IACS GPG-100 toplantısı İstanbul’da gerçekleşti

MDN İstanbul
  • |

IACS toplantıları, 21-23 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul’daki yapıldı.

Türkiye ve dünya denizcilik sektörünün paydaşlarını bir araya getiren International Association of Classification Societies GPG-100 (General Policy Group) toplantıları İstanbul’da gerçekleşti. Toplantıda sektördeki güncel gelişmeler ve dönüşüm alanları ele alındı. Seminere T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Mustafa Bankaoğlu, İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, Türk Armatörler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Ergenç, Türk Uzakyol Gemi Kaptanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Akbulut, ICS Başkan Yardımcısı Metin Düzgit, IACS Genel Sekreteri Robert Ashdown ve IACS GPG (General Policy Group) Başkanı Ajay Asok Kumar ve sektörden birçok temsilci katıldı.

“İşbirliği bir opsiyon değil zorunluluk”

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, etkinliğin açılış konuşmasında “Denizcilik sektörü aynı zamanda küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmelerin doğrudan etkisi altındadır. Son zamanlarda gördüğümüz gibi, Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlikler gibi durumlar, deniz taşımacılığı üzerinde önemli baskılar yaratmakta ve küresel tedarik zincirlerinin işleyişini ve ticaret akışlarını doğrudan etkilemektedir. Bu gelişmeler, denizcilik sektöründe güvenlik, öngörülebilirlik ve dayanıklılık kavramlarını her zamankinden daha kritik hâle getirmektedir” ifadelerine yer verdi.

Durmuş Ünüvar

Ünüvar aynı zamanda denizcilik sektörünün dijitalleşme, otomasyon, alternatif yakıtlar, enerji verimliliği, siber güvenlik ve iklim değişikliği gibi çok aşamalı bir dönüşüm sürecinin etkisinde olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin güçlü filosu ve liman altyapısı ile küresel denizcilik ekosisteminde önemli bir konuma sahip olduğunun vurgulandığı toplantıda 2025 yılı sonu itibarıyla, Türkiye'nin deniz ticaret filosunun dünyada 11’inci sırada yer aldığı belirtildi. Ayrıca, Türkiye’nin gemi inşa ve bakım kapasitesinin sürekli gelişen güçlü bir denizcilik altyapısına sahip olduğunun altı çizildi.

Türkiye’nin geleneksel zanaatkârlığı modern tekniklerle birleştiren yat üreticileri sayesinde, 2025 yılında sipariş edilen yat projelerinin toplam uzunluğu açısından dünyada ikinci sıraya yükseldiği de vurgulandı. Son yıllarda gemi inşa sektörünün, başta savunma sanayisi olmak üzere otonom ve alternatif yakıtlı gemiler alanındaki projelerle öncü bir vizyon sergilediği ve dünyada birçok ilki gerçekleştirdiği belirtilirken savunma sanayi için devam eden projelerin de son dönemde küresel ölçekte artan yatırım eğiliminde gemi inşa sektörünün stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğu ifade edildi.

Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan, Türkiye’nin kıtaların kavşak noktalarında yer aldığını söyleyerek Türkiye’nin denizcilik mirasına değindi. Erdoğan, Türkiye’nin tarihi denizcilik tersanelerinden modern ve dinamik yapılara kadar her zaman denizcilikle yakından bağlantısını vurguladı. Erdoğan ayrıca küresel işbirliğinin bir opsiyon değil zorunluluk olduğunu belirtti.

“Karbonsuzlaşma ve dijitalleşme konusunda köklü bir dönüşüm sürecindeyiz”

IACS’ın en önemli rolünün teknik standartların geliştirilmesi olduğunu söyleyen Dr. Ajay Asok Kumar, aynı zamanda bu gerekliliklerin küresel ve tutarlı bir şekilde uygulanmasını sağladıklarını belirtti. Kumar ayrıca “IMO, ISO ve daha geniş endüstri dernekleri dâhil olmak üzere diğer paydaşlarla işbirliği içinde yapıyoruz” dedi.

