Kuasar Marine Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Noyan Kılınç ile ulusal ve uluslararası savunma sanayi projeleri ile İngiltere’deki yeni yatırımları özelinde bir röportaj yaptık
Yeşim Yeliz Egeli
Kuasar Marine’in faaliyetlerini kısaca tanımlar mısınız?
Kuasar Marine 2014 yılında denizcilik sektörüne hizmet verecek bir mühendislik ve tasarım firması olarak kuruldu. Bugüne kadarki sürecimizde ağırlıklı olarak savunma sektörüne hizmetlerimizi sağladık. Bu hizmetlerimiz tabiî ki daha çok tasarım ve mühendislik hizmetleriydi ancak yine bazı küçük ölçekte anahtar teslim çözümlerini teslim ettiğimiz oldu.
Bize 2025 yılını nasıl tamamladığınızdan ve 2026 projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Kuasar Marine proje yönetiminin bütün safhalarına vakıf bir ekip oluşturma başarısını gösterdiği için artık biz son birkaç yıldır vizyonumuzu sadece bir tasarım mühendislik firması olarak kalmak değil müşterilerine anahtar teslim deniz araçlarını sunabilen bir seviyeye ulaşmak olarak belirledik. Bunun ilk örneği geçen yıl müşterilerimize teslim ettiğimiz bir yüzer kreyn ve yüzer havuz projesi oldu. Bu iki deniz aracının da tasarımı ve tedariki bütünüyle bizim tarafımızdan gerçekleştirildi. Biz kendi firma kimliğimizle kullanıcı müşterimize bu iki deniz aracını geçtiğimiz yıl itibarıyla teslim ettik. Bu iki proje aslında bizim tasarımdan teslime kadar olan bütün süreci aslında icra edebilme yeteneğimizin olduğunu ve başarılı bir proje yönetim icra edebildiğimizin de ispatı oldu. Biz her ne kadar savunma projeleri kökeninden gelsek de test ettiğimiz yetenekler ve sahip olduğumuz bilgi birikimi aslında sadece savunma projeleriyle sınırlı kalmıyor. Bunun ötesine yıllardır geçmiş durumdayız.
Örneğin yat kulvarında biz yıllardır bir hazırlık içerisindeyiz. Bu arenada göz önüne çıktığımız zaman bunun güzel bir projeyle olmasını ve bizim bu konudaki yetkinliğimizi ispat edebilir nitelikte olmasını hedefledik. Bizim bu konudaki çalışmalarımız aslında iki tane tasarım temelinde başladı. Bir 16 metrelik cruisers motoryat segmenti bir de 38 metrelik büyük motoryat segmenti. Bu konuda tasarım çalışmalarımız devam etti. Birkaç müşteri adayıyla da görüştük. Ne yazık ki bunlar bir sözleşmeye dönüşmedi. Daha sonra bir karar aldık ve “Cosmo Marine Yachts” adı altında yeni bir firma kurduk. Yeni bir firma kurduk ve dedik ki yat projelerimizin gerçekleştirilmesini bu kimlikle gerçekleştireceğiz. 2024'ün sonunda da Cosmo Marine adıyla biz kendimiz finanse ettiğimiz şekliyle 16 metrelik motoryatlarımızdan birini Berke Marine'le sözleşme yaparak Türkiye'de üretimine başladık.
Bahsettiğimiz bu yatın tasarımını, bütün estetik kararları, mobilyada kullanılacak ağaç ve kaplamanın ne olacağı, döşemenin ne olacağından boyasının ne olacağına kadar bütün kararlar bizim olacak şekilde yürütüyoruz. İnşallah bu yıl sezon başlamadan önce ilk yatımızı denizde göreceğiz.
Cosmo Marine şu âna kadar çok görünür hâle gelmedi ama 2026'dan itibaren Cosmo Marine'i de görünür hâle getireceğiz. Web sitemiz ocak ayı sonunda devreye girecek.
Nasıl bir tekne düşündünüz?
Hem açık güvertenin bütünüyle açık ya da kapalı olma seçenekleri hem de güverte altında farklı yerleşim imkânları yaşanılabilir olacak. Bugün düşündüğünüz zaman bu proje temelinde en az altı tane farklı seçeneği müşterilere sunabiliyoruz. Son yıllarda bunun üzerine oldukça çok çalıştık, çok çözüm geliştirdik. Bu segmentin ilk örneğini “soft up varyant” dediğimiz şekliyle göz önüne çıkarmaya karar verdik. Şu ân onun inşası devam ediyor. İnşallah yaz gelmeden onu bütünüyle denizde göreceğiz. Burada tabiî çok farklı bir kulvarda kendimizi ispat edeceğiz, sınavdan da başarılı bir şekilde çıkacağımızı artık görüyoruz. Eskiden iddia ediyorduk, şu ân onu görüyoruz. Tabii biz her zaman şunu vurguluyoruz: Ülkemizde marka tasarımıyla markalaşabilen yeterli firma olduğunu düşünmüyoruz ve biz de özellikle bu noktada pozisyon alabilmek için firmamızı kurduğumuzdan beri çabalıyoruz.
Nasıl bir markalaşma çabasından bahsediyorsunuz?
Geçen yıl yine bir başka yatırım girişimimiz oldu. İngiltere'de Kuasar Marine UK Ltd. adlı bir firma daha kurduk. Geçen ocak itibarıyla şu ân bir yaşına ulaştı. Bu firmamız da bütünüyle “off-shore” sektöre ve yeşil gemi (green ship) çözümlerine odaklanacak. Geçen yıl daha çok firmamızı İngiltere’deki gemi inşa ve denizcilik sektöründe görünür hâle getirmek için çalıştık. Üç tane kuruma üyelik gerçekleştirdik, yine geliştirme yeteneğimizi sergileyebilmek için bazı proje fikirlerimizi önde gelen kurumlarla tartıştık. Bir stratejik ortaklık daha geliştirdik. Bu yeşil tahrik sistemleri üzerine uzmanlaşan bir İngiliz firmasıyla yaptığımız bir stratejik ortaklık. Gemi tasarım çözümünü bizim geliştirdiğimiz, o deniz aracına uygun yeşil tahrik sistemi çözümünü de kendilerinin geliştirdiği bir iş ortaklığı diyebiliriz. Şu an stratejik bir ortaklık fakat şu ânda bunun bir iş ortaklığına dönüştürülmesi üzerine çalışıyoruz. Buradaki ilk ortak çalışmamız bir süratli yolcu feribotu üzerine oldu bütünüyle yani sıfır emisyonlu bir süratli yolcu feribotu üzerinde ilk çözümümüzü geliştirdik. Şu ân onun tanıtımı için çalışmalar başlattık. Offshore tarafında ise İngiltere’de “catapult” adı verilen 7 kritik sektör için İngiliz devleti tarafından oluşturulmuş organizasyonlar var. Bu organizasyonların amacı o sektör için yol haritalarını belirlemek, ihtiyaç analizi yapmak, sinerji yaratmak, oradaki inovasyonu teşvik amaçlı politikalar uygulamak, bazı pahalı test alt yapıları oluşturmak ve sektörün hizmetine sunmak ve sektöre yeni insan kaynağı oluşturmak ve sektöre çekmek üzere tanıtım yapmak. Biz “offshore renewable energy catapult” dediğimiz “catapult”a geçtiğimiz mart ayında görüşmelere başladık ve onların belirlediği yol haritaları içinde özellikle offshore sektörde artan deniz koşulları çerçevesinde operasyon kısıtlarını artırabilmek üzerine bir proje önerisinde bulunduk. “Crew Transfer Vessel” dediğimiz bir gemi tipinde. Artırılmış gemi performansı ve yeşil gemi niteliği taşıyacak bir proje önerisinde bulunduk. İngiltere’nin TUBİTAK’ı diyebileceğimiz Innovate UK’in “Business Development” çerçevesinde bir küçük fon elde ettik. Bu “offshore renewable energy catapult” bize kullanıcı ihtiyaçları analizleri ve özellikle İngiltere’nin çevresinde kurulmakta olan yeni açık deniz rüzgâr tarlalarının çevresinde dalga istatikleri ölçme yönünde bir uzman çalışma yapıp raporlama sağlayacak. İşte bu hizmetin finansmanı anlamında Innovate UK’den bir fon almış durumdayız. Bu fon bütün projeleri fonlayamayacak sadece bahsettiğim hizmetin alınmasını fonlayacak. Ancak biz bu şekilde Innovate UK’in radarına bu şekilde girmiş olduk. Bunun açık kaynaklardan bazı tanıtımları oldu. Önümüzdeki aylarda daha çok bilgi paylaşacağız.
