• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
Hantavirus-stricken cruise ship arrives in Rotterdam
English Edition
Maduro sonrası Venezuela
Genel
Türkan Saylan vefatının 17’nci yılında anılıyor
Genel
Suudi Arabistan spor yatırımlarından vaz mı geçiyor?
Dünya
Kambur balina Timmy ölü bulundu
Genel
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Havuç yiyen sevimli olur mu; ya enginar yiyen?

Yüce Yöney
  • Yüce Yöney
  • Yükleme Tarihi: 08.12.2025 10:35 | Son Güncelleme: 08.12.2025 10:35
    yuceyoney@www.marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

Evelyne Bloch-Dano’nun sebzelere dair akıl dolu bir tespiti var. “Sebzeler zevkin tarafında değil yararın tarafında, gastronominin tarafında değil diyetin tarafında, çocuksu oburluğun değil yetişkin akıl yürütmenin tarafında ortaya çıkar” diyor. Tabii bir de annelerin yemek uyarılarında…

Ne yediğimizin toplumla aramızdaki bağı da gösterdiğini düşünen yazar Evelyne Bloch-Dano, insanın beslenmesini fizyolojik değil sembolik kıstaslara göre seçebilen tek canlı türü olduğunu söyler. “Sağlığı ya da hayatı pahasına bu sembolik boyuta özel bir ayrıcalık veren tek canlı türüdür.”

Son günlerde gündemde en fazla yer bulan konular bunlar: yiyecekler, üretim yöntemleri, tüketim hâlleri, vs… Tabii alışkın olduğumuz lezzet vurgulu cümleler uçuşmuyor havada, sağlık merkezli tartışmalar yaşanıyor. Yeterli denetimin yapılamadığı bir düzende kaçınılmaz olsa gerek.

Zehirlenmelere, sağlıklı yiyeceklere, üretim modellerine, satış tarzına odaklanan fikirlerin arasında şehir bahçeciliği, denetlenebilen küçük üretim alanları gibi öneriler de var. İnsanlar tekrar toprakla ilişki kurmaya davet ediliyor. En nihayet!

Biliminsanı Robin Wall Kimmerer toprak ile insan arasındaki ilişkiyi onarmak için, ekip biçtiğiniz bir bahçeniz olsun, önerisini getiriyordu. Kimmerer gibi toplumdaki hastalıkların çoğunu, toprağa duyulan ve onun insana duyduğu sevgiden kopulmuş olmasına bağlayan biri için şaşırtıcı değil bu bakış. “Bahçe bağ kurabileceğiniz bir yuvadır, toprak da hürmet etmeyi öğretir. …Bir sebze bahçesinde çok önemli bir şey yaşanır: Yüksek sesle, seni seviyorum, diyemeseniz bile, tohumlarla diyebilirsiniz. Ve toprak da size fasulyelerle karşılık verecektir.”

Bahçe önemlidir onun için; bahçedeki besinlerin işbirliğinden doğduğunu anlatır üzerine basa basa. “Ben taşları ve yabani otları temizlemiyorsam üzerime düşeni yapmıyorum demektir. Bu işleri …mesela gübre küreyerek yapabilirim. Ama nasıl ki kurşunu altına çeviremiyorsam, domatesi de yoktan var edemem ya da fasulyeleri çitlere böyle nakış gibi dolayamam. Bu da bitkilerin sorumluluğu ve hediyesi: Cansıza can vermek.”

Anne öğüdü

Bahçeler, bitkiler ve sebzelerle kurduğumuz ilişki sadece bilimsel bilgiyle ilgilenenlerin bakışıyla şekillenmiyor tabii. Düşünürlerden edebiyatçılara kadar pek çok insana esin kaynağı oldu bugüne kadar, hâlâ da öyle, dolayısıyla tüm bunlar bizim bakışımızı da etkiliyor.

Emile Zola Paris’in Karnı’nda, pazar yerini anlatırken okuyucuyu bir renk yelpazesinin içine düşürür. “Üzeri hâlâ çürük toprakla kaplı, açılmış haldeki yeşilliklerin, marulların, hindibaların parlak göbekleri görünüyordu; saman sapıyla birbirine tutturulmuş ıspanak, kuzukulağı, enginar demetleri, fasulye ve bezelye yığınları, kıvırcık istifleri; bakla kabuklarının yarı şeffaf yeşilinden yaprakların koyu yeşiline, yeşilin bütün tonlarını, kereviz saplarının ve pırasa demetlerinin alacalarına doğru zayıflayarak devam eden bir renk yelpazesini gözler önüne seriyordu. Fakat en çok göze batanlar, boylu boyunca bol miktarda yayıldıkları pazarı ikili renk karmaşasıyla aydınlatan havuçların canlı lekeleriyle şalgamların berrak lekeleriydi.”

