12 gün süren İsrail – İran Savaşı’nı, iki taraf da başarı olarak sunuyor. İsrail, İran’ın üst düzey komutanlarının birçoğunu ortadan kaldırdı ve nükleer kapasitesini büyük zarar verdi. İran ise İsrail’in “dokunulmaz” sanılan imajını yerle bir ederek, İsrail şehirlerine yoğun füze saldırıları başlattı.
İsrail’in, İran’daki islami rejimi devirmeyi amaçlayan bir çatışma başlatabileceğine dair emareler artıyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bu hafta başında verdiği demeçte mevcut ateşkesin ne kadar süre devam edeceği konusunda şüpheleri olduğunu söyledi. Pezeşkiyan ayrıca, İsrail’in herhangi bir askeri hamle yapması durumuna tamamen hazır olduklarını açıkladı.
İngiltere, Almanya ve Fransa’dan oluşan E3 ülkeleri, İran’a yaptırım konusunda anlaştılar. İsrail’in İran’a olası saldırısı, yaptırımların resmen yürürlüğe gireceği Ağustos ayı sonunda başlayabilir. İsrail, bir süredir İran’ın nükleer programını yeniden başlattığına dair istihbarat topladığı öne sürülüyor.
Son dönemde yaşanan gelişmeler ve hükümet yetkililerinin açıklamaları, yıl sonuna kadar yeni çatışmaların yaşanabileceğini ortaya koyuyor.
Trump onay verebilir
ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın nükleer programında ısrar etmesi halinde İran’ın nükleer altyapısına daha fazla saldırı düzenlemeye hazır olduğuna yönelik sinyaller verdi. Geçtiğimiz günlerde Fox News’e konuşan İran Dışişleri Bakanı, uranyum zenginleştirme programından vazgeçemeyeceğini açıkladı. Trump da bunun ardından “Gerekirse tekrar yapacağız” diyerek İran’ın nükleer kapasitesine verdikleri zararı hatırlattı.
İsrail’in askeri ve siyasi liderlerine göre ateşkesin sürdürülebilirliği şüpheli. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir savaşın henüz bitmediğini vurguluyor.
İran bu defa daha hazır
İran, İsrail’in bir önceki saldırılarına hazırlıksız yakalanmış ve özellikle ordusunun üst kademedeki birçok kritik komutanını kaybetmişti. Ancak artık hem İsrail saldırılarına hem de Amerikan füze sistemlerine daha hazır.
30 yılı aşkın süredir geliştirdiği balistik füze kapasitesinin neler yapabileceğini ve yapamayacağının farkında olan İran, 12 gün süren çatışmalardan tecrübe kazanmış durumda. ABD’nin İsrail’in yanında çatışmalara dahil olması, beklenen “yıkıcı” sonuçları doğurmadı çünkü iki taraf da birbirine önceden haber vererek saldırdı. ABD ve İran aralarındaki gerginliği kontrollü şekilde tırmandırmayı daha makul buluyor. Zira topyekün bir savaş pozisyonuna geçilmesi, bölgede hesaplanamayan gelişmeleri tetikleyebilir.
Yeni İran füzelerinin, kaçınma manevraları ve GPS yardımı olmadan hedefe ulaşabilen elektro-optik hedefleme sistemlerine sahip olduğu biliniyor. İran, “12 Gün Savaşı”nda Hayfa’daki petrol rafinesine, Tel Aviv’deki finans bölgesine ve İsrail’in istihbarat binasına ciddi miktarda zarar vermişti. Amerikalı askeri uzmanlara göre İran füze tasarımlarını Rusya ve Çin ile birlikte geliştiriyor.
İran diğer yandan İsrail’in ülke içerisine yapmış olduğu sızıntılarla mücadele etmeye çalışıyor. İsrail, İran içine yerleştirdiği elemanlarını sabotaj ve suikastlerde kullanmanın yanı sıra kurduğu drone üsleriyle saldırılar da gerçekleştirmişti.
İran’ın uranyum zenginleştirme tesislerinin yerin 80 metre altında olduğu ve dünyanın en sert betonlarından ve havadan atılan mühimmatları saptırmak için tasarlanmış çeliklerle inşa edildiği biliniyor. İran’ın yüzde 60 oranda zenginleştirilmiş 400 kg uranyumunu bu tesislerde sakladığı tahmin ediliyor. BM nükleer gözlemcilerine İran’ın göre bomba yapmak için gerekli olan yüzde 90’lık zenginleştirilmiş uranyumu üretebilecek teknolojiye erişimi yok. Ancak bu, İsrail’i tatmin etmişe benzemiyor.
Trump, İran’la savaşı bitirmek istediğine yönelik açıklamalar yapabilir ama İsrail’in İran’da rejim değişikliği talep eden ve nükleer enerjisini tamamen ortadan kaldırma amacı taşıyan baskısına ne kadar süre direnebilir, tahmin etmek zor.






