• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
Navantia signs life-cycle support agreement for TCG Anadolu
English Edition Deniz Savunma
Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın gıda krizine yol açması bekleniyor
Lojistik Deniz Ticareti Ekonomi Enerji
Suriye sınırındaki 350 kilometrelik hat tren trafiğine açıldı
Dünya
ABD’den İran limanlarına abluka kararı
Genel
AİHM, Ekrem İmamoğlu davasında Türkiye’den savunma istedi
Genel
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

“En yüce makam TBMM’dir”

Dr. Cihangir Dumanlı
  • Dr. Cihangir Dumanlı
  • Yükleme Tarihi: 06.04.2026 12:35 | Son Güncelleme: 06.04.2026 12:35
    cihangirdumanli@www.marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

16 Mart 1920’de İstanbul’un işgal edilerek son Devlet-i Aliyye (En Büyük Devlet) Meclisi’nin basılması ve kimi üyelerinin Malta’ya sürülmesi sonucunda Padişah 1876 Anayasası’ndaki yetkisini kullanarak Meclisi kapatmıştır. Bu olay Mustafa Kemal’e Ankara’da yeni bir meclisi açmak için beklediği fırsatı vermiştir.

Ara başlıklar
Devlet-i Aliyye Meclisi’nin basılması Yeni yönetim şekliDemokratik MeclisBugünkü durum:

Devlet-i Aliyye Meclisi’nin basılması

Mustafa Kemal, 19 Mart’ta yayımladığı bildiride memleket işlerini yürütmek ve denetlemek üzere Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir Meclisin açılacağını duyurdu ve bunun için yapılacak seçimin ilkeleri de Anayasa hukukunda “Olağanüstü yetkilere sahip meclis” demekti. Bu Meclis, yeni bir anayasa yapmaya (yeni bir devlet kurmaya) yetkili aslî kurucu iktidar demekti. Bunun ilk adımları Amasya Bildirgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile atılmıştı. Büyük devrimci 19 Mart bildirisinde, Meclisin “memleket işlerini yürütmek ve denetlemek üzere” toplanacağını vurgulamıştır. TBMM, kuruluşundan başlayarak hükûmet işlerini salt yönetmek değil, denetlemek işlevine de sahiptir. Mustafa Kemal 22 Nisan 1920’de yayınladığı bildiride; “Meclisin açılışından sonra bütün sivil ve askerî makamların ve bütün ulusun başvuracağı en yüce makam TBMM’dir” demiştir.

Yeni yönetim şekli

Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920’de TBMM’de yaptığı konuşmada TBMM’nin işlevlerini ve yeni yönetim şeklinin ilkelerini açıklamıştır. TBMM Genel Kurulu tarafından onaylanan ve “geçici anayasa” niteliğindeki bu ilkeler 1921 Anayasası’nın temelini oluşturmuştur. Kurulan yeni devletin yönetim ilkeleri şunlardır:

  • Ulusal istenç (millî irade) TBMM tarafından temsil edilir.
  • TBMM’nin üzerinde hiçbir makam yoktur.
  • Yasama ve yürütme erkleri TBMM’de toplanmıştır.
  • TBMM’nin kendi içinden seçeceği bir kurul hükûmet işlerini görür.
  • TBMM başkanı aynı zamanda hükûmetin de başkanıdır.
  • Hükûmetin başkan ve üyeleri TBMM’ye karşı tam sorumludur.

TBMM açıldığı zaman yurdun her tarafı işgal altındadır. Padişah ve işgalcilerin işbirliği ile Kuvâ-yı Millîye ve ulusal kurtuluş hareketine karşı ayaklanmalar Ankara’yı tehdit etmektedir. Mondros’ta terhis edilen ordunun yerine henüz düzenli bir ordu kurulamamıştır. Ulus büyük savaştan yorgun çıkmış, işgalcilere ve ayaklanmacılara karşı Kuvâ-yı Millîye ile bir ölüm kalım savaşımı vermektedir.

Yasama ve yürütme erklerinin bir elde toplanmasını zorunlu kılan bu olağanüstü koşullarda Atatürk tüm yetkileri kendisinde değil, TBMM’de toplamış, kendisini de yürütmenin başı olarak TBMM’ye karşı tam sorumlu tutmuştur. Bu durum Osmanlı’nın 1876 Anayasası’ndan (Kânûn-i Esâsî) devrimsel bir kopuştur.

1876’da bir meclis kurulmuştu fakat meclisin padişahı (yürütmeyi) denetleme ve dengeleme işlevi yoktu, en yüce makam yine padişahtı. Padişah kutsal ve sorumsuzdu (1876 AY Md.5). Padişah, “görülecek lüzum üzerine” meclisi kapatabilirdi (Md. 44). Anayasal (meşruti) Monarşi Sistemi vardı.

TBMM’nin açılması ve 1921 anayasası ile;

  • Yürütme’nin (padişahın) üstünlüğünden Yasama’nın (Meclisin) üstünlüğüne geçilmiştir.
  • Sorumsuz padişah yerine Meclise karşı tam sorumlu yürütme organı oluşturulmuştur

Böylece adı 29 Ekim 1923’te konulacak olsa bile yeni Türk devleti çağının çok ilerisinde demokratik bir cumhuriyet olarak doğmuştur.

Demokratik Meclis

Meclis kendi içinden seçtiği hükûmeti ağır savaş koşullarında bile demokratik ülkelerde ve olağan koşullarda olması gerektiği gibi etkili olarak denetlemiştir.

TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920’den ikinci Meclisin göreve başladığı 11 Ağustos 1923’e kadar aralıksız toplanan Meclis’te 625 soru önergesi, 76 gensoru verilmiş, 338 yasa çıkartılmıştır. Günde ortalama 24 milletvekili söz alıp konuşmuştur. Savaşın yönetimi özgürce sorgulanmıştır. Lozan Antlaşması’nın onaylanması görüşmeleri çok sert geçmiştir.

Bugünkü durum:

Demokrasilerde parlamentonun yasama işlevi kadar önemli diğer bir işlevi yürütmenin denetlenmesidir. Bu amaçla 1961 Anayasası’nda “TBMM’nin denetim yolları” başlığı altında güvenoyuna ek olarak; soru, gensoru, genel görüşme meclis araştırması ve meclis soruşturması yolları tanımlanmıştır (Md.88).

Aynı denetim yolları “darbe anayasası” denilen 1982 Anayasası’nda da 2017’ye kadar korunmuştur (Md.98).

Ancak 2017 anayasa değişikliği ile güvenoyu, gensoru ve meclis soruşturması yolları kaldırılmış, TBMM’nin denetim yolları; meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru ile sınırlandırılmıştır.

Uygulamada muhalefetin genel görüşme ve meclis araştırması önerileri iktidar partisinin parti disiplini içerisinde reddedilmekte; 15 gün içerisinde yanıtlanması gereken yazılı sorular ise yanıtsız kalmakta veya yetersiz yanıtlanmaktadır. Yürütme yetkisine sahip ve aynı zamanda çoğunluk partisinin başkanı olan cumhurbaşkanı ve onun atadığı bakanların eylem ve işlemlerinin denetlenmesi parti disiplini içerisinde çoğunluk partisi tarafından engellenmektedir. Bakanlar TBMM’ye karşı değil, kendilerini atayan Cumhurbaşkanı’na karşı sorumluluk duymakta, çoğunluk partisinin başkanı olan Cumhurbaşkanı ise sorumsuz olmaktadır. Anayasa giriş bölümünde “erkler ayrılığı” ilkesini benimsemesine karşın uygulamada yasama ve yürütme erkleri bir elde (Cumhurbaşkanı’nda ) toplanmıştır.

Cumhuriyet’in kuruluşundan 2017’ye kadar (94 yıl) parlamenter demokrasi ile yönetilen ülkemizde TBMM yürütme organını etkili olarak denetleyebilmekte idi. Ancak 2017’de yapılan anayasa değişikliğinden sonra;

  • TBMM’nin denetim yollarının kısıtlanması,
  • Mevcut denetim yollarının işletilmemesi,
  • Denetlenmesi gereken yürütmen başı ile denetlemesi gereken TBMM’deki çoğunluk partisinin başkanının aynı kişi olması nedeniyle yürütme denetlenemez duruma gelmiştir.

Bu durum Anayasa’nın başlangıç bölümündeki erkler ayrılığı ilkesi ile 2’nci Maddesi’ndeki demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırıdır.

100 yıl önce dünyada demokrasi yokken savaş koşullarında büyük Atatürk’ün getirdiği meclisin üstünlüğü ve yürütmeyi denetleme işlevinden demokrasinin geliştiği çağımızda sapılmış, yürütmemin üstünlüğüne ve denetlenemeyen hükûmete geçilmiştir. Bu 150 yıl öncesine 1876 Anayasası’na geri dönüştür.

TBMM’nin en yüce makam olduğu ve yürütmeyi etkili olarak denetleyebildiği kuruluş ilkelerine dönülmesi çağdaş demokrasinin gereğidir.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

Savaşın dumanı altında – 6 (İran’ı ayakta tutan ne?)

Aman petrol canım petrol

Orta Doğu’yu sömürgeleştirme savaşının Türkiye stratejisine etkileri

Savaşma, seviş; her durumda öpüş

Savaşın dumanı altında – 5 (Kim, nasıl faydalanıyor?)

Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Dr. Cihangir Dumanlı
cihangirdumanli@www.marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

“En yüce makam TBMM’dir”
06/04/2026

ABD kuşatması Kıbrıs’a uzanıyor
01/04/2026

Kanal İstanbul Montrö ilişkisi 
30/05/2025

Trump’ın Gazze planı
09/05/2025

Ermeni soykırımı yoktur
24/04/2025

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum