Dünya deniz gücü sıralaması

MDN İstanbul
  • |

Rusya’da bulunan “Primakov Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Ulusal Araştırma Enstitüsü – Primakov National Research Institute of World Economy and International Relations (IMEMO)” tarafından 2021’den bu yana yayımlanan, dünyada ilk 100 ülkenin deniz gücüne ilişkin yıllık değerlendirmeler içeren dizi raporların sonuncusu Kasım 2025’de “THE IMEMO SEA POWERS’ RANKINGS 2025 2.0” başlığıyla yayımlandı. Bahse konu rapor, 1 Ocak 2025 itibarıyla bu ülkelerin deniz gücüne yönelik yıllık niceliksel değerlendirmesinin, önceki yıla ait nihai bazı verilerin yakın zamanda belli olmasından ötürü yeni bir sürümünü (2.0) içermektedir. Yazımda, dünyadaki ve bölgemizdeki deniz temelli gelişmelerde öne çıkan aktörlere ait deniz gücü açısından raporda yer alan dikkat çekici hususların bir özetini yaptım. 

Sıralama esasları

Rapordaki değerlendirmeler, ülkelerin toplam deniz gücünü ölçmek amacıyla geliştirilen bir endeksler sistemine dayanmaktadır. Bu sistemin en üstünde; bir ülkenin denizi kontrol etme, deniz alanları üzerinde yetki kullanma ve denizi çeşitli amaçlarla kullanma kabiliyetlerinin toplamı olan, deniz gücünün durumunu ortaya koyan Deniz Gücü Endeksi (DGE) yer almaktadır. DGE, üç ana bileşene ayrılarak ele alınmaktadır: Deniz Kaynakları Endeksi (DKE), Deniz Araçları Endeksi (DAE) ve Denizcilik Faaliyetleri Endeksi (DFE).

– DKE: Sahip olunan deniz alanlarının büyüklüğü, bu alanlarda deniz tabanındaki mineral kaynaklar ele alınmaktadır. DGE’de ağırlığı yüzde 10 ve  kategori sayısı dörttür.

  1. Kontrol edilen suların (iç sular, karasuları, takımada denizi) büyüklüğü
  2. Münhasır ekonomik bölge (MEB) büyüklüğü
  3. Açık deniz petrol kaynakları
  4. Açık deniz doğal gaz kaynakları

– DAE: Deniz kaynaklarına sahip olmak, korumak ve keşfetmek için gerekli olan deniz araçları ele alınmaktadır. DGE’de ağırlığı yüzde 45 ve iki ana kategori altında toplam 18 kategori mevcuttur. 

 “Donanma” ana kategorisinde;

  1. Denizaltı gücü
  2. Hava desteği
  3. Açık deniz harp filosu (Açık deniz koşullarında uzun süre etkili olabilen büyük tonajlı su üstü gemileri ve denizaltılar)
  4. Ateş gücü (Su üstü ve denizaltı gemilerinin, gemiden gemiye ve kara hedeflerine yönelik füzeleri/güdümlü mermileri, torpidoları ile 57 mm ve üzeri toplarının atışları)
  5. Balistik füze savunması (BMD) (Deniz kuvvetlerinin atmosfer dışı balistik füzeleri imha etme yeteneği)
  6. Uzun menzilli taarruz (Suüstü hedeflerini 1.000 km’den, hava hedeflerini 100 km’den uzak mesafeden vurabilme yeteneği)
  7. Refakat harekâtı (Deniz kuvvetinin denizaltı savunması, hava savunması ve süratli taarruz gemilerine karşı harekât yapabilme yeteneği) (Uçak gemilerine sağlanan destek gibi)
  8. Açık deniz harekâtı (Dost ülkelerdeki üsleri kullanmaksızın uzun süre açık denizde faaliyet gösterebilme yeteneği, denizde ikmal ile desteklenir)
  9. Yurtdışında görevlendirilen/konuşlandırılan güç (dünyanın herhangi bir yerinde amfibi harekât yapabilir)
  10. Mayın karşı tedbirleri (MCM) (Deniz mayınlarını tespit etme, arama ve imha etme kabiliyeti)
  11. Hücumbot filosu (Küçük tonajlı savaş gemileri ve botları. Sadece kıyı sularında etkili olabilir ve yalnızca gemiden gemiye ve kıyıdaki hedeflere taarruz kabiliyetine sahiptir)
  12. Amfibi güç (dost kara yakınlarındaki kıyılarda amfibi harekât)
  13. Personel
  14. Askerî gemi inşası

