Nihayet komisyona bir isim buldular. “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi”. Komisyona isim bulanlar bu işe el atmışken “Yüksek Askerî Şûra”ya da yeni bir isim bulsaydı keşke. Nihayetinde ne “yüksekliği” kaldı ne de askerî ağırlığı…
5 Ağustos iki önemli komisyonun aynı ânda toplandığı bir gün olarak tarihte yerini aldı. Biri uzun süredir ABD Büyükelçisi ve teröristbaşı Öcalan tarafından dayatılan ikinci çözüm süreci komisyonu diğeriyse TSK’nın yeni komuta kademesinin belirlendiği Yüksek Askerî Şûra.
Her ikisi de tarihi toplantılardı. Birincisi teröristbaşının kudretini sergilemesi açısından önemliydi. Tarihin gelmiş geçmiş en cani teröristi TBMM’de komisyon kurdurttu. İstendiği kadar kavramlarla süslensin göreceksiniz tarih bunu böyle yazacak. Diğeri de yeni kanunlar ile ilk askerî şûra olması nedeniyle özeldi.
Komisyonun sonucunda bir şehit annesi
Bir mücadelenin galibinin yine masada kaybettiğine şahitlik edilen günlerden geçiyoruz. Etnisite ile örtülmüş emperyalist terör faaliyetleri sahada bitme noktasına gelmişken, masada galip gibi hareket etmelerini sağlayan hükûmete, AKPMHP hükûmeti denir. Başta ayak diretse de bunların peşine takılıp çareyi halkta ve kuruluş ilkelerinde aramayan CHP de olaya yancı olarak iştirak edenler arasına yerini almıştır. Büyük talihsizlik.
Yüce Türk Milleti’nin, kendi seçtiği siyasetçilerin seçilmeden önce vaat ettiklerinin 180 derece aksi yönünde hayata geçirdiği utanılası söylemleri duyup, vatanının adeta gözlerinin önünde yıpratılmasını seyretmesi de bir başka can yakıcı durum. Birileri vatanın birliği için canını vermişken… Birileri uzuvlarını kaybetmesine rağmen vatan sağolsun derken… Birileri de bu yiğitlerin faillerini milletin içine sokma derdinde… Tek dişi kalmış canavarların ağında debelenip durulurken… Cumhuriyet kurulalı beri nesiller boyu tek ülküsü hep ileriyi özlemlemek olanlar da dâhil olmak üzere topyekûn bu oldubittilere sessizlik niye?
Düşünelim… Komisyon sayesinde bir şehit annesi yarın öbür gün oğlunun katili ile aynı otobüste yan yana oturacak. Şehit annesi bunun farkında olmadan o koltukta otururken, cani terörist, yanındaki kadının yüzünden okunan acısının sebebinin kendisi olduğunu belki de bilmeyecek. Şehit annesi de kucağındaki yetimin babasını katledenin yanındaki olduğu hiç aklına gelmeyecek. Annenin kucağında oğlundan kendisine hatıra kalmış, babasını hiç görmemiş yetim torununun mahzun bakışları terörist için belki hiçbir şey ifade etmeyecek. Yaşlı kadın yanında yetim torunuyla otobüsten inerken arkalarından bakan terörist bu vatana başka ne gibi hainlikler yapacağının planlarını yapıyor olacak. Otobüsten inen şehit annesi ve şehit kızı karşılarında teröristleri aklama komisyonunda yer almış milletvekilini görecek. Milletvekili tekrar seçilebilmek için ikiyüzlü, zoraki gülüşü ile o anneden oy isteyecek.
Bu gibi olabileceklerin sorumlusu sadece TBMM’nin tören salonunda belki de devletin parçalanmasını, teröristlerin nasıl döndürüleceğini konuşan siyasetçiler değil aynı zamanda tüm bu oldubittilere kayıtsız kalan her ferttir.
Kahve veya aile ortamlarında zaman zaman bir araya gelindiğinde askerlik anıları anlatılırdı bu güzel memlekette. Mesela kahvehanede yan masada coşkulu bir şekilde anılarını anlatan gençlerimiz, büyüklerimiz olurdu. Artık kulak kabarttığınızda yan masadan askerlik anılarının yerine teröristlerin vatana ihanet hikâyelerini anlatan birilerinin sesini duyarsanız sakın şaşırmayın…
Bu gerçeklerden diğer gerçeklere geçelim.
Asker seçen kurul
Askerî Şûra kararları açıklandı. Yazımın başında belirttiğim gibi komisyon hazır toplanmışken şu bizim Yüksek Askerî Şûra (YAŞ)’ya da yeni bir isim bulsa ne isabetli olurdu. Baştan belirtelim zira artık bu şûra “askerî” değil “yüksek” hiç değil. Her rütbedeki askerin terfilerine ve emekliliklerine karar veren siyasi ve dolayısıyla da artık sivil bir şûra. 12 kişilik ekipte 4 asker var diye askerî olacak değil ya. Diyebilirsiniz ki askerler hakkında karar veriyor, olabilir, fakat karar veren ekibin 3’te 2’si siyasi. Bence adı “Asker Seçen Kurul” olmalı. Askerleri seçiyor çünkü hem terfi edenleri hem de emekli olanları belirliyor. TSK’nın geleneksel yapısına müdahale etmeyi birinci vazifesi kabûl eden, bunun için 15 Temmuz menfur darbe girişimini çok iyi kullanan AKP bu konuyu da değerlendirmelidir.
Sonuçları açısından ise tarihi bir kurul onayı oldu. Kurul onayı diyorum çünkü ortada günlerce süren bir şûra filan da yok. Genelkurmay Başkanı apaçık tasviye edildi. Uzun yıllardır Ankara’da personel ağırlıklı görevlerde bulunan, geçmişte Afyon mühimmat deposu patlaması esnasında birliğin Komutanı olan, “Mustafa Kemal’in askerleri” teğmenler ihraç edilirken Kuvvet Komutanı olan Orgeneral Bayraktaroğlu, genelkurmay başkanı oldu. Vatana millete hayırlı olsun.
Kurul kararlarını tek tek incelesek günler sürer. Bu nedenle bütüne bakalım.
- İsmailağa cemaati heyetinin kurul öncesi Cumhurbaşkanını ziyareti etkili olmuş mudur?
- Görevde olan ya da terfi ettirilenler arasında Fetö ile iltisaklı isimler hâlâ var mıdır?
- Başka tarikatlardan terfi edenler veya sistemde tutulanlar var mıdır?
- TSK içinde tarikatlar artık STK (sivil toplum kuruluşu) mıdır?
- Teamüllere aykırı bir şekilde en kıdemsiz orgeneralin Kara Kuvvetleri Komutanı olmasının nedeni ne olabilir?
- 15 Temmuz sonrası mevcutları neredeyse yarıya inen orduda general sayısı neden artmaktadır?
Akıllara daha pek çok deli sorular gelebilir.
Vatana, millete hiçbir hayrının olmayacağı, çok tehlikeli işlere imza atacağı açık olan komisyon ile kararlarıyla hayrını görmek istediğimiz askerî kurul, tarihi öneme sahip adımlar atmaktadır. Ekonomik problem ile boğuşan Yüce Türk Milletinin bunlara duyarsız kalmak gibi bir hakkı yoktur zira yarın sevdiklerinin yüzüne bakamayacak hâle gelinebilir.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





