Ana sayfa Yazarlar Sinan Topuz F125: Çok karmaşık, çok hırslı çok kötü yönetilen proje?

F125: Çok karmaşık, çok hırslı çok kötü yönetilen proje?

0
Sinan Topuz
Alman savafl gemisi sanayi, her zaman beğendiğimiz ve saygı duyduğumuz bir alan oldu. Gençlik sohbetlerinde Alman gemilerini ABD gemileri ile kıyasladık. Her iki grupta çalıflanlar hangisinin daha iyi olduğu konusunda atıfltık. fiimdilerde her iki ülke de son harp gemisi projelerinde (LCS ve F125 Baden-Württemberg) yaptıkları hatalarla karflılafltırılıyorlar. Almanların gemilerin teslim alınmasına iliflkin dertleri tam da tüm denizaltılarının arızalar nedeni ile limanda kalmasıyla örtüfltü ve “Alman savunma sanayisine neler oluyor?” sorularının ortaya atılmasına neden oldu.

Bana düflen de baflarılardan ziyade problemlerden ders almanın daha kolay olduğunu hatırlayarak not aldığım hususları paylaflmak.

The Baden-Württemberg dört adet siparifl edilen F125 sınıfının ilk gemisi. F125 Alman Deniz Kuvvetleri’nin operasyonel en büyük gemisi olacak. Projeyi ThyssenKrupp Marine Systems, Lürssen Tersanesi ve Blohm+Voss konsorsiyumu birlikte yürütüyor ve proje bedeli 2.44 milyar dolar. The Wall Street Journal  raporuna göre geminin merkezi bilgisayar sistemi, Alman Deniz Kuvvetleri’ne teslim aflamasında gerekli sistemlerden geçemedi ve limana döndü. ThyssenKrupp, “Tecrübemizle problemi aflacağız” açıklaması yaptı ve “Bunca yeni teknoloji arasında gecikmelerin olması kaçınılmaz.” dedi. fiirket ayrıca, gemi sistemlerinin yüzde 90’ının yeni parçalardan olufltuğunu ve bunların entegrasyonunun önemli bir sorun olduğunu açıkladı. Ancak gecikmeler için ThyssenKrupp’un önemli miktarda ceza alacağından kimse flüphe etmiyor. Bu sorun hemen aklımıza ABD ve Kanada’nın yeni fırkateyn ihalelerinde bilinen sistemlerden yararlanmak istemesini getirdi. fiüphesiz entegrasyon denince aklımıza sadece fifle tak çalıflsın formatı gelmiyor. Her bir entegrasyon ifllemi stress testlerinin en uç seviyelerinden geçmek zorundadır.

fiirketin altını çizdiği konulardan biri de arayüzlerde çıkan yazılım sorunlarının teflhisinde yaflanan sorunlar. Örneğin, bir voltaj oynamasından çıkan sorunun yazılımın çok çeflitli yerlerinde kendisini gösterebildiği, dolayısı ile asıl sorunu teflhiste güçlük çekildiği haberlerin satır aralarında okunanlardan bazıları. Aklıma doktorların hastalık etkilerinden hangi organınızda hastalık olduğunu bulma dertleri geldi. Organlar gibi parçalar, ifllemler birbirine bağlandıkça bariz olmayan bir sorunun nereden kaynaklandığını teflhis zorlaflmıfl gibi gözüküyor.

Geminin dertleri sadece yazılım arayüzlerinde değil; radar, elektronik sistemler, yakıt tanklarındaki alev geçirmez katman problemli olan sahalar arasında. Testler sırasında geminin 1.3 derece sancağa yattığının ortaya çıkması, daha sonra düzeltilmifl olmasına rağmen ayrı bir dert olarak kayda geçti. ‹lk geminin sancağa yatması tek dert değil. Bu yatıfl baflka bir hatanın suüstüne çıkmasını sağladı; Geminin planlanandan 178 ton fazla ağırlık taflıdığı ortaya çıktı. Tabii bu husus sadece performansını ve iflletme masraflarını artırmakla kalmayacak, gelecekteki modernizasyon projelerini de etkileyecek gibi gözüküyor. Örneğin, geminin vurufl kabiliyetini artıracak Hava Savunma veya Suüstü Harbi sistemi eklenirken iki defa daha hesap yapmak zorunda kalacaklar.  fiüphesiz yapımı devam eden gemilerde aynı dertlerin oraya çıkmaması için tedbirlerini aldılar  veya aldıklarını açıkladılar.

Gemiler için yapılan kritiklerden biri de, F122’lerde olan sonar ve torpido sistemlerinden yoksun olarak infla edilmeleri. Aslında gemide sonar var ama dalgıç ve yüzücü tespit sonarı. Ben kiflisel olarak gemilerdeki karinaya monteli sonarların çok da faydası olmadığına (soğuk denizler hariç) inananlardanım ama 149 metre ve 7.000 tonluk bir fırkateynde denizaltıya karflı sonar olmaması gerçekten önemli bir karar.

Yapılan bazı kritiklere  göre gemi yaklaflık 7.200 tonluk deplasmanı ile destroyer boyutlarında. Ancak, geminin silahları ve yapması planlanan görevleri destroyer sınıfında olmasını engelliyor. Bu kritiğe eklenmesi gereken husus, üzerinde anlaflılan bir sınıflandırma kriteri olmadığı ancak 7.200 tonun da önemli bir rakam olduğudur.

