Başlık “İsrail’in Katar saldırısı” değil, çünkü son saldırı, Katar’ın bütününü hedef alarak yapılmış bir saldırı değil. Bu nedenle İsrail’in Katar’daki saldırısıdır bu.
Aslına bakılırsa, Arap Yarımadasında Körfez Ülkeleri olarak adlandırılan Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Suudi Arabistan ‘soydaş' olarak gözükseler de, aralarında zaman zaman husûmet yaşadıkları da görülmektedir. İsrail’in Doha’ya saldırısını kınasalar dahi, bundan bazılarının memnun olduğu zaman içerisinde anlaşılabilir.
Bir ülkenin başkentine başka bir ülke tarafından yapılan saldırının kabûl edilebilir hiçbir tarafı yoktur. Bu tür saldırılar saldırılan ülkenin kendi halkı gözündeki otoritesini, uluslararası prestijini, ekonomisini, güvenilirliğini, saygınlığını zedeler.
Savunma sanayiinde çeşitli hamleleri olan ve hattâ Türkiye’de de bu konuda yatırımlar yapan Katar uluslararası anlaşmalar ile de savunmasını güçlendirici tedbirler almaya devam etmektedir.
İngiltere ve ABD dolayısıyla İsrail ile iyi ilişkiler içinde olan Katar Yönetimi terör örgütleri olarak kabûl edilen Hamas, Müslüman Kardeşler gibi örgütleri de finansal olarak desteklemekten çekinmemiştir.
Yani -deyim yerindeyse- tavşana kaç tazıya tut hikâyesi Katar’ınki… İngiltere ile finans, İsrail ve ABD ile savunma sanayii ticareti, Hamas’a destek.
Tabiî ki bir bedel ödeyecekti. ABD Başkanı Trump birtakım isteklerde bulunmuş ve karşılığını almıştı. Hamas’a ev sahipliği yapmasının bedeli İsrail’e ödediği faturalardan daha büyüktü.
İsrail Doha’da ki Hamas toplantısına saldırı ile iki fatura arasındaki farkı kesmiş oldu. Doha saldırısı Katar’a yönetiminin kendi halkı gözündeki otoritesini, uluslararası prestijini, ekonomisini, güvenilirliğini, saygınlığının zedelenmesi olarak yansıdı.





