İsrail, 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas’ın düzenlediği saldırıyı yalnızca bir güvenlik krizi olarak değil, aynı zamanda bölgesel dönüşüm süreci için bir fırsat olarak değerlendirdi. Gazze’ye yönelik saldırılar, küresel kamuoyunun dikkatini insani trajediye yönlendirirken, İsrail perde arkasında çok daha kapsamlı ve stratejik planlarını uygulamaya koydu.
İran etkisizleştirildi, Suriye şekillendirildi
İsrail’in öncelikli hedeflerinden biri, yıllardır tehdit olarak gördüğü Suriye'deki Beşar Esad rejiminin etkisiz hâle getirilmesiydi. Bu doğrultuda, Suriye'deki askerî tesisler sistematik olarak imha edildi. Daha sonra rejim karşıtı cihatçı güçlerden oluşan ve El-Kaide kökenli olduğu bilinen HTŞ’nin lideri Ahmed Eş Şara’ya alan açıldı. Bu yeni yönetim sayesinde İsrail, Suriye’ye yönelik müdahalelerini meşrulaştıracak bir gerekçeye sahip oldu.
İran ise İsrail açısından daha büyük ve yapısal bir tehditti. Tel Aviv yönetimi, İran’ın Ortadoğu’daki etkisini kırmak için harekete geçti. Kısa sürede, İran’ın savaşma iradesi büyük ölçüde zayıflatıldı. İran destekli silahlı gruplar bölgeden çekilmeye zorlandı ve İsrail'in güvenlik çemberi geçici de olsa rahatladı.
Gazze işgali
İsrail, Gazze'de yürüttüğü operasyonları genişleterek işgal sürecini kalıcı hâle getirmeye çalışıyor. Avrupa Birliği ülkelerinin Filistin’i tanıma eğiliminde olması, bu süreci yavaşlatabilecek bir unsur olarak görülse de, İsrail açısından caydırıcı bir unsur teşkil etmiyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze’nin stratejik kontrolünü kaybetmeme hedefi doğrultusunda, yoğun askerî faaliyetlerini sürdürüyor.
Katar hedef tahtasında mı?
Son günlerde İsrail basınında Katar’a yönelik sert eleştirilerin artması, yeni bir hedefin şekillenmekte olduğu izlenimini uyandırıyor. İsrail’in Katar’ı, “İslâmî terör örgütlerine destek veren bir ülke” şeklinde tanımlama çabası dikkat çekici. Hamas’a maddî destek sağladığı iddiaları da bu söylemin merkezinde yer alıyor.
Katar'ın savunma sanayi yatırımları ve hava kuvvetlerindeki kapasite artışı, İsrail basınında tehdit unsuru olarak lanse ediliyor. ABD ve İsrail savunma sanayi firmalarının Katar’a silah satmaya devam etmesiyle, Katar’ın aynı zamanda bir “askerî pazar” olarak değerlendirilmesi ise bu yaklaşımda çelişkili bir boyut oluşturuyor.
Medya savaşı: Katar düşmanlaştırılıyor mu?
İsrail’in, Gazze’deki operasyonlarını tamamlamadan Katar’a doğrudan askerî ya da diplomatik bir müdahale gerçekleştirmesi beklenmiyor. Ancak bu süreçte Katar’a karşı yürütülen propaganda faaliyetlerinin artacağı öngörülüyor. Uluslararası medyada Katar’ın, Hamas gibi yapılarla ilişkili olduğu yönündeki söylemler, İsrail’in kamuoyu oluşturma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Değerlendirme
Bölgedeki mevcut güç dengesi göz önünde bulundurulduğunda, İsrail’in bir sonraki adımının Katar olabileceğine dair emareler giderek belirginleşiyor. Ancak bu hedefin resmî bir politikaya dönüşüp dönüşmeyeceği, Gazze’deki gelişmelerin seyrine ve Katar-İsrail ilişkilerinde yaşanacak kırılma noktalarına bağlı olarak şekillenecek.
İsrail’in Ortadoğu’daki yeniden yapılandırma stratejisi devam ederken, Katar’ın bu sürecin bir sonraki durağı olması olasılıklar arasında ciddi bir yer tutuyor.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






