Yolcularına 51 gemi ve 35 terminal ile hizmet veren İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), yıllık toplam 183.576 sefer, 125 milyon yolcu kapasitesi, 12 milyon 600 bin araç kapasitesiyle faaliyetlerini her geçen gün artırarak sürdürüyor. Filosunda bulunan 51 geminin 24 adedi deniz otobüsü, 9 adedi hızlı feribot, 18 adedi araba vapuru olan İDO; e-mail, telefon, çağrı merkezi , sosyal medya başta olmak üzere tüm iletişim kanallarından yolcularıyla 7/24 iletişim halinde olup hizmet kalitesini geliştiriyor.
Çalışma hayatına 1988 yılından bu yana İDO’da devam eden Hasan Üstündağ, “İstanbul Deniz Otobüsleri olarak, müşteri memnuniyetini birinci derecede öncelikli bir konu olarak değerlendiriyor, yolcularımızın bize ilettiği her şikayeti geri bildirimini yaparak yanıtlıyor, süreçlerimizi bu doğrultuda sürekli bir biçimde iyileştiriyoruz. Yolcu memnuniyeti sağlamak adına gerekli olan tüm kaynakları ayırıp, yürüttüğümüz faaliyetlerin merkezinde her zaman yolcularımızı ve onların taleplerini ön planda tutuyoruz,” diyerek İDO’nun müşteri memnuniyeti konusundaki farklılıklarını kaydetti.
Deniz araçlarıyla yolcu taşımanın sorumlulukları konusuna değinen Üstündağ, “Denizde emniyetin, denizciliğin esas ve değişmez kuralı” olduğunu ifade ederken “Safety first – Önce emniyet” sloganının ticaret gemilerinin en görünür yerine dev harflerle yazıldığını görmüşsünüzdür. İDO, can taşıyor olduğunun farkında olan bir şirkettir” dedi.
“Bu kapsamda emniyete yönelik tedbirlerimiz birinci öncelik olarak en üst boyutta değerlendirilmektedir. Süreç-lerimiz ticaret kanununun yolculuk ile ilgili hükümlerinin yanında, yolcu ve diğer taşıma hükümlerine de uyumluluk göstermektedir. Şirketimiz ISM’in (Uluslararası Emniyet Yönetim Sistemi) Türk Bayraklı gemilere ve işletmelerine uygulanmasına dair yönetmelik yürürlüğe girmeden ve benzer faaliyet yapan firmalardan çok önce sistemini kurmuş ve TURK LOYDU tarafından belgelendirilmiştir.
Yükümüzün araçlı ya da araçsız yolcu olması, yolcu ile iletişim kanallarımızın son derece canlı, hızlı ve etkili olması için tedbirler almamızı ve müşteri ilişkileri anlamında pozisyonumuzun güçlü olmasını gerektirmiştir ve bu kapsamda ciddi yatırımlar yapılmış ve yapılmaya da devam etmektedir.”
Sigortaya ilişkin düzenlemeler 25.11.2010 tarihinde “Denizyolu ile Yapılacak Düzenli Seferlere Dair Yönetmelik”, 14.11.2010 tarihinde ise “Deniz Alacaklarına İlişkin Gemilerin Sigortalandırılması ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik” ile yayınlandı. İDO’nun kuruluşundan bu yana geniş kapsamlı ve limitli P&I ( koruma ve tazmin) sigortasına sahip olduğunu da belirten Üstündağ, İDO’nun emniyet kapsamında yasal gerekliliklere üst boyutta riayet etmekte olduğunu dile getirdi. “İDO, emniyet konusunda ayrıca müşterilerinin uyarılarına kulak vermekte, sürekli kendini yenilemekte ve teknolojiyi, güvenliği, kaliteyi bir arada sunan hizmetlerine devam etmektedir.
Kaza anındaki sorumluluklar
Üstündağ; yolcu, araç ve bagajların başına gelebilecek herhangi bir kaza anında sorumlulukları konusunda uygulamalarını sıraladı.
“Sadece kendi kusuru nedeniyle yolcunun veya bagajın zarara uğraması halinde taşıyıcı sorumlu olacaktır. Yolcunun müterafık kusuru varsa taşıyıcının sorumluluğu mevzuat hükümlerine tabi olarak azaltılabilecek veya kaldırılabilecektir.