Komutanların liderlik yetenekleri ve personelin kalitesi bir savaşta üstünlüğü belirleyen iki temel faktördür. Ancak bu faktörleri sayısal olarak ortaya koymak çok zordur. Bu nedenle rapordaki donanmalar değerlendirmesi, savaş etkinliğinin bir ölçütü olarak yorumlanmamalıdır. Savaş etkinliği, muhasıma karşı kazanma kapasitesinin sayısal ifadesidir. Tarihte, güçlü ve iyi donanımlı görünen donanmaların, nitelik zafiyetinden dolayı yenilgiye uğradığı birçok örnek vardır. Bu araştırmada bahse konu iki nitelik hakkında bilgi olmadığından, yalnızca savaşı yürütebilecek kuvvetlerin görünür envanteri, yani “görünür” veya “varsayılan” donanma gücü değerlendirilmiştir. Varsayılan donanma gücü, bir ülkenin barış zamanında denizdeki politikasını yürütme kapasitesinin önemli bir parçasını oluşturur. Daha güçlü görünen bir donanma, diplomatlarının argümanlarını daha ikna edici kılar ve karşı taraf iddialarını sunmadan önce daha temkinli davranmak zorunda kalır.

 “Deniz Araçları” ana kategorisinde;

15. Denizde kolluk kuvvetleri (barış zamanında denizlerde devriye ve hukukun uygulanmasını sağlamak amacıyla görevlendirilmiş gemiler ve uçaklar)

16. Nükleer tahrikli filo (hem askeri hem de sivil nükleer tahrikli gemiler)

17. Arktik ve Antarktika filosu (buz kıran gemileri, özel inşa kutup araştırma gemileri ve kutup devriye gemileri)

18. Araştırma ve keşif filosu (özel gemiler)    

– DFE: Ülkelerin çeşitli amaçlarla yürüttükleri denizcilik faaliyetleri ele alınmaktadır. DGE’de ağırlığı yüzde 45’dir ve 18 kategoriden oluşmaktadır.

  1. Ulusal ticaret filosu
  2. Ulusal bayrak altında ticaret filosu
  3. Deniz taşımacılığı hizmetleri ihracatı
  4. Ticaret filosu zabitanları
  5. Ticaret filosu personeli
  6. Sivil gemi inşası
  7. Yeni inşa sivil gemi ihracatı
  8. Yeni inşa sivil gemi tedariki
  9. Konteyner gemisi elleçlemesi
  10. Yük gemisi elleçlemesi
  11. Yolcu gemisi elleçlemesi
  12. Balıkçılık
  13. Denizde su ürünleri yetiştiriciliği/üretimi
  14. Balık ihracatı
  15. Deniz enerjisi kapasitesi
  16. Açık deniz petrol üretimi
  17. Açık deniz doğal gaz üretimi
  18. Yelkencilik

Denizcilik faaliyetlerinin önemli bir kısmının ölçeği karasal ekonomi sektörlerinden gelen talebe doğrudan bağlıdır. Örneğin 2018-2020 yılları arasında petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ham petrol tankerlerine olan talebin daha yüksek dalgalanmasına yol açmıştır. Sonuç olarak, bu gemilerin kullanımı aylara göre ciddi şekilde artmış veya azalmıştır.

Ülkelerin sıralamadaki konumlarını hesaplamak için parasal değer yerine fiziksel ölçüler kullanılmıştır. Çünkü denizcilik faaliyetleri çoğunlukla ülke sınırları dışında yürütülür ve parasal istatistikler çoğu zaman ülkelerin fiili katkısını doğru yansıtmaz. Örneğin; bir ülkenin deniz taşımacılığı hizmetleri ihracatının parasal değeri, o ülkenin dünya pazarındaki rolünü göstermek için kullanılır. Ancak bu istatistikler sadece ödemelerin ilgili ülke sakinleriyle yabancı kişiler arasında yapılan kısmını gösterir. Deniz taşımacılığı hizmetleri genellikle çok katmanlı ve birçok yargı bölgesinde kayıtlı yapılar aracılığıyla sağlanır. Gemi sahipleri çoğunlukla hizmeti kendileri vermez, gemilerini kiraya verir. Çoğu ticari gemi, gemi sahibinin ülkesi dışında başka bir ülke bayrağı altında kayıtlıdır. Ayrıca, gemileri işleten özel şirketler veya alt yükleniciler aracılığıyla hizmet verilir; bu süreçte kiracılar kiraladıkları gemileri yeniden alt kiracılara verebilir. Deniz taşımacılığı kategorisinde bir ülkenin rolünü değerlendirmek için sadece parasal değer yeterli değildir. İlave olarak ülke merkezli ticari filo büyüklüğü ve ülke bayrağı altında kayıtlı filo büyüklüğü de dikkate alınmalıdır. Bu iki unsur ise fiziksel ölçülerle değerlendirilmektedir.