F125’ler birden fazla alanda özel gemi durumunda. Geminin ana radarı; Cassidian TRS-4D/NR çoklu AESA faz radar sistemi. Ayrıca açık mimari teknolojisi ile gelifltirilen komuta kontrol sistemiyle donatıldı. Açık mimarinin en önemli avantajı modüler yapısı ile geliflmelere açık olması. Benzer husus ABD’nin kasım ayında yaptığı SM-6 atıflında da vurgulanarak, açık mimari komuta kontrol sistemi sayesinde SM-6’nın savafl yönetim sistemine kolaylıkla entegre edildiğinin altı çizildi. Gemilere ayrıca 360 dereceyi kapsayacak IR gözetleme sistemi monte edildi.

F125’lerde sonar ve torpido sistemi olmadığı gibi, hava savunması için de 2 adet 21 mermi kapasiteli RIM 116-Rolling Air Frame’den baflka birfley yok. Bugün hava savunmasının sadece düflman deniz kuvvetlerine karflı değil, hükümet dıflı aktörlere karflı da oluflturulması gerektiğini hatırlamakta fayda var. ABD destroyeri Yemen’den kendisine atılan füzelerden korunmak için 2 SM-2 ve ESSM kullanmak zorunda kalmıfltı.  Aynı senaryoda F125, atılan füzenin kendisine yaklaflmasını beklemek zorunda kalacak gibi duruyor.

Daha ilk günden itibaren akıllarında olan karaya etki edebilme kabiliyeti ise oldukça geliflmifl. Geminin denizaltı ve havaya karflı eksik gözüken kabiliyetlerine karflılık üzerinde taflıdığı 4 adet bot ile özel kuvvet veya diğer gerekli desteği verebilecek. 127 mm topu ile 60 mile mermi atabilecek olması karaya taarruz imkanını artıracak.

1980’lerde üretilen 3.600 tonluk F122’nin havacılarla birlikte 222 personeline karflılık, F125’in 120 personel ile iflletilmesi planlanıyor. Dıflarıdan gelecek piyade, özel kuvvetler gibi personelin ihtiyaçlarını karflılamak üzere gemide 70 kifli daha ağırlanabilecek. F125’in emsallerine göre daha az limana uğrayacak flekilde planlanması nedeni ile denizde daha fazla kalması, bunun sonucu olarak da daha az bakım ve onarıma ihtiyaç göstermesi öngörülüyor. Diğer bir deyiflle, gemi ve personeli kendi kendisine diğer gemilerden daha fazla yetebilmeli. Bu da az sayıda personele daha fazla ifl düfleceğini gösteriyor. Personel azaltılması iflinin ABD gemilerinin Pasifik’teki son kazalarından sonra ayrıca sorgulanmaya baflladığını belirtmekte fayda var. Uzun süreli seyirlerde personel yorgunluğunun eğitim gibi önemli bir faktör olduğu da raporlarına yansıdı. Gemiler görev sırasında iki vardiya yöntemi ile personel değifltirebilecek. F125’lerin büyüklüğünün altında senede 208 gün, 5 bin saat denizlerde dolaflabilme kabiliyetinin olduğu söyleniyor. 4 gemi için 8 gemilik personel, gemiler  dünyanın neresinde olursa olsun görev yerlerinde değiflimlerini yapabilecek.

‘Düşmanın niyeti ile değil, imkan ve kabiliyetleri ile ilgilenin’

Proje 2003 yılında baflladığında deniz kuvvetleri Baltık Denizi’nde Ruslarla boy ölçüflebilecek, tropik ortamlarda insani görevleri yerine getirebilecek, insani yardım taflıyabilecek bir gemi hayal etmifllerdi. Daha sonra 2005 yılında geminin çok da fazla silah taflımasına gerek olmadığı değerlendirilerek, düflman karasında saldırmanın ve deniz piyadelerini taflımanın önemi üzerinde duruldu. fiimdi, Rusya’nın Baltık’taki tutumuna baktıklarında yanıldıklarını düflünüyorlar. Eh… Deniz Akademimizde ‘Düflmanın niyeti ile değil, imkan ve kabiliyetleri ile ilgilenin’ diye defalarca tekrarlanması bofluna değildir.  Hâl böle olunca Almanya’da projenin tam bir fiyasko olduğunu söyleyen sesler azımsanmayacak seviyeye çıktı. F125 projesinin özetini, “çok karmaflık, çok hırslı, çok da kötü yönetilen proje” olarak verenler de var.

Almanya’da “Alman savunma endüstrisi berbat, düzeltmek de yıllar alacak” diyenler her geçen gün artarken, Alman mühendis neslinin de savunma projelerinde çalıflma yeteneğini kaybettiğinin altı çiziliyor. Sorun onlara göre günümüz mühendislerinin yeteneklerini kaybetmifl olmalarında değil, hiç böyle bir yetenek kazanmamıfl olmalarında. Sektör uzmanlarına göre iyi mühendisler Siemens, BMW gibi daha iyi ücret ödeyen, kariyer planı yapan, daha seksi flirketleri tercih ediyorlar. Savunma flirketlerinin modern savaflın gereği yazılım mühendislerini çekmekte de baflarısız olduğunun altı çiziliyor.