• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
SANMAR delivers new tug
English Edition Gemi İnşa
Melih Gökçek’e yargı yolu açılmıştı: ABB, Bülent Arınç’ın tanık olarak dinlenmesini istedi
Genel
Solong kaptanına altı yıl hapis
Deniz Güvenliği
Konteynerde üçüncü yıl: Ev hâlâ bir vaat
Gündem
MİT’ten MOSSAD operasyonu
Genel
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Enflasyon ortamındaki değerlenmeler yanıltıcı zenginliktir

Gökhan Esin
  • Gökhan Esin
  • Yükleme Tarihi: 05.07.2021 14:04 | Son Güncelleme: 20.01.2023 09:33
    gokhanesin@www.marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

Enflasyon tüketicilerin kontrol edemediği ve istemediği bir şekilde yükselebilir. Tıpkı 1950’nin sonlarından beri ülkemizde olduğu gibi… Kimi zaman azaldı, kimi zaman şok etti ama bir şekilde nefesini ensemizde hissettirdi

Ara başlıklar
Tüketici fiyatlarını kontrol edemezÜFE-TÜFE arasındaki farkın sebebi nedir?ÜFE-TÜFE arasındaki geçiş süresi nedir? 

Fiyatların sürekli arttığı bir ortamda girişimcilik yapılabilir mi? Elbette fiyat istikrarının olduğu bir ortama kıyasla zor yapılır. Enflasyonist ortamda yükselen gelirler, değerlenen varlıklar yanıltıcı zenginliktir. Fiyat artışları sosyal dengesizliği körükler. Bu bakımdan, enflasyon, yatırım için değil spekülasyon için ortam hazırlar. Alım gücü olanların satın aldıkları ürünleri, bekleme sonrasında daha yüksek fiyata satabilmesine imkân tanır. Dolayısıyla, alım gücü olmayanlar artan kira bedelleri vb. yükler altında kalır. Friedman’ın öncülük ettiği Monetaristlere (Parasalcılara) göre; enflasyonu kontrol altına almak için en etkin araç para politikasıdır. Para arzındaki değişmeler, para talebinden bağımsız bir şekilde para otoritesince belirlenir. Hatta bir konuşmasında bunu “enflasyon her zaman, her yerde parasal bir olgudur” diyerek de özetlemiştir.

Tüketici fiyatlarını kontrol edemez


Friedman'ın dediği gibi olmasaydı sayısal olarak (hem üreticiden hem de diğer gruplardan) üstün olan tüketicilerin ekonomiyi ya da enflasyonu kontrol edebilmesi icap ederdi. Ama gerçek böyle değil. Enflasyon tüketicilerin kontrol edemediği ve istemediği bir şekilde yükselebilir. Tıpkı 1950’nin sonlarından beri ülkemizde olduğu gibi… Kimi zaman azaldı, kimi zaman şok etti ama bir şekilde nefesini ensemizde hissettirdi.

Aslında bu iki grubun yani üretici ile tüketicinin etkilendiği enflasyon da farklıdır. İki önemli enflasyon ölçüsü bulunur; üreticilerin katlandığı fiyat artışı (ÜFE) ve tüketicilerin (TÜFE) katlandığı artış. Dediğimiz gibi hiçbir tüketici enflasyon istemez ancak, üreticiler yaşadıkları fiyat artışını tüketiciye yansıtmazsa iflas bayrağını çeker. Yani iki tarafında tam olarak kontrol edemediği sebepler enflasyona yol açmaktadır.

Gelelim bu iki endeks arasındaki etkileşime… Zaman zaman bu iki endeks gece-gündüz gibi ayrı telden çalabiliyor. Örneğin, mayıs ayında ÜFE-TÜFE arasındaki fark yüzde 21’i aşarak ÜFE lehine bir rekora imza attı. Son yıllardaki en büyük fark! Şöyle bir örnekle açıklayayım; bundan 5 yıl öncesine kadar fark yüzde 10’u geçtiğinde konuyla ilgili raporlar yazılırdı.

ÜFE-TÜFE arasındaki farkın sebebi nedir?


TÜFE ile ÜFE arasından belli başlı farklar vardır. Örneğin, ÜFE’de hizmet fiyatlar yer almıyor. Ağırlıklı olarak üretim fiyatları yer aldığından döviz kuru oynamalarına yönelik hassasiyeti daha fazla. Dolar kuru ithalatta ek vergi gibi fiyatları direk yukarı iter ve üretim maliyetini artırır. Örneğin, nisan ayını takiben dolar/TL'sinin 7,3 TL'den 8,6 TL'ye çıkışı yukarıda bahsettiğimiz gibi mayıs ayında sert bir ÜFE şokuna sebep oldu. Elbette üretici fiyatlarındaki yükseliş yavaş yavaş tüketici fiyatlarını tırmandırmaya başlayacaktır. Buna da “geçişkenlik” denmektedir. Geçişkenlik, bir anda olmaz. Zaten “zaman” dediğimiz kavram da her şeyin bir anda olmasını engelleyen bir tabiat kanunu değil midir?

Ayrıca, TÜFE hesaplanırken vergi dâhil fiyatlar kullanılıyor. Haliyle, vergi değişiklikleri sadece TÜFE’yi etkiliyor. Bu fark da “geçişkenlik” süresini yöneten bir unsurdur.

ÜFE-TÜFE arasındaki geçiş süresi nedir? 


Yıllar evvel Merkez Bankası’nın yaptığı bir çalışmada; üretici fiyatlarına gelen bir şokun yüzde 30’unun iki yıl sonunda tüketici fiyatlarına yansıyacağı tahmin ediliyordu. Yani ÜFE'deki yüzde 10 artış, TÜFE'yi yüzde 3 tırmandırıyordu. Ancak geçiş süresi son dönemde bir hayli azaldı. Hatta analizlere göre geçiş yüzdesi de arttı. ÜFE'den TÜFE'ye geçişin büyük bölümü (yaklaşık yüzde 40) 3 ay içinde gerçekleşiyor. Dolayısıyla, ÜFE'de görünen son artış sebebiyle, haziran ve temmuz aylarında geçiş kaynaklı enflasyon artışı gözlemleyebiliriz.

Fakat bu defa geçişkenlik, geçmiş hesaplamalardaki gibi yüzde 30 ya da 40 oranında olmayabilir. Zira eşel mobil sistemi (yani vergi ayarlaması yoluyla rafineri fiyatındaki değişimin pompa fiyatına yansıtılmaması) ÜFE'den TÜFE'ye geçişin önüne set ördü. Diğer bir söyleyişle, geçiş evvelki dönemlere kıyasla daha az olacak gibi… Tabii bu durum enflasyonun belli bir süre suni şekilde düşürüldüğünü gösteriyor.

Peki, enflasyon neden bu kadar mühim? Enflasyon sadece paranın değer kaybını ifade etmiyor, buna bağlı olarak son dönemde herkesin merakla takip ettiği faiz kararlarında da önemli bir yer teşkil ediyor. Enflasyonun düştüğü ortamda faizlerin de düşmesi beklenir. Dolayısıyla ÜFE'deki değişim TÜFE'yi, bu da Merkez Bankası’nın faiz kararını etkilemektedir.

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi değildir.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

Konteynerde üçüncü yıl: Ev hâlâ bir vaat

Yunanistan’da 15 yaş altındakilere sosyal medya yasağı hazırlıkları son aşamada

Risk iştahında azalma emtia cephesinde rekor

Mutluluğa giden yol diğer yönde

Denizcilik sektörünün unsurları: Teknik ve destek hizmetler

ETİKETLER: Ekonomi, Enflasyon, Friedman, Merkez Bankası, Para Arzı, TÜFE, ÜFE, ÜFE-TÜFE, YAZARLAR
Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Gökhan Esin
gokhanesin@www.marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Para hakkında bildiklerimiz?
09/06/2023

Teşvikler sıfır toplamlı bir oyundur
03/04/2023

Navlun yarışı durdurması zor bir dinamiktir
02/03/2023

Hangi krizin benzerini yaşıyoruz?
03/02/2023

İlk yüzyıldan 2022’ye
20/01/2023

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum