Ana sayfa Gündem İran seçimleri

İran seçimleri

0
Dz. Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan

İran’da cumhurbaşkanlığı seçimleri 18 Haziran 2021 tarihinde yapıldı. İki dönemdir cumhurbaşkanlığı görevini sürdüren ve ılımlı kanatta yer alan Ruhani yerine muhafazakâr görüşleri ile tanınan İbrahim Reisi, İran’ın yeni Cumhurbaşkanı oldu.

Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi sürpriz olarak nitelenmeyen Reisi’nin ağustos ayında görevine başlaması bekleniyor. Açık kaynaklarda Reisi’nin mevcut dini lider Ali Hamaney’den sonra İran’ın yeni dini lideri olabileceği haberleri de yer alıyor. Bu yazıda İran’daki bu değişikliğin etkilerine yönelik bir ilk değerlendirme yapmaya çalışacağız

İran’ın yönetimine yönelik değerlendirme
İran’daki yönetim yapısının en üstünde dini lider/devrim lideri yer alıyor. Bu makam İran’ın en yüksek siyasi ve dini otoritesi, karar mercii durumunda. Cumhurbaşkanlığı ise anayasal olarak dini liderden sonraki “en yüksek ikinci makam” konumunda. Cumhurbaşkanı hükümetin başındaki kişi. Ancak yetkileri sınırlı. Örneğin dış politikaya ilişkin kararların alınmasında dini liderin daha etkin olduğu biliniyor.

İran’ın halihazırdaki dini lideri Ali Hamaney. Ali Hamaney, muhafazakâr kanatta yer alıyor. Mevcut Cumhurbaşkanı Ruhani ise ılımlı cephede. Bu anlamda İran yönetimi içinde görüş ayrılıkları olduğu biliniyor. Bu durum geçtiğimiz aylarda İran Dışişleri Bakanı’nın internet ortamına sızdırılan açıklamalarına da yansıdı.
Bu anlamda yeni Cumhurbaşkanı’nın muhafazakâr görüşleri ile tanınması ve bu çevreden destek görmesi önümüzdeki dönemde İran’ın yönetimi konusunda dini lider ile hükümet arasındaki görüş ayrılıklarının ortadan kalkacağını, daha merkezi ve daha tekdüze bir siyasi yapının oluşacağını gösteriyor.

İran dış politikasına yönelik değerlendirme
Halihazırda İran dış politikasının en önemli gündem maddesi nükleer anlaşmaya yönelik müzakereler. Zira, ABD tarafından uygulanan yaptırımlar İran’ın ekonomik yapısı üzerinde önemli olumsuzluklar yaratmış durumda. Dolayısıyla yaptırımların kaldırılması İran’ın dış politikasının merkezinde yer alıyor. Bu müzakereler İran iç siyasetinden arındırılmış durumda.

Müzakereler çerçevesinde İran 2015 Anlaşması’na geri dönülmesini ve tarafların bu anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmesini istiyor. Anlaşma’nın daha önce de imzalandığını ancak uygulanmadığını dikkatlere sunarak uygulanması yönündeki somut adımların İran tarafından teyit edilmesi gerekliliğini masaya getiriyor.

Bu noktada ABD tarafının Avrupa üzerinden yürütülen görüşmelerde İran’dan beklentilerini artırdığı görülüyor. ABD, 2015 Anlaşması’na ilave olarak İran’ın ABD çıkarları hilafına gelişen bölgesel faaliyetleri ile balistik füze programını da masada tutmaya gayret ediyor.

Reisi’nin 21 Haziran 2021 tarihli ilk basın toplantısında bölgesel meseleler ile İran’ın füze programının müzakereye açık olmadığını, Batı’nın nükleer anlaşmaya uymadığını ve buna rağmen yeni konuları müzakere etme isteğinde olduğunu belirtmesinin temel gerekçesi bu.

