Uzmanlar, İsrail’in saldırısının ve zamanlamasının, tamamen Başkan Trump'ın İran'ın nükleer programını kontrol altına alacak bir anlaşma yapma şansını ortadan kaldırmak için tasarlandığı görüşünde birleşiyor
İsrail’in saldırısından bir gün önce BM, İran'ın 20 yıl sonra nükleer yükümlülüklerine uymadığını tespit ettiğini açıklamış, ABD Başkanı Donald Trump da İran'ın nükleer müzakere anlaşmasını kabul etmek için “ikinci bir şansa” sahip olduğunu söylemişti.
İran bu ikinci şansı göremeden, İsrail, bu ülkeye yönelik “Yükselen Aslan Operasyonu” adını verdiği büyük saldırıyı başlattı. Uzmanlar, İsrail'in bu operasyonla ne istediği açık olduğunu, hedefin İran'ın nükleer programını yıllarca geriye götürme yada tamamen durdurma olduğu belirtiliyor.
BBC Güvenlik Muhabiri Frank Gardner'ın, analizine göre, bu eşi benzeri görülmemiş harekat, 1980-1988 arasındaki Irak ile savaşından bu yana İran’ın topraklarına yönelik en büyük saldırı.
İran nükleer müzakereyi durdurdu
ABD Başkanı Donald Trump, saldırının yapıldığı gün, İran'ın anlaşmayı kabul etmek için “ikinci bir şansa” sahip olduğunu söyledi. ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin altıncı turu İsrail’in saldırısı olmasaydı 15 Haziran Pazar günü Umman'ın başkenti Maskat'ta gerçekleşecekti.
İsrail’in bu kendince stratejik saldırısı sonrası sadece Orta Doğu ve dünyanın huzuru bozulmadı. İran, ABD ile nükleer silah müzakerelerini durdurduğunu açıkladı. İsrail, zamanlamanın; İran'ın geliştirdiğinden şüphelendiği nükleer silah programını ortadan kaldırmak için en iyi ve muhtemelen son şansı olduğunu düşündü. Rusya'nın Ukrayna ile barış görüşmeleri konusunda Trump'ı oyaladığı suçlaması gibi, İsrail de İran'ın burada aynı şeyi yaptığını savundu.
AB’ye göre amaç anlaşma şansını ortadan kaldırmak
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) kıdemli politika uzmanı Ellie Geranmayeh, “İsrail'in İran'da bir gecede gerçekleştirdiği eşi görülmemiş saldırılar, Başkan Trump'ın İran'ın nükleer programını kontrol altına alacak bir anlaşma yapma şansını ortadan kaldırmak için tasarlandı. Saldırıların zamanlaması ve büyük ölçekli olması, görüşmeleri tamamen rayından çıkarmak amacını taşıyor” yorumunda bulundu.
İran’ın misilleme kabiliyeti de zayıflatıldı
İsrail Hava Kuvvetleri operasyonla sadece İran'ın nükleer programıyla bağlantılı tesisleri değil, ülkenin hava savunma sistemlerini ve balistik füze üslerini de hedef aldı. Böylece İran'ın misilleme kabiliyetini azalttı.
İsrail'in yurt dışı istihbarat servisi Mossad için çalışan ve İran'da gizlenmiş ajanlar ağı, askeri komutanlar ve nükleer bilim insanlarının kilit isimlerinin tam yerlerini belirlemeye yardımcı olduğu belirtildi.
İran'da rejim değişikliği mi hedefleniyor?
İsrail'in askeri, siyasi ve istihbarat çevrelerinde, bu operasyonla İran liderliğinin zayıflayacağını ve tamamen çökeceğini, bölgede artık tehdit oluşturmayan bir rejimin kurulacağı hayal ediliyor.
Ancak burada daha da büyük bir risk var. İsrail'in operasyonu hala geri tepebilir ve nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir. İran'ın güvenlik kurumlarındaki sertlik yanlısı şahinler, uzun zamandır İsrail veya ABD'nin gelecekteki saldırılarına karşı en iyi caydırıcılığın nükleer bomba edinmek olacağını savunuyorlar.
İsrail'in Yükselen Aslan Operasyonu'nun vereceği hasarın boyutu ne olursa olsun, İran rejimi daha önce de olduğu gibi buradan sağlam çıkar ve ayakta kalırsa, nükleer bomba yapma ve hatta test etme yarışını hızlandırma riski var.
Libya'nın lideri Albay Muammer Kaddafi, 2003 yılında kitle imha silahları programını bıraktı; 8 yıl sonra, Batı'nın hava gücüyle desteklenen Arap Baharı protestoları sonucu devrildi ve bir hendekte ölü bulundu.
Buna karşılık, Kuzey Kore tüm uluslararası yaptırımlara karşı gelerek, potansiyel saldırganları iki kez düşündürecek kadar güçlü bir nükleer savaş başlığı ve kıtalararası balistik füze cephanesi oluşturdu.
BBC Güvenlik Muhabiri Frank Gardner’ın yorumuna göre, “Böyle bir durumda; Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır gibi Orta Doğu coğrafyasının önde gelen ülkeleri, nükleer silaha ihtiyaç duyduklarına karar verip, Ortadoğu'da neredeyse kaçınılmaz olarak bir nükleer silahlanma yarışı başlayacaktır.”





