Husiler Bab el-Mendeb’e ilerliyor

MDN İstanbul
  • |

Yemen'deki Husiler, Kızıldeniz'in giriş kapısı konumundaki Bab el-Mendeb Boğazı'nın kontrolünü hedefleyen yeni bir askeri operasyon başlattı. İran destekli hareket, Taiz'in batısındaki hükümet güçlerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken, çatışmalarda yalnızca bugün 300'den fazla kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Husiler, son haftalarda hazırlıklarını sürdürdükleri operasyon öncesinde çeşitli askeri manevralar gerçekleştirdi. Ardından insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar başladı. Gelişmeleri izleyen kaynaklara göre Husilerin ilk hedefleri Yemen'in batı kıyısındaki Al Khawkha ve Mocha bölgeleri.

Özellikle Mocha limanı stratejik önem taşıyor. Tarihsel olarak kahve ihracatıyla tanınan liman, Bab el-Mendeb Boğazı'na yaklaşık 80 kilometre mesafede bulunuyor.

Çatışmalar şiddetlenirken, İran'ın müttefiki Husilerin baskısına hükümet yanlısı güçler karşı saldırılarla yanıt verdi. Bu operasyonlara Suudi Arabistan hava kuvvetlerinin düzenlediği saldırıların da destek verdiği öne sürüldü.

Husilerin farklı yönlerden ilerleyerek hükümet güçlerinin savunmasını zorlamaya çalıştığı, buna karşılık hükümet güçlerinin diğer bölgelerden takviye birliklerini cepheye gönderdiği belirtiliyor. Husiler, Mocha'ya uzanan karayolu üzerindeki bazı noktalarda ilerleme sağladığını öne sürerken, tarafların sahadaki gelişmelere ilişkin propaganda faaliyetlerini de yoğunlaştırdığı değerlendiriliyor.

İlginizi çekebilir:

Küresel boru hattı yatırımları hız kazandı

İran'ın bölgesel kolu

Yemen'deki son saldırılar, Basra Körfezi'ndeki Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz'in güneyini kapsayan daha geniş bölgesel gerilimin bir parçası olarak görülüyor.

Husiler, bir yandan İran İslam Cumhuriyeti'nin etkili bir ortağı olarak hareket ederken, diğer yandan Yemen'deki gelişmelerde bağımsız bir aktör olma kapasitesini ortaya koyuyor. İran Devrim Muhafızları'ndan silah ve danışmanlık desteği alan hareket, bölgedeki deniz ticareti açısından tehdit oluşturmayı ve Arap Yarımadası'ndaki nüfuz alanını genişletmeyi hedefliyor.

Husilerin son yıllardaki faaliyetleri, askeri güçlerini kontrollü biçimde kullanabildiklerini gösterdi. Örgüt, zaman zaman uzun süre bekleyerek tehditlerini öne çıkarırken, gerektiğinde doğrudan askeri operasyonlara başvuruyor. Saldırılarında belirli hedeflere odaklanan Husiler, aynı zamanda gerektiğinde yüksek miktarda ateş gücü kullanabiliyor.

Husiler ile Somali'deki Eş-Şebab arasında işbirliği

Wall Street Journal'da yakın zamanda yayımlanan haberlerde Husiler ile El Kaide çizgisindeki Somali merkezli Eş-Şebab örgütü arasında pragmatik bir ilişki kurulduğuna dikkat çekildi.

İdeolojik ve mezhepsel açıdan birbirinden oldukça farklı olan iki yapı, ortak çıkarlar doğrultusunda bu farklılıkları ikinci plana itmiş görünüyor. Eş-Şebab'ın silah ihtiyacını karşılamak istediği, Husilerin ise silah temin edebildiği belirtiliyor.

İki taraf arasındaki temasların başlangıçta bir arabulucu tarafından koordine edildiği, söz konusu kişinin daha sonra ABD saldırısında öldürüldüğü aktarıldı.

Husiler açısından Eş-Şebab'ın Somali'deki faaliyetleri de stratejik avantaj sağlayabilir. Örgütün operasyonları, ABD'nin de desteklediği Mogadişu yönetimi üzerindeki baskıyı artırırken, Somali kıyılarında korsanlık faaliyetlerinin yeniden canlanması da Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki deniz güvenliğini daha da karmaşık hale getiriyor.

Böylece Somali açıklarındaki korsanlık tehdidi ile bölgesel savaşın yarattığı deniz güvenliği sorunu birbirini besleyen iki risk haline geliyor.

Hürmüz'de deniz trafiği baskı altında

Bölgedeki gerilim yalnızca Kızıldeniz ile sınırlı değil. ABD ve İran arasındaki karşılıklı saldırılar, petrol tankerlerinin de dahil olduğu deniz trafiğini giderek daha fazla etkiliyor.

Araştırmacı Hamidreza Azizi, ABD'nin bazı saldırılarının İran kıyılarına yakın bölgelerde gerçekleştiğine dikkat çekerek bunun geçmiş dönemlerden farklı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

İran Devrim Muhafızları da coğrafi sınırları dikkate almadan operasyonlarını sürdürüyor. Bu kapsamda deniz mayınları tehdidi de devam ediyor. ABD'li dalgıçların bazı mayınları temizlediği belirtilse de bölgede halen kaç mayın bulunduğu bilinmiyor. Belirsizlik, bölgeden geçen ticari gemilerin daha temkinli hareket etmesine neden oluyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise Tahran'a yönelik sert bir mesaj vererek daha ağır bir karşılık verileceği uyarısında bulundu. Açıklamada, İran'ın iki Amerikan gemisine saldırması halinde ABD'nin üç İran gemisini hedef alacağı yönünde bir tehditte bulunuldu.

İran tarafında ise Devrim Muhafızları'nın önde gelen isimlerinden Mohsen Rezai, deniz ulaşımına yönelik yeni kısıtlamaların gündeme gelebileceğini açıkladı. Rezai ayrıca Devrim Muhafızları'nın yeni bir gemisavar füze sistemini test ettiğini duyurdu.

Bölgede artan tehditler ve karşılıklı saldırılar sonucunda Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği son derece düşük seviyelere gerilemiş durumda. Kızıldeniz'in girişindeki Bab el-Mendeb'de Husilerin yeni saldırısı da bölgedeki deniz güvenliği risklerinin daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğine işaret ediyor.

Bunu Paylaşın