Hesaplama modeli olarak; her bir alt endeks, bir ülkenin deniz gücündeki sıralamasına nicel değerlendirme sağlayan kendi kategori setiyle tanımlanmakta ve DGE’yi hesaplamak için toplamda 40 kategori kullanılmaktadır. DGE’de, bir ülkenin her kategorideki sıralama ölçütü dünya toplamı içindeki payıdır. Dünya toplamındaki her yüzde pay için ülkeler belirli sayıda puan almakta ve tüm kategorilerdeki puanların toplamı, ülkenin deniz gücündeki sıralamasını göstermektedir.

DKE

Suudi Arabistan, en büyük açık deniz petrol kaynaklarına sahip olması sebebiyle DKE’de lider konumda iken, Katar ikinci sıradadır. ABD, en büyük MEB’e sahip olmasından ötürü üçüncü sırada, Rusya ise kontrol edilen suların büyüklüğü ve büyük açık deniz gaz kaynakları sebebiyle dördüncü sıradadır. 2024’de İran, Kuveyt, Namibya ve Fildişi Sahili açık denizlerinde yeni petrol ve gaz rezervleri keşfedildiğinden DKE’lerinde artış olmuştur.

Kasım 2024’te uzun yıllardır süren bir ihtilaf çözüme kavuşmuş ve bu kapsamda Birleşik Krallık, Chagos Takımadaları’nı Mauritius’a (Hint Okyanusu‘nda Afrika anakarasının yaklaşık 2000 km açığında bir ada ülkesi) devredeceğini açıklayarak Mayıs 2025’te devir anlaşması imzalanmıştır. Sahip olunan deniz alanındaki değişim esaslı gelişme Birleşik Krallık’a DKE’de puan kaybettirmekle birlikte anlaşma gereğince, Diego Garcia Adası’nda bulunan Birleşik Krallık-ABD ortak askeri üssü en az 99 yıl süreyle Birleşik Krallık’a kiralanmıştır.

DAE

Deniz araçları; deniz savaşını yürütebilmek, ilgili denizlerde hukukun uygulanmasını sağlamak, okyanusu araştırmak ve incelemek ile Arktik ve Antarktika’da faaliyet göstermek yeteneklerini sağlamalıdır. Bu yetenekleri niceliksel olarak değerlendirmek için DAE geliştirilmiştir.

Ana iki kategoriden ilki olan Donanma kategorisinde; en büyük donanmaya sahip olan ABD’yi, sırasıyla Çin, Rusya ve Japonya takip etmektedir. ABD’nin 75 yılı aşkın süredir lider konumda olduğu söylenebilir. ABD, 14 kategoriden 11’inde lider konumda olup, bir kategoride ikinci sıradadır. Çin, 2 kategoride lider konumda olup 9 kategoride ikinci sıradadır. Rusya ise yalnızca bir kategoride birinci, iki kategoride ise ikinci sıradadır.

Son on yılda Çin’in donanma büyüme oranları ABD’den belirgin şekilde yüksek olmakla birlikte, geçen yıl bir yavaşlama gözlenmiştir. Benzer şekilde Rusya’nın da puanında düşüş olmuştur. Bu üç deniz gücünün söz konusu dinamiklerinde esas etkili olan kategori, askeri gemi inşa faaliyetleri olmuştur. Nitekim inşa edilen savaş gemisi sayılarına; küçük savaş gemileri, çıkarma gemileri ve denizde ikmal gemileri dahil olmamakla birlikte, askeri gemi inşası kategorisine dahil edilmektedir.

2015-2019 döneminde Çin; 1 uçak gemisi ve 5 nükleer tahrikli denizaltı (SSN) dahil olmak üzere 84 savaş gemisi inşa ederken, ABD; 1 uçak gemisi ve 6 SSN dahil olmak üzere 24 gemi, Rusya; 1 SSN dahil 16 gemi inşa etmiştir. 2020-2024 döneminde ise Çin; 2 SSN dahil olmak üzere 74 savaş gemisi inşa ederken, ABD; 6 SSN dahil olmak üzere 30 savaş gemisi, Rusya; 9 SSN dahil 31 savaş gemisi inşa etmiştir. İki dönem karşılaştırıldığında, Çin’in donanma inşa hızının yavaşladığı, ABD ve Rusya’nın ise hız kazandığı görülmektedir. 2024’te Rusya’da savaş gemisi inşasında bir yavaşlama gözlenmiş, yalnızca 1 SSN dahil 4 savaş gemisi hizmete alınmıştır. ABD ise 1 SSN dahil 6 savaş gemisi inşa etmiştir. Çin, geçen yıl sadece bir savaş gemisi hizmete almıştır. Bununla birlikte, 2025’in ilk on ayında Çin, tekrar askeri gemi inşa kategorisinde büyüme aşamasına girmiş görünmekte ve 9 savaş gemisi hizmete girmiştir. Bazı göstergeler, Çin’in SSN’lerin seri üretimini önceki dönemlere kıyasla daha yüksek oranlarda başlatmaya çalıştığını göstermektedir. Ayrıca yıl sonuna doğru Çin’in üçüncü uçak gemisi hizmete girmiştir.

Hangi donanmanın daha büyük olduğu tartışması güncel bir tartışmadır; “Amerikan donanması mı yoksa Çin donanması mı daha baskın?”. Önceki yılların donanma kategorisindeki dinamikler dikkate alındığında ve ABD ile Çin arasında gerçek bir deniz silahlanma yarışı yaşanmayacağı kabul edilirse, Çin’in ABD ile eşit seviyeye gelmesi muhtemelen 2040’ların ortalarından önce gerçekleşmeyecektir. Bu “iyimser olmayan” tahminin nedeni, Çin’in kaç adet uçak gemisine sahip olmak istediğinin bilinmemesi ve ülkede başlatılması muhtemel SSN seri üretiminin ne ölçekte olacağının kestirilememesidir. ABD planları da belirsizlik yaratmaktadır. Pentagon, üç yıldır büyük ve yaşlı gemileri zamanından önce hizmet dışına çıkararak yeni inşa için fon açmayı sürdürmektedir. Bu durum, önümüzdeki üç-dört yıl içinde ABD Donanması’nın küçülmesine yol açacaktır. Orta vadede savaş gemisi sayısını artırma planları olsa da, inşa hızları ve son iki yılda ’ye yükselen yüksek enflasyon, bu hedefin gerçekleşmesini ertelemektedir. Bu nedenle, ABD’nin donanma hesaplamalarında yakın yıllarda öncelikle iç faktörlerin etkisiyle bir düşüş beklenmektedir.

Dış faktörler açısından, Çin’in yanı sıra ABD’nin müttefiklerinin uzun menzilli taarruz kapasitesindeki gelişimi de önemlidir. Donanma kategorisinde ABD’nin payı, 100 ülkenin toplam kapasitesinin yaklaşık yüzde 61’idir. Ancak 2024 sonundan itibaren Avustralya Donanması, ABD’den Tomahawk seyir füzeleri almaya başlamış, 2026 baharından itibaren Japonya gemilerini bu füzelerle donatmaya başlayacak, ardından Hollanda ve Almanya da benzer planları değerlendirmeye başlamıştır. Tüm bu planlar hayata geçtiğinde, bahsedilen ülkelerin uzun menzilli saldırı kategorisindeki payı artacak ve ABD’nin payı düşecektir.

2024’te birçok ülkenin savunma bütçeleri artmaya devam etse de, donanmalar bundan çok az faydalanmıştır. Harcama artışı esas olarak enflasyonu telafi etmek, uçak sistemleri edinmek veya mühimmat stoklarını yenilemek için yapılmıştır. Bu nedenle, savaş gemisi sayısında belirgin bir artış yoktur, çoğu ülke sadece yaşlanan gemilerin yerine koymak üzere yeni gemi inşasına yönelmiştir.

Bahsetmeye değer bir diğer konu, Hindistan’ın üçüncü uçak gemisini ve iki SSN inşa etme planlarını açıklamasıdır. Ancak bunlar için henüz bütçe tahsisi yapılmamıştır. Brezilya ise Haziran 2024’te ilk ulusal SSN inşasına başladığını resmen duyurmuştur. Tüm bunlar her iki ülke için de ancak 2030’ların başında puan kazandıracaktır.

