Tuğamiral (E) Dr. Yalçın Özkütük
Kıbrıs’ın önemi ve Birleşik Krallık (BK) odaklı tarihi
Coğrafi açıdan Doğu Akdeniz’in en büyük adası olan, çok yönlü değerine istinaden tarih boyunca uğruna mücadele edilen Kıbrıs, günümüzde Doğu Akdeniz kıyıdaşlarının ve küresel güçlerin doğrudan/vekilleri aracılığıyla, farklı sektörlerde ve boyutta mücadeleye devam ettiği bir yerdir.
1869’da açılan Süveyş Kanalı’nın, BK’nın sömürgelerinin bulunduğu Güney Doğu Asya ile ana karası arasındaki en kısa deniz yolunu oluşturması, Kıbrıs’ın jeopolitik öneminin anlaşılmasında dönüm noktasıdır. Doğu Akdeniz coğrafyasından geçen enerji hatları ile deniz ticaret yollarının kontrolü ve bölgedeki her tür harekât için sunduğu avantaj sebebiyle Kıbrıs’a hakim olmak, Kıbrıs jeopolitiğinin özünü oluşturmaktadır. Son yıllarda Ada’nın güneyinde keşfedilen doğal gaz rezervleri Kıbrıs’ın değerini artıran bir diğer husustur.
BK için Kıbrıs’ın önemi, Akdeniz’deki Cebelitarık-Malta-Kıbrıs zincirinin en doğudaki baklası olmasından kaynaklanmaktadır. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti Kıbrıs’ı, aslında Süveyş Kanalı’nı korumayı ve Rusya’nın Akdeniz’e inmesini engellemeyi hedefleyen BK’ya kiralanmış, Osmanlı Devleti karşı safta I. DS’na katılınca, BK Ada’yı ilhak etmiştir. Türkiye 1923 Lozan Anlaşması ile Ada’daki BK hakimiyetini tanımış ve Mart 1925’te Kıbrıs, BK kolonisi olmuştur.
II. DS sonrasında BK, yeni hegemon ABD’nin bölge politikaları sebebiyle kendi Kıbrıs politikasını yürütemeyeceğini anlayarak, “üs ile yetinme”ye yönelmiştir. BK 1958’de Ada’dan çekilmeye karar vermiş ancak, Türkiye ve Yunanistan’ın Kıbrıs’a dair uzlaşı içinde olmaları gerekmekteydi. Bu durumda BK’nın Ada’daki askeri varlığının güvenliği sağlanmış olacaktı. Bu sebeple 1959’da “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin kurulması kararlaştırılmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla ilgili üç anlaşmadan biri olan “Kuruluş Anlaşması”, BK’nın Ada’daki üsleri üzerinde egemenlik sahibi olmasını sağlamıştır. Anlaşmanın getirdiği yükümlülük ve haklar bir bütün olarak ele alındığında, BK ciddi bir sorumluluk almadan en üst seviyede bir kazanım elde etmiştir. Kıbrıs bağımsızlığına kavuşarak sömürge olmaktan kurtulmuş, ancak özünde bahse konu üsler sayesinde Ada’daki BK hakimiyeti sadece şekil değiştirmiştir.
Egemen Üs Alanları (EÜA)’nın incelenmesi
Dünya kamuoyu EÜA’yı, kısaca “Sovereign Base Areas (SBAs)” şeklinde isimlendirmektedir. EÜA, “BK’nın sadece askeri ve savunma amaçları için koruduğu, 1960 Anlaşmalarının içerdiği sınırlamalar ve açıklamalarla birlikte gelen, dağılmış egemen hakları bütünleştiren topraklar” şeklinde tanımlanabilir. BK, EÜA’ya sınırsız ve kalıcı bir şekilde kullanmak için, ilgili devlet ile yapacağı anlaşmalar yerine “egemenlik” aracılığıyla buralara sahip olmayı başarmıştır.
1954’ten itibaren inşasına başlanılan, BK ve ABD’nin çok maksatlı kullandığı EÜA; yaklaşık 254 km²’lik bir alanı kaplamakta (Kocaeli’nin Gölcük İlçesi kadar), “Western Sovereign Base Area” (Agrator Üssü) ve “Eastern Sovereign Base Area” (Dikelya Üssü)’dan oluşmaktadır. Agrator Üssü Suriye’ye yaklaşık 190 km, Gazze’ye 380 km mesafededir. “Devlet” gibi yönetilen, kendine özgü bir yönetimi olan EÜA, doğrudan BK Savunma Bakanlığı’na bağlıdır. Devlet Başkanı Kral Charles III, Hükümet Başkanı aynı zamanda “Britain Forces in Cyprus (BFC)” Komutanı olan generaldir. EÜA’da yaklaşık 2500 askerî-sivil personel ve aileleri ile 12.000 GKRY vatandaşı yaşamaktadır. BK personeli EÜA sınırlarının içerisindeki tel örgünün içinde yaşarken, GKRY vatandaşları ise tel örgünün dışında yaşamakta, bir kısmı üs sosyal tesis/hizmet birimlerinde çalışmaktadır.

