12 Haziran’ı 13 Haziran’a bağlayan gece 200 İsrail savaş uçağının Mossad ajanları ve diğer hedef tespit vasıtaları ile İran’da tespit edilmiş olan 300 hedefe saldırısı ile başladı savaş. ABD Başkanı Trump’ın yaptığı açıklama ile şimdilik sona erdi. 12 gün 12 gece devam eden savaş için 24 Haziran gecesi ateşkes ilan edildi.
Savaşı başlatan İsrail “bir gece ansızın gelebilirim” demedi. Gitti ve vurdu. İsrail yönetimi algı ile vakit kaybetmedi, baskın tarzında saldırı ile ülkesinin menfaati neyi gerektiriyorsa gereğini yaptı.
Genel olarak sivil hedefleri savaşın dışında tutmaya çalışan, muharebe sahasında askerî ve ekonomik hedeflerin ön plana çıktığı, hava taarruzları ve balistik füzeler boyutunda gelişen bir savaş oldu.
Trump’ın savaş boyunca söylediği en doğru şey 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı’na (1967’deki 6 Gün Savaşı) atıfta bulanarak savaşı “12 Gün Savaşı” olarak tanımlaması oldu.
Kim kazandı kim kaybetti denklemine girdiğimizde iki tarafın da kendine göre kazanımları ve kayıpları olduğu görülüyor.
Kısa özeti; İsrail hedefine ulaştı, İran ben kolay lokma değilim dedi.
Savaşın başında söylediğimi tekrar ediyorum. İsrail’in amacı İran’ın savaşma azim ve kararlığını kırmaktı. Bu savaş ile İran’ın saldırma imkân ve kabiliyetini en az 30 yıl öteye ötelemeyi başardı. Suriye’den çekilmek zorunda kalan İran, Hizbullah gibi kendisine müzahir unsurların desteğini de alamayarak kabuğuna doğru çekilmek zorunda kaldı.
Askerî açıdan bakıldığında ise bir tane dahi uçak kaldıramayarak, hava sahasını tümüyle İsrail’e teslim etmesi büyük bir zafiyetti. Liyakatsiz, molla rejimine yakın olmakla terfi etmiş komutanlarının basiretsizliği ön plana çıktı. Aslında bir manga kadar kuvveti dahi yönetemeyecek kapasitedeki komutanlarının yönettiği ordusunun bedelini halkına ödetti.
Savaşta en riskli iş, İran Genelkurmay Başkanı olmaktı. İsrail, 2 İran Genelkurmay Başkanı’nı da art arda öldürdü.
İsrail’in liderleri yok etme stratejisini Hamas’tan da biliyoruz.
İsrail’in “Demir kubbe” diyerek reklamını yaptığı hava savunma sistemlerinin “dik mermi yollu” balistik ve supersonik füzeler karşısında zafiyetleri ortaya çıktı.
ABD’nin B2 Bombardıman uçakları ve onların kullandığı GBU 57 A/B MOD mühimmatları ile İran’ın nükleer üslerine saldırısı savaşın şovuydu.
Israrla iddia ediyorum; İsrail’in niyeti molla rejimini değiştirmek değildi. Çünkü ABD, İsrail gibi ülkeler bu rejimlerden rahatsızlık duymuyorlar. Bu rejimlerin dini söylemleri ön plana çıkaran düşmanca yaklaşımları ABD ve İsrail’in bölgede daha rahat hareket etmelerini sağlıyor.
Ayrıca siyasal İslâm ve molla rejimi gibi teokratik merkezli rejimler, ülkeleri; ekonomi, siyasi ve demokrasi konusunda çok daha geriye götürdükleri için bu tür rejimlerin çok da değişmesini istemezler.
Eğer tersi olmuş olsaydı İsrail, Suriye’de dinci Ahmed Eş Şara ve ekibinin iktidara gelmesine müsaade etmezdi. Bilindiği gibi Esad rejimini devirmek için en çok çaba gösteren ülke İsrail’di. Şu ân istese Ahmed Eş Şara rejimini devirmesi bir gününü dahi almaz.
Türkiye açısından dersler aslında çok açık ve net olup iktidardaki siyasal İslâm zihniyeti ile bunların analiz edilerek gerekli tedbirlerin alınması ise çok da mümkün gözükmüyor.
Üst kimlik olarak, Türklüğü bir kenara bırakarak Müslümanlığı gören, hâlâ başörtüsü sömürüsü ve dini söylemler üzerinden hareket eden zihniyetin iç cepheyi muhafazası mümkün değildir.
Teröristbaşını dışarı çıkarmayı planlarsanız, terör örgütüne her türlü taviz verirseniz, bölücü azgınlığa yol verirseniz içerideki birlik ve beraberliği sağlayamazsınız.
Milyonlarca göçmenin ülkeye yerleşmesine müsaade ederseniz ülkeniz hakkındaki her türlü bilginin de düşmanların eline geçmesine müsaade ediyorsunuz demektir. Bu durum hasımlarınız çok fazla çaba göstermeden istediği kadar istihbarat bilgisini elde edebilir demektir.
Millî ve yerli savunma sanayi çok önemli olup sahaya yansıması için siyasi çıkarlar bir kenara bırakılmalıdır.
Savaşların İHA’lar ve SİHA’lar ile kazanılmadığı çok açık bir şekilde görülmüştür. İHA ve SİHA’lar muharebe sahasına yeni bir boyut katmış fakat savaş kazanmak için yeterli değildir. Günümüz muharebeleri iyi okunarak muharebe sahasına uygun yatırımlar yapılmalıdır.
Ekonomik olarak akıl ve bilim esas alınmalı “nas” ve “faiz sebep enflasyon sonuç” gibi tezlerden uzak durularak bilimsel temelli yaklaşımlar ile ekonominin güçlü olması sağlanmalıdır.
Liyakat temelli ordu esas olmalıdır. Cumhurbaşkanının rütbe bekleme sürelerine karar vermesi gibi siyaseti orduya sokan kanunlar yol yakınken iptal edilmelidir. Özellikle Tümgeneralliğe kadar olan rütbelerden siyasetin uzak tutulmasına özen gösterilmelidir.
Bunları yapmamış olan İran’ın düştüğü durum ortadadır.
1500 km’den gelen uçaklar hava sahasına hâkim olur.12 günlük saldırı sizi 30 yıl geriye götürür.
Yüce Türk milletinin kutlu Cumhuriyetinin bekası için Cumhuriyetin Kuruluş Felsefesi esas alınarak adımlar atılmalıdır. Aksi takdirde bir gün seyreden olduğumuz savaşın aktörü olduğumuzda bazı şeyler için geç kalmış oluruz.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





