İsveç’te yeni bir dönemin başlangıcı sayılan ve savaş, doğal afetler ve pandemilerden kaynaklanan tehditler hakkında kasvetli bir mesaj veren bir broşür geçtiğimiz haftalarda gündem olmuştu. “Kriz veya savaş durumunda” başlıklı hükûmet broşürünün asıl amacı ise Rusya’nın artan saldırı tehdidi elbette.
Yaklaşık iki yüzyıldan fazla bir süredir askerî olarak tarafsızlık politikasını sürdüren İsveç, geçtiğimiz yıl NATO'ya katıldı ve tarafsızlık politikasını fiilen sonlandırdı. Ancak yine de topraklarında nükleer silâhların ve yabancı askerî üslerin konuşlandırılmasına karşı çıkacağını belirtti. Geçtiğimiz hafta ise İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, İsveç'in Ukrayna'daki savaş sonrası barış gücü güçlerine katkıda bulunabileceğini söyleyerek, Ukrayna’ya asker göndermeye yeşil ışık yakmış oldu. Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Norveç ile birlikte İsveç de “adil ve kalıcı bir barışı sağlamak için Ukrayna’yı Rusya’ya karşı desteklemeye” devam edeceğini açıklayan ülkeler arasında yer aldı. Ukrayna Savaşı’nın Avrupa ve transatlantik güvenliği üzerinde köklü ve uzun vadeli etkilere sebep olacağı belirtiliyor.
İsveç’in NATO üyeliği ve Yeni Demir Perde
İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğinin ardından Estonya, Letonya ve Litvanya'nın savunmasının kolaylaşması bekleniyor, zira Rusya'nın Kaliningrad eksklavı dışında Baltık Denizi bölgesinin tamamı NATO bölgesi hâline geldi. Norveç, Danimarka, Almanya ve Polonya'yı da kapsayan Baltık Denizi'nin tamamının savunulması bu iki ülkenin ittifaka katılımıyla dengeleri kesin olarak NATO lehine çevirdi.
Baltık Denizi'nin ortasında, Stockholm'ün yaklaşık 200 kilometre güneyinde yer alan Gotland Adası’nın askerî olarak önemi de buradan geliyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesinden günler sonra Rus savaş uçakları Gotland'ın hemen doğusunda İsveç hava sahasını ihlâl etmesi Stockholm yönetiminin soğuk duş almasına yetti. Rusya'ya ait Kaliningrad bölgesi adanın kıyılarından sadece 350 km uzaklıkta olması İsveçlileri hızlı karar almaya itti. Hemen ardından İsveç’in kendisini “dünyanın vicdanı” olarak gördüğüne dair retorik yorumlar yerini savunma harcamalarında radikal hamlelere bıraktı. Ukrayna’da yaşanan savaş, İsveç’in geçmişten süregelen tüm askerî politikaları kökünden değiştirmek zorunda bıraktı.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev'in İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılması hâlinde Baltık Denizi'nde nükleer gerilimin tırmanacağı tehdidine ise pek aldırış edilmedi. Rusya'nın gelecekte Estonya gibi bir üye ülkeye saldırması ihtimâline karşı Norveç'in kuzeyinden Baltık ülkeleri, Polonya, Slovakya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye kadar NATO'nun doğu kanadı boyunca askerî takviyeler yapılmaya başlandı. Bu da Kuzey Kutbu'ndaki Murmansk'tan İstanbul Boğazı’na kadar Avrupa'nın dört bir yanına yeni bir Demir Perde inmesine sebep olabilir.
NATO’nun Rusya’ya yönelik tutumunun neredeyse Soğuk Savaş dönemindeki hâline dönüşmesi 2014 yılında başladı. Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesi ve Ukrayna'nın doğusundaki bazı bölgeleri fiilen işgal etmesi NATO başkentlerinde kaşların kalkmasına sebep olmuştu. NATO'nun üye ülkelerin savunma bütçelerinin GSYİH'lerinin yüzde 2'si olarak belirlenmesi yönündeki gayri resmî yönergesi de bu tarihten itibaren resmî bir taahhüt hâline geldi. Ayrıca Baltık hava polis devriyeleri artırıldı.
İsveç’in güçlü bir savunma sanayisi, aralarında 5G altyapı ekipmanlarının en büyük üreticilerinden birinin de bulunduğu çok sayıda yüksek teknoloji şirketi, kritik jeostratejik konumu ve Baltık Denizi'ne kuvvet projeksiyonunu artıran ve Kuzey koridorunu destekleyen güçlü bir hava kuvvetine sahip olması nedeniyle NATO oldukça önemli bir müttefik kazanmış oldu.
İsveç askerî kabiliyetlerini yeniliyor
İsveç hükûmeti 15 Ekim'de ülkenin askerî yeteneklerini önümüzdeki on yılda önemli ölçüde artırmayı amaçlayan kapsamlı bir savunma tasarısı sundu. Tasarıyla birlikte 2024 ile 2035 yılları arasında yaklaşık 36 milyar dolarlık bir yatırım planı sunuluyor. Rusya'nın 2014'te Kırım'ı ilhak etmesinden bu yana İsveç, askerî ve yeniden silâhlanmaya yönelik harcamaları artırma stratejisini izledi. Bu strateji, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı tam ölçekli işgalinden bu yana hız kazandı. NATO üyeliğiyle birlikte ise zirveye çıkmış görünüyor.
