• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
R16’nın dönüşüm yolculuğu Mengi Yay Tersanesi’nde devam ediyor
Gemi İnşa Mega Yat
İspanya Kanarya Adaları’ndaki uyuşturucu operasyonuna Türkiye’den 10 tutuklama
Genel
Davos’ta Gazze barışı için imzalar atıldı
Dünya
ABD, Suriye’deki IŞİD tutuklularını Irak’a taşımaya başladı
Dünya
Tüketim alışkanlıklarımız gezegenin kaderini belirliyor
Çevre
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Ermeni soykırımı yoktur

Dr. Cihangir Dumanlı
  • Dr. Cihangir Dumanlı
  • Yükleme Tarihi: 04.04.2025 17:19 | Son Güncelleme: 24.04.2025 19:37
    cihangirdumanli@www.marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1915 yılında Ermenilere soykırım uyguladığı yalanı özellikle diyaspora Ermenileri tarafından gündeme getirilmekte, başta Batılı ülkeler olmak üzere bazı devletler tarafından sahiplenilmektedir. Gerçeklere ve hukuka aykırı soykırım iddiaları ülkemize karşı siyasal baskı aracı hâline getirilerek bir güvenlik sorunu boyutuna ulaşmıştır.

Ara başlıklar
1915’te ne oldu?Savaşta ErmenilerSoykırım nedir?Ne yapmalı?

Ermeni soykırımı yalanında önceki ABD Başkanı Biden 24 Nisan 2021’den sonraki açıklamalarında “Osmanlı Dönemi Ermeni soykırımı” ifadesini kullanmıştır. Trump’ın da aynı söylemi yineleyeceği tahmin edilmektedir.

1915’te ne oldu?

Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni sorunu 1915 olayı ile sınırlı değildir. 800 yıl Türklerle kardeşçe yaşayan ve “millet-i sadıka” olarak tanımlanan Ermeni azınlık Rusya’nın Akdeniz’e inmek istemesi, İngiltere’nin bunu engellemek istemesi sonucundaki büyük mücadelenin (the great game) enstrümanı olarak 1880’lerden itibaren Osmanlı’ya karşı ayaklanmalara başlamışlardı. Her iki devlet (Rusya ve İngiltere) Doğu Anadolu’da kendilerine yardımcı bağımsız bir Ermenistan kurdurmak için Osmanlı Ermenilerini kullanmışlardır.

1878 Berlin Antlaşması’nda bağımsızlık isteklerini kabul ettiremeyen Ermeniler terör örgütleri (Taşnak ve Hınçak) kurarak silahlanmış, Rusya’nın desteği ile çoğu Doğu Anadolu’da olmak üzere 20 yılda (1889-1909) 40 isyan çıkarmışlardır. Ermenilerin hiçbir vilayette çoğunluk olmamaları ve Osmanlı İmparatorluğu’nun aldığı tedbirler karşısında isyanlar başarılı olamamıştır. Ancak bu isyanların sonucunda Ermenilerle Müslümanlar (Türk ve Kürt) arasında büyük düşmanlık oluşmuştur. ABD’li Yazar Justin Mc Carty’nin tespitine göre bu isyanlarda 1 milyon 300 bin Türk hunharca öldürülmüştür.

Osmanlı Devleti 24 Nisan 1915’te Ermeni isyanlarını organize eden terör örgütlerinin İstanbul’daki bürolarını basmış, evraklarına el koymuş, sorumlu olduğundan şüphe edilen 350 kişiyi tutuklamıştır. Her yıl sözde “soykırım günü” olarak anılan 24 Nisan’da yapılan bundan ibarettir.

Ermenilerin bu isyanlardan çıkardıkları sonuç “İsyanlar için en elverişli zaman Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşta olduğu zamandır” olmuştur.

İmparatorluğun Birinci Dünya Savaşı’na girmesi Ermenilere bekledikleri fırsatı vermiştir.