Zola’nın dilinin tadına doyum olmaz. Peki sebzelerin tadı? Genellikle mükemmeldir ve dahası, Bloch-Dano’nun sebzelerin kolektif tahayyülde diyetle, rejimle perhizle ilişkili olduğu teşhisi de tartışmasız doğrudur. Sebzeler özellikle ölçülü ve dengeli beslenmeden söz ederken öne çıkar. Bir de annelerimizin tembihlerinde… “Büyümek istiyorsan sebzelerini yemelisin.”

Annemin lahana dolması, halamın zeytinyağlı pırasası, komşu teyzenin enginarı, babaannemin sebze çorbası ve ömür boyu doyamadan anacağımız diğer sebzeli yemekler… Annelerimizin ve diğer kadınların sebzelerle işbirliği içinde duygusal hafızamızı etkilediği de bir gerçek tabii. Sebzelerden söz ederken, zannedildiği kadar bitkisel hayatta değiller, diyen Bloch-Dano haksız değil galiba. “…hiç öyle görünmeseler de belki de zamanın başlangıcından bu yana doğayla kültürün en verimli karşılaşmasını oluşturuyorlar.”

Tadı mı, işlevi mi?

Sebzelere sözle bile olsa bu kadar yaklaşınca insanın canının çekmemesi mümkün değil. Ancak büyük olasılıkla mutfakta hazır vaziyette bizi beklemiyorlar. O hâlde yazı için birini seçip, özel olarak onunla birlikte hepsini anmakla yetinmek zorundayız.

Enginar… Michael Largo’nun Bitkilerin Gizli Dünyası kitabında, ona Antik Yunanların iyi bir yiyecek gözüyle baktıkları, Romalıların ise daha ileri giderek enginarı hem nefis bir yemek yapmak için hem de afrodizyak olarak ekip biçtikleri yazıyor. Yunan mitolojisine göre enginara bir aşk hikâyesinin kaynaklık etmesi rastlantı değil galiba. Zeus bir kadını çok beğenir, Cynara’yı. Malum Zeus bu, onu hemen Olimpos’a çıkarır. İkisi, Zeus’un karısı Hera Olimpos’tan her ayrıldığında bir araya gelir. Zeus o kadar memnundur ki Cynara’yı bir tanrıçaya dönüştürür. Sadece Hera ortada yokken Zeus’la birlikte olabilen Cynara ise bu durumdan sıkılıp annesini görmeye yeryüzüne iner. Ancak Zeus kendisinden izin almadan ölümlüleri ziyaret eden sevgilisine öfke kusar, onu kovar ve yeryüzünde dikenli bir enginar bitkisine çevirir.

Enginarın aşk ve afrodizyak etkisiyle anılması sadece mitolojiye özgü değil. Evelyne Bloch-Dano’nun Sebzelerin Efsanevi Tarihi kitabında aktarılan bir halk şarkısı zarif göndermelerle dolu. Onunla bitirelim…

Colin enginarları yerken

Tatlım dedi karısına

Tadına bak, taptazeler daha;

(…)

Güzel kadın, dedi ki ona:

Sen kendin ye, canım

Çünkü benim yememden ziyade eminim,

Daha çok faydası olacak bana.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

ABD’nin İran saldırısı

Söylentiseverlerle dedikoduederlerin dünyası

İsrail’in savaşı (Savaşın dumanı altında-10)

Piyasalar için kritik viraj

Türk Donanması’nın devletin millî siyaseti içindeki serüveni

ETİKETLER: Yüce Yöney
Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Yüce Yöney
yuceyoney@www.marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Söylentiseverlerle dedikoduederlerin dünyası
10/05/2026

Savaşma, seviş; her durumda öpüş
04/04/2026

‘Bitsin artık bu çilemiz galip gelelim’
04/03/2026

Mutluluğa giden yol diğer yönde
05/02/2026

Gelecek rüyalarımızı örten hayâllerimiz
05/01/2026

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum