Küresel enerji ve ticaretin en kritik iki deniz geçidinde gemi trafiği tarihi seviyelere geriledi. Hürmüz Boğazı'ndan bir günde yalnızca iki, Babülmendep Boğazı'ndan ise tek bir ticari gemi geçti. Bölgedeki güvenlik riskleri ve tanker saldırısı iddiaları, enerji arzı ile navlun maliyetlerine ilişkin endişeleri yeniden artırdı.
Küresel petrol ve ticaret akışının bel kemiğini oluşturan Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında gemi hareketliliği sert şekilde yavaşladı. Gemi takip şirketi Kpler'in verilerine göre çarşamba günü Hürmüz Boğazı'nı yalnızca iki ticari gemi kullanırken, Babülmendep Boğazı'ndan ise sadece bir gemi geçiş yaptı. ABD-İsrail ile İran arasında 28 Şubat'ta başlayan savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 130-140 gemi geçiyordu. Son veriler, boğazdaki gemi trafiğinin normal seviyelerin yaklaşık yüzde 98 altına gerilediğini ortaya koydu.
Hürmüz Boğazı, Irak, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin petrol, LNG ve diğer emtia ihracatı açısından kritik öneme sahip bulunuyor. Trafikteki sert düşüş, Körfez'den dünya pazarlarına yapılan enerji sevkiyatına ilişkin kaygıları artırdı.
Babülmendep'te de benzer tablo
Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan Babülmendep Boğazı'nda da benzer bir daralma yaşandı. Bir gün önce yaklaşık 20 ticari geminin kullandığı güzergahtan çarşamba günü yalnızca Bahamalar bayraklı bir kuru yük gemisi geçti.
Babülmendep'teki güvenlik riskinin artması, Süveyş Kanalı'nı kullanan gemilerin Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu rotasına yönelmesine neden olabiliyor. Bu durum ise sefer sürelerini uzatırken yakıt, mürettebat, sigorta ve navlun maliyetlerini de yükseltiyor.
Her iki boğazdaki eş zamanlı yavaşlama, Körfez ülkelerinin alternatif deniz rotalarıyla sevkiyatlarını sürdürme imkanını da önemli ölçüde sınırlandırıyor.
Husilerin saldırı iddiaları etkili oldu
Gemi trafiğindeki düşüş, Yemen'deki İran destekli Husilerin iki Suudi petrol tankerini hedef aldıklarını açıklamasının ardından geldi.
Grup, Yanbu açıklarında bir petrol tankerine füze saldırısı düzenlediğini ve Aden Körfezi'nde ikinci bir Suudi tankerini hedef aldığını öne sürdü. Ancak Suudi Arabistan saldırıları doğrulamazken, gemilerde hasar, can kaybı veya petrol sızıntısı yaşandığına ilişkin bağımsız bir teyit de bulunmuyor.
Buna rağmen denizcilik sektöründe güvenlik riskinin yükselmesi, armatörler ve sigorta şirketlerinin rota planlamalarını doğrudan etkiliyor.
Petrol sevkiyatları da geriledi
Bölgedeki güvenlik sorunları Körfez ülkelerinin petrol ihracatına da yansıdı. Temmuz ayında ham petrol ve kondensat ihracatı günlük ortalama 10,7 milyon varil seviyesinde gerçekleşirken, bu miktar savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 40 daha düşük kaldı.
Irak'ın ihracatındaki artış toplam sevkiyatı kısmen desteklese de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin satışlarında düşüş görüldü. Suudi Arabistan'ın Hürmüz'e alternatif olarak kullandığı Yanbu petrol terminali de Babülmendep'teki güvenlik riski nedeniyle eskisi kadar etkin kullanılamıyor.
Navlun maliyetleri yeniden yükselebilir
Uzmanlar, iki kritik boğazdaki belirsizliğin ilk etapta petrol fiyatlarından çok deniz taşımacılığı maliyetlerini etkilemesini bekliyor.
Savaş riski nedeniyle sigorta primlerinin yükselmesi, gemilerin daha uzun rotalara yönelmesi ve ek güvenlik önlemleri, navlun fiyatlarında yeni artışları beraberinde getirebilir. Bunun yalnızca petrol ve LNG taşımacılığını değil, konteyner, kuru yük ve kimyasal ürün sevkiyatlarını da etkilemesi bekleniyor.
Türkiye açısından ise gelişmelerin enerji ithalat maliyetleri, navlun ücretleri ve Avrupa-Asya ticaretindeki teslim süreleri üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Gözler yeniden boğazlardaki gemi trafiğinde
Öte yandan İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden işler hale gelmesine yönelik diplomatik temasların sürmesi, petrol fiyatları üzerindeki baskıyı sınırladı. Bu gelişmelerin ardından Brent petrolün varil fiyatı 79 dolar seviyesine, ABD tipi ham petrol ise 75 doların altına geriledi.
Ancak piyasalarda asıl belirleyici unsurun diplomatik açıklamalardan çok Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında gemi trafiğinin yeniden normalleşip normalleşmeyeceği olacağı belirtiliyor. Geçişlerin düşük seviyelerde kalması halinde enerji arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerindeki baskının devam etmesi bekleniyor.






