Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin ilk kadın kaptanı Sedef Esra Ulutürk Dinç, sorularımızı yanıtladı.
Kadın denizcilerin sektörde karşılaştıkları zorluklardan bahsedebilir misiniz?
Denizcilik Mesleği; hiyerarşik düzenin hakim olduğu, disiplin, donanım, fiziksel ve psikolojik dayanıklılık gerektiren, dünyanın en zor ve riskli mesleklerinden biridir..
Kadınlar; “Kadın denizcilere yaşatılan, Kadınlara özel” zorluklarla karşılaşmasa; erkek meslektaşları gibi; Denizcilik mesleğini seçen kadınlar denizciler için de; ağır deniz şartlarıyla/doğa olaylarıyla mücadele etmek, sevdiklerinden ve karadan günlerce aylarca uzak kalarak kapalı bir kutu içinde misali çalışma ortamına adapte olmak, sadece erkeklerden oluşan bir ortamda görevini yapmak gibi, mesleğin kendine has zorluklarıyla karşılaşıyorlar diye bir cevap vererek denizcilik mesleğini kadın – erkek her insan için zor ve yıpratıcı bir meslek olduğunu anlatırdım size…
Fakat ne yazık ki; kadınlar için denizcilik mesleğinin zorluğu, sadece mesleğin doğasında olan zorluklardan ibaret değil. Gemilerde Profesyonel Denizci Kadının adı yokken, tek başıma tüm zorlukları ilk deneyimleyen bir kadın denizci olarak, mesleğe ilk adım attığım 90’lı yıllara kıyasla azalsada, günümüzde kadın denizcilerin geçmişte bizlerin yaşadığı benzer zorluklarla halen karşılaşıyor olduklarını görmek üzücü…. Gemide istenmeme, sözlü veya fiziksel taciz, psikolojik şiddet, mobbing, yalnızlık ve dışlanmışlık hissi sebebiyle kadın denizcinin sürekli kendini ispatlama çabası, tüm gözlerin üzerinde olması psikolojik olarak çok zorlayıcı. Gemilerde çalışmak iş değil daha ziyade yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzı/ çalışma tarzı , gemi hayatı; Gemide uzun süre kalma; iş-aile dengesi, aile yaşamı, hele ki annelik; kadın denizciler için gemide çalışmayı dahada zorlaştıran faktörlerdir.
Ben, Denizcilik Fakültesinin kız öğrenci kabul etmediği 1989 yılında büyük zorluklar ve engellerle karşılaştım evet ama; günümüzde UAB tarafından yetkilendirilmiş; özel denizcilik eğitim merkezi, denizcilik lisesi, önlisans, lisans programlarının tümüne kadın öğrenci kabul ediliyor ve kadın öğrencilerde erkek öğrenciler gibi bu kurumlarda eğitim alıyor, Yeterliğini hakederek T.C.Gemiadamı Cüzdanına haiz Gemiinsanı olarak aynı statü ve haklara sahip oluyor.
Bu bağlamda artık, mesleğin cinsiyeti değil başarıyla görevini yapabileninin konuşulması ve cinsiyet ayrımcılığının asla yapılmamamsı gerekiyor. Sektörde aktif görev yapan kadın denizci profili bu kadar yükselmişken ; halen “erkek egemen sektör”, “erkek mesleği” denilerek, bazı şirketlerce “kadın stajyer almıyoruz”, “kadın çalıştırmıyoruz”, “kadın nasılsa ileride evlenip çocuk yapacak ve bırakacak, erkek daha uzun yıllar çalışır” gibi; “kadın” olması sebebiyle cinsiyetçi yaklaşımları kabul etmemiz mümkün değildir. Sanki birkaç yıl çalıştıktan sonra mesleği bırakıp karaya geçen erkek denizciler yokmuş gibi bu afaki yaklaşımlar, bakış açısı ve zihniyet değişsin artık. Öncelikle “Gemiadamı değil Gemiinsanı”!!
Birçok sektörde sıklıkla tartışılan eşit ücret konusunun denizcilik sektöründeki yansımaları nelerdir?
Denizcilikte ücretler; pozisyon ve sözleşme esaslıdır. Kadın denizciler sayıca az olsada; erkek meslektaşlarımızla aynı şartlarda aynı gemide/denizcilik sektöründe çalışıyoruz, aynı statü ve haklara sahibiz. Aynı görev, aynı sorumluluk ve aynı yeterlik düzeyinde çalışan herkes eşit ücrete tabiidir. Denizcilikte çalışma sistemi , vardiyalar, maaşlar, görev dağılımı ve görev tanımı nettir kişiye göre değişmez. Herşey Ulusal ve Uluslararası Mevzuatlar, Sözleşmeler ve Yönetmeliklerle belirlenmiştir. Asıl mesele, işe; kadın-erkek eşit erişimin sağlanmasıdır.
