• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
Yunanistan, İsrail’den roket sistemi satın alıyor
Dünya Jeopolitik
Yunanistan sular altında kaldı!
Dünya
Derin deniz madenciliği denemeleri, canlıları etkiliyor
Çevre Dünya
Türkiye’nin F-35’e dönüşündeki Rusya engeli 4–6 ay içinde aşılabilir
Dünya
Komisyon’dan geçen 11’inci Yargı Paketi’nde kapsam daraltıldı
Genel
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

İsrail’in “Hüzün Kapısı” hedefi

MDN MEDIA
  • MDN MEDIA
  • Yükleme Tarihi: 30.10.2025 16:33 | Son Güncelleme: 31.10.2025 12:40
Paylaş
Paylaş

Tuğamiral (E) Dr. Yalçın Özkütük bir sonraki ABD-İsrail adımının ne olabileceğine ilişkin öngörülerini olgular üzerinden MarineDeal News okurları için kaleme aldı.

Ara başlıklar
Bölgeye genel bir bakış ve önemiBAE ve ABD-İsrail ile bağlarıBölgedeki BAE askeri konuşlanmasıSonuç

“Gazze’den de Ötesi” başlıklı yazımda, 7 Ekim 2023’te başlayan Hamas-İsrail Savaşı sürecinde Gazze’deki Filistinlilerin boşaltılması planları ile bağlantılı olarak İsrail’in güneydeki Sina’ya ve Suudi Arabistan (SA)’a doğru ekonomi-teknoloji öncelikli yayılma hedefini ele almıştım. Nitekim söz konusu yazıda belirtilen öngörülerle çok büyük oranda uyumlu olarak, “12 Gün Savaşı “şimdilik” Sona Erdi. Sonrası?” başlıklı bir diğer yazımda belirtilen iki “sabit”in (İsrail’in güvenliği ve Büyük Orta Doğu Projesi (BOP)) parçalarından sadece biri olan Gazze’nin işgaline yönelik savaş, “planlandığı şekilde” (konjonktürel ve taktiksel/algısal gel-gitler hariç) 13 Ekim 2025 itibarıyla sona erdirilmiş, “siyasi magazin” ile “rant devşirme” faaliyetlerine yol verilmiştir. Şimdi, bir sonraki ABD-İsrail adımının ne olabileceğine dair fikir jimnastiği yapma zamanı.

Çin ile yaşanılacağı varsayılan büyük hesaplaşmaya hazırlık sürecinde öncelikle Çin’in enerji ithalatı bağlarını coğrafi düzlemde engellemek maksadıyla, ABD-İsrail ikilisinin Batı emperyalizmi orijinli İsrail yayılmacılığını gözlerden uzak tutarak “İsrail’in meşru savunması” ambalajıyla kalan BOP hedeflerine daha motive bir şekilde yönelmesi beklenmelidir. Aralarında öncelik sıralaması yapmanın gerçekçi olmadığı söz konusu hedefler; Yemen’de Husiler’i etkisizleştirme, İran’da rejim değişikliği/ parçalama, Batı Şeria’nın işgalini/yasadışı ilhakını tamamlama ve en büyük lokma olarak Kıbrıs ile bağlantılı bir biçimde Türkiye’yi bölgesel güç olma potansiyelinden uzaklaştırma şeklinde sıralanabilir. “Yemen’de Husiler’i etkisizleştirme” hedefi görüntüsü altında, İsrail’in (dolayısıyla ABD’nin), Kızıldeniz-Aden Körfezi-Hint Okyanusu arasındaki bağlantıyı sağlayan Bab’ül Mendep Boğazı (Hüzün Kapısı) merkezli olarak bölgede hâkimiyet kurmaya yönelik, “Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) sermayesi katkılı ve örtülü” askerî faaliyetleri bu yazının ana temasıdır.