Bu gelişmelere rağmen nükleer müzakerelerde bazı adımlar atıldığı ve bir zemin oluştuğuna dair haberler açık kaynaklara yansıyor.

Bununla birlikte İran seçimlerinin hemen arkasından;
• ABD’nin İran menşeili internet sitelerine el koyması,
• Irak-Suriye sınırında İran destekli gruplara karşı hava saldırısı düzenlemesi,
• ABD ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarının “İran’ın bölgedeki yıkıcı müdahalesini durdurmak için iki ülke arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi” konusunda görüşmeleri1,
• ABD’nin nükleer müzakerelerden netice alınamaması halinde İran’ın, Çin’e yönelik günde tahmini 1 milyon varil ham petrol ihracatını sağlayan nakliye ağlarını hedef alacak yeni yaptırımlar getirerek, İran’ın kritik gelir kaynağını kesmek için adımlar atacağına yönelik açık kaynak haberleri2

ABD-İran ilişkilerinin geleceğine yönelik fikir verecek gelişmeler olarak öne çıkıyor.

Reisi’nin ABD‘nin yaptırımlar listesinde bulunması ABD-İran ilişkileri bağlamında bir başka sorun alanı. Reisi’nin ilk basın toplantısında bir soru üzerine yaptırımların kaldırılması halinde bile ABD Başkanı ile görüşmeyeceğini açıklamasının arka planındaki önemli gerekçelerden biri de bu durum.

Dolayısıyla nükleer anlaşma konusunda gelişme yaşansa bile bunun ötesindeki İran-ABD ilişkilerinde ılımlı bir hava yakalanması beklenmiyor.

Nükleer anlaşma ve İran-Batı ilişkilerinin İran-Rusya ve İran-Çin ilişkileri üzerinde de etkili olacağını ifade etmek gerekiyor.

Bu bağlamda Rusya Devlet Başkanı’nın İran’ın yeni Cumhurbaşkanı’nı ilk tebrik eden lider olmasının anlamı bulunuyor. Astana sürecindeki bölgesel işbirliği ile özellikle Suriye bağlamında önemli zemin kazanan İran ve Rusya’nın mevcut konjonktürde bu işbirliğini geliştirerek sürdürmesini beklemek gerekiyor.

Son dönemde Rusya’nın Orta Doğu’daki potansiyel askeri hedefleri izleyebilmesini sağlamak için İran’a gelişmiş uydu sistemleri tedarik etmeye hazırlandığı haberleri bu öngörüyü teyit ediyor3.

Reisi’nin ilk basın toplantısında İran’ın Çin ile imzaladığı “25 Yıllık Kapsamlı İşbirliği Anlaşması”nı hayata geçireceğini açıklaması4 da önemli görünüyor. Bu anlaşma ile İran ile Çin arasında savunmadan teknolojiye birçok alanda işbirliği yapılması öngörülüyor. Anlaşma Çin’in bölgedeki etkisini artırırken, İran’a ABD etkisini belirli oranda da olsa azaltma şansı tanıyor.

İran’ın önümüzdeki dönemde de Rusya ve Çin ile ilişkilerine ABD’yi dengeleyen bir bakış açısı ile yaklaşacağı anlaşılıyor.

Reisi’nin ilk basın toplantısında İran’ın dış politikasının nükleer anlaşma ile sınırlı olmayacağını, dış politikada tüm dünya ülkeleri ile dengeli bir etkileşimi ilke edineceklerini, İran’ın faydasına olan ilişkileri destekleyecekleri mesajını bu şekilde okumak mümkün görünüyor.

İran’ın dış politikası bağlamında Reisi’nin bölgeye yönelik yaklaşımlarına da göz atmak gerekiyor.
Reisi ilk basın toplantısında önceliğinin bölgedeki komşularla ilişkileri geliştirmek olacağı yönündeki açıklaması dikkat çekici. Reisi’nin bir adım daha atarak Suudi Arabistan ile ilişkilerin kurulmasında ve büyükelçiliklerin açılmasında İran tarafında bir engel bulunmadığını ifade etmesi İran ve Suudi Arabistan arasında yürütülen müzakereleri desteklediği anlamını taşıyor.