Kadınların, denizcilik sektöründe fırsat eşitliği yakalayabilmesi için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
Fırsat eşitliğini güçlendirmek , sesimizi duyurmak, hep birlikte güçlenmek, olumlu olumsuz tüm deneyimlerimizi çekinmeden paylaşmak ve sürdürülebilirlik amacıyla, birlikte hareket etmemizin çok önemli ve gerekli olduğunu düşünerek; meslekte aktif çalışmış ve çalışan kadınlar bir araya gelerek Kurucu Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğum “Kadın Gemi Kaptanları Mühendisleri ve Denizciler Derneği”mizi kurduk. Henüz 1 yıllık bir derneğiz. Dernek olarak güçlü bir mesleki dayanışma ağı kurmak ; aynı zamanda denizcilik sektöründe köklü bir zihniyet dönüşümü gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Kadınların bu alanda karşılaştığı görünmez sorun ve engelleri görünür kılmak ve çözüm üretmek öncelikli hedeflerimizden biri. Bu kapsamda, denizcilik eğitimi alan genç kadınlara yönelik uzun soluklu mentorluk ve rehberlik programları yürütüyoruz, stajdan gemiye çıkış sürecine kadar her aşamada yanlarında olma gayretindeyiz. Sektörde kadın istihdamını artırmak için armatörler, tersaneler ve eğitim kurumlarıyla aktif iş birliği projelerimiz var. Güvenli çalışma koşulları, önyargısız bakış açısı ve meslekte cinsiyet eşitliği gibi konularda somut adımlar atılması, kadın denizcilerin yaşadığı sorunlara ilişkin konuları ilgili merciler ve resmi makamlar nezdinde görünür kılarak hem kamuoyunun hem de karar vericilerin dikkatine sunuyoruz. Paneller, konferanslar ve medya çalışmaları aracılığıyla genç kızlara “bu meslek senin için de mümkün, bizler başardık sende başarabilirsin’” mesajını vermeye çalışıyoruz. Rol modellerin çoğalmasının; kadınların cesaretini ve sektöre olan aidiyetini güçlendirdiğine inanıyorum.
Kişisel olarak soruyorum, cinsiyetiniz nedeniyle ayrımcılık yaşadığınızı hissettiniz mi? Görev dağılımı yapılırken negatif ya da pozitif ayrımcılığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?
Evet. Benim bütün hikayem ve mücadelem, mesleğe adım atmaya, tarihsel olarak erkek egemen sektöre adım atarak, alışılagelmiş tabuları yıkmaya karar verdiğim andan itibaren ayrımcılık üzerine kurulu.
Ben, karşımda kocaman bir “erkek egemen sektör” karşısında tek başıma; “erkek mesleği, kadın yapamaz, imkansız”dan başka birşey duymadım. T.C. Devleti Türk Bayraklı Yolcu/Cruise Gemilerine , onların AyYıldızlı Çift Çapalı Sarı Bacalarına olan aşkım ve hayranlığım sebebiyle, genç yaşta ayrımcılık ve cinsiyet eşitsizliğiyle karşı karşıya geldim tabi.
Ayrımcılığı tokat gibi hissettiğim ilk an; 1989 yılında Liseden mezun olup “bende kaptan olabilir miyim?” diye sorduğumda aldığım cevaptı: “Hayır! Denizcilik fakültesine girmenin ilk şartı erkek olmak!”..
Buna kim karar vermişti? Nedendi? Niçindi? derken bu durumu kabullenemedim, çünkü Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk Kadınına birçok Avrupa ülkesinden önce 1926 Yılında Türk Medeni Kanunuyla erkeklerle eşit olma hakkı olmak üzere birçok haklar vermişti; “Kadın- Erkek eşittir” demişti. 1934 Yılında ise seçme ve seçilme hakkı vermişti. Çağdaş ve aydın bir ailede yetişmiş, haklarımı bilen bir genç kız olarak; başkalarının istediği yerde değil kendi istediğim yerde kendimi görmek istediğim için bu duruma başkaldırdım ve değişimi başlatan kişi oldum. Kadın Denizci bir Rol Modelim yoktu, ama hepimizin Rol Modeli Atatürk vardı. Cumhuriyet değerlerinden güç alan bir kadın olarak kendi çizgimi belirledim ve Denizci Kadın olarak kendim Rol Model oldum. İlk ve tek olmanın ağır sorumluluğuyla disipilnli, donanımlı ve dikkatli olmaya özen gösterdim. Bana bir erkek olarak; “istersen yapabilirsin, korkma, cesaret ve azim herşeyi aşar” diyen sadece babamdı. Bu sözler daima motivasyon kaynağım oldu mücadeleden hiç korkmadım kaçmadım.