Taşıyıcı ancak kendi taşımalarında meydana gelen zarardan sorumludur. Bir başka taşıyıcının taşımaları için sorumlu olmayacaktır. Ayrıca, taşıyıcının ihmali sonucu meydana gelmedikçe kayıtsız bagaja ilişkin zarardan taşıyıcı sorumlu olmayacaktır. Eğer yolcunun müterafik kusuru varsa taşıyıcının sorumluluğu müterafik kusura ilişkin uygulanabilir mevzuat hükümlerine tabi olacaktır.
Bir diğer noktada, taşıyıcı, herhangi bir kanun hükmünü veya hükümet kararlarını, taleplerini veya icaplarını yerine getirmesinden doğacak zarardan, aynı şekilde yolcunun bunlara uymamasından meydana gelecek zarardan sorumlu olmayacaktır.
Taşıyıcının sorumluluğu, sorumluluk limitini aşmamak kaydı ile ispatlanan gerçek zarar miktarı ile sınırlıdır. Taşıyıcı bunun dışındaki, dolaylı zararlardan sorumlu olmayacaktır.
Taşıyıcı, yolcu bagajı içindeki bir mal nedeniyle yolcunun yaralanmasından veya yolcu bagajının hasara uğramasından sorumlu olmaz. Herhangi bir yolcunun malı diğer bir kişiye veya başka bir kişinin malına veya taşıyıcının malına zarar verirse, bu yolcu, taşıyıcının uğradığı tüm zarar ve ziyanı tazmin edecektir.
Son olarak da taşıyıcı, bagaj içindeki kırılabilir ve bozulabilir maddelerin, paranın, mücevherin, değerli madenlerin, gümüş eşyanın, senetlerin veya diğer ticari değerli kağıtların, pasaport ve diğer hüviyetlerin veya örneklerinin uğradığı zarardan sorumlu olmayacaktır.”
Güvenli yolculuk için
kameralı önlem
İDO ile seyahat eden yolcuların ve sahip oldukları araç ve bagajlarını olası bir kaza anında korumak için aldıkları önlemlere değinen Üstündağ, bu konuda çok dikkatli olduklarını kaydetti.
“Araçların gemiye alımları ve tahliyeleri için iskele ve gemi içinde bulunan mürettebatımız vasıtasıyla ve diğer uyarı görselleriyle araçların yönlenmeleri yapılarak gemiye giriş/çıkışları sağlanmakta, gerekli hallerde araçların niteliklerine ve risklerine, ayrıca elverişsiz hava koşullarına göre gerektiğinde lashing (bağlama) yapılarak güvenli yolculuk için araçları koruma altına almaktayız.
Gemilerimizde yolcularımızın bagajlarını koyabilmeleri için bagaj alanları mevcuttur. Bagajların güvenliğini sağlamak amacıyla da bu bölgeler kamera ile izlenip kayıt altına alınmaktadır.”
‘Sigortacımız Turk P&I’
Deniz Araçları Zorunlu Sorumluluk Sigortası ile ilgili tebliğ 19.07.2014 tarihli 29065 sayılı resmi gazetede yayımlandı ve yürürlüğe girdi. Bu çerçevede Deniz Yolu ile yolcu taşımakta olan deniz araçlarında aranacak sigorta limitleri arttı.
İDO İşletmesi olarak Türkiye kabotaj hattında en yüksek sayıda yolcu taşımacılığı yapan kuruluş olduğunu belirten Üstündağ, öngörülen limitlere uygun sorumluluk sigortası bulundurmakta olduklarını söyledi.
“Öncelikle her zaman için yasal çerçevede hareket ettiğimizi belirtmek isteriz. Ancak yasal zorunluluk olmasaydı bile yaptığımız işin doğası gereği taşıdığımız riskler sebebiyle her halükârda sigorta yaptırıyor olurduk. Nitekim zorunluluk olmayan diğer branşlar için de sigorta teminatları alıyoruz. Bu tür sorumluluk sigortalarının avantajlarını iki açıdan düşünebiliriz. Birincisi; olası bir kaza sonucu oluşabilecek hasar ve çevre kirliliği veya yolcu yaralanması sonrasında P&I sigortasının mali bir güvence yaratmasıdır. İkincisi ise; sigortacılarla müzakere ederek risklerin minimize edilmesi yönünde bazı önlemlerin alınmasında yardımcı olmasıdır.