Tüm sektör kuruluşlarıyla güçlü bir işbirliği içinde olduklarının altını çizen Kumar, bunların arasına ILO ve ISO’yu da dâhil etti. Kumar, IACS’ın uluslararası bir yapıya sahip olduğunu ve bölgesel ve Avrupa düzeyinde gerçekleşen gelişmeleri de yakından takip ettiklerini sözlerine ekledi. Kumar, bunların teknik toplantılarla sınırlı olmadığını, gemi sahipleri ile gemi inşa şirketleri arasında düzenlenen yıllık gezileri de kapsadığını söyleyerek, “Belirli konularda bu ortak endüstri çalışma grubunu kurduk; bu grup, güvenlik, karbonsuzlaşma, güvenli dönüşüm ve denizciliğin geleceğe hazır hâle getirilmesi alanlarında üç gruba öncülük ediyor. Ayrıca, kirlilik, gürültü, sera gazı hesaplama standartları ve benzeri konularda endüstri ile birlikte bir dizi çalışma grubuna katılıyoruz. Sonuç olarak, IACS tüm üyelerimizin teknik uzmanlığını bir araya getiriyor ve birlikte bu farklı teknik gereklilikleri geliştiriyoruz. Sadece geliştirmekle kalmıyor, üyelerimiz aracılığıyla bu gerekliliklerin tutarlı ve küresel olarak uygulanmasını da sağlıyoruz. Son olarak, tek taraflı olarak değil, diğer laboratuvar ve standart belirleme kuruluşlarıyla ve ayrıca sağlayıcı sektör dernekleriyle işbirliği içinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Soldan sağa: Dr. Ajay Asok Kumar – Angeliki Zisimatou – Konstantin Petrov

IACS temsilcisi Konstantin Petrov da yaptığı konuşmada “Biz ayrıntılara, düzenlemelere odaklanmıyoruz. Aynı zamanda güvenliğin ve rahatlığın geleceğinin ne olabileceğine de bakıyoruz. Rahatlığın amacına uygun olup olmadığına, yarının çağına uygun olup olmadığına bakıyoruz ve tartışmayı şekillendirmeye yardımcı olacak bu belirli kavramlar üzerinde çalışıyoruz. Tüm geçmiş deneyimlerimiz ışığında, karbonsuzlaşma ve dijitalleşme konusunda köklü bir dönüşüm sürecinden geçiyoruz. Ayrıca, toplumlarımızın omuzlarına yüklenen sorumluluğun da son derece farkındayız. İş yükünü geliştirip ilerleme kaydetmeyi umuyoruz. IMO olarak, karbonizasyon konusunda çıktıları belirledik, IMO üye devletlerin yardımıyla ve ayrıca son dosya komitesinde dijitalleşme stratejisinin oluşturulmasına da katkıda bulunduk. Ancak tüm bunlar insanlar olmasaydı gerçekleşmezdi. Dernek ve toplum adına bu iş için aday gösterilen uzmanlar, delegasyona katkıda bulunan üyelere, mesajları iletebilmemizi ve durumu açıklayabilmemizi sağlayan üyelerimize minnettarım” dedi.

IACS SDTP Başkanı Angeliki Zisimatou ise eskiden IMO gibi düzenleyici etkenler de vardı; o zamanlar, siber risklerin şirketlerin güvenlik yönetim sistemlerine dâhil edilmesini talep etmiş ya da aslında tavsiye etmişti derken sözlerine “Bu nedenle, üst düzey kılavuzların ötesinde daha teknik ayrıntılara ihtiyaç vardı. Bu çok yoğun bir slayt olmasına karşın aslında, özellikle denizcilik sektöründe ortaya çıkan bir konu için, birleşik bir gerekliliğin geliştirilme zaman çizelgesini gösteriyor. Gördüğünüz gibi, yaklaşık 10 yıllık bir geliştirme sürecinden bahsediyoruz. O zamanlar siber sistemler paneli aracılığıyla, bahsettiğimiz iki farklı öneri geliştirildi. Gemideki bilgisayar tabanlı sistemler için siber güvenlik ve bakımdan uzaktan erişime, envanter entegrasyonuna ve benzeri konulara kadar çeşitli konularda müdahale ile o zamanlar, konsolide ve tutarlı bir yaklaşıma ihtiyaç olduğu açıktı” diyerek devam etti.