İsveç askerî varlıklarını modernize etmek, hazırlığını güçlendirmek ve teknolojik üstünlüğü sağlamak için hazırlıklarını her geçen gün somutlaştırıyor. İsveç'in yeni ve hâlâ gelişmekte olan savunma stratejisinin merkezinde ise elbette NATO'ya entegrasyonu yer alıyor. NATO, İsveç’in birincil güvenlik ortağı hâline gelmiş durumda. AB ekonomik ve diplomatik angajmanlar için hâlâ rakipsiz olsa da askerî kabiliyetler bakımından NATO’nun rakibi olmaktan oldukça uzak duruyor.
İsveç’in NATO’ya vereceği katkılar arasında savunma sanayisine destek, yüksek teknoloji yeterliliği ve önemli bir hava kuvveti sağlayacak olması sıralanıyor. NATO'nun iki hayati bölgedeki (Baltık Denizi bölgesi ve Arktik) kapasitesine önemli bir çarpan sağlamada bulunacak. Avrupa’nın en önemli sanayi ülkelerinden biri olan İsveç’in ittifaka katılımıyla askerî-endüstriyel kapasiteyi dikkate değer oranda artırabilir. İsveç'in özel sektöründeki yüksek düzeydeki teknolojik yeterliliğinde ittifaka önemli ölçüde katkı sağlaması beklenebilir.
İsveç hükûmeti, İsveç ordusunun Alman-Fransız savunma ekipmanları üreticisi KNDS’den önemli sayıda tank almak için anlaşma sağladı. Hükümet ayrıca 44 adet Leopard 2 A8 tankı ve mevcut 66 tankın iyileştirmelerinin de anlaşmaya dâhil olduğunu açıkladı.
İsveç ayrıca dünya standartlarında bir denizaltı filosuna sahip. İsveç'in filosu şu ânda üç gelişmiş Gotland sınıfı denizaltıdan ve 2027 ve 2028'de iki yeni tasarım teslim edildiğinde emekliye ayrılması planlanan eski bir modelden oluşuyor. Baltık Denizi’nin sığ sularında ABD Ordusu’na ait denizaltılar yüzemiyor. Rus donanmasına ait denizaltıların önemli bölümü için de aynısı geçerli. İsveç donanmasının özelliği, Baltık Denizi’nin bir NATO gölü olarak anılmasına sebep olan gerekçelerden biri olarak görülüyor.
Ayrıca İsveç, Finlandiya, Danimarka ve Norveç'in Hava Kuvvetleri komutanlarının tüm Nordic savaş uçaklarını tek bir filo hâline getirmeye yönelik çabaları somutlaştırıldı. Bu tamamen gerçekleştiğinde 250 ile 400 arası savaş uçağı bulunduran bir filo hâline gelmesine neden olacak.
Bunun dışında İsveç, geçen yıl ağustos ayında ilk askerî haberleşme uydusunu fırlattığını, bunun planlanan askerî gözetleme uydularının ilki olduğunu açıklamıştı. İlerleyen zamanda daha gelişmiş bir gözetleme uydusunun ve önümüzdeki yıllarda bir diğerinin fırlatılması bekleniyor. Büyük imalat sanayisi ve kuzeyindeki Kiruna’da yer alan uzay üssüyle birlikte uzay programını geliştirmek için iyi bir konumda olan İsveç, bununla birlikte NATO müttefiklerine eşsiz birer katkı sunabileceğini düşünüyor.
Avrupa Birliği’nin iç siyasi çekişmeleri üye ülkelerin ortak bir savunma politikası belirlemelerini zorlaştırıyor. İsveç’in ise acelesi var gibi görünüyor. Ukrayna Savaşı’nın sona yaklaşmasıyla birlikte Rus tehdidi daha somut hâle gelebilir. Rusya kaynaklı tehdidin hedefleri arasında ise Baltık ve Arktik bölgesi yer alıyor.
Arktik’te yeni dönem
İsveç’in NATO'ya 32’nci üye olarak katılması, Arktik için de yeni bir dönemin kapısını araladı. Bölgenin sekiz Arktik devletinden yedisi (Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç, İsveç ve Amerika Birleşik Devletleri) artık NATO'nun kolektif güvenlik şemsiyesi altında bulunuyor. Bu ülkelerin şu ânda ortak düşmanı olarak görülen sekizinci ve en büyük Arktik devleti olan ve Arktik Okyanusu kıyı şeridinin yarısından fazlasını kontrolü altında tutan Rusya Federasyonu’dur.
Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılması bölgesel güvenliğe açıklık getirse de aynı zamanda yeni gerginliklere de sebep oluyor. İklim değişikliğinin yeni deniz yolları açması ve hidrokarbonlar ve kritik mineraller gibi kaynak çıkarma olanakları yaratmasıyla bölge hem ticari hem de askerî açıdan giderek daha önemli hâle geliyor. Bölgeye olan artan jeopolitik ilgi, bölgedeki caydırıcılığı güçlendirmek için NATO üyeleri arasında daha fazla işbirliğini zorunlu kılıyor.
2023 yılında, cep telefonlarından füzelere kadar birçok alanda kullanılan nadir toprak elementlerinin Avrupa'daki en büyük yatağı İsveç'te bulundu. 2021 yılında AB'de kullanılan nadir toprak elementlerinin yaklaşık yüzde 98'inin Çin'den ithal edildiği düşünülürse bu keşfin değeri daha iyi anlaşılabilir. İsveç'in Arktik bölgesi, Avrupa'nın kritik hammaddelerinin başlıca tedarikçilerinden biri olma rolünün yanı sıra, Avrupa'nın ilk ve tek yörüngesel uydu fırlatma kompleksi Esrange'e de ev sahipliği yapıyor. Avrupa'nın ABD, Çin ve Rusya arasındaki uzay yarışında oldukça geride kaldığı düşünülürse İsveç’in önemi daha net görülebilir.
Dünyanın en kuzeyinde yer alan bölgenin giderek daha fazla jeopolitik ilgi odağı hâline gelmesiyle birlikte ilgili hükûmetler savunma stratejilerini geliştirmek için farklı yöntemlere başvurmaya devam ediyor. Rusya ve Çin, Arktika'daki askerî faaliyetlerini artırırken, bölgedeki NATO ülkeleri enerji ve iletişim hatlarında daha fazla sabotaj eylemi gerçekleşiyor. ABD’de başlayan yeni Trump dönemiyle birlikte yakın zamanda ABD'nin Grönland'a yönelik iddialarını dillendirmişti. Özellikle Ukrayna Savaşı’nın insansız hava araçlarının savaş alanında kritik istihbarat ve saldırı kabiliyetleri sağlayabileceğini göstermesiyle birlikte Arktik ülkeleriyle birlikte İsveç de bu alana yoğunlaşmayı amaçlıyor. Arktika'yı toprak savunması ve nükleer saldırılara karşı erken uyarı sistemi için kritik olarak gören ABD, geçtiğimiz temmuz ayında yayınladığı bir strateji belgesinde, bölgedeki Çin-Rusya işbirliğine karşı koymak için insansız teknolojiyi kullanabileceğine yer vermişti. Rus ve Çin bombardıman uçakları temmuz ayında Alaska kıyılarında birlikte uçmuş ve sahil güvenlik gemileri ekim ayında Bering Boğazı'ndan birlikte geçmişti. İsveç’in de buzlu koşullara dayanıklı insansız hava araçları satın almak veya geliştirmek için hızla çalıştığını ve NATO ülkeleri arasında bunları edinme konusunda giderek artan bir aciliyet olarak gördüğü biliniyor.
Arktik gibi soğuğun önemli ölçüde azaldığı bölgelerde İHA kullanmak, cihazın pervane ve kanatları üzerinde ince bir buz tabakası oluşmasına ve aerodinamiği bozmasına sebep olabiliyor. İHA’ların kamikaze olarak kullanılması seçeneğine ise çevresel kirlenmelere sebep olabileceği için temkinli yaklaşılıyor. Son zamanlarda Svalbard takımadalarının çoğunda drone kullanımı yasaklanmıştı. Ancak NATO'nun, Rus Kuzey Filosu'nun nükleer denizaltılarının kullandığı 2 milyon kilometrekarelik Kuzey Atlantik bölgesini gözetleyen Norveç, Arktika'da kurulması planlanan üs için uzun menzilli gözetleme İHA'larına yatırım yapacağını açıkladı. Finlandiya da 2023'te ordusunun yaklaşık 250 eski uçağından oluşan filosuna 2 bin küçük drone eklemesi yapmıştı. İsveç ise, savunma harcamalarındaki hızlı artışın bir parçası olarak bu alandaki yeteneklerini artırmayı planladığını açıklamasına rağmen ayrıntı vermekten kaçınıyor.
İsveç hükûmeti ayrıca, ülkenin kuzey bölgelerini büyük bir veri merkezi merkezine dönüştürme konusundaki uzun vadeli bir plan üzerinde de çalışıyor. İsveç'in Avrupa'daki en düşük elektrik fiyatlarına ve elektrik şebekelerinin yüksek yedeklilik ve kapasite oranlarına sahip olması Amerikalı bazı teknoloji şirketlerinin de ilgisini çekiyor.
Son olarak, İsveç’in şebeke operatörü Kraftnat, İsveç ve Danimarka'nın ülkeler arasındaki iletim kapasitesini artırmak amacıyla iki eski deniz altı elektrik kablosu hattını değiştireceğini açıkladı. Baltık ülkeleri, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinden bu yana bir dizi elektrik kablosu, telekom bağlantısı ve doğalgaz boru hattı kesintisinin ardından harekete geçmiş durumda.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





