Ana sayfa Yazarlar Gökhan Esin Savaşmadan kazanmak

Savaşmadan kazanmak

0
“Kur Savaşları” tabiri ilk defa 2010’da Brezilya Ekonomi Bakanı Guido Mantega tarafından kullanıldı. Mantega; ABD Merkez Bankası FED’in, parasal genişleme adı altında Doların değerini düşürmesinden şikâyetçiydi. Çünkü tüm ülkeler gibi Brezilya da parasını Dolarla yarıştırıyordu. Neden Dolar? Niçin savaşıyorlar? Nerede savaşılıyor?

Bu savaşın gerçekleştiği arazi; küresel ekonomidir. Bir savaş varsa, sonunda ya ganimet ya da ceza vardır. Kur savaşında ödül; ekonominin büyümesi, güçlenmesi, cezaysa vatandaşın fakirleşmesidir. Peki, neden 205 ülke sadece Dolarla kapışıyor? Neden Türk Lirası ve Yuan savaşmıyor? Türkiye’nin Çin’le “kur barışı anlaşması” mı var?
Türkiye’deki vatandaş Çin’den ürün almak istediğinde, önce parasını Dolar’a çeviriyor. Sonra Dolar karşılığında ürünü alıyor. Çünkü enerji ticareti Dolar ile fiyatlandırılıyor. Eğer petrolün varil fiyatı Türk Lirası olsaydı Çin dâhil tüm ülkeler dış ticaretini Türk Lirasıyla yapardı. Enerji ve maden ticareti Dolar karşılığı olduğundan, diğer alanlarda da Dolar tercih ediliyor. Böylece maliyet hesaplamaları rahat oluyor. Tabii bir de uluslararası anlaşmalar var! Ama bunların detaylarına girmeyeceğim.

Kur savaşları nedir?
Ticarette Doların tercih edilmesi birçok avantaj sağlıyor. Ama her şeyde olduğu gibi bu faydanın da olumsuzlukları var. Mesela ABD ekonomisi büyürken değer kazanan Dolar, ABD için güzel haber. Ya diğer ülkeler? ABD, Doları güçlendirerek kendi problemlerini diğer ülkelere atmış oluyor.
İşte bu sebeple yıllar önce, Mantega, FED’i suçladı ve bunun bir savaş olduğunu dillendirdi. Mantega haklı, ortada bir savaş var, ama tek suçlu FED’mi? Brezilya’nın ya da Türkiye’nin hiç mi hatası yok?
ABD ekonomik buhrandan çıkmak için kur değeriyle oynadı ve oynayacaktır. Hangi ülke böyle bir avantajı kullanmazdı! Ama gelişmekte olan ülkeler de böyle bir savaş için hazırlıksız olmamalı. Onların da kendini savunma hakkı var.
Sun Tzu’ya göre; hazırlıklı olmak, savaşmadan kazanmak gerek.
Sun Tzu, çok eski çağlarda Çin’de uygulanmış savaş sanatıdır, on üç yol belirlemiştir. Sun Tzu’nun temel ilkesi; savaşmadan kazanmaktır. En iyisi savaşa daima hazırlıklı olmaktır! Peki, gelişmekte olan ülkeler hazırlıklı mıydı? Sanmıyorum.
Gelişmekte olan ülkelerin savunma silahı var ama hazırlıklı olmak başka bir şey. Silah yeterince güçlü mü? Savunma silahlarına baktığımızda; kur değerlerini etkileyen 9 faktör olduğunu söyleyebiliriz. Bu dokuz maddenin tamamını anlatmaya kalkmayacağım, sadece Türk Lirasını yakından ilgilendiren faktörlere bakalım yeter. Yani en önemli üç savunma ekipmanı; faiz oranları, düşük cari açık ve minimum spekülasyon.
Eğer Türkiye’deki faiz oranları ABD’ye göre yükselirse, Türkiye mevduat koymak için çekici olur. Zaten hal böyle olduğu için Türk Lirasına talep arttı. Buna “sıcak para girişi” deniyor. Yani Türk Lirasını değerli kılanlardan biri yüksek faizdir. ABD’de faiz yok denecek şekilde iken, ABD’den neredeyse yüzde sıfırla kredi alıp Türkiye’de faizden yüzde üç-beş gelir sağlandı. Tatlı iş!! Bununla bağlantılı bir faktör de enflasyon; geçmişte, yüksek enflasyon Türkiye’nin ihracatı için engeldi. 2000’lerin başında enflasyon düşmeye başlayınca, ihracat daha rekabetçi oldu. Bu da Dolar talebini, ihtiyacını azalttı. Kısacası, faiz düşerse tatlı dönemin sonu gelebilir. Yüksek kalırsa kırılganlık artar.
Cari açık; yapılan ithalat değerinin, ihracat değerinden fazla olmasıdır. Eğer bu açık finansal ve sermaye hesaplarındaki fazlalıktan karşılanıyorsa, problem yoktur. Ama Türkiye gibi cari açığı kapamak için sermaye girişinde zorluk çekiliyorsa, para biriminde değer kaybı yaşanır.
Bir de “spekülasyon” var; yükseliş beklentisi yaratarak talep çekmek. Eğer spekülatörler Türk Lirası’nın ileride değerleneceğine inanıyorsa, kar etmek amacıyla daha fazla talep yaratırlar. Talepteki artış değeri artırır.
Diyeceğim o ki; kurdaki hareket sadece ekonominin temel unsurlarından etkilenmiyor. Finans sektörünün öngörüleri de önemli. Örneğin, “Türkiye’de faiz artışı yapılacak” diye haber çıkarsa, TL değerleniyor. Bunun tam tersi de mümkün. Farklı bir haberle TL değeri aşağı yuvarlanabilir. Ama en önemlisi spekülasyona bağlı hareketlerin suni olmasıdır.
Dolar ekonominin trafik ışığı gibidir.
Sun Tzu’nun on üç yolundan ikincisi, dış dünyada olanların takip edilmesini talep eder. Çünkü bu gelişmelere göre politika belirlemek gerekir. FED, çok uzun süredir faiz oranını artıracağını bas bas bağırdı. Kaldı ki, son 10 yıldır ekonomisi Türkiye’den ortalama 28 kat büyük olan ABD’nin para değerinin yükselmemesini beklemek de pek mantıklı olmaz.
Ülke ekonomisini derinden etkileyen bu kur parametresi, her yükseldiğinde suçu FED’de ya da AB Merkez Bankasında aramak işin kolayı değil mi? Önemli olan savaşmadan kazanmak. Yani daima hazırlıklı olmaktır. Savunma silahlarınız her an güçlü olmalıdır. Bunun için de sağlam bir ekonomi inşa etmek lazım. Dış dünyayı yakından takip eden, dış etkilerden hasar almayacak, kolay kolay yıkılmayacak bir ekonomi. Türkiye’de bu tip bir ekonomi inşa edildi mi sorusunun cevabını ise sizlere bırakıyorum.