Zisimatou, “Tasarım ve inşa için hedefler, işlevsel ve teknik gereksinimler ile doğrulama ve test kılavuzları sağladı. Bunun ardından bir deneyim oluşturma aşaması geldi ve bu aşamada biraz daha iyi sonuçlar elde edilmesinin ardından pilot aşamaya geçildi. Bugün ise, 1 Temmuz 2024'ten beri yürürlükte olan ve uygulanmakta olan birinci revizyon aşamasındayız. Bu nedenle, tedarikçi ve sistem uyumu konusunda biraz daha net bir tanım getirdik. Aynı zamanda, biraz daha fazla bilgi, dokümantasyon, doğrulama kanıtları, doğrulama beklentileri ve benzer unsurlar da sağladık. Yani bu sadece metinsel bir değişiklik değil. Hem gemi düzeyinde hem de tedarik zinciri düzeyinde uyum için daha pratik ve daha iyi uyumlu bir siber güvenlik çerçevesi oluşturduk. İşte bu şekilde, sektör için işe yarar bir belge yayınladığımızdan emin olmak için birlikte çalışıyoruz. Vurgulamak istediğim şey, aynı dijital dönüşüm modelinde çalıştığımız tüm farklı araçlar üzerinde bu şekilde çalıştığımızdır. Üzerinde çalıştığımız her şey sektörle paylaşılıyor, tartışılıyor ve yayınlanmadan önce yorum ve geri bildirim almayı bekliyoruz” dedi.

“Klasifikasyon dernekleri referans noktası olmalıdır”

Türk Armatörler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Ergenç, konuşmacılara son yılların en fazla tartışılan konularından biri olan karbon sorunuyla ilgili bir soru sordu. Ergenç, “Dünyadaki kirliliğin yarısından fazlasını gemiler yaratıyor. Günümüzde kirlilik ve dikkat dağınıklığı gibi konulardan bahsetmiyorum bile ve bununla başlamak için dünya çapında bir standart ve ölçü olması gerekiyor. Bence dünya ve IMO bunun farkında değil ve biz denizcilik camiası olarak bu konuyu gündeme getirmek için yeterince çaba göstermiyoruz. Benim de katıldığım son toplantıda her şey tartışıldı. Sadece siyaset ve çıkarlar vardı. Denizcilik yoktu, karbon sorunu yoktu. Çevreyle ilgili hiçbir konu yoktu. Bu, benim için bir sürprizdi. Denizcilik ve çevre konusu, dünya ticaretinin yüzde 85'inden fazlasını taşıyan çok değerli bir konu. Sorum şu: IMO'ya danışmanlık yapan komiteye ne tavsiye ediyorsunuz? Yani, onlara ne hakkında konuşmalarını tavsiye ediyorsunuz? Siyasi çıkarlar mı, yoksa deniz taşımacılığı mı, yoksa sesimizi yeterince yükseltmiyor muyuz, neyi yanlış yaptığımızı açıklayamıyor muyuz?  İkinci sorum: ‘IACS’ nedir? Ekim ayında yapılacak olan toplantı için öneriniz nedir?”

Cihan Ergenç

Ergenç’in sorusuna IACS Genel Sekreteri Robert Ashdown ve Konstantin Petrov yanıt verdi. Ashdown, “Bence bu, maliyet meselesinin tam da özüne dokunuyor. Üyeler arasında dikkatli bir denge kurmalıyız. Faaliyet göstermek istedikleri siyasi çerçeve ile bunun uluslararası örgütler için mi yoksa diğer sektörler için mi uygunluğu konusunda. Ancak, bunu başardıklarında, üye devletler ne karar verirlerse versinler, yetkin ve tutarlı olmalarına yardımcı olmanın önemini gerçekten anlıyorum” diyerek yanıtladı.

Petrov ise “Günümüzde ortaya çıkan parçalı dünyada gemi sahiplerinin içinde bulunduğu durumu tam olarak anlıyorum. Ama gördüğünüz şey, net sıfır çerçevesi söz konusu olduğunda, aslında pek de sürpriz değil. Çünkü 2019 yılında komite tarafından kabul edilen stratejiye geri dönmemiz gerekiyor. Yani, tüm stratejiler karbondan arındırma konusundaki belgelere dayanıyor; ancak bu, IMO’yu belirli bir yola sokuyor ve bir sonraki stratejiye de yön veriyor. Kısa vadeli önlemlerden uzaklaştık veya daha da uzaklaştık ve orta vadeli önlemlere geçtik. Orta vadeli önlemler piyasa temelli önlemler olarak tanımlanıyor, yani şu ânda tasarlanmakta olan mekanizmayı kesinleştiren bir strateji ve sonra ekim ayında yine komitede tartışılacak” şeklinde yanıt verdi.

Toplantının ikinci oturumunda ise “Gelişen Denizcilik Düzenleme Çerçevesindeki IACS Üye Kuruluşlarının Rolü” ele alındı.

Liberya Bayrağı Genel Müdürü Erhan Esinduy, IACS ile olan ortaklığın önemini ve bu işbirliğinin gelecekteki denizcilik standartları üzerindeki etkilerini ele aldı. Esinduy konuşmasında, “IACS sadece standart belirleyiciler değil, aynı zamanda düzenleyici sistemin uygulayıcıları ve kolaylaştırıcılarıdır. Karbonsuzlaştırma, sektörün en önemli gündem maddelerinden biridir. LNG, amonyak ve metanol gibi alternatif yakıtlar artık teorik olmaktan çıkmış, Liberya bayrağı altında seyreden gemilerde aktif olarak kullanılmaktadır. Gemi teknolojileri ilerledikçe, ortaya çıkan yeni riskleri yönetmek için daha gelişmiş teknik yeteneklere ihtiyaç duyulmaktadır” dedi.

Soldan sağa: Robert Ashdown – Erhan Esinduy – Metin Düzgit – Geir Jorgensen

Uluslararası Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Metin Düzgit konuşmasında, “Endüstri, dekarbonizasyon, dijitalizasyon, yeni yakıtlar ve ortaya çıkan teknolojiler gibi birbirine bağlı ve ayrılmaz gelişmelerle hızla değişiyor. Bu gelişmeler mevcut operasyon sistemlerini dönüştürüyor. Bu değişen sistemde klasifikasyon derneklerinin rolü giderek daha merkezi hâle geliyor. Güvenilir bir klasifikasyon sistemi olmadan denizcilik ticareti işleyemez, ticaret katılımları zayıflar, risk dağılımı belirsizleşir ve değer zincirindeki güven aşınır” dedi.

Düzgit, Klasifikasyon dernekleri, düzenleyiciler için önemli bir ortak konumunda olduğunu belirterek “Dekarbonizasyon, yeni yakıtlar ve teknolojiler gibi alanlarda ortaya çıkan teknolojik, operasyonel ve ticari riskler için açık cevaplar ve güvenilir çözümler sunmaları beklenir. Gemiciler bu yeni sistemlerin güvenilirliğini, risklerinin anlaşılabilirliğini ve performanslarının gösterilebilirliğini sorgulamaktadır. Batarya yangınları, konteyner kayıpları gibi artan ve ortaya çıkan riskler, mevcut yönetmeliklerden daha hızlı hareket etme ihtiyacını doğurmaktadır. Klasifikasyon dernekleri, bu dinamik ortamda referans noktası olmalıdır. Denizcilik sektöründeki hızlı değişimler ve yeni teknolojilerin getirdiği riskler karşısında, klasifikasyon derneklerinin güveni temin etme, standartları belirleme ve sektörün güvenli ve verimli bir şekilde işlemesini sağlama açısından vazgeçilmez bir role sahip olduğu vurgulanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Metin Düzgit

