Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Yahya Terzi ve ekibi, Karadeniz kıyılarındaki deniz çöpü yoğunluğunu ve türlerini belirlemek için kapsamlı bir araştırma yürüttü.
Araştırmaya göre, metrekarede 0,24 adet deniz çöpü ile İstanbul Sarıyer’deki Kısırkaya Plajı en temiz bölge oldu. Kısırkaya’yı Trabzon Laila Plajı (0,246), Kızılırmak Ağzı Doğusu (0,318), Bartın İnkumu Plajı (0,378) ve Kastamonu Cide Sahili (0,378) izledi.
En kirli plaj ise Artvin Kopmuş çıktı. Burada metrekarede 2,124 adet deniz çöpü tespit edildi. Bartın Kapısuyu (1,602), Artvin Üç Kardeş (1,464), Samsun Terme (1,326) ve İstanbul Şile Uzunkum (1,206) plajları da kirliliğin yüksek olduğu bölgeler arasında yer aldı.

“Plajların yüzde 90’ı kirli”
Araştırmayı Avrupa Birliği standartlarına göre yürüttüklerini belirten Doç. Dr. Terzi, toplamda 29 bin 610 adet katı atık topladıklarını söyledi. Plajların büyük bölümünün kirlilikten etkilendiğini kaydeden Terzi şöyle konuştu:
Plajların yüzde 90’ının kirli ve çok kirli düzeyde olduğunu saptadık. Bazı istasyonlarda her adımda bir çöp görülebiliyordu.
Sigara izmariti başı çekiyor
Toplanan atıkların yüzde 88’i plastik çıktı. En çok rastlanan çöp türü ise sigara izmariti oldu. Tek kullanımlık plastiklerden kaynaklanan parçalar, gıda ambalajları, içme suyu şişeleri ve kapaklar da sık görülen atıklar arasında.
Araştırmada ayrıca cam kırıkları, şırıngalar ve kesici metal parçalar gibi insan sağlığına zarar verebilecek atık türleri de tespit edildi.
Sınır tanımayan bir sorun
Karadeniz’in yarı kapalı yapısı ve sınırlı su sirkülasyonu nedeniyle kirliliğe karşı hassas olduğunu vurgulayan Terzi, deniz çöplerinin uluslararası bir sorun olduğunu ifade etti:
Karadeniz havzasını düşündüğümüzde bu aslında uluslararası bir problem. Karadeniz'de bir akıntı sistemi var. Bizden giden çöpler başka ülkelere veya onlardan gelen çöpler bizim kıyılarımıza ulaşabiliyor. Yani bu aslında sınır tanımayan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
AB hedefi: Metrekarede 1’in altı
Avrupa Birliği’nin 2050 hedefinin, deniz çöpü miktarını metrekarede 1 adedin altına indirmek olduğunu hatırlatan Terzi, Karadeniz ve Baltık Denizi’ndeki yoğun kirliliğin bu hedefi zorlaştırdığını söyledi.
İklim değişikliğinin denizlerdeki akıntı sistemlerini etkilediğini ve yeni kirlilik alanları oluşturabileceğini belirten Terzi, çözümün kaynağa odaklanması gerektiğini vurguladı:
Düşünün, bir teknedesiniz, tekneniz su alıyor, siz kova ile o suyu boşaltmaya çalışıyorsunuz fakat teknenize giren su sizin attığınızdan daha fazla. Sizin burada yapmış olduğunuz çaba çok fazla etki oluşturamayabiliyor. O yüzden ilk yapılması gereken deniz çöplerini kaynakta önlemek, ikinci olarak da tabii ki temizlik çalışmaları yapmaktır.





