Bu başlığın devamını tribünlerde duyuyor ve gönülden katılıyorum. Dünyanın hiçbir devleti, en azılı teröristi bırakın, sıradan bir katile bile doğru düzgün yatacak yer vermezken, devletin bütün kurumlarını siyasallaştırmış mevcut hükümet, asrın katili, teröristbaşı, bebek katili haine daha iyi koşullar sunma peşinde.
Sayın Bahçeli bunu izah ederken, “Yaşı da ilerledi.” diyerek neredeyse merhamet ifadeleri kullanıyor.
Oysa bebek katili kimseye merhamet etmedi. “Köydeki tavukları dahi öldürün.” diyen bir caniden bahsediyorum. Silahsız, korumasız insanları yollarda pusuya düşürüp eşinin, çocuğunun gözü önünde katledenlerden; silahsız, korumasız 33 askerin üzerine 1570 mermi atanlardan; gencecik, savunmasız öğretmenlerimizi, sağlık çalışanlarımızı, memurlarımızı katledenlerden; Kürt kökenli çocukları küçücük yaşta dağlara kaçırıp ayrılmak isteyenleri infaz eden, örgütteki kızlara tecavüz eden, uyuşturucuyu yayarak bundan para kazanan, ülkemizin ormanlarını yakmayı eylem olarak gören bir hain ve onun narko-terör örgütünden bahsediyorum. Kimseye, hiçbir şeye merhamet etmediler.
Şimdi “Teröriste merhamet vatana ihanet.” diyenleri suçlamakla meşgul olan bir güruh var ülkede. Çok enteresan bir şekilde buna öncülük edenler de kendilerini milliyetçi olarak tanımlayanlar. Bunların bu hâlini görünce, bütün dünyada milliyetçilik yükselirken Türkiye’de neden istenilen yere gelemediğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Çünkü bunun önünde engel olarak duranlar varmış.
Ana muhalefet dahil lidere sadakat derdinde olan bir güruh da bunu savunmaya çalışıyor. Neyi savunuyorsunuz? Teröriste villa yapılmasını. Başka neyi? Binlerce insanımızın katili olan teröristlerin affedilmesini. Neden? Sizde hiç vatan sevgisi yok mu? Utanma, arlanma yok mu? Sorunuza verilen cevap, “Şehitler gelmesin.” oluyor. TSK, terör örgütü ile başa çıkmıştır, örgütü etkisiz hâle getirmiştir ve kalanları da temizlemeye muktedirdir. Bu yaptığınız, vatan savunmasını ve onun uğruna can vermeyi basitleştirmek ve önemsizleştirmek, TSK’yı aciz göstermektir. Şehitler gelmesin teröristler gelsin mantığı ihanettir.
Kişisel çıkarlarınız için “İsrail korkusu” yayarak toplumda sürecin kabul görmesini sağlamaya çalışma acizliğinden de vazgeçin. İran, daha büyük terörist gruplarla mücadele etmesine rağmen ABD ve İsrail saldırıları karşısında teröristlere yönelik en küçük bir taviz vermeyip daha sert tedbirler aldı. İran’da faaliyet gösteren PJAK’ın büyük kısmı Barzanilerin bölgesine kaçmak zorunda kaldı. İran bununla da yetinmedi, Irak’ta bulunan PJAK üslerine binin üzerinde saldırıda bulundu. Hiçbir şey bilmiyorsanız İran’ı örnek alın.
Bu ülkenin yoksul insanları çocuklarını vatana feda etmiş, kahraman gazileri uzuvlarını vermiş ama villayı bırakın, bazıları adam gibi bir ev sahibi bile olamamışken; asrın psikopat ve megaloman canisine 250 metrekarelik, bahçeli, spor alanları ve her türlü iletişim imkânı bulunan bir villa yapıldığı gazete manşetlerinde yer alıyor.
Hangi kanun buna cevaz veriyor bilemiyorum. Kanunsuz ise elbette bir gün bunun hesabı sorulur. Acı olan, bunların yüce Türk milletinin vergileriyle yapılmış olmasıdır. Umut ederim “hapisten çıkanlara sermaye” adı altında dönecek teröristlere para verilmez.
Askerî Lise’ye yeni başladığımızda, Türk askerinin bütün vasıflarını üzerinde taşıyan ve bunların ete kemiğe bürünmüş hâli olan bölük komutanlarımız vardı: sayın Yavuz Doğutepe ve sayın Mustafa Babacan. Her hareketleri ve sözleriyle bizlere örnek olmuş komutanlardı. Yemekleri yemediğimiz ve çöpe attığımız zamanlarda, askerî malzemeleri hor kullandığımızda bizleri ikaz ederlerdi. “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var o yemekte/malzemede.” derlerdi.
Evet, yetimin, öksüzün, şehit çocuklarının, şehit ailelerinin, gazilerimizin hakkı vardı yediğimiz ekmekte. Devlet, onların da dâhil olduğu vatandaşlardan aldığı vergilerle bizlere bu imkânı sağlıyordu. Biz böyle yetiştik ve askerlerimizi, öğrencilerimizi de böyle yetiştirmek için çaba sarf ettik. Bu vesileyle komutanlarımın ellerinden öpüyor, sağlık ve esenlikler diliyorum.
Şimdi o tüyü bitmemiş yetimin, öksüzün, şehit çocuklarının, şehit ailelerinin, gazilerimizin haklarının bulunduğu vergilerle on binlerce insanımızın katiline konut yapıldığını belirtiliyor. Bu vebaldir, mutlaka bir gün karşılığını bulur.
Şimdi de “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Kurulu”na alarak devlet görevlisi yapıldı. Hangi kanun bir teröristin komisyonda görevlendirerek “devlet görevlisi” olmasına imkân sağlıyor?
PKK fesholmasaydı ne olurdu? 2017 yılından itibaren bitme aşamasına gelmiş bir örgütün, uyuşturucu kaçakçılığından öte yapabileceği pek bir şey de kalmamıştı. Orta vadede kendisini lağvetmesi veya Kandil’de terörist elebaşlarının keyif sürdüğü bir şekilde küçülerek devam etmesi kaçınılmazdı.
Bu süreç bana göre, tamamıyla iç politika endişeleriyle yapılmış bir hamledir. Önceki süreçte oy patlaması yapan DEM olmuştu. Muhtemelen yine bunu yapacaktır. Çünkü bölgeyi tamamıyla PKK’nın insafına bırakan ve Kürt kökenli vatandaşları ötekileştiren bir yaklaşım izlenmektedir. Bir önceki süreçte DEM, oylarını bir önceki seçime göre yaklaşık iki katına çıkarmıştı. Bu sefer fark şu ki DEM artık AKP’nin ittifak ortağıdır.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






