Küresel deniz taşımacılığında maliyet baskısı giderek artıyor. Orta Doğu’daki savaşın enerji sevkiyatlarını aksatması, Rusya’daki rafinerilere yönelik saldırılar ve rafinerilerin daha yüksek getirili ürünlere yönelmesi, gemilerde kullanılan fuel oil piyasasında ciddi bir arz sıkışıklığı yaratıyor.
Piyasa tahminlerine göre, üçüncü çeyrekte gemi yakıtı ve elektrik santrallerinde kullanılan fuel oil piyasasında günlük yaklaşık 218 bin varillik arz açığı oluşacak. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam yalnızca 6 bin varil seviyesindeydi. Aradaki büyük fark, piyasadaki dengenin ne ölçüde bozulduğunu gösteriyor.
Gelişme, küresel ticaret açısından da yakından izleniyor. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80’inin deniz yoluyla gerçekleştirilmesi nedeniyle gemi yakıtındaki fiyat artışları, doğrudan taşımacılık maliyetlerine ve dolayısıyla navlun fiyatlarına yansıyor.
Rafineriler dizel ve jet yakıtına yöneldi
Gemi yakıtındaki sıkışmanın arkasında savaşın yanı sıra rafinerilerin üretim tercihleri de bulunuyor. Daha yüksek kâr marjı sağlayan dizel, jet yakıtı ve benzin üretimine ağırlık verilmesi, fuel oil arzının gerilemesine neden oluyor.
Orta Doğu’daki çatışmaların tanker trafiğini zorlaştırması ve Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik saldırıları ise mevcut baskıyı daha da artırıyor. Böylece piyasada hem rafineri üretimi hem de petrol ürünlerinin taşınması açısından eş zamanlı sorunlar ortaya çıkıyor.
Bu durum deniz taşımacılığı şirketleri açısından özellikle önemli. Çünkü gemilerin operasyon maliyetleri içinde yakıt giderleri en değişken kalemlerden biri olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla ham petrol fiyatından bağımsız olarak gemilerde kullanılan yakıtın pahalanması, taşıma şirketlerinin maliyetlerini doğrudan artırıyor.
Gemi yakıtı petrol fiyatından daha hızlı yükseldi
Arz sıkışıklığının etkisi fiyatlarda da belirgin biçimde görülüyor. Singapur’da çok düşük kükürtlü gemi yakıtının fiyatı, İran savaşının başlamasından bu yana yüzde 70’in üzerinde yükseldi.
Aynı dönemde Brent petrolündeki artışın yaklaşık yüzde 40 seviyesinde kalması, gemi yakıtı maliyetlerindeki yükselişin ham petrol fiyatındaki artışı geride bıraktığını ortaya koyuyor.
Bu gelişme, armatörlerin ve konteyner hatlarının maliyet hesaplarını doğrudan etkiliyor. Artan yakıt giderlerinin müşterilere ek ücretler yoluyla yansıtılması halinde, navlun fiyatlarında yeni artışlar gündeme gelebilir.
Özellikle konteyner taşımacılığında yakıt maliyetlerindeki değişimin bunker adjustment factor gibi ek ücretlerle müşterilere aktarılması, gemi yakıtındaki yükselişin küresel ticaret zincirine taşınmasına neden olabiliyor.
Yakıt stokları da alarm veriyor
Piyasadaki endişeleri artıran bir diğer unsur ise önemli yakıt merkezlerindeki stok seviyeleri.
Singapur, Amsterdam-Rotterdam-Anvers bölgesi ve Fujairah gibi başlıca ticaret merkezlerinde fuel oil stoklarının mevsimsel ortalamaların yaklaşık yüzde 30 altında olduğu belirtiliyor.
Düşük stoklar, piyasayı yeni arz şoklarına karşı daha kırılgan hale getiriyor. Beklenmedik bir üretim veya sevkiyat kesintisinin yaşanması durumunda fiyatların daha sert yükselmesi riski bulunuyor.
Dünyanın en önemli bunker yakıt merkezlerinden biri olan Singapur’daki gelişmeler ise özellikle Asya’daki deniz taşımacılığı maliyetleri açısından kritik önem taşıyor.
Asya'da maliyet baskısı daha güçlü hissedilebilir
Gemi yakıtındaki arz sorunundan en fazla etkilenebilecek bölgelerin başında Asya geliyor. Bölge ülkeleri hem Körfez’den gelen enerji akışlarına önemli ölçüde bağımlı hem de küresel üretim ve ticaret zincirlerinin merkezinde bulunuyor.
Çin, Hindistan, Güney Kore ve Japonya başta olmak üzere Asya ekonomileri, enerji ithalatı ve ihracata dayalı üretim yapıları nedeniyle navlun maliyetlerindeki artışlara karşı hassas durumda.
Yakıt fiyatlarının yükselmesi, yalnızca denizcilik şirketlerinin giderlerini artırmakla kalmayıp Asya’dan Avrupa ve diğer pazarlara gönderilen ürünlerin nihai fiyatlarını da yukarı çekebilir.
Türkiye de bu gelişmelerden etkilenebilecek ülkeler arasında bulunuyor. Dış ticaretinde deniz taşımacılığının önemli bir yere sahip olması nedeniyle özellikle Uzak Doğu’dan gelen ara mallar, elektronik ürünler, makineler ve tüketim ürünlerinde navlun artışları şirketlerin maliyetlerine yansıyabilir.
Körfez'den fuel oil ihracatı geriledi
Arz sıkışıklığında Körfez bölgesindeki gelişmeler de belirleyici oluyor. Mart-ağustos döneminde Orta Doğu’dan gerçekleştirilen fuel oil ihracatının yaklaşık yüzde 45 azaldığı hesaplanıyor.
Kuveyt gibi önemli tedarikçilerdeki düşüş ve bölgedeki tanker trafiğinin savaş nedeniyle daha riskli hale gelmesi, piyasaya ulaşan ürün miktarını sınırlıyor.
Dolayısıyla piyasadaki sorun yalnızca üretim miktarındaki düşüşten kaynaklanmıyor. Üretilen ürünün güvenli ve düzenli biçimde taşınabilmesi de giderek daha büyük bir sorun haline geliyor.
Navlun faturası yeniden kabarabilir
Deniz taşımacılığı piyasasında bazı rotalarda yaşanan normalleşme, son dönemde maliyetlerin gevşeyebileceğine yönelik beklentileri artırmıştı. Ancak gemi yakıtındaki arz sıkışıklığı bu beklentileri yeniden zayıflatıyor.
Yakıt fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması halinde armatörlerin artan maliyetleri navlunlara yansıtması beklenebilir. Böyle bir gelişme, yalnızca taşımacılık şirketlerinin kârlılığını değil, küresel tedarik zincirlerinin maliyet yapısını da etkileyecek.
Gemi yakıtında büyüyen arz açığı bu nedenle artık yalnızca enerji piyasasının bir sorunu olmaktan çıkıyor. Yakıt maliyetlerindeki yükselişin devam etmesi, önümüzdeki dönemde navlun fiyatları ve ithal ürün maliyetleri üzerinden yeni bir enflasyon baskısı yaratabilir.






