İç cephenin önemine dair yazılarımızı zaman içerisinde hatırlatmak maksadıyla tekrar gündeme getirme gerekliliği ortaya çıktı. Büyük lider, ebedi başkomutan Atatürk bunu yüzyıl öncesinden; “Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren iç cephenin çökmesidir” olarak ifade etmişti.
İktidar, makam, çıkar ne varsa gelir geçer. Mühim olan bunların üzerinde vatan, millet bilincine sahip olabilmektir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalmasını sağlayacak unsurlar Cumhuriyetin kuruluş felsefesi içerisindedir. Laik, demokratik, hukuk devleti, üniter ve ulus devlet özellikleri bu felsefeyi oluşturur. Bunlardan verilecek taviz Cumhuriyetin temelden sarsılması ve yok olması demektir.
Bu da ne iktidar, ne makam, ne de rütbe bırakır. Devlet varsa her şey var, yoksa emperyalizmin köleliği ya da hor görülen sığınmacılık kalır.
“Yüce Türk Milleti” demek yerine “Türk, Kürt, Arap” diye cümleye başlarsanız, “eşit yurttaşlık” yalanları uydurursanız Cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykırı hareket etmiş olursunuz. Yani bilerek ya da bilmeyerek birleştirmek yerine bölmeyi seçmişsinizdir.
Maduro'nun ABD tarafından yatağından alınması ve götürülmesi “iç cephenin” güçlü tutulmasının önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.
Kendi emniyetini kendi ordusuna değil de Kübalı askerlere emanet eden biri çoktan bu şekilde gitmeyi hak etmiştir. Yanında çocuk gibi gezdirdiği generallerinin liyakat değil siyaset ile o süslü elbiseleri giydiklerini ortaya çıkarmıştır.
Maduro, iktidarı için değil, milleti için çalışsa, liyakati esas alan bir yönetim sergilese belki iktidardan da düşebilirdi. Fakat sarayının kapısında binlerce askerini kaybeden her şeye rağmen devlet başkanını vermeyen bir devlet konuşulurdu bugün.
Ucube çözüm sürecinin ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu bu örnek bir kere daha gösterdi. Bu, ülkemiz insanları arasına nifak sokan, bunun tribünlere bile yansımasına neden olan; birilerini ötekileştiren, birliğimize, bütünlüğümüze kast eden süreçtir. Bu süreç “Türk Milleti” çatısını yıkıp “Türk, Kürt, Arap” oluşturmaya, “terör meselesini” “Kürt meselesi” yapmaya çalışan, ülkedeki demokrasi yoksunluğu ve yoksulluğu bir bölgeye aitmiş gibi gösterip adını “eşit yurttaşlık” koyan bir süreçtir. Bu süreç iç cepheye kurulmuş pusudur.
Pusudan en az zararlı çıkarsak bekâ problemi olmadan yola devam edebiliriz. Pusudan kurtulmak milletin azim ve kararlılığındadır. Zoru başarıp işgallerden açlık, yokluk, yoksulluk içinde kurulan bir Cumhuriyette emperyalistlerin pusularına kendi iradesiyle maruz kalan bir millet olarak tarihe geçmemek için Türk milletinin her zamankinden çok daha uyanık ve duyarlı olması hayatidir.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