Bir önceki raporda, Kasım 2023’den itibaren Husi hareketinin Kızıldeniz’den geçen ticaret gemilerine saldırıyla ilgili sorunlardan bahsedilmişti. Yine de Yemen, donanma kategorisinde ilk 100 listesinde yer almamaktadır. Geçen yıl yaşananlar da, Yemen’in bu kategorideki konumunu değiştirmek için güçlü bir gerekçe olmadığını doğrulamaktadır. Hesaplama, açık istatistiksel verilere dayanmaktadır; ancak Husilerin hangi deniz silahlarına sahip olduğu hakkında yeterli bilgi yoktur. Üstelik bu silahları üretim kapasitesine sahip olmadıkları açıktır ve muhtemelen İran tarafından temin edilmektedir. İran ise donanma kategorisinde tarafsız şekilde değerlendirilmektedir. Açıkça görülüyor ki, uluslararası deniz trafiğini etkileyen asıl “silah” Yemen’in coğrafi konumu olmaktadır.

Nükleer tahrikli filo kategorisinde lider olan ABD’yi, Rusya ve Çin takip etmektedir. Rusya haricinde hiçbir ülkenin sivil nükleer tahrikli gemisi bulunmamaktadır. 2024’de dünyada beş adet nükleer tahrikli gemi inşa edilmiştir: Rusya’da iki, ABD, Fransa ve Hindistan’da birer gemi hizmete girmiştir. Uzun vadede Avustralya, ABD’den nükleer takatli gemiler temin etmeyi ve 2040’a kadar yerel olarak inşa etmeyi planlamaktadır. Ancak Eylül 2025’te ABD, yıllık SSN üretim hızını 2,3 gemiye çıkarmak amacıyla nükleer gemi inşa önceliklerini gözden geçirmeye başlamıştır. Bu karar sonucunda, ABD’de Avustralya için gemi üretim kapasitesi kalmayacaktır ve bu durum, Avustralya Donanması’nın SSN’leri hizmete alma süresini 2040’ların ortalarına kadar geciktirebilecektir. Brezilya, ilk ulusal nükleer tahrikli denizaltısını 2034’te hizmete almayı planladığını resmi olarak duyurmuştur. Japonya, 2025 sonbaharında nükleer politikasını gözden geçirmeye başlamıştır, bu da yakın gelecekte ülkede nükleer tahrikli denizaltı inşa edilmesine yol açabilecektir.

Uluslararası MARPOL sözleşmesi geçen yıl, deniz taşımacılığının karbon salımını azaltmak amacıyla gemi takat yakıtları için gereklilikleri ciddi şekilde sıkılaştırmıştır. Bu durum, nükleer takatler de dahil olmak üzere alternatif gemi takatleri üzerine çalışmaları teşvik etmiştir. Ancak ticari gemilerde bu tür nükleer takatlerin geleceğini tahmin etmek zordur.

Araştırma ve keşif filosu kategorisinde Çin birinci iken, onu Rusya takip etmektedir. Bununla birlikte donmuş denizleri keşfetme kapasitesi açısından Rusya güçlü bir üstünlüğe sahiptir ve yeni gemiler inşa etmektedir. Arktik ve Antarktik filosu kategorisinin toplam puanının yaklaşık yarısı Rusya’ya aittir. Kanada ikinci sırada, ABD ise üçüncü sıradadır. Norveç, Brezilya ve Arjantin, bu kategoride yeni gemiler inşa etmeye devam etmektedir. 2024’te Şili yeni bir buz kıran gemisini hizmete almıştır. Ayrıca Almanya ve Japonya yeni kutup araştırma gemileri inşa etme planlarını açıklamıştır.

DFE

18 kategoriden 10’unda lider olan Çin, birinciliğini korumaktadır. Devamında sıralama; Güney Kore, ABD, Japonya, Norveç, Endonezya, Birleşik Krallık, Singapur, Yunanistan, Almanya ve Rusya şeklindedir.

Çin’in bu ilerleme hızıyla kıa süre içerisinde DFE’de tüm kategorilerde lider olacağı öngörülmektedir. Halihazırda Çin bazı kategorilerde, dünya toplamının yarısından fazlasına sahiptir; deniz ürünleri yetiştiriciliğinde yüzde 59 ve sivil gemi inşasında yüzde 53 gibi. Nisan 2025’te ABD, Çin gemi inşa sektörüne gümrük önlemleri getirmiştir. Bahse konu önlemler, Çinli şirketlerin sahip olduğu veya işlettiği gemiler ile Çin’de inşa edilen gemiler için ekstra ücretleri içermektedir. Önlemler Çin gemi inşasını olumsuz etkileyebilir ancak, ABD’nin kendi gemi inşası için çok olumlu bir etkisinin olması beklenmemektedir.

Diğer yandan Temmuz 2025’te yapılan anlaşmaya göre Güney Kore, ABD ekonomisine 350 milyar USD yatırım yapacaktır. Anlaşma gereğince Güney Koreli gemi inşa firmalarının ABD’de kuracağı yan kuruluşlar, yerel gemi montajı yapacaktır. Bu durum kısa vadede ABD’ye DFE puanında ek katkı sağlayabilir, ancak sıralamada büyük değişiklik yaratması olası değildir.

Kıyısı olmayan ülkeler de ulusal şirketler aracılığıyla deniz faaliyetleri yürütmektedir. Nitekim en başarılı örnek olarak 37. sıradaki İsviçre gösterilebilir.

DKE + DAE + DFE = DGE

Rapora göre DGE sıralamasında ilk 10 ülke, ilk 100 ülkenin toplam deniz gücünün yaklaşık yüzde 58’ini oluşturmaktadır. Lider Çin’in payı yüzde 16,4, ikinci sıradaki ABD’nin payı  yüzde 15,1 ve üçüncü sıradaki Rusya’nın payı ise yüzde 6,6’dır. Dördüncüden itibaren sıralama ise; Japonya, Güney Kore, Birleşik Krallık, Endonezya, Norveç, Fransa ve Hindistan şeklindedir.

Yakın zamana kadar bir numaralı deniz gücü olan ve dünyanın en büyük donanmasına sahip ABD’de, DAE deniz gücüne en büyük katkıyı sağlamaktadır. Aynı durum, sıralamada üçüncü sırada yer alan Rusya için de geçerlidir. Buna karşılık Çin’in deniz gücü, büyük ölçüde denizcilik faaliyetlerine dayanmaktadır. Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık’ın da deniz gücüne en büyük katkıyı denizcilik faaliyetleri sağlamaktadır. Sıralamada yedinci ve sekizinci sırada yer alan Endonezya ve Norveç, arkalarında yer alan Fransa ve Hindistan’dan daha küçük donanmalara sahip olmalarına rağmen, denizcilik faaliyetlerinin büyüklüğü sayesinde  sıralamada bu iki ülkeyi geride bırakmayı başarmıştır.

Geçen yılın sonuçlarına göre DGE’de meydana gelen değişiklikler ve birçok ülkenin puanlarını önemli ölçüde etkileyen başlıca faktörler birkaç başlıkta toplanmaktadır. Öncelikle, Yemen’deki Husiler’in Kızıldeniz’den geçen ticaret gemilerine yönelik saldırıları öne çıkmaktadır. Nakliye şirketleri, gemilerini Afrika çevresinden dolaştırmak suretiyle önlem almıştır. Daha uzun mesafe, Avrupa, Tayvan ve Singapur’daki birçok nakliye şirketinin kârlarının önemli ölçüde artmasına yol açmış, bu ülkelerin DFE puanları yükselmiştir. DFE’nin artmasına katkı yapan bir diğer etken, bazı ülkelerde açık deniz rüzgâr enerjisi üretim kapasitesinin yüksek hızla artmış olmasıdır. Hollanda, Almanya ve Fransa ile Tayvan bu durumdan en çok yararlanan ülkeler olmuştur. Rusya’nın DFE’deki düşüşü, Rus denizcilik sektörüne uygulanan çeşitli yaptırımlar göz önünde bulundurulduğunda beklenen bir durumdur.  

Tüm hesaplanan dönemler için DGE dinamiklerine dayanarak, ABD için uzun vadeli tahmin; Çin’in gerisinde yavaş yavaş kalmaya devam edecek, ancak Rusya’ya karşı belirgin üstünlüğünü sürdürecektir.

Doğu Akdeniz’e kıyıdaş başat ülkelerin DGE ve alt kategorilerdeki sıralaması ise aşağıdaki tabloda olduğu gibidir:

 DKEDAEDFEDGE
Yunanistan5420 (Donanma 17)914
Türkiye5311 (Donanma 11)3024
Mısır3019 (Donanma 15)4130
İsrail3641 (Donanma 34)3939

Kaynakça

Alexander P. Polivach and Pavel A. Gudev. The IMEMO Sea Powers’ Rankings 2025 (2.0). Moscow: IMEMO, 2025. DOI 10.20542/978-5-9535-0642-7. https://www.imemo.ru/en

Bunu Paylaşın