Cumhurbaşkanı adayı, seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i tehdit ettiği iddiasıyla hakkında açılan davada tarihi bir savunma yaptı. “İstanbul'un muhafızı olduğum için, cumhurbaşkanı adayı olduğu” için Silivri’de olduğunu belirten İmamoğlu, “Biz yargılanmıyoruz, 90 gündür, tutsak, yargı tacizine maruz kalan, psikolojik işkence gören, 100 kilometrelerce ötelere kadınıyla, erkeğiyle savrularak zulüm edilen, zalimlik yapılan bir sürecin içerisinde, ne yazık ki direkt cezalandırılıyoruz. Kumpaslar, iftiralar, algı operasyonları, gizli tanık yalanları, geçmişi suç dolu insanların iftiralarıyla esir tutuluyoruz. Resmim yasak, görüntüm yasak, sosyal medyam yasak! Buradan söylüyorum; siz beni, bu milletin gönlünden si-le-me-ye-cek-si-niz! Çünkü, bu milletin gönlü çok geniş…” dedi
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, seçilmiş İBB ve TBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i tehdit ettiği iddiasıyla hakkında açılan davada ikinci kez ifade verdi. Tarihi savunmasına, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ferdi Zeyrek’i anarak başlayan İmamoğlu, “Ben ve arkadaşlarım, bizler, neden Silivri'deyiz, neden tutsağız ve zindandayız? Çünkü, ‘İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır’ diyen bu zihniyete karşı, tam üç kez seçimi kazandığım için buradayım ve tutsağım” dedi.
İstanbul'u, yıllardır kendi deyimleriyle ‘ihanet ettik’ dedikleri dönemden kurtarmak için muhafızlık yapması ve cumhurbaşkanı adayı olması nedeniyle Silivri’de tutuklu bulunduğunun altını çizen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
Kanala, ranta ve talana karşı durduğum için buradayım
“İstanbul'un muhafızı olduğumuz için buradayız. İstanbul'u koruduğumuz için, Kanala, ranta ve talana karşı durduğum için buradayım. Ön seçimde, Türkiye ve dünya tarihinde ilk kez, 15,5 milyon insanın oyunu aldığım, milletimizin teveccühünü kazandığım için buradayım. Cumhurbaşkanı adayı olduğum için buradayım. Buradan milletimize tekrar haykırarak soruyorum: Biz yargılanmıyor muyuz? Hayır. Biz yargılanmıyoruz. Bizim yargılandığımız falan yok. Biz, 90 gündür, hatta bazılarımız 250 gündür, Ekim ayının başından beri tutsak, yargı tacizine maruz kalan, psikolojik işkence gören, 100 kilometrelerce ötelere kadınıyla, erkeğiyle savrularak zulüm edilen, zalimlik yapılan bir sürecin içerisinde, ne yazık ki direkt cezalandırılıyoruz.”
Yapılanın bir yargılama değil, doğrudan cezalandırma olduğunu söyleyen İmamoğlu, “Kumpaslar, iftiralar, algı operasyonları, gizli tanık yalanları, geçmişi suç dolu insanların iftiralarıyla esir tutuluyoruz. Türkiye tarihinde, yargı tarihinde görülmemiş işler yaşanıyor. Şafak vakti, şafağı geçtik, karanlıkta, sahur vaktinde yüzlerce polis ev basıyor. Çağırdığınızda gelecek, bu ülkenin onurlu insanları, yöneticileri, siyasetçileri gelip ifade verecek, hesap verecek durumdayken, ev basarak, algı operasyonları yaparak, 5 gün nezarette tutarak, aç, susuz, pislik içerisinde, mikropların içerisinde, uyuşturucu kokularının içerisinde insanlar tutularak, aç, susuz bırakıldılar. Aynı senaryo defalarca uygulandı. Biz yargılanmıyoruz, direkt cezalandırılıyoruz. Tutsak arkadaşlarımız, yargı mensupları tarafından tehdit ediliyor. Aileleriyle, işleriyle, yaşamlarıyla tehdit ediliyor. ‘Şöyle konuşursan serbest kalırsın, şöyle konuşmazsan şu olur, bu olur’ diye tehdit ediliyor. Aileleriyle insanlar tehdit edilir mi? Çocuklarıyla insanlar tehdit edilir mi? 70 yıllık, 80 yıllık, 50 yıllık birikimleriyle insanlar tehdit edilir mi? Böyle bir şey yaşatılır mı insanlara? Bu mu yani? Burada yargılanmıyoruz, cezalandırılıyoruz” ifadelerini kullandı.
Gaziosmanpaşa’daki seçim tebriğini eleştirdi
Seçilmiş Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin yerine ilçe meclisince vekaleten seçilen başkan vekilinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tebrik edilme anlarını ve görüntülerini eleştiren İmamoğlu, “Bir ülkeyi ayakta tutan ne silah gücüdür ne servet birikimidir. O ülkeyi ayakta tutan tek şey adalettir, haktır ve hukuktur. Ve adaletin olmadığı bir memlekette, bilmeliyiz ki ne yatırım olur ne huzur olur ne gelecek olur ne refah olur ne bereket olur ne de zenginlik olur” şeklinde konuştu.
Direnmeye kararlılıkla devam edeceğim
Verdiği mücadelede yalnız olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “Bu mücadelede, milletimizin on milyonlarca sesi arkamda, on milyonlarca güveni ve bakışı benim arkamda. Ben onu hissediyorum. Ben, duygusal bir insanım. Duygularımla aklımı birleştirerek hayata bakan bir insanım. Onun için cesaretimi de ikisinin birleşiminden alıyorum. Ne o cesaretim bir milim aşağı eğilecek ne duygularımda ne de aklımda yanılacağım bir anı yaşayacağım; yaşamayacağım. Biliyorum çünkü. Beni besleyen on milyonlarca halkım var. O yüzden bu mücadelede yalnız benim değil, bu ülkenin tüm çocuklarının, torunlarımızın, gelecekte bu mahkeme salonlarını ‘adaletin evi’ olarak görmek isteyen herkesin mücadelesini temsil ediyorum. Onun için ben, herkesin evladı için güzel bir gelecek ve adalet sistemi vaat ediyorum. Orada duruyorum. Onun bir neferi olacağımı, onun mücadelecisi olacağımı ve bunun her daim arkasında duracağımı da net ifade ediyorum. İşte bu inançla, bu umutla, bu ideal uğruna direniyorum, direnmeye kararlılıkla devam edeceğim” diye konuştu.
Anamın ak sütü gibi helal diplomam iptal edildi
“Gelelim en vahim meseleye; ‘turpun büyüğüne’, ‘dananın kuyruğuna’, ‘ahtapotun kollarına…’” diyen İmamoğlu, şunları söyledi: “Benim anamın ak sütü kadar helal, 31 yıllık diplomam iptal ediliyor. Hangi vicdana sığar? Hangi akıl ve mantığa sığar! Nasıl iptal ettiriliyor? Israrlı takiple. Bir savcılığın sorumluluğu altında olmamasına rağmen, defalarca rektörlüğe yazı yazarak… Parantez içinde ‘Acil kullanılma ihtimali var. Derhal işlem yapın!’ Parantez içinde; (YSK ve bunun gibi!’ Allah Allah! Üniversite diploması ne tesadüftür ki YSK’da bir tek Cumhurbaşkanlığı adaylığında işe yarıyor. Bu nasıl bir şey? Bu, kör göze parmak sokmak… Tarif edemeyeceğim kadar sefillik… ‘Dananın kuyruğu’, ‘turpun büyüğü’, ‘ahtapotu kolları…’ Bu nasıl bir şey? Bu mu yargılama? Ekrem İmamoğlu yargılanmıyor. Ekrem İmamoğlu cezalandırılıyor.”
Beni bu milletin gönlünden si-le-me-ye-cek-si-niz!
“Aklını peynir ekmekle yemiş bir avuç muhterisin uygulamaları, bu ülkeyi perişan etmektedir. Rezil etmektedir” diyen İmamoğlu, “Resmim yasak, görüntüm yasak, sosyal medyam yasak! Buradan söylüyorum; siz beni, bu milletin gönlünden si-le-me-ye-cek-si-niz! Çünkü, bu milletin gönlü çok geniş! Bu kararları alan insanlara sesleniyorum: Beni bu milletin gönlünden silemeyeceksiniz. Bu sevgi büyür, büyür, büyür, büyür… Ülkeyi yönettiğini zanneden insanların şımarıklığı, güç zehirlenmesi, güç gösterisi… Güç gösterisi, zayıflığın alametidir! Bitişin göstergesidir” şeklinde konuştu.
Düşman hukuku uygulamalarından vazgeçin
Türkiye’nin etrafının ateş çemberinde kaldığını, ağır bir jeopolitik kırılma yaşandığını, üzerine yoksulluğun, fakirliğin, borçluluğun en derin günlerinin yaşandığını aktaran İmamoğlu, “Türkiye, ağır soruların üstüne kırılmaların yarattığı siyasi iktisadi risklerle boğuşuyor. yanlışta ısrarın adı ‘patika bağımlılığı’dır. Hukuksuzluktan vazgeçin. Düşman hukuku uygulamalarından vazgeçin. Bütün bunları yapanlara sesleniyorum. Bu ülkeyi uçurumun kenarına getirmekten vazgeçin. Beni ve arkadaşlarımın tutuksuz yargılandığı adaletli bir ortamı tesis edin. Bu ağır iktisadi koşulların ortamından, bugün bu ülkeyi yöneten aklın tarifiyle söyleyeyim, ‘İç cepheyi güçlendirmenin’ dışında bir yol yoktur. Bunun da yolu, bu ülkenin adalet çizgisine oturmasıdır. Adaletli bir ülke, adil bir ortam, bu yol, bizi doğruya götürür. Aksi takdirde bu ağır resmi değiştiremezsek, geleceğimizi kaybederiz. Bir millet için en büyük tehdit, adaletsizliktir” diye konuştu.