Agrator Üssü’nde; Royal Air Forces (RAF), 2 adet istihbarat birimi, yönetim merkezi olan Episkopi Kantonu ve 12 Rum köyü bulunmaktadır. RAF Agrator’da; BK platformları ile 1974’ten beri yüksek irtifa keşif görevleri icra eden ABD’nin U-2 uçakları ile hava araçlarından oluşan filo daimî konuşludur. BK ve ABD, EÜA’da resmi olarak sadece sözkonusu filonun varlığını kabul etmektedir. Cape Gata’da insansız MASINT (Ölçüm ve iz istihbaratı) birimi ve üs içerisinde bir diğer MASINT birimi bulunmaktadır.
Dikelya Üssü; 1. Kraliyet Alayı’na, sosyal tesislere, üsse karayolu bağlantısı olan Magosa yakınlarındaki Aya Nikola istihbarat birimine, üs fiziki sınırları dışında olmakla birlikte Trodos Dağındaki istihbarat birimine, yedek hava meydanı Kingsfield Hava Meydanına, GKRY’nin Dikelya Elektrik Santraline ve 12 Rum köyüne ev sahipliği yapmaktadır.
Ada’daki istihbarat birimleri BK GCHQ (Government Communications Headquarters) bağlısı olmakla birlikte, ABD NSA (National Security Agency) ile birlikte işletilmektedir. Bu birimler, dünyadaki farklı noktalardan her tür sinyal ve haberleşme istihbaratı elde eden, ABD’nin küresel gözetim ağı olan “Echelon/Five Eye” sisteminin bileşenidir. NSA muhbiri Snowden tarafından 2013’te sızdırılan gizli belgeler ve GCHQ’nun ele geçirilen yazışmaları, istihbarat birimlerinin faaliyetlerine dair temel kaynaklardır. Bu kapsamda ABD ve BK’nın buradaki istihbarat birimlerinden elde ettikleri verileri, doğal-stratejik müttefikleri İsrail ile paylaştığı da bilinmektedir.

Aya Nikola istihbarat birimi; sinyal ve elektronik istihbarat toplama amaçlı, MASINT bileşenine ev sahipliği yapan, aynı zamanda Ada’daki tüm birimlerden gelen verileri birleştirerek füzyon merkezi görevi yapan birimdir.
Trodos istihbarat birimi, Aya Nikola'ya yaklaşık 160 km mesafedeki Trodos Dağı'nda yer alırken, antenleri ise bu dağın en yüksek noktası olan Olimpos Tepesi’ndedir. Bahse konu birim; klasik görevlerin yanı sıra, özellikle olası bir füze saldırısı için erken uyarı görevi yapmaktadır. Kıbrıs’ın konumu ve Trodos Dağının jeolojik özelliği sebebiyle buradaki radar sistemi fırlatılan füzeyi, bölgede konuşlu ABD radarlarına nazaran daha önce tespit edebilmektedir. Sonrasında ise elde ettiği iz bilgisini, önleme yapacak NATO/ABD hava savunma sistemlerine/gemilerine aktarmaktadır.
Dünyanın farklı bölgeleri arasındaki internet iletişimi maksadıyla kullanılan Doğu Akdeniz’in deniz tabanından geçen 14 adet fiber optik kablo hattı, Ada’daki 3 farklı noktada karaya çıkartılarak Aya Nikola birimine ulaştırılmakta, burada veriler alındıktan sonra tekrar deniz yatağına yönlendirilmektedir. Hub görevi yapan Aya Nikola sayesinde, bu hatlar üzerinden internet ortamında paylaşılan her tür veri ABD ve BK tarafından elde edilebilmektedir.