Bölgeye genel bir bakış ve önemi

1517’den itibaren kademeli olarak Osmanlı toprağı olan ve Birinci Dünya Savaşı sonra- sında bir kısmı Birleşik Krallık (BK) kontrolüne girerken, geri kalan kısmı Zeydîler (Şiiliğin bir kolu, Husilerin temeli) ve İdrisîler (Peygamber soyundan gelen aile) arasında paylaştırılan Yemen’i, 1960’lı yıllarda BK terketmekle birlikte ülkede siyasi, ekonomik, sosyal (mez- hepsel ayrışma tabanlı) vb. açı- lardan çok kırılgan bir yapının oluşturulması ve bunun sonucu olarak bölgesel/küresel güç müdahaleleri sebebiyle; bölünmüşlük, iç savaş, geri kalmışlık ve kaotik ortam ülkenin genel fotoğrafı olmuştur. Husiler haricindeki nüfusun büyük bir bölümünün Sünni Şafii olduğu ve yaklaşık 32 milyon nüfusa sahip ülkede; başkent Sana ve çevresi İran Hizbullah destekli Husiler tarafından kontrol edilirken, bu bölgenin güneyi ile Sokotra Takımadaları’nda ise BAE’nin desteklediği Güney Geçiş Konseyi (GGK)’nin kontrolü mevcuttur. Yemen’in diğer kısımları SA destekli meşru hükûmetin kontrolündedir.

Bab'ül Mendep Boğazı'nı kontrol eden coğrafyası, Süveyş Kanalı'nın da eklenmesiyle Yemen'i emperyalizmin hedefi hâline getirmiştir. Boğazın doğu yakasında Yemen, batı yakasında ise Yemen’e göre çok daha az nüfusa sahip Cibuti ve Eritre yer almaktadır. Cibuti’nin en önemli özelliği; ABD’nin Afrika’daki en büyük üssü ile Fransa, Çin, Japonya, İtalya, SA’ya ait üslere ev sahipliği yapmasıdır. Eritre ise, nüfus çoğunluğu Müslüman olan Etiyopya’dan kopartılarak 1993’te nüfus çoğunluğu Hristiyan olan bir ülke şeklinde kurulmuş ve İsrail tarafından desteklenmektedir. Aden Körfezi’nin kuzeyinde, BAE ve SA güdümündeki grupların kontrolünde olan Yemen toprakları yer alırken, güneyinde ise fiilen bölünmüş olan Somali orijinli, 1991’de oluşturulan “Somaliland” ve 1998'de oluşturulan “Puntland” yönetimleri yer almaktadır. Çok büyük oranda bölgesel/küresel güçlerin çıkar mücadelesinin bir sonucu olan Somali’nin fiilî bölünmüşlüğü, bahse konu güçlerin özellikle liman, üs ve güvenlik yatırımlarını farklı yerel otoritelerle yürütmesine imkân tanımaktadır.

Dünya deniz taşımacılığının yaklaşık yüzde 15’inin ve bu kapsamda konteyner taşımacılığının yaklaşık yüzde 30’unun ve tankerle taşınan petrolün yaklaşık yüzde 8'inin geçtiği Boğaz, hem küresel enerji piyasaları hem de lojistik zinciri açısından stratejik bir belirleyicidir. Hamas-İsrail Savaşı ile birlikte İsrail’i ve destekçilerini cezalandırmak amacıyla, 19 Ekim 2023’ten itibaren Husiler’in Boğaz’a yaklaşan gemilere yönelik başlattığı saldırılar Boğazın önemini bir kez daha dünya gündemine taşımıştır. Husiler, saldırılarının İsrail bağlantılı gemilere ve ABD ile BK savaş gemilerine yönelik olduğunu iddia etse de 65’ten fazla ülkenin ticaret gemileri ne saldırılar gerçekleştirmiştir. Bu durumun sonucu olarak Boğaz’dan geçen gemi trafiği yaklaşık yüzde 50 azalarak günde ortalama 80 gemiden 35’e düşmüştür. Boğaz’a girmeyen gemiler Afrika kıtasının güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşarak seyir sürelerini yaklaşık 10 gün uzattığından taşıma maliyetleri artmıştır. Gelirlerinin büyük kısmı petrol ve doğalgaz ihracına dayalı olan Körfez ülkeleri ekonomik kayıplar yaşamış ve hidrokarbon akışındaki bu olumsuzluk, sınırlı bir oranda da olsa küresel enerji piyasalarının dengesini sarsmıştır.