Osmanlı İmparatorluğu 29 Ekim 1914’te Alman Donanma Komutanı Souchon komutasındaki Osmanlı Donanması’nın Karadeniz’deki Rus Donanma ve üslerine saldırması ile kendi inisiyatifi dışında bir emrivaki ile erkenden (kışın) savaşa girmiştir. Bu nedenle Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın ilk cephesi Doğu (Kafkas) cephesi olmuştur.

İlk muharebeler niteliğindeki Köprüköy muharebelerinden sonra Enver Paşa komutasındaki 3’üncü Ordu Sarıkamış’ı Ruslardan geri almak ve Rus ordusunu imha etmek maksadıyla 22 Aralık 1914’te Sarıkamış Harekâtı olarak bilinen taarruzi harekâtı başlatmıştır.

Sarıkamış’ta hava ve arazi koşulları çok çetindir. Buna rağmen ordumuzun lojistik hazırlıkları yeterli değildir, ulaştırmada büyük zorluklar yaşanmaktadır. Bu harekâtta ordunun kış koşullarına hazır olmaması; olağanüstü şiddetli soğuk ve derin kar, planlama ve sevk idare hataları yüzünden ordumuz çoğu donarak ve tifüsten olmak üzere 100.000’e yakın zayiat vermiş ve başarısız olmuştur.

Sarıkamış harekâtındaki başarısızlığın en önemli nedenlerinden birisi bölgedeki Ermenilerin vatandaşı oldukları Osmanlı Devleti’ne ihanet ederek Rus ordusu ile işbirliği yapmalarıdır.

Savaşta Ermeniler

Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na girmesinden yararlanan Osmanlı vatandaşı Ermeniler bu savaşta;

  • Zorunlu olduğu hâlde askere gelmemişler,
  • Gelenler firar etmiş,
  • Askere gelen Türk gençlerini öldürmüşler,
  • Rus ordusundaki Ermeni gönüllü alaylarına katılmışlar,
  • Rus ordusuna istihbarat ve kılavuzluk desteği sağlamışlar,
  • Ordu geri bölgesinde isyanlar çıkartarak sivil halka mezalim yapmış ve ordunun geri bölge emniyetini bozmuşlar,
  • Ordunun lojistik ve haberleşme hatlarını kesmişler,
  • Hasta ve yaralı konvoylarına saldırılar düzenlemişlerdir.

Bu durum zaten çok zor koşullarda üstün düşman kuvveti ile çatışan 3’üncü Ordu’nun harekâtını daha da zorlaştırmış, zayiatın artmasına neden olmuştur. Ordu komutanı geri bölgesinin emniyeti için cepheden kuvvet ayırmak zorunda kalmış bu da Rus ordusunun işini kolaylaştırmıştır. Ordunun idamesi ve başarısı için bu tür eylemlere son verilmesi askerî bir zorunluluk hâline gelmiştir.

3’üncü Ordu çok zayiat verip başarılı olamayınca yeni Ordu Komutanı Hafız Hakkı Paşa 4 Ocak 1915’te çekilme emrini vermiştir. Ordu çekilirken ve çekildikten sonra Ermenilerin sivil halka saldırıları ve ordunun lojistiğini engelleme çabaları devam etmiştir. Hafız Hakkı’dan sonraki 3’üncü Ordu Komutanı Mahmut Kamil Paşa 6 Nisan 1915’te Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya gönderdiği mesajda “Orduyu besleyecek olan bölgenin ve menzil hatlarının geçtiği bölgelerde düşmanca unsurların bulunmasını ordunun yiyecek ihtiyacı ve emniyeti bakımından mahzurlu görüyorum” diyerek “Arzedilen bölgelerdeki Ermenilerin Suriye ve Musul bölgelerine sevk ve iskan edilmelerine izin verilmesini” teklif etmiştir.