Uzun yıllar Shipowners’ Club ile çalıştık. Bu süre zarfında da herhangi bir sorun yaşamamış olmamıza rağmen Türk P&I ile birlikte piyasada güvenceden yoksun küçük sayılabilecek gemilere de teminat sağladığından Türk P&I desteklenmesi kanaatindeyiz. 2014 yılı başlarında Türk P&I çalışmaya başladık ve bugüne kadar geçirdiğimiz sürede iyi bir işbirliği içinde olduğumuzu düşünüyoruz.
Geçtiğimiz dönemde işletmemiz altında bulunan bir gemide yaşanan hazin olayda Türk P&I Sigorta, hem maddi hem de manevi olarak en üst boyutta bizlere yardımcı olarak desteklerini esirgememiştir. Olay ile ilgili en üst seviyede tazminatın ödenmesinde her türlü kolaylığı sağlamışlardır.
Olayın gerçekleştiği andan, karşılıklı mutabakat sağlanana kadar ki süreçte olayın her aşamasında Turk P&I yetkilileri, konuyu üst boyutta ve detaylı takip etmiştir. Yapıcı yaklaşım sergilenmiştir.Hadisenin etkilerine ve mağduriyetlerin giderilmesine yönelik değerlendirmelerde titizlik gösterilmiştir.”
“Yerli sigortacı
daha avantajlı”
Üstündağ, deniz yoluyla en çok yolcu taşıyan uluslararası lider bir kuruluş olan İDO’nun yerli bir Sorumluluk Sigortacısı ile çalışmasının faydaları konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
“Yerli bir sorumluluk sigortacısı ile çalışmanın elbetteki bazı avantajları bulunuyor. Öncelikle iletişimin daha sağlıklı olması sağlanıyor, keza ulaşma anlamında da kolaylık sağladığını düşünüyoruz.
Türk P&I’nın gemi tiplerimizi, çalışma sahamızı dikkate alarak yaptığı denetimlerde rizikoların gerçekleşmemesi için alınması gereken önlemler noktasındaki uyarılarından da son derece memnun olduğumuzu ifade etmeliyiz. Öte yandan her ne kadar yerli bir şirket olsa da arka tarafında uluslararası bir tecrübe olduğunu bilmek de güvenilirliği artırıyor.
Hasar süreçlerimizin çözümünde iletişim kolaylığının getirmiş olduğu avantajlardan faydalanmaktayız. Ayrıca yerli bir kuruluş olması nedeniyle bizim için milli bir gurur kaynağı olmaktadır.
Kapsamlı bir sigorta poliçemiz bulunduğunu düşünüyoruz ve her poliçemizin alımı öncesinde sigorta brokerimiz aracılığı ile de etraflıca bir araştırma yapma imkanı buluyoruz. Değerlendirme sürecinde ise hem şirketimiz, hem yolcularımız hem de tüm çevremizi dikkate alarak karar veriyoruz. Bugüne kadar yaşadığımız olaylarda süreçlerin hızlı yönetildiğini ve süreç boyunca doğru adımların atıldığını düşünüyoruz.”
Türk P&I’ın uzun vadeli hedeflerinde uluslararası taşımacılık alanında ve bölgemizde önemli bir aktör olma hedefini gördüklerini kaydeden Üstündağ, Türk P&I’ın bu hedefe ulaşarak ülkemize ekonomik katkı sağlamanın yanı sıra önemli bir prestij kazandıracağını ve uluslararası bir aktör olarak ortaya çıkacağını ifade ederek sözlerini noktaladı.
“Turk P&I Sigorta’nın koyduğu hedeflere ulaşması kısa ve uzun vadede denizcilik sektöründeki yolcu ve yük taşıyan tüm işletmeler için hem ekonomik hem de tecrübe konusunda “know-how”ın gelişmesinde katkı sağlayacaktır.
Şu ana kadar ki hasar süreçlerimizde ve diğer sigorta işlerimizde güven anlamında herhangi bir zafiyet oluşmamıştır. Sunduğu ürünler ve hizmetler açısından da Türk P&I sigorta şirketini başarılı bulmaktayız.”