Husiler’in Bab’ül Mendep Boğazı üzerindeki kontrolü nedeniyle küresel ekonomi ile istikrar için tehdit oluşturduğu yaklaşımının yanı sıra, Husiler’in İsrail özelinde ayrı bir yeri vardır. İsrail, Kızıldeniz’e güç aktarımı yapma imkân kabiliyeti olmayan İran’ın bu bölgede Husiler aracılığıyla nüfuz kurmasını engellemeye çalışmaktadır. Bu bağlamda İsrail-Hamas Savaşı sürecinde, Husiler İsrail'e karşı başarı düzeyi düşük de olsa bir dizi füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlemiş, “misli ile mukabele” prensibini her daim uygulayan İsrail ise etkin hava saldırıları ile cevap vermiştir.

BAE ve ABD-İsrail ile bağları

En çok bilinenleri Abu Dabi ve Dubai olmak üzere yedi emirlikten oluşan, çok katmanlı toplum yapısıyla otokratik bir monarşi olarak 1971'de kurulan BAE, petrol ve doğalgaz zengini bir ülkedir. Yaklaşık 11 milyon nüfusun yalnızca bir milyonu kendi vatandaşı iken, geri kalan 10 milyon nüfus ise farklı köken- lerdeki insanlardan oluşmaktadır. Ülkede Sünniler çoğunlukta olsa da önemli bir Şii azınlık bulunmaktadır. BAE'nin bölge- sel stratejisi; ekonomik hegemonya, siyasi genişleme ve siyasal İslâm (Müslüman Kardeşler vb.) ile İran-Husiler’den gelen tehditleri karşılama refleksleriyle şekillenmektedir. Rejimin varlığını sürdürebilmek adına içerdeki en büyük korkusu ise, demokratik/devrimci/siyasal İslâmcı hareketlerden etkilenebilecek toplumdur.

BAE’nin siyasi duruşunu şekillendiren “alt-emperyalizm” kavramı; bir ülkenin küresel bir emperyal güç olmasa da emperyal güçlerin çıkarlarıyla uyumlu veya onları destekleyici türden hareket etmesini ve bölgesinde emperyalist bir tavır sergilemesini açıklar. Bu bağlamda başat emperyalist güçlerden ABD’ye bağımlı kalan bir çevre ülkesi olarak BAE, tipik bir alt-emperyalist devlet örneğidir. BAE’nin emperyalistler arası çelişkilerden yararlanarak özellikle Çin ve Rusya ile işbirliği örnekleri (2024’te BRICS üyeliği gibi) olmasına rağmen, algıladığı tehditlerden ötürü “ABD güvenlik şemsiyesi” altına girmeyi kabullenmesi, BAE’yi “ABD bağımlısı” bir devlet hâline getirmiştir. Bu durum 2010’lu yıllarla birlikte BAE için; ABD’nin müttefiki İsrail ile “gizli olmayan fakat sessiz” bir “normalleşme”yi de beraberinde getirmiş, 2020 İbrahim Anlaşmaları ile bu durum resmiyet kazanmıştır. Aslında BAE’nin İsrail ile olan ilişkisi normalleşmeden daha fazlasıdır. Nitekim İsrail’in BAE ile klasik bir ittifak yerine, “Gölge İttifak” modelini tercih ettiği görülmektedir. Çünkü klasik bir ittifaktan farklı olarak gölge ittifakın temel özellikleri; hukuken bağlayıcı antlaşmalar ile kurumsal mekanizmaların olmayışı, hesap verme durumunda inkâr edilebilirlik, bürokratik koordinasyon yerine liderden lidere kişiselleştirilmiş diplomasi ve uzun vadeli stratejik uyum yerine konjonktürel veya taktik seviyede uyumu öne çıkarmasıdır.