Bu teklif hükûmetçe uygun görülmüş, 27 Mayıs 1915’te “Tehcir ve İskân Kanunu” çıkartılmıştır. Bu Kanun ordu kolordu ve tümen komutanlarına, bölgelerinde zararlı faaliyetleri görülenleri diğer bölgelere sevk ve iskân ettirme yetkisi vermiştir. Kanun’da “Ermeniler” tabiri geçmemekte “zararlı faaliyetleri görülenler” denilmektedir.

Kanunun uygulaması için çıkartılan yönetmeliklerde ve hükûmet direktiflerinde tehcirden muaf tutulacaklar belirtilmiştir. Bu kriterlere uyan 300.000 kişi tehcirden muaf tutulmuştur.

Tehcir edilenlerin yol güvenlikleri, iaşeleri ve yeni yerlerinde sağlanacak imkânlar ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bütün bunlar araştırmacılara açık olan Osmanlı belgelerinde bulunmaktadır.

Devletçe alınan tüm önlemlere rağmen soğuk hava koşulları, yeterli yolların bulunmayışı, Kürt bölgelerinden geçenlere saldırılar, bu saldırıları önleyecek yeterli güvenlik güçlerinin bulunmayışı, salgın hastalıklar gibi nedenlerle yollarda ölen Ermeniler olmuştur.

Soykırım nedir?

Soykırımın suç olarak tanımı 1948 tarihli BM Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi ile yapılmıştır. Buna göre soykırım suçunun oluşması için ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubu tamamen veya kısmen ortadan kaldırmak kastı olmalıdır (hususi kasıt: suçun manevi unsuru).

Bu kasıtla;

  • Grup üyelerinin öldürülmesi,
  • Ciddi bedensel ve zihinsel zararlar verdirilmesi,
  • Yaşam şartlarının değiştirilmesi,
  • Doğumların engellenmesi,
  • Çocuklarının başka bir gruba verilmesi fiillerinin işlemesi gerekmektedir (suçun maddi unsuru).

Bir suçun oluşması için maddi ve manevi unsurlarının var olması gerekmektedir.

Soykırım yoktur çünkü:

  1. Soykırım kastı bulunmamaktadır. Böyle bir kastın bulunduğunu gösteren tarihî bir kanıt bulunmamıştır.
  2. 27 Mayıs’ta çıkartılan kanunun adı ‘Tehcir Ve İskân Kanunu’dur. Yalnız tehciri değil, gidilen yerlerdeki iskânı da kapsamaktadır. Bu bile soykırım kastının olmadığını göstermektedir.
  3. Tehcirde muafiyetler tanınmıştır,
  4. .Savaş bölgesi dışındaki Ermeniler tehcire tabi tutulmamışlardır.
  5. Yollarda gereken güvenlik önlemleri alınmıştır.
  6. Bu önlemleri uygulamada ihmâli görülen yan görevliler cezalandırılmıştır.
  7. Tehcir edilenler gittikleri yerlerde toplama kamplarında tutulmamış, hayatlarını ve soylarını devam ettirme imkânları sağlanmıştır.
  8. Soykırım bir suç olarak 1948’de tanımlanmıştır. “Suçun ve cezanın kanuniliği” ilkesine göre 1948’de tanımlanan bir suçun 1915’te işlenmesi mümkün değildir. Kanun geriye yürümez.
  9. Soykırım bir suç olduğuna göre, bu suçun işlenip işlenmediğine yetkili mahkemeler karar verebilir. Yetkili mahkemeler dışında yabancı devlet organları (başkanlar dâhil) soykırım yapıldığına dair karar veremezler. Bugüne kadar yetkili bir mahkeme kararı bulunmadığından soykırım suçu da yoktur.
  10. Sevr Antlaşması İngiliz Kraliyet Başsavcısına soykırım iddialarının soruşturulması görevini vermiştir. İstanbul işgal altında, bütün arşivler müttefiklerin elinde iken ve olası şüpheliler Malta’da sürgünde iken Başsavcı soykırım suçuna dair yeterli delil bulamamış, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
  11. Tehcir edilen Ermenilerin eski yerlerine dönmelerine izin verilmiştir.
  12. Ermeni yetimlerine sahip çıkılmış, yetimhanelerde devlet korunmasına alınmışlardır.
  13. Yabancıların tehciri izlemesine izin verilmiştir.
  14. Türk vatandaşı Ermeniler bugün dahi Lozan Antlaşması’nın sağladığı azınlık haklarından yararlanarak ülkemizde varlıklarını sürdürmektedirler.

Soykırım yoktur fakat tehcir ve iskân vardır. Bu da tamamen askerî zorunluluklardan kaynaklanmıştır. Kişiler Ermeni oldukları için değil; ordunun varlığını ve güvenliğini tehlikeye soktukları için harp bölgesinden çıkartılarak ülke içinde daha güvenli bölgelere yerleştirilmişlerdir.

Yukarıdaki hususlar Perinçek-İsviçre davası kapsamında 15 Ekim 2015 tarihli kararla AİHM Büyük Jürisi tarafından hükme bağlanmış, konu hukuken kapanmıştır. Büyük Jüri 1915 olaylarının, Yahudi soykırımına (holokost) benzemediğini de hükme bağlamıştır.

Sonuç ve değerlendirme:

Ermenilerin iddia ettikleri gibi Osmanlı İmparatorluğu ne 1915 yılında ne de başka bir zaman Ermenilere soykırım uygulamıştır.

Soykırım emperyalist bir yalandır. Maksadı Türkiye’yi baskı altına almak, uzun vadede Doğu Anadolu’da Ermeni devleti kurma hayâlini gerçekleştirmektir.

Osmanlı arşivleri tüm araştırmacılara açıktır. Yukarıdaki hususlar Osmanlı ve diğer ilgili devlet arşivlerden araştırılabilir. Ancak Ermeni tarafı ortak tarih komisyonu ile arşiv araştırmasına yanaşmamaktadır.

Türkiye bu haksız iftiraya karşı sadece reaktif değil, çok yönlü proaktif bir strateji belirlemeli ve uygulamalıdır. Konu sadece 24 Nisanlarda hatırlanmamalıdır.

ABD başkanlarının “soykırım” açıklamaları açıkça haksız, yetkisiz, tarihi gerçeklere aykırı ve rencide edicidir. Uluslararası saygınlığımızın korunması ve yüceltilmesi konusundaki ulusal çıkarlarımıza açık saldırıdır. ABD başkanları hukuken tanımlanmış bir suç olan “soykırım” hükmü vermeye yetkili değildir.

Ne yapmalı?

  1. Sözde soykırım iddialarına karşı tepkiler 24 Nisanlarla sınırlandırılmamalıdır.
  2. Konu ile ilgili ulusal strateji belirlenmelidir.
  3. Bu strateji kapsamında bilimsel çalışmalar, halkla ilişkiler (PR) faaliyetleri yürütülmeli, Türkçe ve yabancı dillerde film, roman, tiyatro gibi sanat eserleri üretilmeli ve yayımlanmalıdır.
    4.Konu okullarda müfredata dâhil edilerek gençler aydınlatılmalıdır.
  4. ABD Başkanı’nın “soykırım” ifadesine ciddi tepki gösterilmelidir.

Bu haberin/makalenin/çevirinin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

İç cepheye pusu

‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’

Gelecek rüyalarımızı örten hayâllerimiz

Denizcilik sektörünün unsurları: Deniz Turizmi

Tanker piyasası tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı

ETİKETLER: BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI, ERMENİLER, SÖZDE SOYKIRIM, YAZARLAR
Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Dr. Cihangir Dumanlı
cihangirdumanli@www.marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Kanal İstanbul Montrö ilişkisi 
30/05/2025

Trump’ın Gazze planı
09/05/2025

Ermeni soykırımı yoktur
24/04/2025

Çanakkale’de Fransız gemilerini batıran Fransız mayınları
04/03/2025

İzmir İktisat Kongresi
04/02/2025

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum