Dünya kupası bizlere Simon Kuper’in “Futbol asla sadece futbol değildir” kitabında bahsettiği hususları tekrar kanıtladı.
Kitabın orijinal adı “Football Against the Enemy”dir. Yani tam karşılığı düşmana karşı futboldur. Dünya Kupası sadece sahada oynanan oyunla değil karşılıklı verilen siyasî mesajlarla da öne çıktı. Gerek ülkelerin karşılıklı mesajları gerekse siyasilerin futbol üzerinden güç gösterileri turnuvaya damga vurdu.
Aslında kupa boyunca en çok sorgulanan FIFA Başkanı Gianni İnfantino ve bağlantıları oldu. Arjantin yönetiminin Siyonist yaklaşımları nedeniyle korunduğu ve bu nedenle finale kadar çıktığı söylentileri futbol dünyasında çokça konuşulur oldu. Arjantin aleyhine hiçbir pozisyon için VAR’a gidilmemesi dikkat çekici bir ayrıntıydı. FIFA-Arjantin arasındaki bağlantının ise Trump tarafından kurulduğu ise ayrıca konuşulan konular arasında.
Trump’ın Belçika maçı öncesi İnfantino’yu arayarak ABD’li futbolcu Folarin Balogun’un cezasının görülmemiş bir şekilde erteleletmesi Dünya Şampiyonası’na gölge düşürdü. Oysaki son 32 turunda oynanan ABD- Bosna-Hersek maçında Folarin Balogun, Bosnalı oyuncu Tarik Muharemoviç'in ayağına bastığı gerekçesiyle doğrudan kırmızı kart görmüş, kurallar gereği de Balogun bir sonraki Belçika maçında cezalı duruma düşmüştü. Trump-İnfantino arasındaki telefon görüşmesi sonrası cezanın ertelenmesi bütün dünyada şaşkınlık yarattı.
UEFA kararı “eşi benzeri görülmemiş, anlaşılmaz ve savunulamaz” olarak nitelendirerek FIFA'yı çok sert şekilde eleştirdi. UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, durumu protesto etmek amacıyla Dünya Kupası finalini boykot etti.
Eğer Belçika, ABD’yi farklı şekilde mağlup etmese ve Balagun’un golleriyle ABD Belçika’yı elese bugün futbol adına çok farklı şeyler konuşuluyor olabilirdi.
Bunun da sorumlusu tabii ki İnfantino olacaktı. İnfantino, şaibeli FIFA yönetimlerinden sonra başa geçince dünya futbolu için çok daha iyi şeyler yapması beklenen bir kişilikti. Fakat son Dünya Şampiyonası ile birlikte özellikle Avrupa ülkelerinin bütün desteğini kaybetmiş durumda.
Trump ile kişisel ilişkileri İnfantino’yu sorgulatır hale getirdi. FIFA tarafından Trump’a şampiyona öncesi “FIFA Barış Ödülü” verilmesi hala gündemde. Infantino, her fırsatta Trump’a övgüler yağdırırken Trump’da yakın dostunu BM Genel Sekreteri olarak aday gösterecek kadar vefasını gösterdi.
Bu kişisel ilişki ABD Kongre’sine kadar taşındı. Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi'nin Demokrat üyesi Jamie Raskin, FIFA Başkanı Gianni Infantino hakkında soruşturma başlattı ve futbolun yönetim organı ile Donald Trump ve yönetimi arasındaki bağları detaylandıracak belgeler talep etti. The Guardian’ın haberine göre Raskin, pazar günü Infantino'ya yazdığı bir mektupta, FIFA'dan Trump ve ortaklarına sağlanan hediyeler, ödemeler veya menfaatlerle ilgili tüm belgeleri ve yazışmaları, ayrıca geçen yıl satın aldığı Trump Tower'daki FIFA ofis alanının ziyaretçi kayıtlarını sağlamasını istedi. Komite ayrıca Infantino'nun yazılı bir röportaj vermesini de talep etti.
Raskin, Infantino'ya yazdığı mektupta, “FIFA başkanı olarak seçilmeniz, dünya futbolunun itibarını zedeleyen on yıllarca süren yolsuzluk ve skandal kültüründen kırmızı kartla ayrılmış bir nokta olmalıydı,” diye yazdı. “Bunun yerine, görevinizin başlangıcında, FIFA'nın etik koruma mekanizmalarını ortadan kaldırdınız ve üyelerinin çoğunu görevden alarak örgütün etik komitesini işlevsiz hale getirdiniz. Bu şeffaflık ve denetim eksikliği, o zamandan beri New York Üniversitesi hukuk profesörü ve eski etik komite üyelerinizden birinin ‘yasal rüşvet' olarak tanımladığı taktiklerle Trump yönetimine yaranmanıza zemin hazırladı.”dedi.
Avrupa’nın desteğini kaybeden Infantino 2027 seçimlerinde tekrar FIFA Başkanlığı’na aday olacağını belirtti. FIFA’da üye her ülkenin 1 oy hakkının olmasına güvenen Infantino sarsılmış güven ortamı içerisinde futbolu daha ne kadar yönetebilecek önümüzdeki günlerin futbol adına en büyük sorusu.





