ve bir ideali olan Yunan ulusu yaratmayı başarmışlardır. O kadar ki tarihte hiçbir zaman Helen olmayan coğrafyaları sahiplenmişlerdir. Örnek verirsek Kıbrıs, Saruhan Adaları, Trabzon’u kapsayan Pontus ve tabii ki Anadolu. Yaramaz ve devamlı ağlayan çocuk misali Yunanistan, antik Helenleri kullanarak coğrafyalarını genişletmiştir. Batı Trakya’da azınlık altı olan Yunanlar çoğunluk olan Türkler ve Yahudileri katliamlarla yok etmiş veya göçe zorlamıştır. 1897’de bize savaş açmış, eğer İngiliz ve Fransızlar durdurmasalardı belki bugün Yunanistan bir Atina krallığı olarak kalacaktı. Tarihte 3 defa Yunanlar denize dökülmüştür. 1897 savaşında Türk ordusunun karşısında yok olmuştur. 1922’de İzmir’den denize dökülmüştür. 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Girne’den sahile çıkan kuvvetler Larnaka’da denizle buluşmuşlardır. Ama bu milleti takdir ediyorum. Din adamları başta olmak üzere “Megali idea”larına kavuşmak için ne lâzımsa yapıyorlar. Anlaşmaları göz ardı ediyorlar. Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias “Adalara füze yerleştireceğiz” diyebiliyor. Cadde ve otobanlarda “KOSTANTİNAPOLİS 450 KM”, Kavala’ya girerken “İŞGALCİ TÜRKLER KIBRIS’DAN DEFOL” afişi asabiliyorlar. Selanik’te 1912’de 191 cami varken şimdi kalan 3 tanesi depo ve benzeri gibi hizmetler için kullanılırken, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de kiliseler onarılıyor, cemaat olmadığı hâlde dışarıdan gelenlerle ayinler düzenlenebiliyor. Biliyorsunuz Atina’ya bir cami yaptıramadık. KKTC bayrağı İtalya’da bir kültür festivalinde gösterildiğinde siyasi kriz çıkartırken, biz hâlâ İstanköy Adası’na “Kos” diyebiliyoruz ama dememeliyiz. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk maarif sistemine uymayan yabancı okullar kapatılmış, uyanlar ise eğitimine devam ederken, 1971 yılında YÖK Kanunu ile dini eğitim veren Ortodoks Ruhban Okulu’nun da YÖK‘e bağlanması zaruri iken Patrikhane kabul etmeyip okulu kapatmıştır. Şimdi kendi kapattıkları okulu açmak için kasaba tüccarı Trump’ı araya sokuyorlar. O zaman bizde Batı Trakya’da bir ilahiyat fakültesi kuralım. Üstelik oradaki Türk nüfus Türkiye’deki Rumlardan çok fazla.
Şimdi bu uslanmaz komşuma sesleniyorum. Araya ağabeylerin de girse senin başlatacağın olası bir savaş ilanında elindekilerini kaybedersin. Bu iyi değerlendirilmeli. Onun için başlığı “komşu komşunun külüne muhtaçtır” diye yazdım. 1943 Yılında Türk halkı ekmeği karne ile alırken, sıkıntılar içinde yaşarken Kurtuluş gemisi ile tonlarca yiyecek malzemesi Yunanistan’a gönderdik, çocukları ölmesin diye. Muhtaç olunan o kül, kor ateştir. Her ev o ateşi söndürmeden tutmak zorundadır. Sönerse ekmek ve yemek pişiremezsin, komşundan almak gurur kırıcıdır. Ateşini söndürme komşum. ABD yeni 2026 stratejik raporunda Avrupa’yı yalnız bırakıyor. NATO yükümlülüklerinden ayrılmayı söylüyor. Ukrayna savaşı bir örnek. Ne oldu “Ukrayna’nın arkasındayız” dediler, şimdi tek kaldı. Birbirimizin külüne gerektiğinde ihtiyacımız olabilir.
Rusya, millî güç unsurları olarak güçlü kadim bir devlet. Tarihte 13 defa savaştığımız bir devlet. Tarih içinde örneği yok. Rusya ile savaşlarımızda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun da katıldığı yani farklı cephelerde birden fazla devletle savaştığımız dönemlerdir. Devletin en kötü zamanlarında yapılan bu savaşlar şerefli mağlubiyetlerdir. Her iki ülke tarihsel geçmişlerini iyi bilmektedir. Çetin ceviz olduğumuz bilinmektedir. Rusya ile ilişkilerimizin bozulması için Ukrayna savaşına müdâhil olmamız için çalışıldı hâlâ da çalışılıyor. Savaş bir şekilde sonlandığında misafirler gidecek, komşular baş başa kalacak.
Atatürk önemle dış siyasetimizde Rusya ile taviz vermeden ama dengeli bir politika izlememizi vasiyet etmiştir. ABD’nin Emlakçı Büyükelçisi Tom Barrack iyi bilmelidir ki, Rusya, İran ve Türkiye çok köklü geçmişi ve devlet tecrübesi olan kadim uluslardır. Üstelik Türkiye bu coğrafyadaki toprakları 450 yıl yönetmiştir ve sonunda en iyi sistemin ulus devlet olduğunu kabul ederek Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Pan İslâm ve Pan Türkizm bu topraklarda denenmiş sonuç alınamamıştır. Şimdi emlakçı Tom çıkıyor Osmanlı sistemine dönün diyor. Tamam o zaman Yunanistan’ı da dâhil edelim. Sonuçta 450 yıl yönettik. Neden sadece İslâm alemini katmak istiyor. Buna biz “mavi boncuk dağıtma” deriz. Sonuçta huysuz, güvenilmez, kötü emelleri de olsa bu ülkeler komşumuzdur. Ortak menfaatlerimizi bu coğrafyada kendi ulusumuzun yararına kullanmak zorundayız. Aksi takdirde başkaları kullanır. Şu ânda bu konu pamuk ipliğindedir. Bu coğrafyada sorunlar komşuların bir araya gelmesi ile çözülür, misafirlerle değil.
Komşularımıza misafir olan ABD’ye gelince; Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda mihver devletlerin yanlış askerî hataları ile savaşı kazanmış ve 1960’dan sonra süper bir güç olmuştur. Roma ve Türk İmparatorluğu da zamanında süper güçtü. Ama onlar çok farklı etnik ulusları bir arada tutmayı başardılar ve çok uzun ömürlü oldular. ABD ise menfaatlere bağlı bir yapay ulus yarattı. Menfaatler bozulmaya yani ekonomisi sıkıntıya girince çözülme süreci başlar ve başladı da. Tarihte herhâlde en kısa ömürlü süper güç ABD olacak. Karşısındaki güç artık durağan döneme girmiş Rusya değil, doğunun yeni parlayan ulusu Çin. Asla rekabet edemeyeceği bir güç doğudan batıya hızla ilerliyor. Roma ve Türk İmparatorlukları 300 yılda yıkıldı. Çünkü bağlayıcı unsurları güçlüydü. ABD öğle değil, artık çöküşte korkarım bizi parçalamak isterken kendisi ayrılırsa hiç şaşmam. Ekonomisi açık veriyor. Askerî gücünü yenileyemiyor. “Dünyayı kontrol edeceğim” diyor, 600 küsur savaş gemisi var, dama taşı gibi oradan oraya güç kaydırması yapıyor. Burada önemli bir noktayı vurgulamak istiyorum. BOP’ta ulus olmayan Libya, Irak, Suriye gibi ülkeleri askerî müdahale ile parçaladı. Türkiye ulus devlet ve kadim devlet geleneğinden gelen gücü olduğundan demokratik unsurları kullanarak yeniden yapılanmayı siyaset sahnesine sokarak askerî müdahale olmadan hâlletmeye çalışmaktadır. Ama başarılı olmayacaktır. Sonuçta Pasifik alanını Çin lehine kaybetti. Avrupa’ya başınızın çaresine bakın mesajını verdi. Bir de başında otel yöneticisi Trump var.
Sonuç olarak tüm komşularımızın bir kızıl elması var ve gerçekleştirmek için din adamları dâhil çalışıyorlar, çocuklarını ufak yaştan kin ve nefretle yetiştiriyorlar. Biz Türkler kin ve nefretle çocuklarımızı büyütmeyiz ama bizim de gerçekçi, özde bir “Kızıl Elmamız” olması, sözde değil özde olmalı ve açıklanmalıdır. Olsun ki komşularımız külümüze muhtaç olsun. Tarih ülkelerin yaşamını şöyle tarif eder: İlk 100 yıl kuruluş, sonrası yükselmedir ve bu önlenemez. Ülke dinamikleri sistem ne olursa olsun değişmez.
Pruvan neta olsun asil Türk milleti!
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