Söz konusu ABD bağımlılığı çerçevesinde, ABD ve BK yönetimlerinin/güvenlik sektörlerinin kilit personeli genelde siyaseti bırakmayı/emekli olmayı müteakip BAE hükûmetinde veya şirketlerinde danışman olarak görev almaktadır (BK’nın geçmiş dönem Başbakanları Blair ve Cameron ile eski CIA Başkanı Petraeus gibi). Nitekim anılan danışmanların yönlendirmesiyle BAE son dönemde Afrika’yı çevreleyen liman imtiyazlarını elde etmek için, Afrika’ya yatırım yapan dünyanın dördüncü büyük yatırımcısı olmuştur. Bu limanlar, yalnızca Afrika genelinde arazi edinimi ve kaynak çıkarımını kolaylaştırmakla kalmayıp, aynı zamanda BAE'nin askerî hedeflerine de hizmet edecek platformlar olarak sunulmaktadır. Gerçekte ise BAE bölgede; imtiyaz elde ettiği limanlar, sahip olduğu askerî birimler ve işbirliği yaptığı yerel gruplar aracılığıyla, “İsrail’in uzaktan güvenliği”ni sağlamaya hizmet etmektedir.

Bölgedeki BAE askeri konuşlanması

BAE'nin bölgedeki çeşitli mevkilerde inşa ettiği/etmekte olduğu veya kontrol ettiği; limanlar/iskeleler, pistler, istihbarat sistemleri ve diğer destek tesisleri mevcuttur. ABD-İsrail, bu unsurların kurulması/genişletilmesi sürecinde rol almış/almaktadır. Aynı zamanda entegre bir füze savunma ve istihbarat paylaşım ağı olarak bölgesel istihbarata yönelik “Kristal Küre” (Crystal Ball) sistemi, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) çatısı altında başta İsrail ve BAE olmak üzere katılımcı diğer Arap ülkelerine hizmet vermektedir.

Socotra Adası; 6 adadan oluşan Socotra Takımadaları'nın en büyüğüdür ve Yemen anakarasına yaklaşık 400 km mesafede, 50 bin nüfuslu bir adadır. BAE, 2015'te bölgede meydana gelen kasırga sürecinde insani yardım gerekçesiyle unsurlarını adalara konuşlandırmış, 2019'da Yemen'den çekildiğini açıklamış olmakla birlikte GKK'yı da kullanarak adalardaki kontrolünü devam ettirmektedir. BAE unsurları, Socotra Havalimanı'nda ve Hulaf Limanı'nda konuşludur. Ayrıca Ada'da İsrail menşeli sensörlerle donatılmış istihbarat birimi bulunmaktadır. İlave olarak Ada'da; yaklaşık 850 kişilik bir SA birliği ve ABD'ye ait hava savunma sistemi mevcuttur.

Uydu görüntülerine göre Mart 2025 itibarıyla Abd al- Kuri Adası’nda BAE’ye ait pistin ve destek tesislerinin inşası tamamlanmıştır. Pistin her tür uçağa iniş-kalkış imkânı sunabilecek şekilde inşa edildiği, ayrıca bir iskele ile helikopter pisti inşasının devam ettiği görülmektedir. BAE’nin, Samhah Adası’nda konuşlu keşif gözetleme maksatlı elektronik sistemlerine ilave kısa bir pisti ve destek tesisleri mevcuttur.

Mayyun Adası’ndaki BAE’ye ait pist, keşif uçakları ve büyük insansız hava araçları tarafından kullanılabilecek özelliktedir. Aynı zamanda pist yakınlarında destek tesisleri yer almaktadır. Ekim 2025 itibarıyla Kızıldeniz’de yer alan Zukar Adası’nda ise bir pist inşasının devam ettiği tespit edilmiştir.

Bosaso (Puntland) ve Berbera (Somaliland)’da İsrail’e bölgesel derinlik kazandıran, BAE’nin farklı imkân kabiliyetleri mevcuttur. Bosaso Havalimanı yakınlarına konuşlu ve İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemine entegre İsrail menşeli radar sistemi EL/M-2084, yaklaşık 400 km mesafeden hava trafiğini tespit/ takip edebilmektedir. Husilerin İsrail’e fırlattığı füzeler bahse konu radar sistemi sayesinde uçuş başlangıç safhasından itibaren tespit edilebilmektedir. Berbera’da ise BAE’nin 2017’den beri yatırım yaptığı, 4 km’lik pisti, uzun iskeleleri, derin limanı sayesinde “güç aktarımı”na uygun bir üssün inşası tamamlanmak üzeredir.

Sonuç

Körfez devletleri arasında “nicelik açısından güçlü” bir silâhlı kuvvetlere sahip olmasına rağmen gerek personel-silâh niteliği gerekse devlet yapısı itibarıyla BAE’nin, hedefleri doğrultusunda müstakil ve sonuç alıcı bir askerî harekat geliştiremeyeceğini, dolayısıyla BAE'nin “rejimin bekasının sağlanması” karşılığında bölgedeki askerî varlığını ABD-İsrail ikilisinin çok yönlü kullanımına sunduğunu ifade etmek mümkündür.

İsrail’in “Husi tehdidi” üzerinden BAE ile işbirliği içinde kurduğu bölgeyi kontrole yönelik mekanizma, Batı'nın ekonomik ve askerî gücünü ayrıcalıklı kılan bölgesel ve küresel bir sistemi destekleyen daha geniş bir kontrol mekanizmasının parçasıdır. İsrail ABD'nin hedeflerine ulaşmasında, Orta Doğu'nun kritik ticaret koridorları ve enerji kaynakları üzerinde kontrol sağlamaya yardımcı olmaktadır. Bu durum, Batı’ya enerji akışını sağlamaktan ziyade bu kaynaklara erişimi özellikle Çin bağlamında jeopolitik bir silâh olarak kontrol etmekle ilişkili bir husustur.

ABD ile İsrail arasındaki görev paylaşımına istinaden; dünyanın en önemli “choke point” (dar boğaz)’lerinden birisi olan ve Orta Doğu kaynaklı enerjinin dünyaya deniz yoluyla ulaştırılmasında kilit konumda olan Hürmüz Boğazı ve Hint Okyanusu’nun kontrolünü, esas olarak Bahreyn ve Katar’da konuşlu unusurlarıyla ABD’nin üstlendiğini, bahse konu enerjinin Avrupa’ya ulaştırılmasında kilit roldeki bir diğer “choke point” olan Bab’ül Mendep Boğazı’nın kontrolünü ise BAE sermayesini kullanarak İsrail’in üstlendiğini ve bu durumun İsrail’in yakın/ orta vadede gerçekleştirmesi olası bölgesel hedefiyle de uyumlu olduğunu belirtmek mümkündür.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

Bu Meclis kimin?

Yüksek tansiyon-yüksek oynaklık

BDI 2200’ün üzerinde: Tanker ve kuru yük piyasasında hareketlilik

Vakit tanışmak için geç mi?

Güç ve saygınlık ülkelerce nasıl algılanmaktadır

ETİKETLER: Tuğamiral (E) Dr. Yalçın Özkütük
Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Türkiye’nin F-35’e dönüşündeki Rusya engeli 4–6 ay içinde aşılabilir
05/12/2025

Komisyon’dan geçen 11’inci Yargı Paketi’nde kapsam daraltıldı
05/12/2025

Futbolda bahis soruşturmasında yeni operasyon: 35 gözaltı
05/12/2025

ABD, Venezuela’daki vatandaşlarına “Derhal ülkeyi terk edin” çağrısı yaptı
05/12/2025

“Gazetecilik değil, algı operasyonu”: Yavaş’tan TRT’ye açık çağrı
05/12/2025

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Abonelik: asistan@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum