Ana sayfa Haberler Deniz Savunma Diplomatik adımlar bir an önce atılmalı…

Diplomatik adımlar bir an önce atılmalı…

0
Dz. Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan

Aralık ayında birçok önemli gelişme yaşandı. “Altılı İşbirliği Platformu” önerisi ve yeniden gündeme taşınan “Doğu Akdeniz Konferansı” muhtemel sonuçları itibarıyla öne çıktı.Altılı İşbirliği Platformu.

Türkiye ve Azerbaycan Cumhurbaşkanlarının “Altılı İşbirliği Platformu” önerisi 10 Aralık 2020 günü Bakü’de icra edilen Zafer Günü kutlamaları ile gündeme taşındı.Öneri; Türkiye, Azerbaycan, Rusya, İran, Gürcistan ve Ermenistan arasında bir “İşbirliği Platformu”nun kurulmasını içeriyor.Ermenistan’ın platform üyeliği, Rusya-Türkiye-Azerbaycan-İran ve Gürcistan’ın bu üyeliği kabullenmesi ile Ermenistan’ın asılsız iddialarından vazgeçmesi koşullarına bağlanmış durumda.Türkiye, bu koşulların yerine gelmesi ve Ermenistan’ın platforma dâhil olması halinde Ermenistan ile olan sınır kapılarını açabileceğini ifade ediyor.

Açıklamalar “İşbirliği Platformu” önerisinin daha önce Rusya ile koordine edildiğini ve Rusya tarafından kabûl gördüğünü gösteriyor.Diğer gelişmeler ise İran’ın da bu öneriyi dikkate aldığını ve ilk etapta olumlu değerlendirdiğini gösteriyor. İran’ın, Zafer Günü kutlamaları esnasında okunan şiir nedeniyle Türkiye ile yaşadığı gerginliğin kendileri için sönümlenmesine mesnet olarak, iki ülkenin “bölgesel birçok işbirliği platformundaki beraberliğine” ve “Güney Kafkasya’da sorunlara kalıcı çözümler üretmek için İran’ın davet edilmesine” atıfta bulunması bu görüşü teyit ediyor.Konu kapsamında henüz Gürcistan tarafından bir açıklama yapılmadı. Osetya ve Abhazya nedeniyle Rusya ve Gürcistan arasındaki siyasi ilişkilerin olumlu bir seyir izlemediği biliniyor. Gürcistan, Rusya’nın Osetya ve Abhazya’dan çekilmesini istiyor; Rusya’yı, Gürcistan’a yönelik hibrit savaşı ve siber saldırıları sürdürmekle, ülkeyi istikrarsızlaştırmakla suçluyor.

Bununla birlikte taraflar arasındaki gayriresmî diyalog da sürüyor. Bu çerçevede 27 Kasım 2020 günü yapılan iki ülkenin temsilcileri arasındaki görüşme kapsamında Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın,

  • Dağlık Karabağ konusunda imzalanan üçlü anlaşmanın, özellikle ulaşım ve ekonomik bağların önündeki engellerin kaldırılmasıyla ilgili olarak uygulanmasının, Gürcistan da dâhil olmak üzere tüm Trans-Kafkasya devletleri için yeni olanaklar yarattığına ve
  • Siyasi duruma ve koronavirüs nedeniyle oluşan zorluklara rağmen, Rusya’nın, Gürcistan’ın ikinci büyük dış ticaret ortağı olduğuna vurgu yapması önem arz ediyor.

Mevcut durum “İşbirliği Platformu”nun Türkiye-Azerbaycan-Rusya ve İran tarafından süratle tesis edilebileceğini gösteriyor. Türkiye-Rusya ve İran’ın aynı zamanda Astana sürecinde de bir arada olmaları “İşbirliği Platformu”nun kurulma sürecini çabuklaştırma imkânını sağlıyor.

“İşbirliği Platformu”nun oldukça büyük bir genişleme potansiyeli de bulunuyor. Kazakistan, Türkmenistan, Pakistan ilk etapta “İşbirliği Platformu”na dâhil olma ihtimâli yüksek olan ülkeler görünümünde. Irak ve Suriye ise mutlaka dâhil edilmesi gereken ülkeler. Önümüzdeki dönemde KKTC’nin de bu oluşum içine alınması önem arz ediyor.

Bu potansiyel, daha başlangıç aşamasında Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi ve Basra Körfezi coğrafyasını birleştirecek “İşbirliği Platformu”nun, sonraki aşamada Rusya’nın derinliklerine, Hint Okyanusuna ve Çin’e uzanabilen bir mekanizma haline gelebileceğini gösteriyor.

“İşbirliği Platformu”nun yayıldığı coğrafya itibarıyla büyük enerji kaynaklarını ve önemli enerji nakil hatlarını, küresel ticaret yollarını bünyesinde ve/veya yakın coğrafyasında tutacağını da söylemek gerekiyor.

Bu hususlar “İşbirliği Platformu”nu jeopolitik etki yaratacak son derece önemli bir inisiyatif haline getirirken, aynı zamanda küresel güç mücadelesi içerisinde ABD ve AB için öncelikli bir hedef konumuna da sokuyor.

Sonuç olarak “İşbirliği Platformu”nun bir mesaj içeriği olarak kalmaması, hayata geçirilmesi önem arz ediyor.
Platformun tesisi ve arzu edilen sonuçları üretebilmesi ise kararlı bir siyasi duruş, iyi bir planlama, sabırlı, tutarlı ve istikrarlı bir dış siyaset gerektiriyor.

Doğu Akdeniz Konferansı
Bu ay üzerinde duracağımız ikinci konu Doğu Akdeniz Konferansı.
İlk kez eylül ayında gündeme taşınan Doğu Akdeniz Konferansı’na ilişkin değerlendirmelerimizi daha önce bu sütunlarda paylaşmıştık. Bu çerçevede özetle Konferans’ın,

  • Bölge dışı aktörlerin değil sadece ilgili kıyıdaşların katılımı ile icra edilmesi,
  • Türkiye’nin masada yalnız kalmayacağı, dengeli bir ortamın oluşturulmasına yönelik diplomatik adımların atılması ve bunun sonuçlarının görülmesinin ardından toplanması,
  • Siyasi müzakerelerden çok, hukuk tabanlı teknik müzakerelere, yani deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına odaklanması; enerji, göç ve güvenlik konularının sınırlandırma meselesinin çözümünün ardından ayrıca müzakere edilmesi gerektiğini ifade etmiş, Türkiye’nin KKTC’nin toplantıya katılımı konusunda önemli direnç ile karşılaşılacağını, buna mukabil GKRY ile Türkiye’nin aynı masada oturması için başta AB merkezli olmak üzere çeşitli formüller üretileceğini vurgulamıştık.

Doğu Akdeniz Konferansı aralık ayı başında, AB Liderler Zirvesi’nden önce yeniden gündeme geldi.

Dışişleri Bakanı 7 Aralık 2020 tarihinde yaptığı açıklamada Doğu Akdeniz Konferansı kapsamında AB ile çalışıldığını, Konferans’a “Sadece Doğu Akdeniz ülkeleri değil, sadece tüm Akdeniz etrafındaki kıyıdaş ülkeler değil, bu bölgede şirketi olan ülkelerin de katılımı”nın teklif edildiğini açıkladı.

Bu durum Dışişleri Bakanlığı’nın katılım konusundaki görüşünün ilgili kıyıdaşlar ile sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Aynı açıklama, katılımcı perspektifi itibarıyla gündemin de sadece deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ile tahditlenmeyeceğini gösteriyor.

Konferans düşüncesini ilk kez gündeme taşıyan AB Komisyon Başkanı Michel’in 4 Eylül 2020 tarihinde muhtemel katılımcıları NATO ve ilgili taraflar, olası gündemi ise deniz sınırlarının belirlenmesi, enerji, güvenlik ve göç konuları olarak açıkladığı dikkate alındığında, katılım ve gündem konularında AB ile yapılan çalışmalarda belirli bir seviyeye gelindiği anlaşılıyor.

İki görüş birlikte değerlendirildiğinde NATO, AB gibi kurumların, Fransa, İtalya, ABD gibi ülkelerin Konferans katılımcıları arasında yer alması ihtimâlinin bulunduğu ortaya çıkıyor.

Diğer taraftan, geçen süre zarfında AB ve ABD’nin Doğu Akdeniz ve Ege kapsamında GKRY-Yunanistan yanlısı tutumunda bir değişiklik olmadığı da biliniyor.

AB’nin, Aralık Zirvesi sonucunda Doğu Akdeniz ve Türkiye ile ilgili diğer meseleleri ABD ile koordine etme ve kişilere yönelik yaptırım listesini genişletme kararını alması, Mart 2021’e kadar AB ile Türkiye ilişkilerinin mevcut durumu ve bundan sonrasına ilişkin seçeneklerle ilgili bir rapor hazırlığına girişmesi ve Kıbrıs konusuna atıfta bulunması bu durumu teyit ediyor.

ABD’nin de benzer şekilde 14 Aralık 2020 tarihinden itibaren S-400 Hava Savunma Sistemi tedarik faaliyetleri nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulamaya başlaması ilişkilerin önümüzdeki dönemde de çok sıcak seyretmeyeceğini gösteriyor.

AB ve ABD ile ilişkilerde yaşanan bu gelişmeler, Doğu Akdeniz Konferansı’nda AB, NATO gibi kurumların, Fransa, ABD gibi bölge dışı, Türkiye karşıtı aktörlerin bulunmasının, Türkiye’ye fayda sağlamayacağını teyit ediyor.

Ayrıca, sınırlandırma konusu dışındaki enerji, göç, güvenlik gibi meselelerin Konferans gündeminde yer almasının, Türkiye karşısındaki cepheyi ve bu cephenin motivasyonunu kuvvetlendireceğini gösteriyor.

Durum, Konferans’ta Türkiye’nin masada yalnız kalmayacağı, dengeli bir ortamın oluşturulmasına yönelik diplomatik adımların bir an önce atılmasını dikte ediyor.
Bu adımlar içinde Mısır ve Suriye ile ilişkilerin geliştirilmesi ve birlikte çalışılması, bir önceki başlık altında değerlendirilen “İşbirliği Platformu”nun ivedilikle hayata geçirilmesi, “Bir Kuşak-Bir Yol Projesi”nin bölgesel etkinliğinin artırılması, Doğu Akdeniz’de işbirliği olanakları ve ortamlarının yaratılması gibi önemli imkânlar ve alternatifler bulunuyor.

Netice olarak muhtemel bir Doğu Akdeniz Konferansı’nda telafisi güç veya mümkün olmayacak sonuçlarla karşılaşmamak üzere konferansın bu adımların sonuçlarının görülmesinin ardından toplanması yönünde bir tutum izlenmesi, gündem ve katılımcılar konularının da yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.