EÜA’nın vazgeçilmezliği
Üslere sahipliği devam ettirmek maksadıyla, tarihsel süreçte anılan aktörlerin yönlendirmesiyle bazı siyasi gelişmeler yaşanmıştır. BK 1967’de girdiği ekonomik kriz sebebiyle askeri harcamalarında azaltmaya gitmiş, sıra EÜA’ya geldiğinde ABD buna karşı çıkmıştır. Eş zamanlı olarak, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasındaki kriz sürecinde Türkiye’deki birçok ABD üssü kapatıldığından, oluşan istihbarat zafiyetini giderebilmek için ABD EÜA’ya daha fazla yoğunlaşmıştır. Nitekim Aya Nikola’nın işletme giderlerinin yarısının ABD tarafından karşılanmasına bu dönemde başlanmıştır.
1973’te BK AET’ye katılırken EÜA hariç tutulmuş, nitekim 2020’de BK, AB’den ayrılırken EÜA gündeme dahi getirilmeksizin sorunsuz bir ayrılma yaşanmıştır.
1974’ten bu yana Türkiye’nin Ada’da askeri varlık bulundurmasından duyulan rahatsızlık sebebiyle dönemsel olarak Ada’nın “askersizleştirilme”si gündeme getirilmektedir. BK, askersizleştirmeye hiçbir dönem sıcak bakmamış ve statükonun devamını arzu etmiştir. Çünkü tarafların Ada’da asker bulundurma haklarının olması BK’nın EÜA’yı meşrulaştırmasının bir aracıdır. Nitekim “Kıbrıs Sorunu”nun çözümü konusunda BK’nın genelde geri planda kaldığı görülmektedir.
Nisan 2004’te “Annan Planı” referanduma götürülmeden önce BK, planın özellikle GKRY’de kabul edilmesini teşvik için, EÜA’nın 99 mil2 alanından kullanmadığı 45 mil2’sini “vazgeçilmiş bölgeler” adı altında, yeniden canlanacak devlete devretmeyi vaat etmiştir. Annan Planı’nın başarısızlığının ardından ise GKRY AB’ye alınırken EÜA yine hariç tutulmuş, BK’nın bir parçası olmaya devam etmiştir.
Son olarak, EÜA’da yaşayan Rum halkın anlaşma gereğince taşınmaz mallarını değerlendiremeyişi zamanla bir soruna dönüşmüştür. 2006’da Avrupa Konseyi’nin halkın şikâyetlerinin haklı olduğu sonucuna varması sonucunda BK, EÜA’nın tartışılmasına engel olmak için kullanmadığı topraklar üzerinden taviz vererek halka ait özel mülk alanlarının kullanımında esnekliğe giden bir yönetmeliği 2020’de yürürlüğe sokmuştur. EÜA’nın x’inde; GKRY vatandaşı, AB vatandaşı ya da bir üçüncü ülke vatandaşının bu bölgelerden toprak satın almasına izin verilmiştir. (İsrail vatandaşlarının Ada’da toprak/gayrimenkul almaya başladığı dönem)
Sonuç
“BK’nın ebedi dostları ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır” sözü, BK’nın Kıbrıs politikasının ana belirleyicisidir. Nitekim BK, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne Ada’yı teslim ederken, “yenilginin zafere dönüştürülmesi” öyküsü içerisinde, “az ve öz” şeklinde tanımlanabilecek iki üs üzerinde egemenlik sahibi olmuştur.
“BK ve ABD için EÜA vazgeçilmez ve kalıcıdır”. EÜA’nın isimlendirmesinde yer alan “egemenlik” kelimesi, vazgeçilmezliği kanıtlayan en önemli veridir. Çünkü bölgede ve hinterlandında; ABD, BK ve İsrail’in yaptığı her tür harekât kapsamında öncelikle istihbarat faaliyetleri ve ardından diğer faaliyetler EÜA’ya istinaden “ev sahibi ülke vetosu riski olmaksızın” yapılmaktadır. BK ve ABD’nin güç sahibi olduğu müddetçe EÜA kazanımlarını devam ettirmesi beklenen bir durum iken, aksi bir gelişme anılan aktörlerin en azından bölgede güç kaybetmeye başladığının önemli bir işareti olacaktır.
Kaynakça
- Özkütük, Y., “ABD ve Birleşik Krallığın Kıbrıs Politikalarının Vazgeçilmezleri: Birleşik Krallık Egemen Üs Alanları”, Savunma ve Güvenlik Araştırmaları Dergisi, 1(1): 1-20 (2024)
- Özkütük, Y., “Anglo-Sakson Geleneğin Kıbrıs Konuşlu İstihbarat Kaynakları: Birleşik Krallık Egemen Üs Alanları ve İstihbarat Birimleri”, MİA İstihbarat Çalışmaları Kongresi- Ekim 2025 Bildirisi
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






