Ana sayfa Yaşam İstanbul’un tarihi değişiyor

İstanbul’un tarihi değişiyor

0
Karada çıkan batıklar muhteşem. En erkeni olasılıkla VII. yy’dan, farklı yapım teknikleriyle yapılmış tam dokuz adet batık yer alıyor. Varlığı hep bilinen ve merak edilen, şimdiye kadar İstanbul’daki hiçbir kazıda ortaya çıkarılamamış Constantin Suru’nun 76 metrelik kısmı artık Yenikapı’da görülmeyi bekliyor

Bu gazetedeki ilk yazım Stockholm’ün en bilinen denizcilik müzesi Vasa Müzesi üzerineydi. Ben 1600’lü yıllardan kalma bir kadırganın deniz dibinden çıkarılıp da on binlerce ziyaretçiye nasıl sergilendiğini yazarken, Marmaray kazıları yeni başlamıştı.
Öncelikle 2006’dan sonraki sürecin satırbaşlarını bugüne dek yayımlanan yazılardan alıntılarla hatırlayalım:

“MS IV. yüzyıl. Konstantina-polis’in güneyinde mermerden bir heykel, zemini taş döşeli Theodosios Limanı’nı süslüyor. Bu, civarda bir saray yaptıran Eleutherius’un heykeli. Heykel, omzunda sepet, elinde buğday tanelerini ayırdığı tırmıkla, her gün limanda güneşin doğuşuna ve batışına tanıklık ediyor.
Ama liman yelkenlileri, anforaları ve Eleutherius’un heykeliyle birlikte kimine göre tsunami nedeniyle birdenbire, kimilerine göreyse Lykos Deresi’nin (Bayrampaşa Deresi) getirdiği alüvyonlarla ağır ağır karanlığa gömülüyor. 2004 yılı kasım ayında “modern dünya” Avrupa ile Asya’yı tüp geçitle bağlamak için yeniden yanaşıyor batık Theodosios Limanı’na.
Marmaray Tüp Geçit Projesi’nde vurulan her kazma, onu nefes kesen bir arkeolojik maceraya dönüştürüyor. İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü ve Marmaray Projesi Kazıları Başkanı İsmail Karamut iddialı:  ‘Yenikapı, şu an Türkiye’deki en büyük ve en önemli arkeolojik kazı alanı oldu.’”
(Yenikapı’daki Hazine, Vahap Şatır, Radikal, 3/9/2006)

Karada çıkan batıklar muhteşem. En erkeni olasılıkla VII. yy’dan, farklı yapım teknikleriyle yapılmış tam dokuz adet batık yer alıyor. Varlığı hep bilinen ve merak edilen, şimdiye kadar İstanbul’daki hiçbir kazıda ortaya çıkarılamamış Constantin Suru’nun 76 metrelik kısmı artık Yenikapı’da görülmeyi bekliyor

“Merhaba arkadaşlar! İki yıldır Yenikapı’da yürütülen kurtarma kazılarında çalışıyorum. İmkânı olan arkeoloji severlerin mutlaka bu kazıyı ziyaret etmeleri gerekiyor. Dünyanın dört bir yanından gelenler var.
Ünlü Bizans profesörü
Mango üç kere sırf suru görmeye geldi. Küçük buluntulardan hiç bahsetmiyorum arkadaşlar. Dünya gözüyle görmek lazım; abartmıyor hatta az bile söylüyorum. Bekliyorum sizleri.”
(www.arkeoloji.web.tr/forum, helena_cons, 14/12/2006)

“Marmaray kazılarında çalışmış biri olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim: o şartlar altında yapılabilecek en bilimsel kazı yapılıyor. Çıkan her türlü malzeme uzmanlarınca değerlendirildi ve değerlendiriliyor. Örneğin bitkisel veriler Hacettepe Üniversitesi uzmanlarınca, hayvan kemikleri İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi uzmanlarınca, insan kemikleri uzmanlarınca, 29’a ulaşan batık sayısı hem Teksas Üniversitesi’nde Cemal Pulak ve ekibi ile hem de İstanbul Üniversitesi Restorasyon Bölümü uzmanlarınca değerlendirildi. Bunun yanı sıra jeologlar alanda çalışmaya devam ediyorlar. Kuniholm tarafından ahşapların tarihlendirilmesi yapılıyor. Bunun yanı sıra pek çok alanda uzman kişiler sürekli kazıyı ziyaret ediyor ve yol gösteriyor. Gerçekten çok özverili çalışmalar yapılıyor orada. Herkesin mutlaka görmesi gerekiyor. Okul gibi orası; kesinlikle böyle düşünüyorum.”
(www.arkeoloji.web.tr/forum, pinaray, 17/12/2007)

“İstanbul’un tarihini baştan sona bir daha yazmamızı gerektirecek kadar önemli buluntular elde edildi.
Medyada yansıtılan ve zannedilenin aksine, buluntular sadece Bizans değil, İstanbul’un geçirdiği bütün tarihi dönemleri yansıtıyor. Yenikapı kazısında MÖ 4000’lerden başlayarak İstanbul’un son 6 000 yılı gün yüzüne çıkıyor.
İstanbul arkeoloji müzelerinde şu an mevcut geçici bir sergide buradan çıkan önemli bazı buluntuları görebilirsiniz. Gitmenizi tavsiye ederim.
Burada bir fırtınada batan 20 civarında gemi kalıntısı bulundu. Bunlar parça parça numaralandırılarak kaldırılıyor. Gemilerin özellikle üst kısımları ve kargoları korunduğu için (mesela sepet içinde kiraz çekirdekleri, halat, yelken parçaları bile var) dünya denizcilik tarihi bu bulgularla komple değişecek. Kaldırılan gemiler restore edildikten sonra sergilenecek.

Osmanlı döneminden bir iskele kalıntısı. Fatih’in İstanbul’u fethedişinden az sonraya tarihlendiriliyor.
Bir başka Osmanlı iskele kalıntısı. Sadece son 500 senede bu alanın ne kadar gömüldüğüne dikkat ediniz. Kazıların hızlı yapılamamasının ana nedenlerinden biri bu muazzam derinlik. İskelenin altında doğal ham toprağa ulaşana kadar daha bir bu kadar kazmaları gerekiyor.”
(wowturkey.com/forum,Tolga Tek, 26/1/2008)

“Projenin yürütücüsü DLH (Demiryollar  Limanlar  ve Hava  Meydanları İnşaatı  Genel Müdürlüğü), kazıyı yürüten İstanbul arkeoloji müzelerinin bilimsel çalışmayı temmuz 2008 sonunda bitirerek alanı inşaat için kendilerine teslim edeceğini duyurmuştu. Oysa arkeologların son günlerde ulaştığı buluntular, bitirilmesi bir yana, kazının belki de en önemli safhasına gelindiğini gösteriyor. Çünkü kazıda şu ana kadar inilen ve deniz seviyesinden yaklaşık 6,3 metre aşağıda bulunan katman, İstanbul’un tarihöncesi dönemine ait bulgular içeriyor.”
(İHA, 31/5/2008)

“Yenikapı’da, deniz seviyesinin 6,3 metre altında ulaşılan mezarlar MÖ 6 300 ile 6 000 arasına tarihleniyor. Dört yıldır kazılan Bizans limanının altında keşfedilen buluntular, İstanbul’un tarihöncesi dönemine ait bugüne kadar ulaşılamayan bilgiler sunuyor.

İstanbul’un tarih sahnesinde yükselmesine neden olan Theodosius Limanı’nın altında ulaşılan tarihöncesi katman, kentin geçirdiği jeolojik evrelere ve buradaki ilk insan yerleşimine ışık tutuyor.”
(Ajanslar, 4.8.2008)

“Yenikapı kazılarının son safhasında 8 000 yıl öncesine ait, İstanbul’un ilk mezarlarına ulaşıldı. Marmaray’ın yürütücüsü DLH ise kazının bitirilmesini talep ediyor. Oysa bu safhada ulaşılan tarihöncesi katman, dört yıllık arkeolojik kazının en önemli aşaması.
Kasım 2004’te başlayan ve bugüne kadar kesintisiz devam eden Yenikapı Arkeolojik Kazıları kritik bir dönemece girdi. Kurtarma kazısı niteliğindeki bu çalışma, İstanbul Metrosu ve Marmaray Projesi kapsamında inşa edilen tüp tünelin buluşacağı, Türkiye’nin en büyük yeraltı istasyonuna yer açabilmek için başlamıştı.”
(Ajanslar, 10/8/2008)

“Yaşanılan tarih ve kültürel değer katliamı nedeniyle Dünya Kültür Mirası listesinden çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kalan İstanbul’un Yenikapı Marmaray ve metro istasyonları şantiyesinde bilimsel bir kazı yürütmek amacıyla büyük bir özveriyle yaz-kış, sıcak-soğuk demeden çalışan biz serbest arkeologların, restoratörlerin, fotoğrafçı ve sanat tarihçilerinin karşısına sürekli engeller çıkartılmaktadır! İlgili iş kanununun maddeleri uyarınca gerçekleştirilen hak arama çabalarımız ise işten çıkarmalarla bastırılmaya çalışılmaktadır! Arkadaşlarımız finansal sorunlar ve kadro daraltma gibi bahaneler gösterilerek işten çıkarılmıştır. Ancak şirket yetkilileri, yapılan işlemin söz konusu tarihlerde gerçekleşen iş durdurma eylemiyle ilgili olduğunu sözlü olarak ifade etmişlerdir.”
(Yenikapı, Metro-Marmaray Arkeolojik Kazı Ekibi Basın Açıklaması, 8/9/ 2008)

“Yenikapı’da binlerce yıllık tarihe takılan Marmaray Projesi için konuşan Arkeoloji Müzesi Müdürü, ‘Son eser çıkana kadar Marmaray ve metro geçemez’ dedi.
Marmaray Projesi’nin Yenikapı-Yedikule arasındaki bölümde çalışmalar, İstanbul 4 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararıyla durduruldu.
Avukatlar, ruhsatsız projenin yasa, yönetmelik ve plan kararlarına aykırı çalışıldığını belirterek İstanbul 4 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na da başvurdu. Başvuruyu inceleyen kurul, çalışmaların ruhsat ve gerekli izinler alınıncaya kadar durdurulmasına karar verdi.”
(15 Eylül 2008)

“Buldozerler çakıyor. Kepçeler indiriyor. Ekskavatörler parçalıyor. İş makineleri İstanbul’da tarihin üzerinden geçiyor. Marmaray uygar bir proje. Bugünü kastetmiyorum, geride kalan yıllara dönük olarak, geç bile kalan bir proje. Dünyada her uygar kentte yer alan bir kolaylık, bir toplu taşıma aracı. Hele de, İstanbul gibi bir megapolde kaçınılmaz.”
(Hürriyet,YalçınDoğan,    29/9/2008)

“Marmaray Projesi kapsamında Yenikapı’da devam eden arkeolojik kazılarda yaklaşık bir yıldır işin hızlanması için arkeolog sayısı artırılarak 24 saat kazı yapımına başlandı. Dev elektrik lambalarıyla aydınlatılan alanda arkeologlar üç vardiya halinde çalışıyor. Ancak gece çalışmalarında işçilerin kontrolü sağlanamıyor.
Arkeologlar 24 000 metrekare tutan oldukça geniş bir alanda yapılan çalışmalarda denetimi sağlayamayınca pek çok eser hafriyat toprağına karışıyor.”
(Milliyet, 3/10/2008)

“Marmaray Projesi kapsamında Yenikapı’da süren çalışmalarda tarihe ışık tutacak çok değerli eserlere rastlandı. Kazı alanının büyük kısmının Bizans dönemine ait Theodosius Limanı olduğu tahmin ediliyor. Limanda 33 tane batık gemi, toplu mezarlar, 8 500 yıl öncesine ait dört insan iskeletiyle beraber fil ve deve iskeletleri bulundu. Bu keşif, İstanbul’un en eski köyünün 8 500 yıl önce kurulduğunu kanıtlıyor ve dolayısıyla Atinalılar tarafından kurulduğu temeline dayanan efsaneyi yerle bir ediyor. Ancak projenin 2012’de tamamlanmasını planlayan Ulaştırma Bakanlığı’nın kazılar yüzünden daha fazla gecikilmemesi için bataklık alanın taşınması kararı uzmanları ve arkeologları ayağa kaldırmıştı. Vatan’ın manşetten duyurduğu haberde uzmanlar, ‘Bu bataklıktan Neolitik Çağ’a ait olduğu belirlenen ahşap savunma silahları, seramik parçaları, kürekler ve bazı o döneme ait eşyalar bulundu. Bataklıkların özelliği hava almaması. Bu nedenle binlerce yıl geçse bile içindeki maddeleri koruyabiliyor. İş makineleri bu kalıntıları yerle bir eder, bu bir katliam olur. Çalışmalar elle yapılmalı, Marmaray birkaç ay gecikse ne olur’ diye karara karşı çıkmıştı.”
(Vatan, 10/10/2008)

“Marmaray inşa çalışmaları kapsamında Yenikapı’da yapılan arkeolojik kazılar TBMM’ye taşındı. İstanbul’un tarihinin 8 500 yıl önceye dayandığını gösteren buluntuların çıkarıldığı bataklığın kepçeyle temizlenmesini isteyen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım büyük tepki toplamıştı. Büyük tarihi değeri olan alanın Marmaray Projesi’ne kurban edilmek istendiği şeklinde eleştiriler yapılmıştı. CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, bu gelişmeler üzerine TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi vererek, Marmaray çalışmaları ve arkeolojik kazılar hakkında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan bilgi istedi.”
(13 Ekim 2008)

“Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Marmaray kazıları sırasında keşfedilen Antik İstanbul Limanı’nın Marmaray için feda edilmesi gerektiğini söylemiş.
Yakınçağ’ın gemicilikle ilgili en büyük keşfinin yapıldığı alan için, ‘Bu alanda kazı çalışmalarını kazma kürekle yıllarca sürdürmemize imkân yok. Marmaray gibi İstanbul için önemli bir projenin de yürütülebilmesi için anlayışlı olunması gerektiğini düşünüyorum’ demiş.”
(Hürriyet, Yurtsan Atakan, 15/10/2008)

Gelinen nokta bu. Theodo-sius Limanı önümüzde duruyor. İsveç’in Vasa Müzesi’nde XVI. yy’dan kalan bir kadırga sergileniyor. Bense bir şeyi merak ediyorum: Tam da resmi ve sivil tüm ilgili kurum ve şahısların ne düşündüğünü açıkladığı, süreci etkilemeye çalıştığı bugünlerde, denizcilik sektörünün hemen tümü bu gazeteyi okuyan şirketleri ne düşünüyor? Ne zaman en eski limanlarına sahip çıkacaklar? Yoksa onlar için hâlâ denizcilik tarihi, grafik tasarımcıları amblem tasarlarken bakılsın istenen eski çapa ve dümenlerden mi ibaret?