Türk Silâhlı Kuvvetleri (TSK)’nden son dönemde yapılan ihraç kararları, disiplin, ifade özgürlüğü ve kurumsal bütünlük kavramlarının sınırlarını tartışmaya açtı. Özellikle “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” diyen teğmenlerin ihraç edilmesi ve Millî Savunma Bakanlığı'nın bu kararları “TSK’nın itibarını zedelediler” gerekçesiyle savunması, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Benzer bir durum, Kahramanmaraş merkezli depremler sırasında görev yapan bir üsteğmenin ihraç edilmesiyle yaşandı. Hatay’da arama-kurtarma çalışmalarına katılan Üsteğmen A.A., sahada gördüğü eksiklikleri dile getirdiği için TSK’dan ihraç edildi. Ancak Erzurum 2. İdare Mahkemesi, A.A.'nın yaptığı paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek ihraç kararını iptal etti.
Gazeteci Müyesser Yıldız, bu olayı detaylı bir şekilde ele alarak TSK içindeki disiplin anlayışının nasıl yorumlandığını ve hangi sınırlar içinde kaldığını sorguladı. Yıldız, Üsteğmen A.A.’nın durumu ile “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” diyen teğmenlerin ihraç edilmesi arasındaki paralelliklere dikkat çekerek, mahkeme kararının teğmenlerin açacağı davalar için emsal teşkil edebileceğini ifade etti.
Müyesser Yıldız: Deprem bölgesinde çalışan bir üsteğmen nasıl ihraç edildi?
Müyesser Yıldız, Üsteğmen A.A.'nın hikayesini anlatırken, bu olayın sadece bireysel bir hukuki mesele olmadığını, askerî disiplin ve kamu düzeniyle ilgili daha geniş bir tartışmanın parçası olduğunu vurguladı.
Üsteğmen A.A., Hatay’da enkaz altında kalan insanları kurtarmak için canla başla çalışırken, sahada gördüğü koordinasyon eksiklikleri ve yardım organizasyonundaki aksaklıkları sosyal medya hesabından paylaştı. AFAD ve diğer kurumların yetersizliklerine dair eleştirileri, kamuoyunda geniş yankı buldu ve haberleştirildi.
Ancak, bu açıklamaların basına yansımasının ardından, TSK derhal bir disiplin soruşturması başlattı ve A.A.'yı “hizmete engel davranış” suçlamasıyla Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk etti. Karar, MSB tarafından onaylanarak A.A. TSK’dan ihraç edildi.
Üsteğmenin avukatı İbrahim Yılmaz, kararın iptali için Erzurum 2. İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, A.A.'nın;
- Depremde ön saflarda yer aldığı,
- TSK'nın itibarını zedeleme gibi bir amacı olmadığı,
- İfade özgürlüğü kapsamında hareket ettiği,
- Sahada yaşananları anlatarak kamuoyunu bilgilendirdiği,
gibi noktalar vurgulandı.
Mahkemeden dikkat çeken karar
Mahkeme, A.A.'nın açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını ve ihraç edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı iptal etti. Kararda şu değerlendirmelere yer verildi:
“Deprem sırasında yaşanan gecikmeler, AFAD ve diğer kurumlarla ilgili eleştiriler kamuoyunda geniş bir şekilde tartışıldı. Üsteğmen A.A.'nın açıklamaları, bu genel tartışmalardan farklı değildi. Asker kimliğini açıklaması bir kusur olarak görülebilir, ancak onun bu olaylara ilgisiz kalması beklenemez.”
“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” diyen teğmenler için emsal olabilir mi?
Müyesser Yıldız, mahkeme kararının TSK’dan ihraç edilen teğmenlerin davaları için de emsal oluşturabileceğini belirtiyor. Teğmenlerin “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” dediği için değil, planlı ve organize bir eylem yaptıkları için ihraç edildikleri iddia edilse de mahkemelerin ifade özgürlüğü ve disiplin arasındaki dengeyi nasıl yorumlayacağı kritik bir soru haline geldi.
Erzurum 2’nci İdare Mahkemesi’nin verdiği bu karar, TSK içindeki disiplin uygulamalarının hukuki denetime tabi olduğunu ve ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini gösteriyor.
Müyesser Yıldız’ın da belirttiği gibi:
“Darısı teğmenlerin ve komutanlarının başına…”






