İşçi hakları insan haklarıdır

MDN MEDIA
  • |

Sendikaların işçilerin ve emekçilerin hakları için yürüttüğü faaliyetler, insan onuruna yakışır bir yaşam mücadelesi olarak öne çıkıyor. Bu faaliyetler yalnızca sendika üyeleriyle sınırlı kalmayıp, sendikalı olmayan işçilerin yaşamına ve toplumun geneline de olumlu katkılar sağlıyor.

İşçi haklarının bir insan hakları meselesi olduğu vurgulanırken, medeni ve siyasi haklar ile ekonomik, sosyal ve kültürel hakların birbirini tamamladığına dikkat çekiliyor. Bu çerçevede insan hakları hareketi ile işçi ve sendikal hareketlerin birbirini destekleyen yapılar olduğu ifade ediliyor.

Sömürünün ve baskının arttığı günümüzde sendikalarda örgütlenmenin işçi haklarını korumanın en etkili araçlarından biri olduğu belirtiliyor. Sendikalar yalnızca işyerlerindeki sorunlarla değil, aynı zamanda insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve siyasi baskı gibi alanlarda da faaliyet yürütüyor. Uluslararası düzeyde dayanışma eylemleri düzenleyen sendikalar, işçi haklarına ilişkin standartların belirlenmesi süreçlerinde de yer alıyor. Tüm dünyada 33 milyon kamu emekçisini temsil eden Kamu Hizmetleri Enternasyonali’nin (PSI) işaret ettiği gibi, bu standartların varlığı tek başına yeterli olmayıp sürekli mücadeleyi gerektiriyor.

İşçi haklarına yönelik baskılar artıyor

Mevcut küresel siyasi iklimin işçi hakları açısından olumsuz olduğu belirtiliyor. Kapitalist sistemin emek sömürüsüne dayandığı ifade edilirken, dünya genelinde yükselen sağcı iktidarların emek karşıtı politikalarının hak ihlallerini artırdığı vurgulanıyor.

Merkezi Brüksel’de bulunan ve 191 milyon işçiyi temsil eden Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) 12 yıldır yayımladığı Küresel Hakları Endeksi, bu tabloyu ortaya koyuyor. Türkiye’den KESK, DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ’in de üyesi olduğu ITUC, 169 ülkede 340 konfederasyonu kapsıyor.

Baskıcı hükümetlerin politikalarının sendikaları olumsuz etkilediği; kamu hizmetlerine ayrılan bütçelerin yetersizliği, özelleştirmeler ve emek sömürüsünü koruyan yasaların işçilerin haklarını kullanmasını zorlaştırdığı belirtiliyor. Demokrasi standartlarının gerilemesiyle birlikte örgütlenme, ifade, toplantı ve gösteri özgürlüğü gibi temel hakların da tehdit altında olduğu ifade ediliyor. V-Dem Enstitüsü’nün 2026 yılı Demokrasi Raporu, dünya nüfusunun yüzde 74’ünün, yani yaklaşık 6 milyar kişinin otokratik rejimlerde yaşadığını ortaya koyuyor.

Savaşlar ve ihlaller

ITUC’un 2025 yılı Küresel Hakları Endeksi, savaşlar ve silahlı çatışmalar ile işçi haklarının korunması arasında ters bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. İşçi haklarının en fazla ihlal edildiği bölgenin Orta Doğu olduğu belirtilirken, bu durumun bölgede süren çatışmalarla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaşanan soykırımın işçi haklarını da olumsuz etkilediği, çok sayıda Filistinli işçinin işini kaybettiği ve yaklaşık 200 bin işçiye hak ettikleri ücretlerin ödenmediği vurgulanıyor. Suriye ve Yemen’deki siyasi istikrarsızlık ve çatışmaların da benzer etkiler yarattığı belirtiliyor.

ITUC’un 2026 yılı endeksinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının işçi haklarına etkisinin de incelenmesinin beklendiği ifade ediliyor. Afrika’da Sudan ve Güney Sudan arasındaki çatışmaların milyonlarca işçinin geçimini zorlaştırdığı, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ise 2025 yılında 700 bin kişinin zorla yerinden edildiği belirtiliyor.

Askeri cunta yönetimlerinin bulunduğu Burkina Faso, Çad, Gabon ve Mali’de sendikal faaliyetlerin ciddi şekilde engellendiği ifade ediliyor. Bu tür rejimlerde işçi ve sendikal hakların korunmasının neredeyse imkânsız olduğu vurgulanıyor.

ITUC verilerine göre grev hakkı ve sendika kurma özgürlüğüne yönelik ihlallerin rekor seviyelere ulaştığı, toplu iş sözleşmesi uygulamalarının bazı ülkelerde geçersiz kılındığı belirtiliyor. Fransa’da 10 toplu sözleşmenin uygulanmasının engellendiği, İsveç’te ise 2025 yılında Elon Musk’ın sahibi olduğu Tesla’nın işçilerin bu hakkını devre dışı bıraktığı ifade ediliyor. Avrupa ve Amerika kıtalarının da 2014’ten bu yana en kötü dönemini yaşadığı kaydediliyor.

Çalışma hakkının temel bir insan hakkı olduğu vurgulanırken, bu hakkın yalnızca iş bulmayı değil, insan onuruna yakışır çalışma koşulları ve ücretleri de kapsadığı belirtiliyor. Çalışma hakkı ve sendika kurma hakkının Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile güvence altına alındığı, bu kazanımların işçilerin uzun yıllara dayanan mücadelesiyle elde edildiği ifade ediliyor.

İşçi ve insan haklarının korunması için mücadelenin sürmesi gerektiği vurgulanıyor.

Bunu Paylaşın