Açık kaynaklarda bir süredir Yemen’deki Husi saldırılarının durdurulması için İran’ın nüfuzunu kullanması karşılığında Suudi Arabistan’ın nükleer müzakerelerde İran’a destek sağlaması üzerinde5 tartışıldığı bilgileri yer alıyor.

Bununla birlikte, açık kaynaklarda yer alan Suudi Arabistan ve Umman’ın İran’ın nükleer programı ve balistik füze çalışmalarına karşı etkili bir işbirliği yapılması için anlaştıkları haberleri İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin inşasının kolay olmayacağını da gösteriyor6.

Reisi’nin ilk açıklamalarında Türkiye’ye yönelik özel bir atıfta bulunulmuyor.

Ancak nükleer anlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesinin, İran’ın Körfez ülkeleri ile ilişkilerinde bir yumuşama dönemine girilmesinin Türkiye ve İran arasındaki özellikle ekonomik ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayacağını tahmin etmek güç değil. Öte yandan İran’ın Zengezur Koridoruna ve son dönemde gündeme gelen Türkiye’nin Afganistan’daki varlığını sürdürmesi konularına itidal ile yaklaştığı, Astana Süreci’nin ise sürdürüldüğü biliniyor.

Sonuç
Sonuç olarak seçimler sonrasında İran’ın dış politikasında radikal bir değişiklik olması pek mümkün görünmüyor.

İran ekonomisinin nefes almaya ihtiyaç duyduğu mevcut durumda, nükleer anlaşma ve bu anlaşmanın uygulandığının İran tarafından teyit edilmesi ile ABD yaptırımlarının kaldırılmasının İran’ın öncelikli hedefleri olmaya devam etmesi bekleniyor.

İran’ın Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine yönelik mesajlarını bu anlamda birer iyi niyet göstergesi ve nükleer müzakereler bağlamında bu ülkelerin desteğini sağlamak üzere atılmış adımlar olması mümkün görülüyor.
Diğer taraftan ekonomisini canlandırmak üzere komşularına ihtiyaç duyan İran’ın ABD ve AB’yi dengelemek üzere Rusya ve Çin ile ilişkilerini öne çıkaracağı da anlaşılıyor.

İran’ın bölge dışı aktörlerin bölge ülkelerinin menfaatleri hilafına izledikleri yayılmacı politikalardan en çok etkilenen ülkelerden biri olduğu biliniyor.

Bu anlamda İran ile Astana Süreci ve benzeri mekanizmalar ve ikili ilişkilerin, Türkiye ve İran’ın faydasına olacak şekilde geliştirilerek sürdürülmesi gerekiyor.

1https://tr.sputniknews.com/ortadogu/202106291044849530-suudi-arabistan-ve-abd-disisleri-bakanlari-iranin-bolgedeki-mudahalelerine-karsi-isbirligini/
2https://www.cnnturk.com/dunya/abdden-irana-yaptirim-tehdidi
3https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/rusya-irana-kanopus-v-uydusu-gonderiyor-6480793/
4https://tr.euronews.com/2021/06/21/iran-n-yeni-cumhurbaskan-reisi-yapt-r-mlar-kalksa-bile-biden-la-gorusmeyecegim
5https://tr.euronews.com/2021/05/10/iran-ile-suudi-arabistan-aras-ndaki-buzlar-eriyor-mu-tahran-gorusmeleri-dogrulad
6https://www.yenicaggazetesi.com.tr/suudi-arabistan-ve-umman-iranin-nukleer-faaliyetlerine-karsi-is-birligi-anlasmasi-imzaladi-462728h.htm

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.