Kuasar Marine ve bütün diğer firmalarımız aslında bağımsız firmalar olarak kuruldu. Özellikle Innovate UK'in istihdam çalışmalarına orada başlandı. Ancak bu süreç biraz yavaş gidiyor. Kuasar UK ve Kuasar Marine geçen yıl itibarıyla bir stratejik işbirliği anlaşması yaptı. Şu ân bu projeler aslında oradaki firmamız üzerinden ticarileştirilmek üzere geliştirilen projeler. Tabiî ki bunların ticarileştirilme modelleri farklı farklı olacaktır. Aynı zamanda bunun üzerinde de çalışıyoruz.
Dolayısıyla aslında biz üç firma üzerinden yeteneklerimizi, bilgi birikimimizi farklı gemi tiplerine yansıtarak her geçen gün inovatif geliştirme odaklı firma profilimizi güçlendirerek devam edeceğiz.
Neden İngiltere?
Kuasar Marine'i ilk kurduğumuz zaman vizyonumuz ve misyonumuz Türk markalar oluşturmak üzerineydi. Ancak ne yazık ki bu konuda çok sıkıntılar yaşadık, gerekli desteği görmedik. Biz destek görmesek de çalışmalarımıza bir şekilde devam ederiz ama işin bir de ticari gerçekliği var. Sürdürülebilirliği devam ettirecek şekilde hareket etmek zorundayız. Bu nedenle özellikle sivil gemi tarafındaki inovatif yüzümüzü ne yazık ki yabancı firmalar kimliğiyle göstereceğiz. Kuasar Marine olarak savunma sektöründeki asıl odağımız devam edecek. Son zamanlarda özellikle niş sivil gemi tarafındaki ürünlerimizi, çözümlerimizi Türk kimliği adı altında devam ettirmek ticari anlamda pek sürdürülebilir değil. O yüzden belli bir süre bunları yurt dışı firma kimlikleriyle başka ülkelerle yapacağız. Ümidimiz odur ki sonraki yıllarda ülkemizdeki anlayış ve koşullar olgunlaştığı zaman o firmaların çözümleri tekrar ülkemize fayda sağlar şekilde kullanacağız.
Artık bu kulvarda ve yat üretiminde mi devam edeceksiniz?
Yat tarafında başka proje fikirlerimiz de var. Şu ân bu yaptığımız yat geleneksel dizel bir sisteme sahip. İngiltere'deki firmamızın odak noktası olan yeşil deniz araçları konusunda elde ettiğimiz bilgi birikimimizi yat sektöründe de kullanmak istiyoruz. Bu yıl bu şekilde bir proje geliştirme çalışmamız da başlayacak.
Ne yazık ki bu yeşil çözümlerin hiçbiri şu ânda mevcut geleneksel çözümlerden ucuza mâl olmuyor. Buna dönüşüm için aynı zamanda yasal bazı zorlayıcı düzenlemelere ihtiyaç duyulmakta. Bu konuda yasal düzenlemelerini yapmış ülkeler ki Norveç'i bu konuda örnek verebiliriz diğer ülkelere göre bu konuda ilerlemiş durumda. Benzer şeylerin bizim ülkemizde de olması gerektiğini düşünüyoruz. Mesela Norveç örneğini vermek gerekirse Norveç'te belli alanlar bütünüyle ekolojik olarak korunan bölge ilan ediliyor. Orada mesela işleteceğiniz deniz araçlarını bütünüyle sıfır emisyonlu olması zorunluluğu getiriliyor. Yani oradaki bir operatöre eğer filosu yeşil deniz araçlarından meydana gelmiyorsa işletim ruhsatı verilmiyor. Dolayısıyla bu da operatörleri deniz araçlarını sipariş edip alıp kullanacak firmaları yeşil gemilere yatırım yapma ve onları tedarik etme zorunluluğu getiriyor. Bu tabii aynı zamanda bizim gibi bu teknik çözümleri geliştirecek olan firmaların önünü açıyor.