Delta Marine İş Geliştirme Direktörü Dirim Şener ise konuşmasında, gemi tasarımcıları ile sınıflandırma kuruluşları arasındaki değişen ilişkiyi, karşılaşılan zorlukları ve gelecekteki iş birliği alanlarını ele alarak, gemi tasarımcıları ile sınıflandırma kuruluşları arasındaki ilişkinin evrimi, denizcilik sektöründeki hızlı değişimlere (karbonsuzlaşma, dijitalleşme, siber güvenlik ve düzenlemelerdeki artış) adaptasyon ve gelecekteki zorluklara karşı işbirliğinin önemini vurguladı.

Şener konuşmasında, “20 yıl önce tasarım süreçleri daha öncelikli, maliyetler daha düşüktü; sistemler ve yönetmelikler daha yavaş değişiyordu. Günümüzde ise standart tasarımlar, prototipler, karbonsuzlaşma, alternatif yakıtlar, dijitalleşme, siber riskler ve otonom teknolojiler gibi konular gündemde. Bu gelişmelerle birlikte yönetmelikler çok daha hızlı değişiyor.

Karbonsuzlaşma belirsizliği devam ediyor. Geleceğin yakıtının ne olacağı bilinmiyor; günümüzde tasarlanan gemiler 2055'te bile seyir hâlinde olacak. Bu durum, farklı teknolojiler ve emisyon hedefleri için tasarım yapmayı zorunlu kılıyor. Modern gemiler artık sadece gövdelerden, motorlardan ve kaynaklardan ibaret değil; aynı zamanda ürünler, yazılımlar ve bağlantılı sistemlerdir. Siber güvenlik artık bir BT sorunu değil, yangın güvenliği veya yapısal bütünlük kadar ciddiye alınması gereken bir güvenlik sorunudur. Sınıflandırma kuruluşları artık sadece kontrol eden bir taraf değil, aynı zamanda teknolojik bir ‘partner’ gibi davranmalıdır. IACS'ın endüstri teknik yöntemlerini harmonize etme rolü, özellikle karbonsuzlaşma ve yeni yakıtlar konusunda çok önemlidir. Tasarımcılar ve sınıflandırma kuruluşları arasında tutarlılık ve işbirliği şarttır. Denizcilik endüstrisinin (gemi tasarımcıları, tersaneler ve sınıflandırma kuruluşları) geleceği için bir ekip olması gerekmektedir” ifadelerine yer verdi.

Yeşim Yeliz Egeli

‘IACS siyasi değildir’

MarineDeal News Genel Yayın Yönetmeni, Yeşim Yeliz Egeli’nin toplantı sonunda Uluslararası Denizcilik Örgütü’nde Uluslararası Klas Kuruluşları Birliği’nin Akredite temsilcisi Konstantin Petrov’a yöneltmek istediği iki soru gündem oldu ve toplantı sonunda katılımcılarca da görüşüldü.

Egeli, Petrov’un konuşmasındaki “IACS is not politics” ifadesine atıfla, “Siz ‘IACS siyasi değildir’ dediniz. Eğer IACS siyasi değilse neden Rus (Russian Federation-RF) Klas Kuruluşu IACS’tan çıkartıldı? Bu bağlamda ikinci sorum, eğer bir gün Türkiye kendini savunmak durumunda kalırsa IACS’tan çıkartılır mı?”

IACS Genel Sekreteri Robert Ashdown, Egeli’nin Konstantin Petrov’a yönelttiği ilk soruyu IACS adına yanıtlamak istediğini belirterek sözü aldı ve şunları söyledi.

“Rus topluluğunun IACS'dan neden dışlandığı sorusuna cevap vereceğim. Bu, IACS için zor bir karardı. Bu, siyasi temelde değil, hukuk temelinde yapıldı. İngiltere yaptırım rejiminin yapısı ve IACS’ın hâkim olduğu değerlerle -İngiliz yöneticiler, İngiliz bir başkan, İngiliz bir vatandaş ve ben de İngiliz bir vatandaş olarak- yaptığımız iş, bir geminin bulunduğu bir alana ulaşmak ve teknik yardım sağlamak olduğundan hukuk danışmanlarımız tarafından yaptırım rejimine “uygun değil” şeklinde değerlendirildi. Bu nedenle, yaptırımlar yürürlükteyken Rusya Federasyonu ile işbirliği yapıp birlikte çalışamazdık. Dolayısıyla, yasalara uyumu sağlamak için maalesef Rus Klas Kuruluşu’nun IACS üyeliğinden ayrılması gerekti.”

IACS Genel Sekreteri ardından sözü alan Konstantin Petrov, “İkinci soruyu tekrar edebilir misiniz? İlk sorudan o kadar etkilendim ki (ikinci soruyu) tamamen unuttum” diyerek Egeli’nin ikinci sorusunu şu ifadelerle yanıtladı. “Türkiye bir gün kendini savunmak zorunda kalırsa IACS’tan çıkarılır mı? Kesinlikle hayır. Konu Genel Sekreterin de açıkladığı gibi, IACS üyeliğiyle ilgili kısıtlamalar tamamen hukuki nedenlere dayanıyor. Bunun hükûmetlerin veya endüstrilerin siyasi duruşlarıyla hiçbir bir ilgisi yok. Bizim çalıştığımız yasal çerçeve içindeki güvenlik ve yönetim bu, bunun siyasetle bir ilgisi yok.”

Sorulara verilen yanıtlara katkı sağlamak için söz isteyen Uluslarası Deniz Ticaret Odası (ICS) Başkan Yardımcısı Metin Düzgit, “Bildiğiniz gibi ICS’in de merkezi Londra’dadır. Robert’ın da söylediği gibi bu siyasi bir konu değil. Bunlar, ister IACS ister ICS olsun, İngiltere’de kayıtlı derneklerdir. Biz İngiltere yasalarına tabiyiz. İngiliz avukatların verdiği hukuki görüşler, Rus Deniz Ticaret Odası veya Rus Sınıflandırma Kuruluşu ile yapılan işlemler çerçevesinde, bu ilişkilerin yaptırımlara tabi olabileceğini ortaya koyuyor. Eğer Rus Deniz Ticaret Odası veya Rus Klas Kuruluşu İngiltere yasalarına göre yaptırıma tabi kişilerden uzak durmayı başarabilseydi -uluslararası hukuktan bahsetmiyorum-, varlığını sürdürebilirdi. Ama bu dernekler İngiltere merkezli olduğu sürece, bu bir baskı unsuru. Bu da beni şu noktaya getiriyor: Elbette, bu tür uluslararası derneklerin yaptırımların bilindiği ülkelerde, yani Birleşmiş Milletler yaptırımları değil, ülkelerin kendi siyasi kararlarıyla uygulanan yaptırımların olduğu ülkelerde kayıtlı olması bir stres kaynağıdır, evet, doğru.

İkinci soruya yanıt olarak, Türkiye’nin kendini ‘savunması’ ile Rusya’nın Ukrayna’ya “saldırması” aynı şey değil. Bu yüzden bu iyi bir örnek değil. Rusya ile ilgili durum çok net: Bağımsız bir ülkeye saldırı söz konusu.”

(Ed. notu: Ukrayna’nın AB ve NATO ile yakınlaşması ve NATO üyesi olması çağrıları/ihtimâli ile Ukrayna’nın Rus etkisinden koparılma çabalarına karşın Rusya, bu olgular temelinde NATO’nun doğuya doğru genişlemesi ve özellikle Ukrayna’nın NATO’ya katılma ihtimâlini Rusya için doğrudan bir “güvenlik tehdidi” olarak açıklamıştı.)

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

ETİKETLER:
Bunu Paylaşın