Denizcilik fakültesi cinsiyetim sebebiyle beni kabul etmedi ama İstanbul Üniversitesi Teknik Bil.Sualtı Teknolojisi Bölümü’nün ilk mezunlarından biri olarak 1993 Yılında Üçüncülükle mezun olmamın ardından, Gemiadamı Cüzdanımı Yeterliğimi hakettim. Önce ayrımcılık, Mobbing, istenmeme, görev dağılımında hep en alt rütbe, güvenmeme, sorgulanma, vazgeçirme çabaları, dahası…vs…vs… yaşadım. Ama süreç sonunda kendimi ispatlayıp disiplinle, başarıyla ve çok severek mesleğimi yaptığım görüldükten sonra Yolcular benim kumanda ettiğim gemiyle güvenle sefer yapıp, gemi personeli benimle aynı gemide çalıştıktan sonrası; övgü, gurur ve hayranlıktı… Her seferde, geminin Köprüüstünde Yolculardan ziyaretçilerim olurdu ve kadın kaptanı çok merek ederler, görmek isterler , kızlarına örnek gösterirler, benimle fotoğraf çektirmek isterlerdi… Türk Bayraklı Yolcu Gemilerinde Türk Denizci Kadınını Yurtiçinde ve Yurtdışında ilk temsil eden Kadın olmak paha biçilemez.
Özelikle genç kadınlara bu sektöre girerken ne gibi tavsiyeler verirsiniz?
Genç Kadınlar olarak sizler; ideallerinizden, hayallerinizden, hedeflerinizden asla vazgeçmemelisiniz; başkalarının sizi görmek istediği yerde değil, kendi olmak istediğiniz yerde olmalısınız.. Denizcilik Mesleği evet çok zor ama , çok güzel ve insana çok güzel şeyler katan bir meslektir. Meslekten ziyade bir yaşam tarzıdır.. Ben bir daha dünyaya gelsem yine denizci olmak isterdim… Zorluklarıyla-güzellikleriye karada yaşama ve çalışma hayatından çok farklı bambaşka bir atmosfer. Ayrıca; dünyanın birçok ülkesinde birçok farklı kültür tanımanızı, zor doğa olayları, ağır deniz şartlarının yanısıra, aynı gemide farklı bakış açısına sahip olan insanlarla da mücadele ederken, hayatın zorluklarıyla mücadele etme kabiliyetinizin de gelişmesini ve güçlenmenizi sağlar.
Zorluklar her zaman olacaktır, ama bir zorlukla yüzleşme kararı verdiğinizde bir sonraki zorlukla başa çıkmak için daha donanımlı ve güçlü olursunuz….
Bizler, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan; bağımsız ve hür kadınlar olarak unutmamalıyız ki; Kadınlar; Hem denizde-hem karada-hem havada ülkemizin aydınlık yüzü ve temsilcileridir…
Kendi ayakları üzerinde duran, özgür ve bağımsız bir şekilde kendi mesleğini seçen ve yapan kadınların gücü; değişimin ve gelişimin en önemli faktörlerinden biridir. Kadınlara saygı duymayan, güvenmeyen, başarılarını hazmedemeyen insanları, kendi düşünceleriyle başbaşa bırakıp yolunuza devam edin.
Sizce denizcilik sektörünün kadınlar için daha kapsayıcı olması adına neler değişmeli?
Denizcilik sektörünün gerçekten kapsayıcı olabilmesi için öncelikle bakış açısının değişmesi gerekiyor. Bu sektör, uzun yıllar “erkek egemen sektör”, “erkek mesleği” kadına göre değil” denilerek belli kalıplar üzerinden tanımlandı; artık yetkinliğin, liderliğin ve emeğin cinsiyeti olmadığını kabul eden bir anlayışa geçilmesi şart. Yıllar önce tabular yıkıldı yollar açıldı kadınlarda denizcilik mesleğinde çok başarılı olduğunu ispatladı ispatlıyor… Bundan böyle Kadınların sektöre girişi bir “istisna” veya “cesaret hikâyesi” olarak değil, tüm mesleklerde olduğu gibi doğal bir süreç olarak görülmeli. Somut adımlar atılmadan kapsayıcılıktan söz etmek mümkün değil. Eğitimden staja, stajdan istihdama kadar her aşamada eşit fırsat politikaları hayata geçirilmelidir. Kadınların denizcilik sektöründe var olma mücadelesi vermek zorunda kalmadığı, yetkinlikleriyle değerlendirildiği ve eşit koşullarda çalışabildiği , sürdürülebilir bir sektör yapısı; güvenli, saygılı ve ayrımcılıktan uzak çalışma ortamları , adil ve sürdürülebilir bir çalışma düzeni oluşturulmalıdır…. Bununla birlikte rol modellerin görünür kılınması büyük önem taşıyor. Kadın kaptanların, mühendislerin ve denizcilerin hikâyeleri paylaşıldıkça, sektöre adım atmak isteyen genç kadınların cesareti artıyor. Aynı zamanda erkek meslektaşlarımızın da bu dönüşümün bir parçası olması, kapsayıcılığın anahtar unsurlarından biri. Denizcilik, doğası gereği dayanışma ve güven üzerine kurulu bir meslek. Bu değerler, kapsayıcılıkla buluştuğunda sektör hem insan kaynağı hem de vizyon açısından güçlenir. Değişmesi gereken şey aslında çok net: Zihniyet! Bunu başardığımızda denizcilik sektörü herkes için daha adil, daha güçlü ve daha sürdürülebilir olacaktır.
Dünya genelinde kadın denizcilerin konumuyla ülkemizdeki konumları arasında ne gibi farklar var? Olumlu veya olumsuz değerlendirmelerde bulunabilir misiniz?
Uluslararası denizcilik örgütü IMO’nun verilerine göre; Dünya genelinde denizcilik sektöründe toplam iş gücünün )’u kadınlardan oluşmakta , Gemi Mürettabatı olarak denizde aktif çalışan kadın denizci oranı ise sadece %2. Ancak bu oran Kruvaziyer Gemilerde -18’ e kadar çıkıyor.. Temsil oranı hâlâ düşük olsa da çok ilerleme var. Kadınlar; sadece gemide çalışan personel olarak değil; nitelikli istihdam ve liderlik pozisyonları ilede öne çıkıyor. Kaptanlık, Başmühendislik, Liman Yönetimi ve İdare gibi karar verici pozisyonlardalar.
Bu pozisyonların dahada artması için ; güçlü eşitlik yasaları, devlet destekli mentorluk programları ve şirketlerde uygulanan eşitlikçi, adil, cinsiyet ayrımı yapılmadan işe alım ve terfi sistemlerinin önemi yadsınamaz.
Türkiye’de son yıllarda sektör paydaşlarının yaptığı teşvik programları ve stratejik uygulamalar neticesinde kadın denizci sayısında artış sağlanmış olmakla birlikte ; kadın denizciler, sayısal olarak hâlâ azınlıktadır. Buna rağmen, görev aldıkları her alanda yüksek disiplinleri, mesleki yeterlilikleri ve kararlılıklarıyla dikkat çekmektedirler. Bugün Türk kadın denizciler; Ulusal ve Uluslararası Sularda Yolcu/Cruise gemilerinde, Tankerlerde, Yük ve Ro-Ro gemilerinde, Yatlarda , Römorkörlerde, her tonaj ve her tip gemide, limanlarda, tersanelerde, eğitim kurumlarında ve denizcilik şirketlerinde denizcilik sektörünün her branşında aktif olarak görev yapmaktadırlar.
2025 yılında Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdülkadir Uraloğlu’nun yaptığı Resmi açıklamalara göre; “Dünya denizlerinde çeşitli boy ve sınıftaki gemilerde 6096 Türk Kadın Denizci görev yapıyor. Zabitan Sınıfında Kadın Denizci Sayısı 1803 , Tayfa Sınıfında 4293, Limanlarda, Özel Şirketlerde, İç Sulardaki Deniz araçlarında, sualtında veya Römorkaj hizmetlerinde çalışan kadınlarında eklenmesiyle en az 10 Bin Türk Kadının hayatını deniz üzerinden kazandığı biliniyor”.
Kadın denizciler, yüksek sorumluluk gerektiren pozisyonlarda görev alarak, “kadın bu işi yapamaz” algısını fiilen ortadan kaldırmışlardır. Türk Kadın Denizciler; gemilerde, uluslararası sularda görev yaparken yalnızca mesleklerini icra etmekle kalmıyor, aynı zamanda Türk Kadın Denizcisini yurt içinde ve yurt dışında gururla temsil etmektedirler. Aynı zamanda kendilerinden sonra gelecek genç kadınlara rol model olmakta ve denizcilik mesleğinin cinsiyetten bağımsız bir meslek olduğunu somut örneklerle göstermektedirler.
Dünya genelinde ve Ülkemizde Kadın denizciler, fırsat verildiğinde ve eşit koşullar sağlandığında, denizcilik sektöründe en az erkek meslektaşları kadar başarılı, güvenilir ve kalıcı bir şekilde görev yapabilmektedir. Türkiye’de kadın denizcilerin başarıları, sadece bireysel kazanımlar değil; aynı zamanda sektörün gelişimi, niteliği ve uluslararası itibarı açısından da önemli bir değerdir. Ülkemizde Kadın Denizci profili yükseldikçe; sektörde gelişim, kalite ve başarı artacaktır…
“Denizcilik sektöründe emek sarf eden tüm denizci kadınlar, bu sektörün merkezindedir.”
Teşekkür Ederim






