Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırı riski, Türkiye'nin kuzey kıyılarındaki deniz taşımacılığını giderek daha fazla etkiliyor.
Fransız Le Parisien gazetesinin Samsun'dan yaptığı habere göre, saldırıya uğrayan iki Türk gemisi limanda beklerken, çok sayıda başka gemi de Rusya yönüne ilerlemek yerine Samsun açıklarında toplanıyor. Gazetenin haberinde, bu ayın başlarında insansız hava araçlarının saldırısına uğrayan Nadezhda ve Yaşar adlı Türk gemilerinin Samsun Limanı'nda hasarlı halde bulunduğu belirtildi. Samsun Deniz Ticaret Odası Başkanı İskender Yağız da gazeteye yaptığı açıklamada, 53 geminin güvenlik gerekçesiyle Samsun'a sığındığını söyledi.
Mürettebat arasında endişe büyüyor
Karadeniz'deki güvenlik sorunları, Rusya limanlarına giden rotalarda çalışmaya devam eden mürettebatı da etkiliyor.
Le Parisien'e konuşan bir Türk denizci, gemide korkunun yaygın hale geldiğini ve mürettebatın en az bir hafta çalışmayı durdurmayı planladığını anlattı.
Gazetenin Samsun'da gözlemlediği gemilerden birinde, olası İHA saldırılarına karşı önlem amacıyla dış bölümlere ağlar yerleştirildiği aktarıldı. Samsun Deniz Ticaret Odası da yaptığı açıklamada, gemilerdeki bazı mürettebatın mevcut güvenlik koşulları altında çalışmaya devam etmek istemediğini bildirdi.
Açıkta bekleyen bazı gemilerde ise personel sayısının yalnızca temel operasyonları sürdürecek seviyeye indirildiği belirtildi.
Saldırıların sorumlusu henüz açıklanmadı
Son saldırıların sorumluluğu ise resmen herhangi bir tarafa yüklenmiş değil.
Hiçbir grup veya ülke saldırıları üstlenmezken, Türkiye de son olayların failine ilişkin kamuoyuna açık bir suçlamada bulunmadı. Ancak Samsun'da Le Parisien'e konuşan bazı denizciler saldırılardan Ukrayna'yı sorumlu tuttuklarını dile getirdi. Öte yandan, 22 Temmuz'da Taman'dan Trabzon'a kömür taşırken saldırıya uğrayan MV Reyhan Sarı adlı geminin sahibi, konuyu uluslararası hukuk platformlarına taşımaya hazırlanıyor.
Türk denizcilik yayını HaberDenizde'nin aktardığına göre T ve O Denizcilik ile geminin 15 mürettebatı, Ukrayna hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor. Başvurunun Memişoğlu Kurun hukuk bürosu aracılığıyla yapılacağı belirtildi.
Saldırıda makine dairesinde çalışan Savaş Çakar hayatını kaybederken, iki mürettebat üyesi de yaralanmıştı.
Hazırlanan başvuruda saldırının kasıtlı olduğu ve zırh delici özellik taşıdığı öne sürülen misket mühimmatının kullanıldığı iddia ediliyor. Başvuruyu hazırlayan taraflar, bu iddiaların insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilebileceğini savunuyor.
Ancak söz konusu değerlendirmelerin başvuruyu yapacak tarafların iddiaları olduğu ve UCM'nin herhangi bir başvuru hakkında açıklama yapmadığı belirtiliyor.
Fidan: Ticari gemilere yönelik tehdit genişliyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, saldırıların başlangıçta limanlar ve askeri gemilerle sınırlıyken artık ticari gemileri de ayrım gözetmeden hedef alan bir boyuta ulaştığını söyledi.
Fidan, Karadeniz'de deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanması için somut önlemler alınması çağrısında bulundu ancak saldırıların sorumlusunun kim olduğunu açıklamadı.
Samsun'daki gemi yoğunluğu dikkat çekiyor
Samsun açıklarında biriken gemiler, Rusya-Ukrayna savaşının Türkiye'nin kendi kıyılarındaki ticari faaliyetler üzerindeki etkisinin giderek arttığını gösteriyor.
Türkiye'nin Milli Güvenlik Kurulu da savaşın bölgesel etkilerine ilişkin uyarılarının kapsamını son aylarda genişletti. Ocak ayında ağırlıklı olarak Karadeniz'e yönelik yapılan açıklamalar, ağustos itibarıyla Karadeniz'in yanı sıra Hazar Denizi'ni de kapsayacak şekilde genişledi. Ancak MGK açıklamalarında saldırılardan Rusya veya Ukrayna doğrudan sorumlu tutulmadı.
Ankara'nın bu temkinli tutumu, Türkiye'nin hem Moskova hem de Kiev açısından müzakereler için kabul edilebilir bir zemin olmasını sağlıyor. Ancak Türk bayraklı gemilerin Türk limanlarında veya Türk karasularına yakın bölgelerde saldırıya uğraması, bu denge politikasını daha da zorlayabilir.
Reyhan Sarı'nın sahibinin konuyu UCM'ye taşıma girişimi ise Türkiye'deki denizcilik sektörünün bir bölümünün saldırıların sorumluluğunun belirlenmesi konusunda hükümetin açıklamalarını beklemek yerine kendi hukuki yollarını aramaya başladığına işaret ediyor.






